PİYASALAR
Metin Başaranoğlu

Sağlıklı beslenme sizi nasıl, hangi yollarla etkili bir lider yapar?

Araştırmalar göstermiştir ki, şişman liderlerin, fit ve sağlıklı bir vücuda sahip olan liderlere nazaran yöneticilik yetenekleri daha düşük ve iş yapma performansları daha azdır. Çalışma grubunuzun sizi böyle tanımlaması bir yönetici için hiç de olumlu değildir

Sağlıklı yeme-içme ile beslenme kontrol altına alındığında vücut görüntünüz düzelir, hastalıklardan korunur ve daha mutlu olursunuz. Sağlıklı yemek aynı zamanda liderlik yeteneklerinizi daha iyi yönde etkiler. Bugün obezite, kalp hastalıkları, şeker hastalıklarındaki yükseliş tabağınıza daha özenle yaklaşmamız gerektiğini ortaya koymuştur. Sağlıklı beslenme alışkanlığı yalnızca tüm vücut sağlığınızı korumayı sağlamaz, aynı zamanda önemli liderlik karakteristikleri olan yönetim anlayışınızı da olumlu yönde etkiler ve bu da şirketinizin yararına olur. Daha iyi bir ruh halinizin olması ve enerji düzeyinizin yükselmesi için sağlıklı beslenme uygulamanız gerekir. Bu da uzun çalışmalı geçecek haftalar boyunca çalışabilmenizi sağlarken, iyimser bir ruh halinde daha başarılı bir lider, yönetici olmanız için de vazgeçilmezdir. Sağlıklı beslenmek, depresyona girme sıklığınızı azaltır ve vücudumuzun ve beynimizin üretkenliğinde patlama yaratır. Örneğin iyi beslenme (eating well), vücut kimyamızı olumlu yönde çalıştırıp tüm gün boyunca enerji seviyenizi üst seviyede tutar. Yeşil yapraklı sebzeler, işlenmemiş karbonhidratlar ve tam buğdaylı öğünler yapmak uzun süreler boyunca enerjinizi en yüksek düzeyde tutmanıza yardımcı olur. Böylece gün ortası, enerji krizine girip çok miktarda rafine şeker ve beyaz nişasta tüketiminizi de engellemiş olursunuz ve kendinizi kontrol etmenize yardımcı olur.

OTURMA HASTALIĞINA YAKALANMAYIN!

İş hayatının yoğun temposu ve yöneticiliğin vermiş olduğu büyük sorumluluklar tam bir iyilik hali için birçok engel oluşturur. Bu durum beslenme düzeniniz ve ruh haliniz dışında fiziksel aktivitenizi de etkiler. Günümüzde birçok yöneticinin lüks spor salonlarında kaydı var, belli spor dallarıyla ilgileniyorlar ve buna ayıracak bütçeleri var. Fakat buna haftanın belli günlerinde düzenli bir şekilde zaman ayırmakta zorlanıyorlar. Elbette zaman ayırabilen yöneticiler var. Bu fiziksel aktivite dışında, gün içerisinde trafikte saatlerce arabayla yolculuk ederken uzun süreli toplantılarda, yetiştirilmesi gereken bilgisayar başı işler yaparak ortalama 10 saati oturarak geçiriyorlar. Bugün literatürde 'sitting disease' oturma hastalığı olarak tanımlanan bu sedentari yaşam biçimi, hayatınızda yapacağınız küçük değişimlerle birçok hastalığın (kalp damar hastalıkları, tip 2 diyabet, obezite, metabolik sendrom, kolesterol, hipertansiyon) tedavisinde en önemli adımlardan birini oluşturmakta.

YAPMAMANIZ GEREKENLERE GELİNCE…

Yukarıda yapmanız gerekenleri anlattım; yapmamanız gerekenlere gelince… Junk food’dan, abur cuburdan uzak duracaksınız. Haftalık fiziksel aktivite düzeyinizi artıracak ve oturarak yaptığınız işleri azaltacaksınız. Arabanızı gittiğiniz yerden biraz daha uzağa park ederek, asansör yerine merdivenleri kullanarak, uzun süreli telefon konuşmalarında ayakta dolaşarak, çalışanlarınızla birebir masa başı toplantıların yanı sıra yürüyerek, görüşmelerinizi yaparak oturarak geçirdiğiniz vakti azaltmanız gerekmektedir. Son olarak iş yerinizi bu tarz yürüyüşlere izin verecek yeterli alana sahip şekilde tasarlayabilirsiniz. Bu hem kendinizin hem çalışanlarınızın hayatındaki ufak değişikliklerle aktivite düzeyini artırmaya oldukça pozitif katkıda bulunacaktır. Tüm bu yaklaşımlar, düzenli beslenme, bağırsak sağlığınızı düzeltecek ve sonrasında bütün ruh halinizi ve yapabildiklerinizi olumlu yönde değiştirecektir. Nasıl mı? Bağırsaklarda trilyonlarca bakteri var, aynı zamanda bağırsaklarımızın kendisi de geniş bir sinir ağına sahip. Bu nedenle de ikinci beyin olarak adlandırılmaktadır. Bakteriler yediklerimizden etkilenir ve sinir hücreleri uyarılır. Bağırsaklardan yani bir diğer deyişle ikinci beynimizden çıkan tüm sinir yolakları beynimize yani birinci beyne ulaşır. Basitçe vücuttaki serotonin reseptörlerinin yüzde 90 kadarı bağırsaklardadır.

DAHA İYİ ZAMAN YÖNETİMİ  NASIL OLABİLİR?

İyi beslenmek bir yöneticinin en büyük sıkıntılarından olan zaman yönetimi becerisine de yardımcı olur, ki bu da etkili bir lider olmada çok çok önemlidir. İyi beslenmenin başlangıcı iyi ve sıkı bir kahvaltıdan geçer. Şunu yapmayın; yatakta son dakikaya kadar uyuyup elinizde bir muffinle (kek ve benzeri tatlı atıştırmalıklar) kaçarcasına evin kapısından çıkmak. Bunun yerine erken uyanın, kahvaltı için belirlenmiş ve ayrılmış bir zamanınız olsun; yani uygun bir şekilde zamanında uyanın, kahvaltınızı iyi bir beslenmeyle (tam buğday ekmeğinden bir sandviç içinde peynir ve kurutulmuş ya da taze sebzeler olan) yapın. Böyle yaparsanız; stresli, kötü, kaotik bir günden ve işinizi yaparken hatalar yumağından sakınmış hatta kurtulmuş olursunuz. Çünkü mental sağlığınız daha iyi bir duruma gelir.

BİR LİDER İÇİN DAHA İYİ GÖRÜNMEK ÖNEMLİDİR

Güçlü, sağlıklı bir imaj ve iyi bir şöhretin idamesi altınızda çalışanlarınıza ilham verir ve onların üretkenliğini artırır. Bu onları motive edecektir. Realitede daha fit görünen bir lider yetkinliği daha fazla olan bir lider olarak algılanır. Araştırmalar göstermiştir ki, şişman liderlerin, fit ve sağlıklı bir vücuda sahip olan liderlere nazaran yöneticilik yetenekleri daha düşük ve iş yapma performansları daha azdır. Çalışma grubunuzun sizi böyle tanımlaması bir yönetici için hiç de olumlu değildir. Diğer bir deyişle fit bir yönetici şişman bir yöneticiye nazaran daha büyük saygı görür. Tabii ki yönetici negatif görünüşe sahip ve negatif işleri tekrarlarsa altında çalışanlar da negatif etkilenecektir. Şişman yöneticilerin başarısız olduğunu söylemiyorum, fakat sağlıklı, iyi beslenen liderlerin başarıya daha kolay ve daha çabuk ulaştığını ve daha başarılı olduğunu söylemek istiyorum. O zaman daha efektif ve etkili bir liderlik için kahvaltıda cheeseburger yerine tam tahıllı sandviç içerisinde peynir, yeşillikler ve diğer sebzeler (domates, kurutulmuş çeşitli sebzeler vb.) tercih ediyoruz.

ENERJİ İÇECEKLERİNİ TERCİH EDENLERE BİRKAÇ SÖZÜM VAR

Piyasada enerji içeceği olarak satılan şeyler, herhangi bir düzenlemeye tabi değildir. Amerika’da bile yiyecek kategorisi yerine besin takviyesi kategorisine girdiği için regülasyonu, kontrolü yoktur. Yani dozu, içerisine ne kadar konulduğu ve ne konulduğu tam olarak yazılmayan şeylerdir. Bildiğimiz, kafein, taurin, vitaminler, bitkisel katkılar, şeker veya tatlandırıcı içerdiğidir. Kullanım amacı vücut enerjisini artırmak, kilo kaybı sağlamak, atletik performansı yükseltmek ve konsantrasyonu artırmak içindir. Maalesef 140’tan fazla ülkede satışta olan bu ürünleri tüketenlerde epilepsi nöbetleri, inme, kalp aritmisine bağlı ani ölümler görülmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri içerisinde yüksek olan kafein benzeri ürünlerin olmasıdır. Bir kutusunda basit bir koladakinin 3 katı, 80mg kafein vardır. Enerji içeceği shot şeklinde olursa bu oran 130-140 mg’a kadar çıkar. Enerji içecekleri guarana da içerirler. Her gramı 60 mg kafein barındırır. Kafeinin aşırısı beyin damarlarında, kalp damarlarında kasılma yapar, nabzınızı artırır, insülin duyarlılığınızı azaltır, dehidratasyona yol açar, vücutta su/tuz dengesini bozar. Herhangi bir düzenlemesi olmayan bu tip içeceklerin tüketilmesi en azından bugünkü haliyle liderlik kapasitenizi artırmak bir yana, sizi aşırı sinirli, düşük toleranslı, agresif biri yapar. İnme ve ani ölüm kaçınılmaz bir son olabilir.

DİĞER YAZILARI