PİYASALAR

Ipsos'un “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı

Ipsos’un her sene yeni yılın ilk haftası kamuoyuna; biten yılı değerlendirip gelen yılın iklimi konusunda bilgi vermeyi amaçlayan “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı. Rapor kapsamında kamuoyunun 2018 değerlendirmeleri ve 2019’dan beklentilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Rapora göre, ekonominin geleceğine ilişkin kötümser olanların oranı arttı, ekonomi, vatandaşların gözünde ülkenin en önemli sorunu haline geldi. 31 Mart yerel seçimlerinde ise adaylardan çok siyasi partilerin ağırlığı olacak.

Ipsos’un, her sene yeni yılın ilk haftası kamuoyuna; biten yılı değerlendirip gelen yılın iklimi konusunda bilgi vermeyi amaçlayan Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu açıklandı.

Saha çalışması 24 Kasım – 13 Aralık tarihlerinde yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirilen ve 12 IBBS bölgesinden seçilen 15 ilde gerçekleştirilen çalışmanın örneklem sayısı 1320 oldu.

Ipsos Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu, kamuoyunun 2018 değerlendirmeleri ve 2019’dan beklentilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.

Yerel seçimler yaklaşırken vatandaşların nabzını tutan rapora göre; kamuoyunun memnuniyet ve beklenti düzeyi, 2018 başına kıyasla daha düşük, geçmiş yıllara kıyasla ise biraz daha iyi…

Kurlardaki dalgalanma memnuniyet düzeyini geriletti

Ipsos Türkiye Barometresi Raporu’na göre 2018’e olumlu olarak yorumlanabilecek bir memnuniyet ve beklenti düzeyi ile girilmişti. 24 Haziran seçimleri öncesinde (her seçim öncesinde gözlemlendiği üzere) memnuniyet ve beklentilerde bir gerileme oldu. Seçim sonrasında yeniden bir yükseliş görülse de özellikle döviz kurlarında çalkantıların yaşandığı Ağustos ayı sonrasında yeniden bir gerileme vardı.

Aralık ayı itibarı ile az da olsa bir toparlanma ile 2018 yılı tamamlandı. Gelinen nokta, her ne kadar yıl başındaki duruma göre geride olsa da geçmiş yıllardaki (o dönemde yükselen terör olaylarının yarattığı) olumsuzluk seviyesinde olmadığı görüldü.

Ekonominin geleceğine ilişkin kötümserlik arttı

Vatandaşların, ülkenin ve kendilerinin ekonomilerine yönelik beklentilerine bakıldığında ise;

Ülkeyle ilgili daha olumsuz bir ruh hali hakimken, kişisel ekonomilerle ilgili beklenti düzeyi geçen yılla hemen hemen aynı görülüyor.

“Gelecek yıl genel olarak Türkiye ekonomisinin durumu sizce nasıl olur?” sorusuna “daha kötü olur” diyenlerin oranı 2017 sonunda %20 iken, bu yıl %35. Bu artış, daha çok “aynı kalır” diyen oranının azalması ile gerçekleşiyor.

Ipsos Raporu’na göre toplumun en önemli sorunu ne?

Ekonomi, ilk yarısı seçim atmosferi içinde geçen 2018 yılının bahar aylarından itibaren vatandaşların gözünde ülkenin en önemli sorunu haline geldi.

Yaz aylarında döviz kurlarında yaşanan ani yükselişler bir ara “en önemli sorun ekonomidir” diyenlerin oranını %59’a kadar yükseltti. Sene sonu itibarı ile de toplumun yarısı hala bu görüşü korumaya devam ediyor.

Sene başında “en önemli sorun terördür” diyenler toplumun %51’ini oluştururken, Aralık ayında bu oran %13’e kadar gerilemiş durumda.

Eğitime dair sorunların ülkenin en önemli sorunu olduğunu düşünenlerin oranı (%11) en önemli sorun terördür diyenlere yakın, iki yıldır da bulunduğu seviyeyi koruyor.

“2019 Mücadele Yılı olacak”

Sonuçları değerlendiren Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik, şunları söyledi:

“Dengelenme-Disiplin-Değişim kodları ile hazırlanan 2019-2021 dönemini kapsayan Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde bir dengelenme yılı olacağını düşündüğümüz 2019’un tüm toplum kesimlerinde bir mücadele yılı olacağı bilimsel açıdan net okunuyor. 2018 içinde çalkantılı bir rota izleyen mevcut durumdan memnuniyet seviyesi, yaşanan enflasyon yükselişine rağmen yılın son ayındayken geçen yıldan farklı bir noktada değil. Öte yandan gelecek beklentisinin daha olumsuz olduğunu görüyoruz.

Ekonomik kriz tanımlaması doğru değil ama…

‘Ekonomik kriz var’ diyebilmek için Türkiye’nin üç dönem üst üste eksi büyüme gerçekleştirmesi (küçülmesi) gerekir. Dolayısıyla bu dönem için ‘ekonomik kriz’ tanımlaması doğru bir tanımlama değil. Ancak toplum psikolojisindeki geçmiş krizlerden kalma izlerin ve mevcut bazı ekonomik göstergelerdeki değişimin, tüketiciyi bir kriz beklentisi haline soktuğu söylenebilir.

Sene başında gerçekleşecek maaş zamları, gelir vergisi dilimlerinin yaşattığı dönemsel avantajlar, enflasyon ile mücadele kapsamındaki vergi avantajlarının süresinin uzatılması ihtimali gibi nedenlerden dolayı bu olumsuz beklentinin tüketime yansımalarının daha çok 2. Çeyrek itibarı ile hissedilmeye başlanacağını tahmin ediyoruz.

Tüketicilerin satın alma gücü azaldı

Tüketicilerin üçte biri satın alma güçlerinin hissedilir şekilde azaldığını ifade ediyor.

Tüketicilerin %20’si ek bir iş yapmaya çalışacağını söylüyor, yani fazla mesai ve ek iş yapma ihtiyacı geçmişe göre iki katına çıkmış, %37’si harcamalarını daha fazla kontrol edeceğini ifade ediyor.

Tüketicilerin mevcut harcama dağılımı içinde toplamın % 24,7’sinin kira ve konut harcaması oluşturuyor.

Ulaşım ise %18,7 seviyesinde ki bunun önemli bir bölümünü şehir içi ulaşım harcamaları oluşturuyor.

Özetle toplamda %43’lük bir bölümde önemli bir kısıntıya gidilmesi mümkün değil.

Tüketici lüks gıda tüketiminde kısıntıya gidecek

Harcamalar içinde %19,7’lik bir ağırlığa sahip olan Gıda ve Alkolsüz İçecekler tüketiminin de ağırlıklı bölümünün zorunlu harcamalardan oluşacağı dikkate alınırsa, tüketicilerin diğer harcama kalemlerinde ve kısmen de “lüks gıda” ürünlerinde kesintiye gitmesi beklenir.

Harcamaların en çok kontrol edileceği, bir başka deyişle en fazla tasarrufun amaçlandığı tüketim kategorileri giyim, eğlence ve kişisel bakım… Fiyat artışlarının en fazla algılandığı ürün kategorisi kağıt havlu ve tuvalet kağıdı.

Tüketicideki endişenin giderilmesi için ihtiyaç duyduğumuz istikrarlı dönemi yaşayabilmenin yolu ekonomik faaliyetlerin sürekliliğinin sağlanmasından geçiyor.”