Platin
PİYASALAR
Rana Kotan

Sürdürülebilir etki için çözüm: Filantropi

Türkiye’de oturmuş bir filantropi anlayışından bahsetmek henüz mümkün olmasa da bu alandaki aktörlerin davranışlarındaki eğilimleri izlemek, filantropinin geleceğini şekillendirecek adımlar atmak adına önem taşıyor.

Yabancı dilden Türkçeye sirayet etmiş olan (ama aynı zamanda global olarak da yaygın kullanılan) ‘filantropi’ kavramı, içinde yaşadığımız çağın problemlerini ortadan kaldırmak adına giderek daha fazla aktörün, çözümün bir parçası olmak için bir şeyler yapmaya çalıştığı bugünlerde daha sık karşımıza çıkmaya başladı. Eski Yunanca’da insan türüne duyulan sevgi anlamına gelen kelime, bugün birinin zamanını, uzmanlığını veya varlığını sosyal fayda yaratmak için gönüllü olarak vermesi olarak tanımlanıyor. Kendi ekosistemi içinde pek çok farklı bileşeni barındıran filantropi, Türkiye toplumunun kültürel kimliğinin önemli bir parçası olan hayırseverlikten, daha stratejik ve sorunun kökenine inen çalışmaları kapsayan bir bakışa işaret etmesiyle ayrışıyor.

TÜRKİYE’DE YARDIMLAR AKRABA, KOMŞU, HEMŞEHRİ VE DİĞER TANIDIKLARA YAPILIYOR

Türkiye toplumunun kültürel yapısına baktığımızda, iyi bir amaç uğruna bağış yapmak kökleşmiş bir gelenek olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) olarak 2019 yılında hayata geçirdiğimiz ‘Türkiye’de Bireysel Bağışçılık ve Hayırseverlik Raporu’ bulgularına göre vatandaşlar ihtiyaç sahiplerine yardımlarını bir kuruluş aracılığıyla değil, ekseriyetle doğrudan kendileri gerçekleştirmeyi tercih ediyor. Yapılan yardımların büyük kısmı da akraba, komşu, hemşehri ve diğer tanıdıklara yapılıyor. Bununla birlikte dilencilere verme ve zekat, fitre gibi dini vecibeler için verme alışkanlığı çok yaygın. Yardımlarını kuruluşlara bağış yaparak gerçekleştirmek isteyenlerin oranı ise sadece yüzde 12 olarak karşımıza çıkıyor. TÜSEV olarak bağışçılığın her halini kıymetli buluyoruz. Bununla birlikte karmaşıklaşan sorunların çözümüne ve daha güçlü, katılımcı ve itibarlı bir sivil topluma katkı sağlamak adına Türkiye’de filantropinin gelişimini de çok önemsiyoruz. Filantropinin farklı alanlarında çok önemli işler yapan kişi ve kurumlar var. TÜSEV’in farkı, tüm aktörleri içine alan bütüncül bir yaklaşım uygulaması. 

FİLANTROPİ KAVRAMINDA ANLAMLI KATKI SUNAN ŞİRKETLERLE BİR ARAYA GELİNİYOR

TÜSEV olarak ‘Sosyal Yatırım’ program alanı altında yürütülen ‘Değişim İçin Bağış’ projesi kapsamında bireyler, şirketler, bağışçılar vakıfları, hibe veren kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarını (STK) kapsayan geniş bir çerçevede faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bireysel bağışçılık eğilimlerini ve hayırseverlik anlayışında meydana gelen değişimi, hayata geçirdiğimiz araştırma çalışmalarıyla izliyoruz. Bireylerin hedef odaklı, düzenli ve miktar bağımsız bağış yapabileceklerine, bağışlarını STK’lar aracılığı ile yapmalarının bağışlarının etkilerini ne şekilde artırabileceğine dair farkındalık çalışmaları yapıyoruz. Özel sektörün sosyal yatırım alanında son senelerdeki çalışmalarını önemli görüyoruz. TÜSEV olarak, kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının ötesinde, filantropi alanına anlamlı katkı sunan şirketlerle bir araya geliyor, iyi örneklerini inceleyerek yaygınlaştırıyoruz. Yereldeki sorunların yereldekiler tarafından tespit edilip, yine yerelde geliştirilen kaynaklarla çözülmesi için çalışan bağışçılar vakıflarının sayısının artması da TÜSEV’in filantropi alanındaki çalışmalarından biri. Türkiye’deki ilk ve tek bağışçılar vakfı olan Bolu Bağışçılar Vakfı’nın kurulmasına katkı sağladıktan sonra, bu konudaki çalışmalarımızı modeli tanıtma odaklı bir hale getirdik. Bunun yanı sıra sivil toplumdan sivil topluma aktarımın filantropi alanının sacayaklarından biri olduğu anlayışıyla hibe veren kuruluşlarla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kurduğumuz çalışma grubunda Türkiye’nin önde gelen aile vakıfları, özkaynaklarını geliştirerek sivil toplumu destekleyen vakıflar ve aldıkları hibeleri yeniden tahsis diye adlandırdığımız yöntemle STK’lara aktaran kuruluşlar var. TÜSEV’in Türkiye’de filantropinin gelişimi için en çok önem atfettiği paydaşlarından biri de sivil toplum kuruluşları. STK’ların çalışmalarını filantropi yaklaşımı ile sürdürülebilir hale getirmeye katkı sağlamak için ürettiğimiz bilgi kaynaklarının yanı sıra sivil toplum alanında çalışan profesyonellerin katılımına açık olan ve bu sene yedinci kez düzenlediğimiz bir eğitim programımız var. Tanıttığımız yeni modellerle, STK’larla bireysel bağışçıların bir araya gelebilecekleri alanlar yaratıyor, ortak deneyimlerimizi ve sorunlarımızı paylaşabileceğimiz alanlar sunuyoruz.

TÜRKİYE'DE NE DURUMDAYIZ?

Türkiye’de oturmuş bir filantropi anlayışından bahsetmek henüz mümkün olmasa da alandaki aktörlerin davranışlarındaki eğilimleri izlemek, alanın geleceğini şekillendirecek adımlar atmak için önem taşıyor. Bireysel bağışçılık alanında en yaygın eğilimlerden biri, bağışçılığın daha fazla sayıda kişi tarafından bir katılım aracı olarak görülmeye başlanması. Sivil toplum kuruluşlarının filantropi yaklaşımı büyük ölçüde kaynak yaratma faaliyetleri etrafında şekilleniyor. Şirketlerin uyguladıkları kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri arasında, özel sektör kuruluşu çalışanlarının STK’lara gönüllü olarak zaman ayırdıkları çalışan gönüllülüğü modeli ön plana çıkıyor. Bunun yanı sıra az sayıda şirketin ‘Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı desteklemek için hedefler çerçevesinde strateji üretmeleri de güncel filantropi eğilimleri arasında. Hibe veren kuruluşların sivil toplum kuruluşlarına sağladıkları desteğin önemi giderek artıyor. 

DÜNYADA NELER OLUYOR?

Dünyada filantropi eğilimlerine baktığımızda öne çıkan başlıklardan biri de katılımcılık. Bireylerin ve toplulukların sivil topluma katılımlarını artıran filantropik modeller, her geçen yıl daha çok karşımıza çıkıyor. Yerel bağışçılık, kolektif etki modeli, katılımcı hibe programları, varlıklı filantropistlerin ve ailelerin bir sonraki neslini temsil eden ‘yeni nesil bağışçılar’ın filantropi alanına katkıları, sosyal sorunlara alternatif çözümler bulmak için yeni yöntemlere duyulan ihtiyaçtan ortaya çıkan girişimcilik filantropisi, start-up’lar veya şirketler için kullanılan yatırım yöntemlerinin sosyal fayda için çalışan yapılara uygulandığı modellerden biri olan etki yatırımcılığı dünyada öne çıkan eğilimlerden bazıları. TÜSEV, Türkiye’de filantropi altyapısını güçlendiren ana aktörlerden biri olarak uluslararası alanda iyi örnekleri takip etmeye, yerele uyarlamaya, yenilikçi yöntemleri tanıtmaya, aynı zamanda da stratejik bağışçılık kültürünün gelişmesi için dijital kampanyalar, diyalog alanları, eğitimler ve diğer faaliyetleriyle insanlara ilham vererek onları harekete geçirmeye devam edecek. 

DİĞER YAZILARI