PİYASALAR

Eresin: Turizm, 52 sektöre direkt kazanç sağlıyor

TÜROB Başkanı Müberra Eresin , turizmin 52 sektöre direkt kazanç sağladığını ve Türkiye’de Türk ekonomisine katkı sağlayacak yegane ve birincil sektör olarak turizmi gördüklerini Platin'e açıkladı

Türkiye’nin dünya turizm ve seyahat sektörü içindeki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? (elinizde güncel rakam / trend vb. bilgi varsa paylaşabilir misiniz?)

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün (UNWTO) Turizm Barometresi’ne göre 2018 yılında dünyayı gezen turist sayısı yüzde 6 artışla 1.4 milyar kişiye ulaştı. 2017 yılı verilerine göre Türkiye 37.7 milyon turist ile en fazla turist ağırlayan ülkeler sıralamasında 8. sırada yer aldı. Hem turist sayısında hem de gelirlerle sıralamada yükselmeyi hedeflemeliyiz. TÜROB olarak 2018’in iyi geçtiğini, 2019’un iyi geçeceğini ve hatta 2020’nin de Türkiye için çok önemli bir turizm yılı olacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren canlanacak olan cruise ve kongre turizmiyle biraz daha hareketleneceği umudumuz var. Bu yıla yönelik beklentilerimiz 2018 yılının üzerinde. 2019 yılına girerken bu öngörü ve beklentimizi dile getirmiştik. İlk 3 aylık rakamlar bizi doğruluyor. 2019 yılında oda hem oda fiyatlarında hem doluluk oranlarında minimum yüzde 10-15’lerde artış bekliyoruz. Geride bıraktığımız Londra, Utrecht, Madrid, Rimini, Kiev, Berlin, Moskova gibi tüm turizm fuarlarında Türkiye’ye yükselen ilgiyi gözlemledik. İstanbul Havalimanı’nın tam olarak devreye girmesiyle birlikte turizmde orta ve uzun vadede büyük bir potansiyel harekete geçecektir. Aynı zamanda halihazırda sağlanmış olan güvenli ortamının kesintisiz devamı turizm için hayati önemdedir.

-Güçlü ve zayıf alanlarımızı özetler misiniz?

Deniz-güneş-kum üçlüsü elbette ki en güçlü yanımız. Kültürel ve tarihi zenginliklerimizi söylemeye bile gerek yok. Bunun yanında tesislerimizin fiziksel ve hizmet kalitesi, geleneksel misafirperverliğimiz, yemek zenginliğimiz artılarımız arasında. Bunlar güçlü yanlarımız.

Zayıf yönleri ise şöyle:

Sektörümüzün süregelen sorunlarına kalıcı çözüm bulunması, turizm pazarlarımızın çeşitlendirilmesi, turizmin mevsimsellikten kurtarılarak tüm yıla ve ülkeye yaygınlaştırılması halinde gerek turist sayısı gerekse turizm gelirinde önemli artış yakalanması aşikardır.  Ülkemizin yakaladığı turist sayısının önemli bölümünü oluşturan deniz-kum-güneş turizminin yanında görece daha nitelikli turist profili ve gelir grubuna hitap eden kongre, kültür, gastronomi, sağlık, alışveriş ve termal turizm gibi alanlarda çalışma ve teşvik uygulamaları hayata geçirilmelidir.

-Mevsimsellik, turizmin tüm yıla yaygınlaşamaması,
-Turizmin Antalya, İstanbul ve Ege destinasyonları dışında ülke geneline yayılamaması
-Sadece kitle turizmine (mass turizm) odaklanan algı, turizmin diğer türlerinin yeterince önemsenmemesi,
-Türkiye’ye ulaşım konusunda alternatif yöntemlerin geliştirilememesi, örneğin ucuz maliyetli havayolu seferlerinin (low cost carriers) yok denilecek seviyede bulunması
-Türkiye’nin jeopolitik konumunun siyasi iniş/çıkışlara müsait olması sektörü olumsuz etkiliyor.

Sıkıntıların aşılması yönünde kamu-özel sektör işbirliğinde başlatılan adımların ve çalışmaların uygulamaya geçirilmesi süreci hızlandıracaktır.

-Türkiye turizminin güçlenmesi ve dünyadaki yerini kuvvetlendirmesi adına attığınız somut adımlar neler?

Dünyanın dört bir yanında uluslararası etkinliklere katılıyor, fuarlarda temaslarda bulunuyoruz. Ayrıca çeşitli ülke worksopları düzenliyor ve olumlu sonuçlar alıyoruz. Geçen yıl Ekim ayında Ukrayna pazarı için Kiev’de oldukça başarılı bir workshop gerçekleştirdik. Aralık ayında yine Bakanlığımız destekleriyle Odessa’da ikinci bir workshop düzenledik. Bu tip etkinliklerin çok faydalı olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla benzer organizasyonları Balkanlar, Çin ve Rusya’da planlıyoruz.

Çok uzun zamandır savunduğumuz bir şey var. Türkiye’de Türk ekonomisine katkı sağlayacak yegane ve birincil sektör olarak turizmi görüyoruz. Turizm sektörü birçok ekonomik katkı sağlamakla birlikte en önemli özelliği bütün know-how’ın, bütün kullanılan ürünlerin, malzemelerin, insan gücünün tamamının Türkiye’den sağlanmasıdır. Yurtdışına hiçbir parasal çıkışı yok. 52 sektöre direkt kazanç sağlayan, besleyen bir sektör. İnsan gücü olmadan çalışma imkanı olmayan, yani istihdama en büyük katkıyı sağlayacak sektör.

-Türkiye’nin en çok hangi bölgelerine seyahat etmekten keyif alıyorsunuz? Neden?

Türkiye’de Bodrum ve duygusal olarak benim için çok önemli olan memleketim Nevşehir. Tabii Karadeniz’in her yeri ayrı güzel. Yurtdışında ise Roma’nın yeri bende bambaşka. Selanik’i çok seviyorum. İş için gittiğim zaman ziyaretimi tatil amaçlı uzattığım tek yer ise İngiltere’dir. Londra’ya adım attığım an kendimi farklı hissederim. İngiltere ziyaretimi uzatma imkanı bulduysam, mutlaka okuduğum ve bir dönem çalıştıgım şehir olan Bath’a giderim. Roma döneminden kalma çok güzel ve benim için çok özel bir şehirdir. Barcelona ve New York’u da  listeye eklemek isterim. Listeyi çok uzatabilirim…

-Türkiye’nin herhangi bir bölgesine yaptığınız seyahat sırasında yaşadığınız farklı bir deneyim veya unutamadığınız bir anınızı kısaca paylaşır mısınız?

Turlara katılmayı sevdiğimi söyleyemem. Hayatımız zaten hep bir koşuşturma, turla seyahate gittiğinizde orada da koşuşturuyorsunuz. Benim tatil anlayışım şudur: İstediğim zaman yatıp kalkacağım, kitap okuyacağım, yüzeceğim, arkadaşlarımla sohbet edeceğim… Hiç görmediğiniz bir şehre gittiğiniz zaman tura katılıp her yerini görmek isteyebiliyorsunuz ama söz konusu tatil ise aradığım şey sessizlik ve sakinlik.
Hayatım boyunca unutamadığım tatilimi Bodrum’da, küçük butik bir otelde yapmıştım. Otelde telefon sesi yasaktı, telefonlar kapatılıyordu. Çocukları da kabul etmiyorlardı sanırım. En yakın arkadaşımla birlikte gitmiştim, 3 gün kaldık, kendimize biz bile şaşırdık. Başta çok garipseyip ‘Burada günler nasıl geçer’ dedik, ama sonrasında kitap, doga,deniz derken sohbet bile etmedik diyebilirim. Böyle bir dinginlik, böyle bir sakinlik yok...