Dr. Ayşegül Selışık
YAZARLAR
01.04.2021 16:08:00

Kaynaklara kaynaklık eden temel unsur

Dünya genelinde tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70'i bitkisel ve hayvansal üretim için, yani tarımsal faaliyetler için kullanılıyor. Bu oran Türkiye'de yüzde 74 seviyesinde. Kalan yüzde 26 ise yüzde 13 içme-kullanma ve yüzde 13 sanayi kullanımı olarak bölüşülüyor.

Kamu yatırımları ve politikaları, hem küçük çiftçiler hem de daha büyük ölçekli üreticiler için bitkisel, hayvansal ürünler ve su ürünlerinin sürdürülebilir üretimini artıran teknolojilere ve yönetim uygulamalarına özel yatırımları teşvik etmeye yardımcı olmalı. Bu noktada, su yönetimi ön plana çıkıyor. Tarımda daha verimli su kullanımı sağlamak için hem sulanan hem de yağmur suyuyla sulanan alanlarda su yönetimine ilişkin teknolojideki yeniliklere ve eğitim ve öğretim yatırımlarına ihtiyaç var.

SUYUN SÜRDÜRÜLEBİLİR KULLANIMINA İLİŞKİN HEDEF VE ÖNERİLER

Su kaynakları azalıyor, ancak suya olan talep artıyor. Suyun daha etkin ve verimli kullanımını sağlayacak yönetim uygulamaları ve kıtlığın önlenmesine katkıda bulunabilir. FAO'nun suyun sürdürülebilir kullanımına ilişkin hedef ve önerileri şunlardır:

* Tarımda etkili, eşitlikçi ve sürdürülebilir su kullanımına ulaşmak,

Şeffaf bir su muhasebesi ve denetimi sağlamak,

* Yağmur suyunun daha iyi kullanımını sağlamak,

* Sürdürülebilir sulamaya yatırım yapmak,

* Suyun tüketim dışı kullanımına (örneğin; su ürünleri) ve konvansiyonel olmayan kaynaklardan elde edilmesine (örneğin, yeniden kullanım) yatırım yapmak,

* Çevresel akış gerekliliklerini sağlamayı garanti etmek.

TARIM, DÜNYANIN TATLI SU KAYNAKLARININ EN BÜYÜK TÜKETİCİSİ

Politika ve yönetim dışında yenilikçi tekniklerin yoğunlaştığı örneklerin 'yağmur hasadı' uygulamaları, 'su tasarrufu' ve 'suyun yeniden kullanımı'nı kolaylaştıran, verimini artıran uygulamalar olabileceğini söyleyebiliriz. Su hasadı ve su koruma teknikleri yağmurla beslenen kilokalori üretimini yüzde 24'e kadar ve sulanan alan ve tekniklerin geliştirilmesi ile birleştirilirse yüzde 40'tan fazla artırabilir. Yeryüzündeki yaşama hayat veren en değerli kaynakların başında su geliyor. Ancak, insanoğlu bu doğal kaynağı sınırsızmış gibi tüketiyor. Suyun yaşam için en fazla ihtiyaç duyulan kaynak olmasının yanı sıra, ekonomik faaliyetler için de vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğu ortada. Burada su, gıda ve enerji bağlantısından da bahsetmek de gerekir. Su-gıda-enerji bağı, sürdürülebilir kalkınmanın merkezidir. Artan küresel nüfus, hızlı kentleşme, değişen beslenme alışkanlıkları ve ekonomik büyüme nedeniyle bu üç kaynağa olan talep artıyor. Tarım, dünyanın tatlı su kaynaklarının en büyük tüketicisidir ve küresel olarak kullanılan enerjinin dörtte birinden fazlası gıda üretimi ve tedarikine harcanmaktadır. Bu kritik alanlar arasındaki ayrılmaz ilişki, su ve gıda güvenliğini ve dünya çapında sürdürülebilir tarım ve enerji üretimini sağlamak için uygun şekilde entegre bir yaklaşım gerektirir. Daha iyi akılda kalıcı olması için bazı dikkat çekici gerçeklerden bahsedelim:

> Gıda üretimi ve tedarik zinciri, toplam küresel enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 30'unu oluşturuyor. Küresel enerji üretiminin yüzde 90'ı su-yoğun şekilde gerçekleştiriliyor.

> Elektrik santrali soğutması, Avrupa'daki toplam tatlı su kullanımının ortalama yüzde 43'ünden, ABD'de yaklaşık yüzde 50'sinden sorumludur.

> Gıda ve beslenme güvenliğinin yanı sıra, görüldüğü üzere su, diğer ihtiyaçların giderilmesini de sağlayan, kaynaklara kaynaklık eden temel bir unsurdur.

Su kaynaklarının yönetimi ve kullanımı tarihsel olarak mücadele ve çekişmelere de neden olagelmiştir. Yani suyun sadece ekonomik boyutu ile değil, güvenlik, barış ve istikrar boyutuyla da değerlendirilmesi gerekir.