Platin
PİYASALAR

Faizli finansman, reel sektör ile finans sektörünü karşı karşıya getiriyor

Platin

Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi İslam İktisadı ve Finansı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Servet Bayındır, faizli finansmanda bütün riskin reel sektörün omuzlarına yüklendiğini belirterek, "Faizli sistemde, reel sektör ile finans sektörü adeta birbirinin rakibidir, nimet-külfet paylaşımı yoktur." dedi.

Bayındır, "İslam Ekonomisi ve Finansı Söyleşileri" kapsamında AA muhabirine, İslam iktisadı ile kapitalist ekonomi arasındaki farklara, katılım bankacılığı sektörüne ve Türkiye'nin İslami finansta merkez ülke olma potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  

İslam'ın risk ve menfaat paylaşımı temelli, karşılıklı rızaya dayalı ticari karakterli bir iktisadi sistemi esas aldığını belirten Bayındır, İslam'a göre, faiz ve kumar başta olmak üzere risk transferi temelli, yapay karakterli, katma değer üretici nitelik taşımayan sıfır toplamlı işlemlerin haram kabul edildiğini söyledi

İslam iktisat sisteminin özgün bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Bayındır, şöyle konuştu:

"Seküler iktisadi ve finansal sistemler ilkeleri önemsemez. Bu sistemlerde varlıkların mutlak sahibi insandır; iktisadi faaliyette temel hedef karın maksimizasyonudur. Meri hukuka uygun olmak kaydıyla varlık üzerinde her türlü tasarruf serbesttir. Meri hukukun ilgili bölümleri ise seküler iktisadi anlayışın etkisiyle oluşturulmuştur. Faiz ve türev işlemlerden oluşan kumar günümüz hukuk sistemleri tarafından meşru görülür. Oysa iktisadi ve finansal krizlerin başlıca sebebinin faiz ve kumar içerikli işlemler olduğu iktisat tarihçilerinin ortak kabulüdür."

'İslam iktisadı diye bir şey yoktur' söylemi iyi niyetli değil"

 Servet Bayındır, İslam tarihi boyunca dönemin şartları altında vücut bulmuş uygulamaların toptan kabul veya toptan reddinin sağlıklı bir yaklaşım tarzı olmayacağını dile getirdi.

Bayındır, "Nitekim günümüzde de İslami finans iddiasıyla ortaya çıkan kurumların bazı hatalı ve yanlış uygulamaları baz alınarak farklı kesimlerden aslında 'İslam iktisadı' diye bir disiplinin olmadığı şeklinde görüşler ileri sürülmektedir ki bunun bilgi ve iyi niyete dayandığı söylenemez. Çünkü somut bir uygulamayı eleştirmek başka şey, tüm sistemi görmezlikten gelip yok saymak başka şeydir." şeklinde konuştu. 

 Uygulanan İslami finans enstrümanlarında teori ile pratiğin farklılıklar içerdiğine değinen Bayındır, şunları kaydetti:

"Günümüz İslam iktisat literatüründe başlıca İslami finansal ürünler murabaha, mudarabe, müşareke, icare, selem, istısna, vekalet, sukuk, kira sertifikası ve teverruktan oluşur. Bu enstrümanlar teorik açıdan İslam'ın konuya ilişkin ilkeleriyle uyumludur. Ancak günümüzde aynı adla uygulanan enstrümanlar hukuk, iktisat ve muhasebe açısından incelendiğinde teori ile uyuşmadıkları görülür. Örneğin murabaha faizli tüketici finansman kredisi, teverruk ve vekale faizli kredi, sukuk ve kira sertifikaları ise faizli bono ve tahvillerle aynı karaktere sahiptir. Dolaysıyla teori ile pratik arasında büyük bir uçurum vardır. Yapılacak olan konvansiyonel ürünleri taklitten vazgeçip teori ve pratik açıdan İslam iktisadının ruhu ile uyumlu finansal ürünleri hayata geçirmektir."

"Kovid-19 kısa sürede ekonomik krize dönüştü"

 Bayındır, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) bir pandemi olarak ortaya çıkmasına rağmen kısa sürede ekonomik krize dönüştüğünü söyledi.

Krizin çözümünün ekonomi çarkının sağlıklı dönmesine bağlı olduğuna işaret eden Bayındır, "Hakim finans sistemi bunu adeta imkansız kılmaktadır. Çünkü finansal sektör genelde elini taşın altına koymak istememektedir. Sermaye ya faizli yöntemle reel sektöre ya da spekülatif yolla türev piyasalarla plase edilir. Türev piyasaların insanlık yararına ekonomik çıktısı yoktur; sıfır toplamlıdır. Faizli finansmanda ise bütün risk reel sektörün omuzlarına yüklenmektedir. Bu sistemde reel sektör ile finans sektörü adeta birbirinin rakibidir, nimet külfet paylaşımı yoktur." ifadelerini kullandı.

Bayındır, İslami finansın ilkelerinin geçerli olduğu sistemde ise reel sektörle finansal sektör arasındaki bağ kopmayacağını belirterek, taraflar birbirlerinin rakibi değil kader ortağı olduğunu dile getirdi.

"İstanbul, İslami finansın merkezi olabilir"

Bayındır, İstanbul'un tarihsel birikimi, kültürel zenginliği, genç ve dinamik nüfusu ile İslami finansın merkezi olma potansiyeline birçok açıdan sahip olduğunu söyledi.

 İslami finansta merkez ülke olma hedefine ulaşılması için öncelikle bütün kurum ve enstrümanları ile İslami finans ekosistemini kapsayan hukuksal yapıyı hayata geçirilmesinin önemini vurgulayan Bayındır,  "Çağın ihtiyaçlarına cevap verebilecek, şekil ve öz bakımından fıkıhla uyumlu finansal enstrümanlar üretmeliyiz. Gençlerimizi bu alana teşvik edip, İslami finansal okuryazarlık eğitimini ilköğretimden yüksek öğretime kadar yaygınlaştırmalıyız. Ülkemizin, özellikle gönül bağımızın bulunduğu ülke halkları arasındaki yükselen siyasi ve ekonomik alandaki itibarını dikkate aldığımızda, eksiklikler giderildiğinde İstanbul’un İslami finans merkezi olmasının önünde bir engel kalmayacaktır." ifadelerini kullandı.