YAŞAM
02 Temmuz 2012 13:45

PROF. DR. ACAR BALTAŞ

PROF. DR. ACAR BALTAŞ

PROF. DR. ACAR BALTAŞ

EVİMİZ VE MUTLULUK!

İçinde yaşadığımız evlerimizde daha rahat ve konforlu yaşamak için  yaptığımız düzenlemelerin birçoğu mutluluğumuza engel olacak özellikler taşıyor. Bu nedenle National Geographic Society’nin desteklediği ‘Mutluluk Projesi’nde izlenimlerini Thrive kitabında toplayan yazarı Dan Buettner’e göre, hayat kalitesiyle çelişen ve yaşam doyumunu yükselten özellikleri gözden geçirmekte yarar var.

TV ekranlarınızın sayısını azaltın: Mümkünse bu sayıyı bire indirin ve özellikle çocukların odasından televizyonu çıkarın. Yapılan çok sayıda araştırma TV’nin çocukların zihinsel gelişimine engel olduğunu, onu pasifleştirdiğini ve kilo almasına yol açtığını ortaya koymuştur.  

Hayvan besleyin: Yapılan araştırmalar hayvan besleyenlerin, kan basınçlarının, stres hormon seviyelerinin daha düşük olduğunu ve daha sakin olduklarını göstermektedir. Benzer şekilde araştırmalar, hayvan beslemenin özsaygıyı yükselttiğini, kişinin kendini önemli ve değerli hissetmesine neden olduğunu saptamıştır.

Başarılarınızı yansıtan bir köşe oluşturun: Hayatınızdaki önemli başarılarınızı size hatırlatan resim, belge, ödül ve objelerden oluşan bir köşe oluşturun. Bunu evinizdeki koridorun boş duvarına asacağınız resimlerle gerçekleştirebileceğiniz gibi, uygunsa salonunuza da taşıyabilirsiniz. Buraya kendi düğün ve çocuklarınızın belirli yaşlardaki resimlerinin yanı sıra, büyük anne ve babanız veya değer verdiğiniz bir hocanız gibi hayatınızda önemli rol oynamış insanların da resimlerine yer verebilirsiniz.

Evinize mümkün olduğu kadar güneş ışığı sokun: Arkadaşlarımın büyük çoğunluğu evlerinin baktığı cepheden habersiz... Ev alacak ya da taşınacaksanız, evinizin cephesinin kuzeye dönük olmamasını en önemli ölçüt olarak kabul edin. Biraz daha küçük veya pahallı gibi gözükse de doğu ya da güney batıya bakan bir ev yaşam kalitesi açısından önemlidir. Yapılan araştırmalar, güneş ışığının düzenli koşu yapanlarda olduğu gibi bedende endorfin düzeyini yükselttiğini göstermiştir.  
Kendinize bir bahçe oluşturun: Toprakla uğraşmanın stres hormonunu azalttığı bilinir. Ekme, dikme, çapalama, budama, ayrıkları ayıklama, çiçek veya meyveleri toplama adımlarının her biri sabır gerektiren, yavaş hareket etmeye gerektiren eylemler içerir ve doğadaki farklılıkları algılamaya imkan verir. Bunun için imkanınız varsa mutlaka bahçenizden yararlanın. Yoksa da balkonunuzun elverdiği boyda yetiştirebileceklerinizle yetinin. Burada sıraladıklarımızın hiçbirini yapma imkanınız yoksa, saksı içinde yetiştireceklerinizle, yukarıda sıraladığımız duyguların bir bölümünü yaşamaya gayret edin.

Yatak odanızı uykuya göre düzenleyin: Uyku ihtiyacı kişisel farklılıklar gösterse de yetişkin bir insan için gerekli süre 6-7 saat dolayındadır. Yetersiz uyku, hücre çekirdeğinde geri dönüşü olmayan yıkım yapar ve bu hızlı yaşlanmanın doğrudan nedenidir. Evin yatak odasının, farklı aktiviteleri yürütmek amacıyla değil, sadece sağlıklı bir uykuya imkan verecek şekilde düzenlenmesinde yarar vardır. Bunun için yatak odanıza televizyon koymayın. Uykuya geçerken televizyon seyretmeyi tercih etmeyin. Parlak ışık veren bir saat varsa bunu mat ışık veren bir saatle değiştirin. Odanın karanlık ve serin olmasını sağlayın. Kitap okumak uykuya rahat bir geçiş sağlar.

Evinizi farklı renklerle boyayın: Evinizi beyaz, gri, bej ve pembenin açık tonlarına boyamaktan vazgeçin. Evinizdeki bazı odalarda duygu durumunuza göre birkaç yılda bir veya ihtiyaç duydukça sarı, mavi, yeşil, kırmızı gibi kendini hissettiren renkler kullanın. Hatta aynı odada farklı duvarları farklı renklere boyayın.

Sonuç: Mutluluk pek çoğumuzun sorgulamadan kabul ettiği gibi, çok para kazanarak elde edeceğimiz bir şey değil. İnsanların yaşam kalitesi ve doyum, kişinin içinde yaşadığı toplum, sosyal çevre, işyeri ve çalışma koşulları, ekonomik koşulları ve yaşadığı evin içinde yarattığı ortamı da içine alan çok sayıda faktörün etkileşmesiyle ortaya çıkıyor. Bu sıralananlara ek olarak, bireyin kişisel farkındalığı, hayatına yüklediği anlam açısından çok önemli bir belirleyicidir ve bu gelecek yazımızın konusu olacaktır.

EN ÇOK OKUNANLAR