PİYASALAR

Rekabetçi ve nitelikli iş gücü avantajı, makine sektörünü öne çıkarıyor

Türkiye’nin endüstriyel gelişimine yaptıkları katkı ve makine sektöründeki lokomotif rolleri ile sivrilen KOBİ’ler, çoğu yabancı ülkedeki benzerlerinin aksine Türkiye’nin sunduğu rekabetçi ve nitelikli iş gücü avantajından yararlanıyor. Yerli girdilerin üretim aşamasındaki tüm girdilerin yaklaşık yüzde 85’ini oluşturması ve her yıl 450 bini aşkın mühendisin mezun olarak sektöre adım atmasının, sektöre dinamik ve esnek bir yapı kazandırdığını da söylemek mümkün. Makine üretimine ilişkin Ar-Ge harcamalarının 2014-2018 döneminde yüzde 53 artmış olması da, bunun bir göstergesi. Makine, bir başka deyişle her türlü aksam ve ekipman üretimindeki Ar-Ge harcamaları, 2.13 milyar TL’ye ulaştı.

Bu tutar, toplam Ar-Ge harcamalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Geçen yıl katma değerli üretimin itici gücü de makine sektörü olmuştu. Türkiye Patent Enstitüsü’ne en fazla başvuru yüzde 29,74’le makine ve teçhizat sektöründen geldi.

200 ÜLKEYE İHRACAT

Türk makine sanayisi ürünlerinin uluslararası pazarlarda elde ettiği başarı, sektörün ülkenin toplam ihracatı içindeki payını da giderek artırıyor. Makine sanayii üretimi 2018 yılında 78.3 milyar dolara ulaşarak Türkiye’den 200 ülkeye yapılan toplam ihracatın yüzde 14,7’sini oluşturdu. Türk makine sanayiinin ihracat yaptığı başlıca ülkeler arasında sırasıyla Almanya, İngiltere, Irak ve Fransa geliyor. Öte yandan, Türk makine sanayiinin önde gelen ithalat kaynakları Çin, Almanya ve İtalya, Güney Kore ve Fransa olarak sıralanıyor. Türk makine sektörü, yatırımcılara iş gücü, enerji ve lojistik alanlarındaki rekabetçi girdi maliyetlerinin yanında Ar-Ge konusundaki istekliliği, nitelikli iş gücü, IP koruması, hedefe yönelik teşvik programları ve çeşitli bölgesel kümelerden oluşan kapsamlı tedarik üssünün de dahil olduğu güçlü destekçilerle önemli fırsatlar sunuyor. Cumhuriyetin 100’üncü yılının kutlanacağı 2023 yılına yönelik iddialı vizyonu gereği makine sanayisine ilişkin son derece önemli ihracat hedefleri belirlendi. 

İŞ MAKİNELERİNDE  HEDEF İLK ALTI

Gayrimenkul projelerinin yanı sıra üçüncü havalimanı, otoyollar, üçüncü köprü gibi dev projeler iş makineleri pazarında da hedef büyüttü. Türkiye İş Makineleri Distribütörleri ve İmalatçıları Birliği (İMDER) verilerine göre sektörün 2018 yılı ticaret hacmi rekorla tamamlandı. 2019 sonunda bu rakamın 7 milyar doları bulması bekleniyor. Vizyon projeleri ve kentsel dönüşüm istenildiği gibi yürütüldüğünde 2023 yılında iş makineleri sektörünün ticaret hacminin 30 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. İş makineleri sektörünün 2023 vizyonu doğrultusunda 10 milyar dolar ihracat, 20 bin adet iş ve inşaat makinesi yıllık satış adedinin hedeflendiğini ifade eden sektör yetkilileri, pazarın bu rakamlarla dünyada ilk altı, Avrupa’da ise ilk üç pazar arasına girilebileceğini dile getiriyor. Makine ve aksamları, Türkiye’nin ihracatında motorlu kara taşıtlarından sonra 2’nci sıradaki sektör.

Türk makine sektöründe 2001 yılında yüzde 27 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2018 yılında yüzde 64,1’e çıkmış durumda. Makine sektör tamamı itibariyle ihracatı 2018 yılında 2017 yılına kıyasla yüzde 15,5 artarak 17.1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türk makine sektörünün önde gelen ihraç pazarları; AB ülkeleri ve ABD.
Küresel ölçekte rekabetçi olan Türk makineleri, 200 ülkede kullanılıyor.  

2017 yılı dünya makine ticareti sıralamalarında ihracatta 29’uncu sırada, ithalatta ise 23’üncü sırada yer alan Türkiye, Avrupa’nın 6’ncı büyük makine imalatçısı.

İSTİHDAMA BÜYÜK KATKI

Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan makine sektörü, istihdama katkısını ise artırmaya devam ediyor. Geçen yıl sanayideki üretim artışı ve Hükümetin sağladığı teşviklerle yatırımlarını artıran sektör, 220 binden fazla kişiye istihdam sağlar hale geldi. Makine sanayiinde 2011 yılında 153 bin kişi istihdam edilirken, 2018 sonu itibariyle bu rakamın 220 bin 409’a yükseldiği ifade ediliyor. Makine sanayi istihdamının toplam imalat sanayi istihdamı içindeki payı 2017 yılında yüzde 5,91’ken, 2018 yılı sonu itibariyle 6,04’e yükselmiş durumda. Sektörün uzmanları da 2018 yılında makine üretiminde görülen artış ve sağlanan teşviklerin, istihdam artışını desteklediğinin altını çiziyor.

TÜRK MAKİNE SEKTÖRÜNÜN AVANTAJLARI

> Gelişmiş mühendislik becerileri ve yeniliklere çabuk uyum sağlama,
> Kalite bilinci,
> Uzmanlaşmış, yüksek vasıflı, orta ve üst düzey yöneticiler, 
> Genç iş gücü,
> Tesisleşme (OSB, kümelenme gibi),
> Gelişmiş yan sanayi,
> Sektörün örgütlenme düzeyi yüksekliği...

AR-GE HARCAMALARI YÜZDE 30 ARTTI

Türk makine sektörü teknolojik gelişmeleri yakından takip ederken, kaliteli üretim yapıyor ve Ar-Ge çalışmalarına önem veriyor. Türkiye’de Ar-Ge harcamaları/GSYİH oranındaysa sürekli artış gözleniyor…

2003 yılında yüzde 0,48 olan bu oran, 2017 yılında yüzde 0,96 seviyesine çıkmış durumda. Makine üretimine ilişkin Ar-Ge harcamaları da yıllık bazda pozitif gelişme gösteriyor. Makine üretiminde 2016 yılında gerçekleşen Ar-Ge harcamaları 567 milyon TL’yken, 2017 yılında yüzde 30 artışla 735 milyon TL’ye ulaştı.