Platin
PİYASALAR
Emrah Kaya

E-Spor artık bir fenomen

E-spor; çocuk yaşlarda başlayan, ekranlarla çok kuvvetli ilişki içerisine giren nesillerin yeni eğlence, rekabet etme, sosyalleşme, para kazanma, kariyer yapma, kazanma duygusunu tatma, kaybedip hırslanma ve daha birçok duygunun içine gizlendiği devasa bir gerçek.

Gelecekle ilgilenmeyi, merak etmeyi ve o merak ettiğim konularla ilgili cevapları bulmak için keşifler yapmayı çok seviyorum. Merak, insanın öğrenme eylemi için en önemli başlangıç ve tetikleyici. E-spor’u da merak ediyor olabilirsiniz. Sorulması gereken sorular ise şunlar:

- Ne olabilir yüzyıllardır insanların kullandığı spor kelimesinin başına gelen ‘e’ harfi?

- Ne olabilir milyonlarca gencin artık geleneksel sporların yerine koymaya başladığı bu e-spor?

- Ne oldu ve halı sahalarda, basketbol sahalarında, tenis kortlarında, plajlarda hatta bazen

sokaklarda oynanan oyunların yerini bilgisayar başında saatler harcanan oyunlar aldı?

- Temiz hava bile alamıyorlar, bu sağlıksız değil mi?

- Çocuklarımız asosyal olmuyorlar mı bu ‘e’ yüzünden?

- Nasıl oldu da bu hızla büyüdü ve mesela Türkiye’de her gün 4.5 M genç ve genç yetişkin bu

oyunlara bağlanıp müthiş keyif alarak güzel zaman geçiriyor?

TREND GİBİ GELİP GEÇEMEYECEK KADAR BÜYÜMÜŞ BİR ÜST KATEGORİ

Sanırım bu kadar soru, konunun detayını öğrenmek için yeterli motivasyonu yaratır insanda… Evet, e-spor artık bir fenomen. Çocuk yaşlarda başlayan, ekranlarla çok kuvvetli ilişki içerisine giren nesillerin yeni eğlence, rekabet etme, sosyalleşme, para kazanma, kariyer yapma, kazanma duygusunu tatma, kaybedip hırslanma ve daha birçok duygunun içine gizlendiği devasa bir gerçek. Trend gibi gelip geçemeyecek kadar büyümüş bir üst kategori. Daha da önemlisi birçok spor dalından daha büyük bir endüstri… Adım adım doyuralım meraklarımızı. Spor kelimesi nasıl oluyor da büyüyen her yeni çocuk ile başına bir ‘e’ harfi koyuyor? Çocuklar mama yesin diye önüne süre sınırları koyarak verdiğiniz iPad’leri düşünün. Ekran ile ilişki o yıllarda başlıyor. Parmaklarını nasıl bir yetenek ile kullanabildiğini, konuşmayı öğrenmek için zamana ihtiyacı olan ama o ekrana dokunarak sonraki videoya geçmek için bir eğitim ihtiyacı olmayacak kadar iyi tasarlanmış bir dünya, dijital. Belki de dünyanın güvensizliği sebebi ile çocuklarımızı sokağa çıkartmak yerine biz tercih etmiş olabiliriz e-sporun trend olmasını. E-sporu veliler yarattı diyelim. Daha da iddialı olsun. Hijyenik ve sokaktan güvenli…

KAYBETMENİN SONUÇLARININ HİÇ AĞIR OLMADIĞI BİR SPOR

Bir oyun açılıyor ortalama 15 dk gibi kısa bir sürede; rekabet, strateji, başarı, başarısızlık, takım olma, motivasyon, müthiş bir görsel şölen, hikaye anlatımı, kazanma, paylaşım, egoların doyurulması, kendisi gibi olanlar tarafından takip edilme, takdir edilme, kendi çapında meşhur olma ve daha birçok şey gerçek oluyor. Nasıl başka bir mecrada bunca duygunun paketlendiği tecrübe yaşanabilir? 15 yaşında bir genç için hayatının başında kendisini ispat edebileceği, Twitch veya YouTube üzerinden binlerce insan tarafından takdir edilebileceği, kaybetse de yeniden başla tuşuna basabileceği ve saniyeler içerisinde tekrar başlayabileceği, kaybetmenin sonuçlarının hiç ağır olmadığı bir spor. Parmaklarının, beyninin ve gözlerinin koordinasyonu ile aynı takımda oynayan Koreli arkadaşı ile İngilizce konuşarak müthiş hızda strateji geliştirmek zorunda olduğu için takım olmanın ne demek olduğunu, birbirini kollamayı gerçek hayattaki gibi algılayabildiği, daha ileri gidersek bunu bir kariyer yolculuğuna çevirebilenler için para kazanabildikleri, oyunculukla başlayan, koçluk, menajerlik, sunuculuk, hakemlik hatta takım sahipliği ile devam eden geniş kariyer fırsatları barındırıyor aynı zamanda. İyi oyuncular milyonlar kazanabiliyorlar. Ekosistemde 16-17 yaşında profesyonel olmaya hazırlanan gençler; 24-25 yaşlarına gelip refleksleri yavaşlayana kadar oyuncu olup sonrasında yayıncılık yapabiliyor, para biriktirenler ise e-spor kulüpleri kurup yatırımcı olabiliyor. Bir kısmı işin medya kısmına geçiyor ve yakaladığı tanınmışlığı paraya çevirmeye devam ediyor. Yorumcu, sunucu ya da YouTuber oluyor. 

ENDÜSTRİ, KENDİSİNİ GELİŞTİRİYOR

Ekosistem demişken oradan da biraz bahsedelim; son kullanıcıdan başlayarak büyüyen bir fotoğraf getirin gözünüzün önüne. Son kullanıcıdan kastım; evinde bir PC veya mobil telefon başında oturup oyun oynayan ve e-spor takımlarını ve profesyonel oyuncularını seyreden, para harcayan, bilgisayar, mouse, klavye alan, oyunlar içinde harcanacak sanal paraları, gerçek paralarıyla satın alan, beğendiği, gönül verdiği e-spor takımının maçlarını seyretmek için Youtube’da reklamlara maruz kalan amatör gençlere son kullanıcı diyebiliriz. Onlardan milyonlarcası sayesinde e-spor ve oyun endüstrisi büyümeye ve kendisin geliştirmeye devam ediyor. Akademi takımlarında başarılı olanlar şampiyonluk ligindeki takıma terfi edebiliyor ve tecrübe elde edebiliyorlar. Buraya gelince artık oyunculuk çok önem kazanıyor.

GELENEKSEL SPOR KULÜPLERİNİN E-SPOR TAKIMLARI DA VAR

E-spor kulüpleri ise farklı takımlardan oluşuyor. Leauge of Legends, Pubg, Zula ve Fortnite gibi farklı oyunlarda takımları olan kulüpler var. Geleneksel spor kulüplerinin de e-spor branşları var. Türkiye’de Royal Youth, Galacticos, DarkPassage, Supermassive, Aurora, IW Cats ve 5 Ronin gibi e-spor kulüplerinin yanında 1907 Fenerbahce Espor, Beşiktaş, Galatasaray Espor gibi geleneksel spor kulüplerinin e-spor takımları da bulunuyor. Bu kulüpler sponsoruklar, yayın gelirleri, merchandising (forma satışı vb.), oyuncu transferleri gibi gelirler elde ediyorlar. 

ÇOCUKLAR ASOSYAL DEĞİL, DAHA SOSYAL OLUYOR

Federasyonlar, oyun üreticileri, turnuvalar, yayın platformları gibi ekosistemin diğer bileşenleri de var. Twitch ve Nemo globalde yayın platformlarına iyi örnekler. Sadece e-spor ve oyun odaklı yayıncıların buluştuğu milyarlarca seyredilme rakamlarına ulaşmış şirket değerlemeleri ile milyar dolar seviyelerini aşmış şirketler. Çocuklar asosyal değil daha sosyal oluyor. Daha çok insan tanıyor, yeni dünyaya hazırlanıyor. E-spor, genç yaşlarda hayatın simulasyonu oluyor onlar için. 'E' harfi, sporun başına geliyor ve geleceğe hazır olmak adına bizi uyarıyor. Diyor ki; futbolda iki rakip taraftarı yıllardır yan yana otururken göremiyoruz. Kötü tezahürat, kavgalar, tartışmalar bitmiyor ve aksine her geçen gün yükseliyor. Oyuncular arasında sahada yaşananları seyretmek zorunda kalıyor tüm taraftarlar eğlenmek yerine. Kulüp yöneticilerinin açıklamaları, centilmenlik dışı hırs dolu demeçler, boş TV tartışmaları yok e-sporda. Tüm bunların yanında 90 dakikaya sığan bazen tek bir gol anı için beklemeyi kabul etmiyor yeni hızlı dünya. Tümünü düşününce baştaki soruların tek bir çatı cevabı var diyebilirim. Biz sporun trendini yeni jenerasyonlara hazırladık. Onlar da tadını çıkarıyor bu yeni eğlenceli dünyanın. Hep öyle düşünün olur mu?