PİYASALAR
Acar Baltaş
[email protected]

Geleceğin içindeyiz

Winston Churchill, “Ne kadar geriye bakarsan, o kadar ileriye gidersin” demiştir. Bir insan yavrusunun bütün canlılık tarihinin özeti olduğunu düşünürsek, bu görüşe hak vermemek mümkün değil. Hayatın başlangıcının suda ve denizde tek hücreyle olduğunu, suda gelişip sonra karada sürünmeye başladığını ve bu canlılara eklenen kol ve bacakların nihayetinde iki buçuk milyon yıl önce dik duran ‘homo erectus’lara, sonra da 200 bin yıl önce zeki ‘homo sapiens’lere dayandığını unutmamamız gerekir. 

GELECEK GELDİ

Juan Enriquez, 20 yıl önce ‘Gelecek Peşimizde’ adlı bir kitap yazdı ve son 100 yıldaki gelişmelerin ürkütücü boyutlarını göz önüne serdi. Bilinen kurbağa hikayesini hatırlatmak istiyorum. Bir kurbağa 50 derece suda haşlanarak ölür. Oysa aynı kurbağayı 20 derece suya koyar ve yavaş yavaş ısıtırsanız 50 derecede yaşamaya devam eder. Bizler de bugün aynı durumu yaşıyoruz. Enriquez, bugün benzer bir kitap yazacak olsa adını ‘Gelecek Geldi’ koyardı. Arkanıza yaslanın ve düşünün 30 yıl önce kaybettiğiniz bir yakınınız, bugün dünyaya gelse ne yapabilir, nasıl yaşayabilir ve mesleğini yürütmesi mümkün olur mu? Marshall McLuhan’ın, “Önce biz araçları yaratırız, sonra da onlar bizi”, sözündeki gerçeği düşünün. Ray Kurzweil, 20 yılı aşkın süredir gelecek konusunda ortaya koyduğu tahminlerle dünyanın önde gelen mucit, düşünür ve fütüristlerinin başında gelir. Optik karakter tanıma, metinden konuşma sentezi, konuşma tanıma teknolojisi ve elektronik klavyeli enstrümanlarla ilgilenmektedir. 2012 yılından bu yana Google mühendislik bölümünün başındadır ve kısa bir süre önce lansmanı yapılan bütün işlevleri sözlü komutlarla yapan Google Assistant’ın yaratıcısıdır. Kurzweil, örüntülerin evriminin dünyanın nihai öyküsünü oluşturduğuna inanıyor. Dolaylı yoldan işleyen evrim sürecinde, her aşama ve evre bir sonrakini oluşturmak için kendinden önceki evrenin bilgi işleme yöntemlerini kullanır. Kurzweil, evrimin biyolojik ve teknolojik tarihinin altı evrede oluştuğunu söylüyor. Bu evreler sırasıyla fizik ve kimya, biyoloji ve DNA, beyinler, teknoloji, teknoloji ile birleşen insan zekası ve altıncı ve son evre olan evrenin uyanışı…

ÜSTEL BÜYÜME HIZININ ÜSTEL BÜYÜMESİ

Bilgi teknolojileri için ikinci bir üstel büyüme daha söz konusudur. Bir başka ifadeyle üstel büyüme hızının üstel büyümesi. Bunun nedeni, bir teknolojinin maliyet etkinliği arttıkça onun gelişimi için daha fazla kaynak ayrılmasıdır. İnsan beyninin taranması, üstel büyüyen teknolojilerden biridir. İnsan beyninin çalışma ilkeleri üzerinde kod çözme çalışmaları için gerekli araçlar yakın zamanda kullanılmaya başlandı. Bir süre önce beynin birkaç yüz bölgesinden, birkaç düzinesinin model ve simülasyonları elde edildi. 10 yıla kalmadan insan beyninin tüm bölgelerinin nasıl çalıştığı ayrıntılı olarak anlaşılabilecek. 5 yıl içinde insan zekasının etkili yazılım modelleri tamamlanmış olacak. İnsan zekasını tam olarak taklit etmeye imkan veren donanım ve yazılım, 2030 yılına varmadan geliştirilecek. Böylece bilgisayarlar biyolojik insan zekasını bütünüyle taklit ederek Turing Testi’ni başarıyla geçecek. Bu aşamaya gelindiğinde bilgisayarlar, insan zekasının güçlü yanlarını makine zekasının güçlü yanlarıyla birleştirecek. İnsan zekasının güçlü yanları arasında örüntüleri tanımak, algılama yetisini kullanarak deyimden ilkeler çıkarmak, dil yoluyla toplanan bilgiler de dahil yeni bilgiler edinmek sayılabilir. Makine zekasının güçlü yönlerinin başında milyarlarca veriyi doğru olarak hafızasında tutmak ve bunları anında hatırlamak gelir. Biyolojik olmayan zekanın, bir başka üstünlüğü ise makinenin bir beceriyi bir kere öğrendikten sonra birçok kez hızlı ve doğru biçimde tekrarlayabilmesidir. Memeli canlıların biyolojik beyinlerinin elektrokimyasal sinyaller için kullandıkları saniyede 100 metrelik hızla kıyaslandığında, makineler sinyalleri ışık hızına yakın bir hızda (saniyede 300 milyon metre) işleyebilmesidir.

GÖZE TAKILACAK BİR LENS

Ray Kurzweil, internet yoluyla insan-makine uygarlığının sahip olduğu tüm bilgiye, göze takılacak bir lensle erişilebileceğini söylemiştir. Bunun için böyle bir gelişmenin eğitim anlayışını nasıl etkileyeceğini düşünmek gerekir. Bilgi aktarmaya dayalı bütün eğitim sistemi yerle bir olacak, bunun yerine hangi bilginin aranacağı, bilginin nasıl sentezleneceği ve bu bilgiyle ne yapılacağı konusunda yeni ve çok farklı bir eğitim zihniyeti doğacaktır. Bugün sahip olduğumuz 200 bin yıllık beyin, birçok hata ve kusur barındırmaktadır. Beynimiz, zekayı ve bilinci barındırır. Zekanın iki fonksiyonu bulunuyor: Birincisi problem çözmek, ikincisi ise uyum sağlamak. Zeki insanların önemli bir bölümü, ikinci işlevi ihmal ederler. Buna karşılık yapay zeka problem çözme boyutunda insana karşı tartışılmaz ve kıyaslanamaz üstünlüğe sahiptir. Bilinç ise insanın çektiği acıyı, üzüntüyü, hayal kırıklığını ve sevinci yaşadığı yerdir. Bugün insan bedenindeki bütün organlar yapay yoldan üretilmiştir. Yakın zamanda bunlar, 3D makinelerde üretilecek duruma gelecektir. Ancak bilim, beyin benzeri bir yapıyı yapay yoldan üretmekten şimdilik uzaktır. Enriquez’in deyimiyle “Beyin hariç insanın geri kalanı paketlemedir.” Yapay zeka günümüzde insanların duygularını anlayıp değerlendirebilmekte ve buna karşı gerekli tepkileri verebilmektedir. Ancak henüz bu duyguları yaşayacak düzeyde değildir. 

SONUÇ

Bütün bu çalışmalar, yeni bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Ancak bu yeni yolda hâlâ eski ayakkabılarla yürümeye devam ediyoruz. Bu nedenle duyguları da yaşayacak bedenlere sahip olacak sanal gerçeklikteki sanal bedenlerin geliştirilmesi bundan sonraki aşamadır. Bu yazdıklarımız geleceğe dönük ve çok hayali gelebilir. İnsanlar değişimin yakın zamandaki etkilerini çok abartmakta, uzun zamandaki etkilerini ise azımsamaktadır. Sanal varlıklar ve bedeni olan ve olmayan robotlarla yaşanacak olan hayatın iyi veya kötü bir hayat olması ise bu varlıkları yaratacak olan insanların niyet ve vicdanına bağlıdır.

*Bu yazı önemli ölçüde Ray Kurzweil’in İnsanlık 2.0 ve Farklı Bir Zihin Yaratmak kitaplarından yararlanılarak hazırlanmıştır.