Murat  Onuk
YAZARLAR
1.12.2020 03:47:00

Bir bakışta girişim sermayesi yatırım fonları

Yatırımcılar, GSYF’leri seçerken özellikle fonun kurucusu/yöneticisi ile yatırım komitesinin geçmiş performansına, fonun yatırım stratejisi ile risk/kazanç profiline, fonun denetim, değerleme, mali, hukuki ve vergi danışmanlarına, yönetim ve performans ücreti oranları ile tahsil esaslarına dikkat etmelidirler.

Girişim sermayesi fonları; genelde teknoloji odaklı, yenilikçi, hızlı büyüme potansiyeli bulunan ve bunu başarabilmek için finansman ihtiyacı olan girişimlere sağlanan uzun vadeli sermaye fonlarıdır. Girişim sermayesi fon yöneticileri aynı zamanda hukuk, muhasebe, strateji ve pazarlama konularında da bu girişimlere mentorluk ve danışmanlık verirler. Yatırımcılarının ortalamada 8-10 sene sonunda geri dönüş alabildiği girişim sermayesi yatırımları da işin doğası gereği nispeten riskli olduklarından aynı zamanda yüksek getirili enstrümanlardır. Bugün global çapta çalışan büyük teknoloji şirketlerinin birçoğu zamanında girişim sermayesi fonlarından yatırım almıştır.

60’A YAKIN GSYF’NİN TOPLAM AKTİF BÜYÜKLÜĞÜ YAKLAŞIK 1.6 MİLYAR TL

Ülkemizde ise Girişim Sermayesi Yatırım Fonları (GSYF) görece yeni enstrümanlar sayılabilirler. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) düzenlemelerine tabi olarak kurulan GSYF’ler, 2014 yılında yapılan tebliğ düzenlemesi ile hayatımıza girmiştir. Geçtiğimiz altı yılda SPK tarafından kuruluşuna onay verilen 60’a yakın GSYF’nin toplam aktif büyüklüğü ise yaklaşık 1.6 milyar TL civarındadır. Türkiye’de GSYF’ler uluslararası uygulamalara göre çok daha esnek bir yapıda olup, yatırımcının profili, bütçesi ve tercihine göre de kurgulanabilen enstrümanlardır. Dünyadaki muadillerine göre avantajlarına geçmeden GSYF’ler nedir, biraz açıklayalım.

GSYF’LER KISACA NEDİR?

SPK lisanslı portföy yönetim şirketleri tarafından süreli şekilde kurulan GSYF’ler, yatırımcılar hesabına yönetilen ve tüzel kişiliği bulunmayan enstrümanlar olup bu fonlara sadece nitelikli yatırımcılar yatırım yapabilmektedir. Yatırımcı hakları, şeffaflık ve önemli raporlamalara ilişkin hususların ayrıntılı düzenlendiği GSYF’ler; ilgili kanun, tebliğ ve ihraç belgesi hükümleri çerçevesinde faaliyet göstermektedirler.

Ayrıca GSYF’lerin mal varlığı, GSYF’nin kurucusu/yöneticisi ile saklayıcının mal varlığından ayrıdır yani bu kurumların iflası, tasfiyesi veya kamuya borçları da dahil olmak üzere herhangi bir sebeple GSYF’lerin mal varlığına el konulamamaktadır. Fon toplam değerinin en az %80’inin (KOBİ’lere yatırım yapılırsa en az %51’i) bir veya birden fazla girişim sermayesi yatırımından oluşması zorunludur. Girişim sermayesi yatırımları dışında fonda bulunan nakit de  belirlenmiş sınırlar çerçevesinde değerlendirilmek zorundadır.

YATIRIMCI AÇISINDAN ÖNEMLİ VERGİSEL AVANTAJLAR

Profesyonel yöneticileri vasıtası ile yatırımcılara ölçek ekonomisi, risk çeşitlendirmesi ve operasyonel verimlilik anlamında önemli fırsatlar sunan GSYF’lerde ayrıca çeşitli vergi avantajları da bulunmaktadır:

GSYF’ler kurumlar vergisinden muaftır. Fonların ortak olduğu şirketlerin hisselerinin satışından elde ettikleri kazanç ya da bu şirketlerden elde ettikleri kar payları vergiye tabi değildir. Ayrıca GSYF’lerin taraf olduğu sözleşmeler de damga vergisinden muaftır.

Tam mükellef kurumlar, vergi matrahlarının %10’unu ve özsermayelerinin %20’sini aşmayacak şekilde GSYF’lere yaptıkları yatırım tutarlarını kurum kazancından indirebilmektedir. Ayrıca GSYF’lerden sağladıkları kâr payları vergilendirilmemektedir.

Tam mükellef gerçek kişiler ise direkt ortak oldukları şirketlerden elde ettikleri temettülerde efektif olarak %20’ye yakın gelir vergisi öderken GSYF’lerden elde ettikleri temettülerde nihai olarak %10 stopaj ödemektedirler.

GSYF’lerin önemli vergisel avantajlarına ek olarak dünyadaki muadillerine göre daha esnek yapıda olması GSYF’leri ayrıca cazip kılmaktadır. 

TÜRKİYE’DEKİ GSYF’LERİN DİKKATE DEĞER ESNEKLİKLERİ

GSYF’ler’in öne çıkan bazı önemli özelliklerini aşağıda özetleyebiliriz:

GSYF’ler sadece erken aşama ya da yeni kurulmuş veya kurulacak şirketlere değil; artık start-up olmaktan çıkmış, stabil nakit akışına sahip, faaliyette bulunduğu sektörde önemli pazar payı ve müşterileri nezdinde ciddi bilinirliği ve kalite algısı bulunan, kurumsallaşmasını nispeten tamamlamış dolayısıyla riski erken aşama şirketlere göre çok daha az ancak yine de yeni pazarlar, yeni ürünler, banka finansmanı, borç yapılandırması ya da maliyet verimliliği gibi çeşitli fırsatlar sayesinde önemli getiri fırsatları sunan şirketlere de yatırım yapabilmektedirler.

Girişim şirketlerine sadece ortak olarak değil, borç-sermaye karması şeklinde finansman/sermaye sağlayarak ya da girişim şirketlerinin ihraç ettiği borç enstrümanlarını veya diğer GSYF’ler ile GSYO’ların paylarını alarak da yatırım yapabilmektedir.

Taahhütlü olabilmelerinin yanı sıra taahhütsüz de kurgulanabilmektedirler. Taahhütlü fonlarda yatırımcılar baştan bir tutarı taahhüt ederler ve bu tutar fon yöneticisi talep ettiğinde yatırımcı tarafından fona yatırılmak zorundadır aksi halde fon operasyonlarının sekteye uğramasından dolayı yatırımcılar ciddi yaptırımlar ile karşı karşıya kalabilirler ancak taahhütsüz olarak kurulan GSYF’lerde yatırımcıların böyle bir yükümlülüğü olmayıp diledikleri zaman giriş yapmakta özgürdürler.

GSYF’ler ‘kapanış tarihi’ olmadan kurgulanabilmekte dolayısıyla yatırımcıların fon süresi içerisinde daha geç vakitlerde fona giriş yapma imkanı olabilmektedir. Bir anlamda global muadillerinde belli bir zaman sonrası (genellikle 6 ile 18 ay arasında) yatırımcılar açısından fırsat kaçarken GSYF’ler açık uçlu yapıları sayesinde yatırımcılara ileriki zamanlarda da yatırım yapma olanağı sağlayabilmektedirler. 

GSYF’lerde ayrıca global uygulamaların aksine fon süresinin bitiminden önce de tam ya da kısmi çıkış yapabilme fırsatı sunulabilmektedir. Hatta bazı fonlar, borsada da işlem görebilmektedir. Dolayısıyla likit olmayan GSYF’ler bir nevi likit hale gelebilmektedirler.

Yatırımcılara ‘yatırım komitesinde yer alma’ fırsatı sunulabilmektedir. Fon yöneticisi ile mutabık kalınan çerçevede yatırımcılar fonda yapılacak yatırımlarda söz sahibi olabilmektedirler.

YATIRIMCILAR NE YAPMALI?

Bu enstrümanın uzun yıllardır kullanıldığı ülkelerde, özellikle sofistike yatırımcılar, varlıklarının %10 ila %20’sini girişim sermayesi fonlarına ayırmaktadırlar. Yatırımlarını çeşitlendirmek isteyen yatırımcılar için bu uzun vadeli ve fakat yüksek getiri hedefleyen enstrümanlar, önemli bir yatırım aracı alternatifi olarak öne çıkmaktadırlar. Yatırımcılar, GSYF’leri seçerken özellikle fonun kurucusu/yöneticisi ile yatırım komitesinin geçmiş performansına, fonun yatırım stratejisi ile risk/kazanç profiline, fonun denetim, değerleme, mali, hukuki ve vergi danışmanlarına, yönetim ve performans ücreti oranları ile tahsil esaslarına dikkat etmelidirler. Ayrıca fonun süresi ve büyüklüğü ile fondan çıkış şartlarını da göz önünde bulundurmalıdırlar. Konuya ilgi duyan yatırımcılar GSYF kurmuş/yöneten portföy yönetim şirketlerinden detaylı bilgi alabilirler.

 

DİĞER YAZILARI