PİYASALAR
Salim Kadıbeşgil

İtibar yönetimi bir disiplin değil, felsefe

Madalyonun diğer tarafında dijital ortamlar sayesinde kurumların kendilerini daha net ifade edebilmeleri, ürün ve hizmetlerinin yanı sıra bunların arkasında felsefenin ve buna dayalı politikaların ne olduğu ile ilgili küresel ölçekte herkesin erişebileceği bir bilgi yumağı var.

İtibar yönetimini, toplumun tüm kesimlerinin beğendiği ve takdir ettiği kurumsal davranışlar olarak tanımlıyorum. Beğenmek ve takdir etmenin karşılığı, güven olarak geliyor. Bu nedenle  itibarın girdileri ile çıktısı olan güven arasındaki kurumsal davranışlar, itibar yönetimi felsefesini oluşturuyor.

KAYNAKLARIN İTİBARI...

Dijitalleşme öncesinde toplumun bilgi kaynakları geleneksel kitle iletişim araçlarıydı. Radyo, televizyon, gazete ve dergiler gibi... Bunların güvenilirliği ve ‘itibarı’ da tartışma konusuydu ama kamuoyunun şekillenmesi ile ilgili etkinlikleri yadsınmazdı. Dijital dünyada elinde cep telefonu olan herkes, bir zamanlar geleneksel medyanın yaptığı işi yapıyor. Bu nedenle kanaatlerimizin şekillenmesinde dijital araçlar baş köşeye oturdu. Bu durum; beraberinde bilgi kirliliği, dezenformasyon gibi kavramları yaşamın her tarafına serpiştirdi.
Bilgi kaynaklarına güvenilirlik çok net bir şekilde sorgulanır oldu. Bu da, bu kaynakların ‘itibarı’ ile ilgili temel meseleleri gündeme taşıdı. Enformasyon teknolojilerindeki değişim ve inovatif ürünler yaşamla daha yoğun buluştukça bu güven sorunu daha da büyüyecek. Madalyonun diğer tarafında ise dijital ortamlar sayesinde kurumların kendilerini daha net ifade edebilmeleri, ürün ve hizmetlerinin yanı sıra bunların arkasında felsefenin ve buna dayalı politikaların ne olduğu ile ilgili küresel ölçekte herkesin erişebileceği bir bilgi yumağı var. Bu durum, onların itibar yönetimi yolculuklarının bir parçası. Bir diğeri de, aslı astarı olmayan ve kendilerine dokunan haberlerle yine kendi kontrollerindeki dijital ortam sayesinde zamanında müdahale edebiliyor olmaları.

RİSK YÖNETİMİ = İTİBAR YÖNETİMİ

Risk yönetimi aynı zamanda, itibar risklerinin yönetimidir desek, abartmış olmayız. Zaten itibar yönetimi, toplumun kültür ve değerlerinin üzerine inşa edilen bir kavram ve yaşam felsefesidir. Kurumsal politikalar ve bunların içinden doğmuş olan süreçlere dayalı kararlar veriyor ve uyguluyoruz. Bunların içinde kültür ve değerlere aykırı olabilecek ne varsa, hepsi itibar riski olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin; tarım arazilerine fabrika yapmak istiyorsak ve tüm işlemlerimiz mevcut yasa ve yönetmeliklere tamamen uyumlu olsa da toplumun değerlerinde çevreci bir yükseliş varsa o fabrikanın oraya yapılmasında çok ciddi engellerin çıkması kaçınılmazdır. Bu da telafisi pek kolay olmayan maddi ve manevi kayıpların ortaya çıkmasıdır.

İTİBAR HER DÖNEMDE AYNIDIR

İtibar yönetimi bir disiplin ya da yönetimsel bir işlev değil, bir felsefedir. Ne değişirse değişsin, yaşam rüzgarları kimi nereye savurursa savursun, ‘güvenilir olma’ meselesi gündeme gelecek ve bu konudaki performansımız itibarlı ya da itibarsız olmamıza neden olacaktır. Dolayısıyla bugün olduğu gibi etik olmak, adil olmak, hesap verebilir ve sorumlu olmak, açık ve şeffaf olmak gibi itibarın girdileriyle bu değişim yaşanıyorsa korkacak, endişe edecek bir şey de yoktur.

DİĞER YAZILARI