PORTRE
14 Temmuz 2021 15:48

Özgür Erzincan: Nokia 20'den fazla ülkeyi İstanbul'dan yönetiyor

Nokia Türkiye Ülke Müdürü Özgür Erzincan, Türkiye'deki yatırımlarını ve önümüzdeki dönemdeki yol haritalarıını Platin okurlarıyla paylaştı.

Özgür Erzincan: Nokia 20'den fazla ülkeyi İstanbul'dan yönetiyor

Türkiye'de 90'lar ve 2000'lerin ortalarına kadar cep telefon denince akla gelen ilk markalardan olan Nokia, son dönemde telekomünikasyon tarafındaki yatırımlarıyla gündeme gelmeye başladı. İletişim teknolojilerine yönelik yazılımsal çözümler ve donanımlar üreten Nokia'nın Türkiye Ülke Müdürü Özgür Erzincan, son dönemde gerçekleştirmiş oldukları yatırımları ve operasyonlarını Platin'e anlattı.

Kendinizden biraz bahsedilebilir misiniz? Özgür Erzincan ne zaman Nokia Türkiye'nin başına geldi?

İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. Bu yıl ICT endüstrisindeki 27'nci yılım. Geçmişte yerel ve küresel şirketler için Ar-Ge, profesyonel hizmetler, entegrasyon, danışmanlık ve iş geliştirmeyi kapsayan çeşitli liderlik rolleri üstlenerek çalıştım. Eylül 2018'de Nokia'ya katıldım ve Temmuz 2019'da CSO oldum. Kariyerim boyunca, Türk ve uluslararası müşterilerin işlerini ICT çözümleriyle dönüştürmelerine yardımcı oldum. Son 10 yıldır çeşitli telekomünikasyon ve kurumsal müşterilerin dijital dönüşüm yolculuklarında aktif olarak yer alıyorum. TÜSİAD üyesiyim ve inkübasyon/hızlandırma programlarında start-up ve büyüme için aktif bir akıl hocasıyım.

Türkiye CSO'su rolünü üstlendiğimden beri, yerel ekosistemin bir ortağı olarak ve çözümlerini Nokia teknolojisi ile tamamlayarak Türkiye'nin dijital dönüşümünün bir parçası olmak ve daha aktif çalışmak için şirketimizi organize ettim. İletişim ihtiyaçlarının Nokia'nın sağladığı kritik ağ altyapısını gerektirdiği üretim, ulaşım ve enerji segmentlerinde kurumsal müşterilerle çalışarak daha aktif hale geliyoruz.

Nokia'nın telekom alanında insan refahını artırma adına tanıtacağı yenilikleri yakın gelecekte bizlerden daha çok duyuyor olacaksınız.

Nokia Türkiye olarak son dönemdeki faaliyetlerinizden bahsedilebilir misiniz?

Bütün büyük telekomünikasyon hizmet sağlayıcıları ile güçlü iş ilişkilerimiz ve ülkemizdeki teknik üniversiteler ve iş dernekleri ile güçlü bağlarımız var. Sabit ve mobil geniş bant erişimi, IP ve optik alanlarında son derece güçlüyüz, uluslararası internet trafiğinin saniyede 12 TB'ı Nokia'nın IP yönlendiricilerinden geçiyor ve optik ekipmanımız Türkiye'de bulunan fiber şebekesindeki taşıma noktaları aracılığıyla Avrupa'yı Asya'ya bağlıyor. Sabit geniş bant erişiminde çok iyi bir konumdayız, tüm ev internet bağlantılarının kabaca yüzde 40'ı Nokia cihazlarıyla yapılıyor, bu da Türkiye'de her gün 18 milyon insanın Nokia sabit geniş bant erişim altyapısı üzerinden dünyaya bağlandığı anlamına geliyor. Daha geçen yılın Aralık ayında, Türk Telekom CEO'su Ümit Önal ile birlikte Nokia tarafından ülkemizde yerli olarak üretilen 50 bininci FTTx (fiber erişim) dış mekan kabinetimizin kurulumunu kutladık.

Türkiye'de hangi hizmetlerde bulunuyorsunuz?

Geçtiğimiz nisan ayında Ankara'da Türk Telekom ile yaptığımız denemede 5G teknolojisi ile 4.5Gbps hız değeri ile dünya rekoru bir hızı elde ettik ve bu teknolojinin, 2023 yılına kadar Türkiye'de ticarileştirilmesini ümit ediyoruz.

Ayrıca şu anda Türkiye'de üretim, ulaşım, enerji, kamu güvenliği, limanlar ve havaalanları alanlarında büyük kurumsal müşterilerle çalışıyoruz. Nokia, kurumsal şirketlerin mevcut küresel koşullarda son derece yararlı olan dijitalleşme süreçlerini hızlandırmasına yardımcı olmaya uygun ve geniş bir yenilikçi çözümler portföyüne sahip.

Velhasıl, Nokia olarak kendimizi Türkiye'deki sosyal sorumluluk programlarına dahil etmeye çalışıyoruz, örneğin kısa bir süre önce geleceklerini teknik mesleklerle ilişkilendirmek isteyen lisans öğrencilerine IP ve MPLS teknolojisine odaklanan sertifikasyon eğitimi vererek "Türkiye'nin Mühendis Kızları Vakfı"nı destekledik. Kendimizi sürekli olarak bu tür fırsatlara yönlendiriyor ve katkı koymaya çalışıyoruz, bu yıl boyunca bu konuda çok daha fazla şey duyacaksınız.

Cep telefonları artık eskiden olduğu kadar işimizin bir parçası değil. Tabii ki piyasada Nokia markası altında en yeni Android tabanlı akıllı telefonları bulabilirsiniz, ancak bunlar HMD global şirketi tarafından üretiliyor ve dağıtılıyor. Bu durumda sadece markamızın lisansını veriyoruz; yani üretim ile ilgili hiçbir şeye dahil değiliz.

Diğer tüm ülkelerde olduğu gibi, 5G şu anda Türkiye'de ilgi odağı. Bu noktada Türkiye'deki 5G yatırımlarının genel durumuna nasıl bakıyorsunuz? Nokia Türkiye, kendini bu yatırımların neresinde bulunuyor?

İlk olarak 5G'nin küresel durumuna bir göz atarsak, halihazırda oldukça fazla sayıda ticari 5G ağının mevcut olduğunu göreceğiz; 68 ülkede ticari olarak servise verilen 5G şebeke sayısı 162'ye, 5G destekleyen akıllı telefon sayısı da Apple iPhone gibi popüler olanlarda dahil olmak üzere 700'e ulaştı (GSA 5G Pazar Nisan 2021 Raporu'na göre). Bu da bize bu teknolojinin ticarileştirmek için yeterince güvenilir olduğunu ve hem operatörler hem de aboneler için önemli faydalar sağladığını gösteriyor. Omdia'ya göre, 2020 yılı sonu itibarı ile dünyada 401 milyon 5G kullanıcısı vardı ve 2025 yılına kadar küresel pazarın yüzde 31'ini oluşturacak olan 3.39 milyara kadar artacak.

Bildiğiniz gibi, Türkiye'de 5G ticarileştirme planı 2022'de frekans ihaleleri ve operatörlerin lisanslanması ile 2023'ü hedefliyor, bu nedenle herhangi bir somut yatırımdan bahsetmek için henüz çok erken.

2021-2022, Türkiye'deki 5G teknolojisinin kah laboratuvarda kah saha denemelerinde testlerinin yapılacağı yıl olacak. Türk operatörler için sunmaya hazır olduğumuz rekabetçi bir 5G çözümümüz var. Operatörler ayrıca, var olan şebekelerini ve platformlarını 5G'ye, sanallaştırmaya ve otomasyona hazır hale getirmek için gerekli aksiyonları almaya odaklanacaklardır.

Türkiye'de 30'uncu yılınızdasınız. Bu zamana kadar Türkiye'ye toplam ne kadarlık bir yatırım gerçekleştirdiniz? 30'uncu yılınızdaki hedeflerinizi ve beklentilerinizi anlatabilir misiniz?

Gerçekten de Nokia, son 30 yılda Türkiye'de telekomünikasyon atılımlarına çok önemli katkılar koydu. Ülkedeki ilk NMT telekomünikasyon sistemi 1986 yılında Türk Telekom tarafından Nokia ekipmanı kullanılarak inşa edildi. Zaman içinde gerçekleşen birleşme ve satın almalarla Nokia artık Motorola, Alcatel ve Lucent gibi önde gelen markaların tüm IPR'lerini ve yeteneklerini içeriyor. Ayrıca, ilginç bir gerçek şu ki, Türkiye'de ALCTL hisse senedi altında Borsa İstanbul'da işlem gören bir kamu şirketimiz var.

2021 Nokia Türkiye için nasıl bir yıl olacak? İstihdamınızda bir artış söz konusu olacak mı?

Bu geçtiğimiz 30 yıl boyunca hedeflerimiz her daim ülkemize telekom alanında en son teknolojiyi getirmek ve en son yenilikleri de insanımıza tanıtmak, kullanımına sunmak. Bugün, Nokia ile aynı yeteneklere sahip çok fazla şirket kalmadı ve kişisel olarak son yıllarda ülkemizin değeri şirketimiz içinde oldukça arttığı için gurur duyuyorum. İstanbul, Orta Avrupa ve Orta Asya bölgesi için merkez ilan edildi, 20'den fazla ülkeyi içeren bu geniş Nokia coğrafyasında bütün işler İstanbul'dan yönetiliyor ve bu ülkemizin potansiyeline olan çok güçlü bir güven işareti.

Türkiye son derece yetenekli teknik mühendis ve iş adamlarıyla dolu, Nokia genç yeteneklerle ülkedeki varlığını istihdamı sürekli olarak geliştirmeye çalışıyor; Ankara ve İstanbul illerinde bulunan iki ofiste ortalama yaşları 35 olan yaklaşık 740 çalışanımız bulunuyor.

Son olarak, yerel hizmet şirketimizi vurgulamak isterim. Iris, zaten Türkiye'de ortaya çıkan ünlü bir marka ve şimdi tüm Avrupa'da benzer hizmet şirketlerimiz var. Iris, Nokia tarafından 2010 yılında Nokia Türkiye'den önemli bir yatırımla satın alındı.

GTAC projeniz nedir ve Nokia Türkiye için nasıl bir yatırım? Türkiye'de kaliteli istihdam sizin için ne kadar önemli ve bu konuda ne tarz planlarınız var?

İstanbul'da bulunan ve Orta Doğu, Afrika ve Avrupa'da 100'den fazla ülkeden müşterilere 7/24 destek veren IP ve optik için küresel teknik yardım merkezimiz, canlı bir ağdaki kritik durumları çözüyor, bu çok zor bir iş ancak profesyonelce işliyor. Ayrıca Global Network Engineering ekibinin önemli merkezlerinden birine ev sahipliği yapıyoruz ve mühendislerimiz küresel müşterilerimize tasarım, yeni teknolojiye geçişin tasarlanması ve icra edilmesi gibi alanlarında danışman olarak hizmet veriyor. Nokia, Türkiye'de yerleşik bu tür profesyonel ekiplerin potansiyelini tam olarak anlıyor ve kişisel olarak yetenekli Türk mühendislerin British Telecom, Vodafone ve Telefonica gibi büyük uluslararası şirketleri başarıyla desteklediğini görmekten çok memnunum. Günümüzde dünyanın her yerindeki müşterileri destekleyen GTAC birinci sınıf mühendisleri ve son 4 yıldır Nokia, bu hizmetlere dayanarak Türkiye'de önemli ihracat katkısı sağlıyor.

Nokia, küresel müşterilere hizmet vermek için Nokia Türkiye'de başka alanlar da yeni takımlar düşünüyor ancak bunlar henüz hayata geçmedi ve ayrıntıları kamuoyuyla paylaşamıyoruz.

Covid-19 ortamında iletişimin önemi çok daha fazla anlaşıldı ve çevrimiçi bir dünyaya adım attık. Bu bakımdan Türkiye, dünya ile kıyas edildiğinde nasıl bir noktada bulunuyor?

Türkiye çok önemli ve nispeten genç (örneğin Avrupa'ya kıyasla) bir abone tabanına sahip. İnsanlar sosyal olarak çok aktifler ve bu aynı zamanda çevrimiçi davranışlarına da yansıyor. Her türlü sosyal ağlar kullanılıyor ve büyük miktarda trafik oluşuyor. Açıkça görülüyor ki, Covid-19'dan kaynaklanan tüm sınırlamalar ve sokağa çıkma kısıtlamaları nedeniyle insanların evlerinde çok daha fazla kalması gerektiğinden, operatörlerin ağları (hem sabit hem de mobil) üzerindeki trafik önemli ölçüde arttı, ancak bu zorluk Türkiye'de çok profesyonelce yönetildi ve ülkemizde ciddi bir kesinti yaşanmadı. Pandemi, iletişim hizmetlerinin aslında ne kadar önemli olduğunu herkese gösterdi ve bunu tüm dünyada görüyoruz, Türkiye dahil her yerde hükümetlerin bu kritik sektöre artan bir ilgi göstermeye başlamasına şaşmamalı.

Türkiye'de hala hızlı bir internet hizmeti almanın zor olduğu bölgeler var, ancak biz operatörlerle birlikte bu sorunu çözmek ve internete en hızlı bağlantının tüm vatandaşlara sunulmasını sağlamak için çalışıyoruz. Nüfusun yüksek bir yüzdesine ulaşmak için fiberizasyon ve yüksek hızlı geniş bant bağlantı erişimini destekleyen ve katkıda bulunan hükümetlerin örneklerini gördük ve belki de bu, yüksek hızlı geniş bant bağlantı kullanılabilirliği ve ülkelerin dijitalleşme düzeyi arasında güçlü bir korelasyon olduğu için Türk hükümetinin araştırmayı seçebileceği bir yol olabilir.

EN ÇOK OKUNANLAR