ENERJİ
30 Haziran 2021 13:17

Kalyoncu: Kurulu gücümüzün yarısından fazlası yenilenebilir enerji kaynaklı

Son iki yıldır tüm dünyayı tesiri altına alan pandemi ve sebep olduğu olağanüstü koşullar hayatın tüm alanlarında dijitalleşmeyle zaten başlamış olan dönüşüm sürecini ivmelendirerek hızlandırdı. Gıdayla birlikte en temel sektörlerden biri olan enerji alanında da önümüzdeki on yıl, daha önce planlananın çok ötesinde bir hızla büyük bir dönüşüme sahne olacak. DEİK Enerji İş Konseyi Başkanı Haluk Kalyoncu Platinonline.com'a çok önemli açıklamalarda bulundu.

Kalyoncu: Kurulu gücümüzün yarısından fazlası yenilenebilir enerji kaynaklı

-Önümüzdeki dönemlerde gelecekte enerji sektöründe ne gibi değişimlere şahit olacağız?

Konuyla ilgili en başta küresel bir yaklaşım geliştirerek bir hikâye yazılması gerekmekte. Başta hükümetler ve uluslararası kuruluşların alması gereken inisiyatifler var. Hedef olarak gösterilen yeşil dönüşüm, karbon emisyonlarının sıfırlanması, enerji fakirliğiyle mücadele gibi kavramların altının doğru politika adımları ve mali destek paketleriyle doldurulması olmazsa olmaz. Bu uzun vadeli enerji dönüşüm planlarının ülkelerin ekonomik kalkınma süreçlerinin farklı aşamalarını yansıtılması gerekiyor. Hiç şüphesiz bu hikayenin ana aktörleri olan gelişmiş ülkeler belirtilen hedeflere gelişmekte olan ekonomilerden önce ulaşacaktır. Bu sebeple özellikle G-7 ülkelerinin dünyanın kalanına sağlayacakları finansman ve rehberlik çok kıymetli. DEİK Enerji İş Konseyi ve sektör olarak bu yıl Kasım ayında Glasgow'da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 26. Taraflar Konferansı'nı (COP26) yakından takip edeceğiz.

COVID19 Krizi'nin dünya ekonomisinde yaşattığı daralmaya rağmen, yatırımcıların yenilenebilir enerji sektörüne yatırımları artırma kararı alması sektörün bu zorlu test sürecini başarıyla tamamlamasını sağladı. 2020 yılında, ABD ve Çin başı çekmek üzere, küresel yenilenebilir enerji kapasitesi yüzde 4 artış gösterdi ve 2020 yılı için 200GW kapasite artışı yaşandı. Bu yıl küresel ilave enerji kapasite artışının yüzde 90'dan fazlası yenilenebilir enerji kaynaklarında gerçekleşti.

Yenilenebilir enerjinin 2025'e kadar yapılacak ilave elektrik kapasite artışının yüzde 95'ini karşılaması bekleniyor. Toplam kurulu güneş ve rüzgar enerjisinin 2023'de doğal gaz, 2024'te kömür kapasitesini aşması öngörülüyor. 2025'e kadar güneş enerjisinin toplam yenilenebilir enerji kaynaklarının yüzde 60'ını, rüzgar enerjisinin ise yüzde 30'unu oluşturması bekleniyor. Yine de 2020'li yıllarda fosil kaynakların toplam enerji üretimindeki çoğunluk paya sahip olma durumu devam edecek. Yenilenebilir enerji kaynaklarının 2025 yılında kömürü 50 yıllık tahtından edip, en çok elektrik üreten enerji kaynağı olması bekleniyor. 2025'te yenilenebilir enerji küresel elektrik talebinin 1/3'ünü karşılayacak. Hidroelektrik enerjisi yenilenebilir enerji kaynaklarının yarısını karşılamaya devam edecek.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın son yayımlanan raporunda 2050'ye gelindiğinde, küresel enerji talep artışının yaklaşık olarak yüzde 8 azalışının yanında 2 milyar insanın ilave edileceği bir tüketimin altı çizilmekte. Rapor ayrıca 2050'de elektrik üretiminin neredeyse yüzde 90'ının yenilenebilir kaynaklardan geleceğini öngörmekte ki bu çok önemli bir sinyal sektörümüz için. Fosil yakıtların başta taşıtlar olmak üzere kullanımının bu denli radikal değişimi iktisadi ve siyasi olarak birçok sonucu da beraberinde getirecektir. Önümüzdeki 30 yılın en önemli hikâyesi rüzgar, güneş ve yeşil hidrojen teknolojilerine yoğunlaşacağı aşikar. Geri kalan üretimin çoğu da nükleer enerjiden geliyor. Güneş bu noktada dünyanın en büyük enerji kaynağı olarak belirginleşmektedir. Fosil yakıtlar, bugün toplam enerji arzının neredeyse yüzde 80'den yüzde 20 seviyesine inebilir, zira fosil atıkların azaltılması ve iklim zirvelerinin kararları, küresel ısınmaya etkileriniz de göz önünde bulundurursak kesinlikle yasal olarak ta sınırlandırılacaktır.

-Yenilenebilir enerji alanında neler söylemek istersiniz Türkiye bu konuda şanslı bir ülke mi?

Türkiye dünyadaki bu dönüşümü kendi kaynaklarını da azami ölçüde kullanarak son 20 yılda başlattı. Bilhassa 2017 yılında Milli Enerji ve Maden Politikasının benimsenmesiyle de başka boyutlar kattı. Dönüşüm sürecinin bundan sonraki en önemli sacayakları piyasalardaki arz güvenliği, yerelleşmenin artması ve öngörülebilirlik olması yatırımcıları memnun edecektir.

Türkiye'nin güneşten efektif yararlanma düzeyinin yüksekliği ve rüzgar enerjisi santralleri kurulumuna uygun bölgelerin yoğunluğu dünya ortalamasının çok üzerinde. Bugün itibarıyla kurulu gücümüzün yüzde 52,3'lük kısmı, yani yarısından fazlası yenilenebilir enerji kaynaklı. Yenilenebilir enerjiden elektrik üretimimiz son 3 yıldır yüzde 40 bandının üzerinde seyrediyor. Bu oran 10 yıl önce yüzde 25'ler seviyesindeydi.

Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarının genişletilmesi enerji dönüşümümüzün çok önemli bir parçası. Son 10 yılda ülkede yıllık ortalama yenilenebilir enerji kurulu kapasite artış oranı yüzde 11 oldu. Türkiye şu anda yaklaşık 9.000 megavat rüzgar ve 7.000 megavat güneş enerjisiyle yenilenebilir enerji kurulu gücü açısından Avrupa'da 6'ncı, dünyada ise 13'üncü sırada yer almaktadır. Bu eğilimin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız önderliğinde özel sektörümüzün katkılarıyla her sene artarak devam etmesini öngörüyoruz.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız bünyesinde hazırlanan Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nda da belirtildiği üzere 2023'e kadar enerji verimliliğine yaklaşık 11 milyar dolarlık yatırım yapılacak. Böylece birincil tüketimimizi yüzde 14 ve karbon salınımını yılda 66 milyar ton azalabilir. Enerji kaynaklarını çeşitlendirme kapsamında Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nde ilk ünitenin 2023 yılında, ikinci ünitenin ise 2024'de devre alınması çok önemli adımlar olacaktır.

"Son 5 yılda panel üretimi ve kurulumuna yönelik yeni bir sektör ortaya çıktı. Binlerce kişiye istihdam sağlanırken, şirketlerimizin kapasiteleri ve ARGE faaliyetleri güçlendi. YEKA yarışmalarıyla bu süreç hızlanarak devam edecektir. Orta Ölçekli ve Mini YEKA'larla da bu yıl başlayan yarışmaların ülke ekonomisine önemli girdiler teşkil edeceğini oluşan rekabetçi fiyatlardan da görebilmekteyiz."

Özellikle ingot hücre wafer güneş enerjisi üretimi teknolojisinin yerlileşmesi önemli bir konu. Bu alanda Ankara Kalyon PV fabrikamızda güneş enerjisi üretim teknolojisinin ana ve ara mamüllerini üretiyoruz. Senelik 1.000MW üretim kapasitesine sahip bu üretim tesisleri yerli üretimde yenilenebilir enerji kaynaklarımız açısından önemli katkı sağlayacaktır. Elektriğin üretim ve dağıtımı değer zincirinde, bataryalar üzerinden depolanması ve AC dönüşümü diğer kritik adımlar. YEKA projeleri ve Orta Doğu ve Avrupa'nın ilk ve tek tam entegre güneş paneli fabrikası gibi geliştirilecek yerli ARGE ve imalat atılımlarıyla ancak enerji bağımsızlığından bahsetmemiz mümkün olacaktır.

DEİK/Enerji İş Konseyi faaliyetlerini de planlarken, Türkiye'nin 20 yıllık yenilenebilir enerji dönüşümü süresince geliştirdiği kurumsal kapasitenin, mal ve hizmetler yoluyla nasıl ihraç edileceğini referans noktası olarak almaktayız

-Enerji, günümüzde önemi giderek daha da artan bir konu başlığı haline gelmeye başladı. Son gelişmelere baktığımızda özellikle Karadeniz'de keşfedilen doğal gaz ve doğu Akdeniz'de yaşananlar sonrası Türkiye nasıl bir sürece girdi bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Bu bağlamda Türkiye'nin doğal gaz sektörü hakkında bir değerlendirmeyle başlarsak sorduğunuz gelişmeleri daha iyi idrak edebiliriz.

Türkiye'nin 50 milyar metreküp gaz tüketimiyle Avrupa'daki 4'üncü büyük gaz pazarıdır. Türkiye'nin hayata geçirdiği altyapı yatırımları sonucu gaz ihtiyacının yüzde 50'sini sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) olarak ithal edebilme seviyesine geldi. İki adet FSRU'yu (yüzer LNG depolama ve gazlaştırma ünitesi) faaliyete alındı ve mevcut LNG terminallerimizin kapasitesini neredeyse iki katına çıktı. Bu dönemde gaz iletim kapasitemizi önemli ölçüde arttı ve 2023'e kadar 11 milyar metreküpe ulaşması planlanan gaz depolama kapasitesi 4,1 milyar metreküpe çıkardık. Ayrıca, üçüncü FSRU tesisi de bu yıl içinde faaliyete geçince, doğal gaz altyapımıza daha fazla esneklik sağlayacak.

Ülkemizin gaz arzında LNG'nin payının son 3 yılda istikrarlı bir şekilde arttığını ve düşen spot fiyatlardan anlık yararlanma kabiliyetinin arttığını görebiliyoruz. Söz konusu payın 2018'de yüzde 22, 2019'da yüzde 28 ve geçen yıl yüzde 31 olduğunu belirtmek isterim. Doğal Gaz tarafının iş hacminde özel sektör şirketlerinin payının artması ve piyasanın daha fazla serbestleşmesi bilhassa LNG'de uluslararası iş birliklerinde Türkiye'yi avantajlı konuma getirebilir. Sektörde liberalleşmeyi önemsemekteyiz.

"DEİK Enerji İş Konseyi olarak da bu konuda çeşitli çalışmalar sürdürmekteyiz. Doğal gaz sektöründe sınır ötesi ticaret ve gaz ticaretinde daha fazla likidite gibi bazı yeni alanlar bu yeni dönemde görülecektir. Bilhassa mevcut tedarikçiler Türkiye gibi bir pazara daha güvenilir, esnek ve rekabetçi gaz sağlamalı."
Sakarya Gaz Sahası'nda keşfedilen 400 milyar metreküplük doğal gaz ve tüm bu araştırma yatırımları ithalat faturamızı düşürmeli ve bu sayede cari açığımızın azaltılmasına yardımcı olmalı. Bu yatırımları hayata geçirirken gelişecek yerel altyapı ve kurumsal kapasite gerek Karadeniz gerekse Doğu Akdeniz'deki yeni keşiflerin önünü de açacaktır. Ayrıca arama ve çıkarma faaliyetleri gelecekte yurt dışının kapılarını aralayacak. Bugün yenilenebilir enerjide yurt dışına ihracat yapan, hatta yurt dışındaki firmalara danışmanlık ve mühendislik hizmeti sunan çok sayıda şirketimiz var. Bu başarıyı hidrokarbon sektörüne de taşıyabiliriz.

Komşularımızla bölgedeki gaz sahalarının gelişmesini arzuluyorsak, bunun teknik ve ekonomik anlamda en uygulanabilir rota olarak Türkiye ile birlikte olması gerekmektedir.

EN ÇOK OKUNANLAR