PİYASALAR

Güreli: Gelecekten ümitliyiz

Sofa Hotel Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli Türkiye'nin turizm algısı ile ilgili olarak Platin'e konuştu. Güreli 'İçinde bulunduğum çağdaş sanat dünyasını değerlendirdiğimde uluslararası temaslarımızın da etkisiyle son bir yılda Türkiye’ye dair pozitif bir algı oluştuğunu söyleyebilirim' dedi

Türkiye’nin dünya turizm ve seyahat sektöründeki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Benzer ülkelere bakarsak Türkiye’nin bütün ürünleri ve çeşitliliğiyle sahip olduğu turizm potansiyelinin karşılığı olan gelirleri elde edemediğini net olarak söyleyebiliriz. Benzer ülkeler deyince önce kitle turizminin çok kuvvetli olduğu Akdeniz bölgesine bakmak gerekiyor. Bu anlamda Türkiye’nin karşılaştırılabileceği tek ülke İspanya ve bir ölçüde de İtalya’dır. İspanya’ya baktığımızda misafir ettiği 70 milyona yakın kişiden ortalama bin 150 dolar gibi bir gelir elde ederken, Türkiye 2017 yılına göre çok daha iyi bir yıl olan 2018 yılında üstelik çok daha fazla bir potansiyeli olmasına karşın 45 milyon turistten kişi başı yaklaşık 650 dolar gelir elde etti. Dolayısıyla en önemli konunun turist sayısını en kısa sürede Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açıkladığı üzere 70 milyon turiste getirmek olduğunu düşünüyorum. Son olarak Turizm Geliştirme Fonu kurulması gündemde ve biz de bu fonun kurulmasını destekliyoruz. Ben aynı zamanda Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkan Yardımcısı olarak da bu konuda konuşuyorum. Planlamanın doğru yapılması kaydıyla bu fonun hızla Türkiye’nin tanıtımı için devreye sokulmasının yararlı olacağını düşünüyoruz. Geleceğe ümitle bakıyoruz. 

Güçlü ve zayıf alanlarımızı özetler misiniz?

Güçlü taraflarımız; mevcut potansiyelimiz ve turizme hizmet etmenin önemini kavramış ve keyfini almış genç bir kitlenin varlığıdır. Bu potansiyeli daha iyi değerlendirmek için mevcuttaki genç kadroların çok daha iyi eğitilmeleri gerekiyor. Türkiye, çok güçlü bir kriz yönetimi deneyimine sahiptir. Bu sayede zorlukları daha serinkanlı, daha sakin göğüslemeyi öğrendik. Şimdi de mevcut durumu nasıl avantaja dönüştürebiliriz bunu düşünüyoruz. Özellikle içinde bulunduğum çağdaş sanat dünyasını değerlendirdiğimde uluslararası temaslarımızın da etkisiyle son bir yılda Türkiye’ye dair pozitif bir algı oluştuğunu söyleyebilirim. Eylül 2019’da gerçekleşecek 14’üncü Contemporary Istanbul, 16’ncı İstanbul Bienali, Koç Vakfı’nın Arter Çağdaş Sanat Müzesi, Polimeks Holding’in Eskişehir’de açacağı Odunpazarı Müzesi ve 2020 yılında tamamlanması planlanan İstanbul’daki Galataport ve Haliç Tersanesi gibi projelerin ortaya çıkışları, Atatürk Kültür Merkezi’nin yeniden inşası, İstanbul Modern’in yeni mekanına taşınması, Karaköy’deki Mimar Sinan Üniversitesi’nin Resim ve Heykel Müzesi’nin ekim ayında açılması… Tüm bunlar özellikle İstanbul için Türkiye’nin de imajını ve algısını değiştirecek gelişmeler. 

 “MARDİN’İN YERİ BİR BAŞKA”

Türkiye’de en çok hangi bölgelere seyahat etmekten keyif alıyorsunuz? 

Türkiye’nin her yöresini seviyorum ama bu tamamen mevsime göre değişiyor. Birkaç yılda bir Kapadokya’ya gitmekten çok keyif alıyorum. 25 yıldır evimin de olduğu Bodrum’un yeri benim için ayrı. Bunun yanında Ankara hem doğduğum hem de büyüdüğüm şehir olması nedeniyle benim için özel bir şehir. Fakat Mardin’i hepsinden ayırmışımdır. Mardin’i ve Türkiye’nin o bölgesini hep başka bir duygu ve heyecanla ziyaret etmişimdir. Henüz Göbeklitepe’yi görmedim ancak çok merak ediyorum ve en kısa zamanda orayı da görmek istiyorum. 

Türkiye’de yaptığınız bir seyahatte unutamadığınız bir anınız var mı?

Bundan yaklaşık 10 yıl önce Hasankeyf’i ziyaret ediyorduk. Hasankeyf’in civarındaki mağaraları gezmeye başladık. Bu mağaraların birinde gerçekten bir ailenin yaşadığını gördüm. Bu mağaraların içinde yerden 40-50 santim yüksekliğinde ahşaptan yapılmış hem yatak hem de koltuk olarak kullanılan döşekler vardı. Baktığınızda birkaç yüzyıllık gibi görünen ve tamamen el işçiliği olan bu ürünler çok hoşuma gitti. Bir tanesini almak istedim ve çekinerek de olsa hanımefendiye ‘Bunu satar mısınız?’ diye sordum. Büyük bir heyecanla ‘Evet satarım’ dedi. Ben de hiç pazarlık etmeden söylediği fiyata satın aldım. Şu anda yaklaşık 8 metrekarelik bu ahşap yatak, Bodrum’daki evimde duruyor ve her baktığımda o seyahatimi hatırlıyorum.