SANAT
15 Şubat 2016 17:25

Zeugma’dan Milli Mücadele’ye

Kalkolitik Çağdan Günümüze 6 BİN yıllık bir tarihi barındıran, Ev sahipliği yaptığı her uygarlığın derin izlerini taşıyan Gaziantep Bizans, Müslümanlar ve Haçlılar arasında sürekli bir çekişme alanı olmuş... Ticaretin her zaman ön planda olduğunun göstergesi tarihi hanları ve çarşılarıyla ünlü, milli mücadelenin abide şehri Gaziantep'teydik...

Zeugma’dan Milli Mücadele’ye

Meral Erdoğan / [email protected]

 

Anadolujet’in 'Tarih’e Yolculuk' projesinin ikinci sezonuna Gaziantep turuyla başladık. İlk durağımız, dillere destan Antep mutfağının hakkını veren bir yöresel kahvaltı molası oldu. Kalabalık katılımcı grubunun tanışması ve kaynaşmasını sağlayan kahvaltı sofrası diğer yandan Gaziantep mutfağıyla da tanışmamızın ilk adımı oldu.

 

Gazİantep kahvaltısı Beyran

Gaziantep’te zeytin, peynir, reçel vb. ürünlerle hazırlanan kahvaltıya kısaca 'teferruat' diyorlar. Gaziantepli rehberimizin açıklamaları ve tavsiyesiyle 'normal' acılı ve sarmısaklı sosuyla birlikte  haşlanmış kuzu gerdan ve yine özel haşlanmış pirinçten oluşan beyran çorbasıyla Gaziantep’e merhaba demiş olduk. Beyran’ın açtığı iştahlarımızı 'teferruat' ve fıstıklı katmerle dindirip kahvaltı faslını nihayete erdirdikten sonra Talha Uğurluel hocanın anlatımı eşliğinde dünyaca ünlü Zeugma Mozaik Müzesi’ne doğru yola çıktık.

Dünyaca ünlü Zeugma Mozaİklerİ

Zeugma Antik Kenti'nden çıkarılmış olan mozaikler Zeugma Mozaik Müzesi’ni  dünyanın en büyük mozaik müzesi haline getirmiş durumda. Zeugma, Roma döneminde en önemli bölgesel merkez olmuş ve zenginliğiyle göz kamaştırmış. Özellikle Fırat manzaralı zengin evlerinden çıkarılan mozaik, heykel ve sanat eserleri bugün bütün dünyanın hayranlığını topluyor. Zeugma Mozaik Müzesi koleksiyonunda; Roma ve Geç Antik Dönem'e ait 2 bin 748 metrekare mozaik, 140 metrekare fresk, 4 Roma Dönemi çeşmesi, 20 sütun, 4 kireç taşından yapılmış heykel, mezar stelleri, lahitler sergileniyor. Müzede sergilenen mozaiklerden 'Çingene Kızı' özellikle görülmesi gereken bir eser. 1992 yılında çıkarılan bu mozaikteki kadın figürü gizemli bakışları ve dağınık saçlarıyla Zeugma’nın simgesi haline gelmiş durumda. İlk çıktığı yıllarda kimliği konusunda kesin bir tanımlama yapılamayan bu mozaik figüründeki kadın resminin çingene kızlarını andırması nedeniyle bu isim verilmiş. Çingene Kızı özel bir ışıklandırmayla ve ayrı bir bölümde sergileniyor. Müzedeki bir diğer önemli parça da 2000 yılı kazılarında bulunan bronz Mars heykeli. Heykelin, M.S. 256 yılındaki Sasani saldırısı sırasında bir villa içinde gizlendiği tahmin ediliyor. Bir meydan heykeli olduğu düşünülen bu eser, Zeugma’nın koruyucusu olarak teşhir ediliyor. 1,45 metre yüksekliğindeki Mars Heykeli, 6,60 metre yüksekliğinde bir sütun ve 30 cm’lik bir bazalt kaide üzerine yerleştirilmiş ve müze içindeki her noktadan görülebiliyor.

Ve Gazİantep Şehrİ...

Aslında bütün bir günü geçirebileceğimiz kadar dolu olan Mozaik Müzesi gezimizin ardından Gaziantep turuna Şehreküstü Konakları'yla devam ediyoruz. Şehreküstü Konakları Gaziantep’in geleneksel dokusunun en çok korunabildiği Şahinbey bölgesinde bulunuyor. Konakların kamulaştırması ve restorasyonu Şahinbey Belediyesi tarafından yapılmış ve Mayıs 2013’te ziyarete açılmış. Bu konaklar özellikle 19’uncu yüzyıl sonu ve 20’nci yüzyıl başı Gaziantep kent mimarisinin tipik özelliklerini sergiliyor. Hem yaşam alanı hem de ailenin ekonomik faaliyetine uygun biçimde tasarlanan evlerde genellikle zemin katta mutfak ve depo, üst katlarda ise diğer yaşam mekanları yer alıyor.  Bir sonraki durağımız Gaziantep’in tarihi camilerinden Şeyh Fethullah Camii oluyor. 1564 tarihli bu camiyi yaptıran Şeyh Fethullah’ın Hz. Ebubekir’in soyundan geldiğine inanılıyor. Caminin en önemli özelliği inşa edildiği halini koruyor olması. Genişletme ya da yeniden inşa edilme gibi orijinalliğini bozacak faaliyetlere maruz kalmamış. Ayrıca Kurtuluş Savaşı’nda şehit olan Karayılan Molla Mehmet’in kabri de burada bulunuyor.  Şeyh Fethullah Camii’nin ardından Gaziantep Mevlevihanesi’ndeyiz. 1639 yılında Türkmen Mustafa Ağa tarafından yaptırılan Mevlevihane’de sergilenen el yazması Kur’an-ı Kerim’ler, hat levhalar, şamdanlar, halı ve kilimlerin yanı sıra Mevlevi dervişlerinin balmumu heykelleri de bulunuyor. 

Tarİhİ Çarşılar, Hanlar...

Gaziantep tarihi boyunca ticaret ve kervan yolları üzerinde bulunmuş, her dönem ticaretle iç içe olmuş bir kent; kısaca bir ticaret şehri. Kentin her köşesindeki hanlardan, hamamlardan ve çarşılardan da bunu görebiliyoruz. Mevlevihane sonrası durağımız Tarihi Tütün Hanı oluyor. Katılımcılar burada hem biraz dinlenme ve bir çay molası verme hem de çevredeki tarihi Bakırcılar Çarşısı, Elmacı Pazarı gibi çarşılarda alışveriş imkanı buluyorlar. Tütün Hanı 2006 yılında restore edilerek içinde kafelerin de yer aldığı yöresel ürünler için bir tür alışveriş merkezi haline getirilmiş. Hanın tarihi ise 200 yıla dayanıyor. 1790-1799 yılları arasında iki katlı olarak kare şeklinde bir avlunun çevresinde inşa edilmiş ve uzun süre adını aldığı tütün tüccarlarına/kervanlarına hizmet vermiş. Rivayete göre Tütün Hanı 1750’lerden beri varolan tek katlı bir hanın yerine yaptırılmış.  Mola ve alışveriş sonrası Gaziantep turumuz Bakırcılar Çarşısı içinde bulunan Yuşa Peygamber Türbesi ziyaretiyle yeniden başlıyor. İki odalı bir yapı içindeki odalardan birinin Hz. Musa’nın yeğeni Yuşa Peygamberin, diğer odanın ise Hz. Ali’yle birlikte savaşırken şehit düşen Pirsafa’ya ait olduğu rivayet ediliyor.

 

Antep Kalesİ ve İçİnde Panorama Müzesİ

Turumuzun sonuna doğru yaklaşırken Antep Kalesi’ne yöneliyoruz. Duraklarımız tarihi Antep Kalesi ve içinde yer alan Panorama Müzesi. Gaziantep Kalesi’nin tarihi günümüzden 6 bin yıl geçmişe, kalkolitik döneme kadar giden bir höyük üzerinde kurulduğu, ayrıca M.S. 2-3’üncü yüzyıllarda da kale ve çevresinde 'Theban' isimli küçük bir kentin olduğu biliniyor. Kale M.S. 2-4’üncü yüzyıllarda ilk olarak Roma döneminde bir gözetleme kulesi olarak yapılmış ve zaman içerisinde genişletilmiş. Bugünkü biçimini ise Bizans İmparatoru Justinyanus döneminde M.S. 6’ncı yüzyılda almış. Kale bu haliyle düzgün olmayan bir daire şeklinde ve surlar üzerinde 12 adet kulesi var.  Panorama Müzesi ise Gaziantep Kalesi’nde yürütülen kazılarla gün ışığına çıkarılan 200 metre uzunluğundaki galeride oluşturulmuş bir müze. Panorama Müzesi’nde Fransızların işgali, yapılan muharebeler, harekatlar, savunmada üstün yararlılık gösteren kişiler ve halkın yaşadığı zorluklar, kısacası Antep savunması resimler, rölyefler, heykeller, yüksek kabartma rölyefler, maketler, büstler, bilgi panoları aracılığıyla anlatılıyor. Panorama Müzesi’nin ardından turumuzun son durağı Gaziantep’in tarihi camilerinden Şirvani Camii oldu. Kalenin hemen yanında yer alan Şirvani Camii Hz. Hüseyin’in soyundan geldiği rivayet edilen Şirvani Mehmet Efendi tarafından yaptırılmış ancak 1677’den önceki bir tarih olmakla birlikte kesin tarihi bilinemiyor. Camiyle ilgili ilginç bir efsaneye göre caminin herhangi bir sebeple yıkılması ihtimaline karşı tekrar yaptırılabilmesi için temeline altın ve gümüş gömülmüş. Şirvani Camii Gaziantep’te ziyaret etme ve inceleme fırsatı bulduğumuz son mekan oldu ve akşam yemeğinin ardından dönüş yoluna çıktık. Ancak hemen her köşesi bir tarih ve bir hikaye barındıran Gaziantep’i tanımak için bu gezi tabii ki sadece bir ilk adım olabildi.

 

PLATİN SANAT / EKİM 2015

EN ÇOK OKUNANLAR