KÜLTÜR&SANAT
05 Mayıs 2022 15:27
Platin Dergisi

Koleksiyoner Erol Tabanca: Kapsayıcı ve birleştirici bir müze deneyimi sunuyoruz

Koleksiyoner Erol Tabanca: Kapsayıcı ve birleştirici bir müze deneyimi sunuyoruz

Geçtiğimiz günlerde ARTnews tarafından 'Son 100 Yılın En İyi 25 Müze Binası' arasında gösterilen Odunpazarı Modern Müze'nin kurucusu Erol Tabanca: "Tüm girişimlerin İstanbul'da hayat bulduğu ülkemizde, müzeyi Anadolu'da açma kararımızın hâlâ çok isabetli olduğunu görüyorum. Ziyaretçilerimiz arasında sanat dünyasını çok yakından takip eden sanatseverler yer alırken bunun yanı sıra hayatında ilk kez bir müzeye adım atan genç ve yetişkinleri gördük. Öğrenciler için ücretsiz eğitim programları da düzenliyoruz. Bu noktada kapsayıcı ve birleştirici bir müze deneyimi sunuyoruz. Hem Eskişehir'in var olan zengin kültür sanat ortamına yeni bir soluk getirdiğimize hem de Türkiye'deki sanat ortamına yeni bakış açıları kattığımıza inanıyorum"

Polimeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Koleksiyoner Erol Tabanca tarafından eğitim programları, seminerler, sanatçı buluşmaları, atölye çalışmaları ve dinamik sergi programıyla kültürel gelişimin artırılmasını ve gençlerin sanatsal birikiminin güçlenmesini hedefleyerek 8 Eylül 2019 tarihinde kapılarını açan Odunpazarı Modern Müze (OMM) açılışının hemen ardından hem sanat hem de mimari alanında, Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü, Avrupa Müzecilik Ödülleri ve İngiltere'de düzenlenen Museum and Heritage Awards dahil olmak üzere ulusal ve uluslararası pek çok ödüle layık görülmüştü. OMM şimdi de sanat dünyasının en prestijli yayınlarından biri olan ARTnews tarafından 'Son 100 Yılın En İyi 25 Müze Binası' arasında gösterildi. Listede, dünyaca ünlü Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates'in (KKAA) imzasını taşıyan OMM binasının yanı sıra Fransa'dan Centre Pompidou ve Louvre, İspanya'dan Guggenheim Bilbao, İtalya'dan MAXXI gibi dünyanın önde gelen müzeleri de yer alıyor. Bugüne kadar Türkiye'den ve yurt dışından binlerce ziyaretçi ağırlayan ve açılışından bu yana 250 bini aşkın sanatseverin ziyaret ettiği OMM'un farklı yönlerini Erol Tabanca ile konuştuk. Tabanca, ARTnews haberiyle ilgili şu yorumda bulunuyor: "Bizim için çok gurur verici bir haber oldu.

"ARTnews yayınının bu listeyi yapmasının sebebi, müzelerin mimari tasarımlarının artık en az içinde sergilenen eserler kadar önemli olması. OMM'un bu özelliğiyle dünyanın önde gelen müzeleri ile birlikte anılıyor olması hem Eskişehir hem de ülkemiz adına çok sevindirici bir gelişme."

* Sanata ilgi duyan ve aynı zamanda koleksiyoner bir iş insanı olarak kafanızı bu dönemde neler meşgul ediyor, paylaşır mısınız?

Her dünya vatandaşının artık çok ciddiye alması gereken iklim krizi benim de bu sıralar üzerinde en çok düşündüğüm konulardan biri... Gezegenimiz hızla yok oluşa doğru sürükleniyor ve bunun sebebi biz insanların yıllarca sorumsuz ve plansız hareket etmesi. Bu krizden geri dönmek, onarmak, iyileştirmek için yapabileceklerimiz olduğuna inanıyorum. Kendi iş alanlarımızda bu konuya titizlikle eğiliyoruz. Otellerimizde, müzede, ofiste, evimizde nasıl aksiyonlar alabileceğimizi araştırıyoruz ve hayata geçiriyoruz. Eskişehir'deki otelimiz TASIGO, Green Globe Sertifikası'na sahip; üstelik Türkiye'de bu sertifikayı alan ilk yerli otel ve 3'üncü zincir otel. Yine Eskişehir'de OMM INN adlı butik otelimiz tamamen sürdürülebilir politikalarla yönetiliyor ve %100 bitki bazlı bir mutfağı var. Bu örnekleri tüm işletmelerimiz için çoğaltabiliriz. Üzerinde yoğunlaştığım bir diğer konu ise Bodrum'da eskiden bir at çiftliği olan mekânı bir 'art farm' haline getirmek; burada usta sanatçılarla genç sanatçıları buluşturmak.

* Sanata ilginizin ne zaman ve nasıl oluştuğunu hatırlıyor musunuz?

Ankara Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi'nde okudum.

Sanata olan ilgimin mimarlık eğitimine başladığımda ön plana çıktığını söyleyebilirim. Galeri Nev'in şimdiki sahibi olan Haldun Dostoğlu da o zamanlar okulunu yeni bitirmişti ve ilk Galeri Nev'i Ankara'da açmıştı. Başlangıçta oraya giderek sanatın bizi etkileyen taraflarını görmeye başladık. Yıllar sonra, müzemizin ilk sergisinin küratörünün Dostoğlu olması da bence hoş bir tesadüf.

"PLASTİK SANATLAR DA MİMARLIĞIN İÇİNDE VE ONUNLA KOL KOLA"

* Mimarlık ve mühendislik eğitiminizin hem iş yaşamınıza hem de sanatsal donanımınıza ne gibi artı değerler kattığını düşünüyorsunuz?

Mimarlık, çok geniş yelpazesi olan hem araştırmacı hem de seçici olmayı beraberinde getiren bir meslek dalı. 'Seçici' diyorum, çünkü sadece bir mekânı yaratmanız değil, o mekânın insanlara sıcak gelmesi için de bazı adımlar atmanız gerekiyor. Aynı zamanda yapılan her işte, o işi en düzgün şekilde yapabilmeniz için belli detaylara mutlaka vakıf olmanız gerekiyor. Bu, hastane de yapıyorsanız geçerli, havaalanı da müze de... Bunların her biri, kendi içinde bilgi ve birikim gerektiren konular. Aslında tüm bunlara bakınca plastik sanatlar da mimarlığın içinde ve onunla kol kola; birlikte yürüyorlar. Bu da sizi ister istemez sanata yaklaştırıyor.

"BÜYÜK EMEKLE, ZEKİCE VE YETENEKLE MEYDANA GETİRİLMİŞ BİR ÜRETİME SAHİP OLMAK, ONU KOLEKSİYONA EKLEMEK VE MÜZE ARACILIĞI İLE BİNLERCE İNSANLA PAYLAŞMAK KOLEKSİYONERLİK ANLAYIŞIMDAKİ EN BÜYÜK MOTİVASYONUM"

* Koleksiyoner olmaya nasıl karar verdiniz? Bu bilinçli bir süreç miydi yoksa kendiliğinden mi gelişti?

Doğrusu, ben koleksiyoner olayım diye düşünerek yola çıkmadım. Süreç kendisini gösterdi. Fuarları ve galerileri gezerken yetkililerin işlerle ilgili bana özellikle detaylı bilgi vermeye başlamaları, koleksiyonerlik yolunda olduğum hissini uyandırdı. Devamında ise koleksiyonumu daha bilinçli bir şekilde yöneterek eserler almaya devam ettim.

"AKILLICA YAPILMIŞ İŞLER HOŞUMA GİDİYOR"

* Koleksiyonunuzun ortak bir teması veya tarzı var mı? Koleksiyonunuzda bulunan eserler, beğeni algınız çerçevesinde hangi ortak paydada buluşuyor?

Koleksiyonun ortak bir teması olduğunu söyleyemem ama 'emek-yoğun' işler benim için çok önemli bir değer... Bu doğrultuda kara kalem ve hiperrealist işlere daha çok ilgim olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca sanatın beni heyecanlandıran, 'genius' bir tarafının olmasını önemsiyorum; akıllıca yapılmış işler hoşuma gidiyor.

* Koleksiyonerlik sizin için sürekli devam eden mi yoksa bir yerde duracak bir süreç mi? Koleksiyonerlik nasıl bir motivasyonu da beraberinde getiriyor?

Koleksiyonerlik bence belirli bir başlangıcı veya sonu olamayacak kadar yürekten gelmeli. Bu nedenle nasıl "Ben bir koleksiyoner olacağım" diye yola çıkmadıysam; "Koleksiyonerliği şu zamanda bırakırım" gibi kesin bir zaman belirlemedim. Büyük emekle, zekice ve yetenekle meydana getirilmiş bir üretime sahip olmak, onu koleksiyona eklemek ve müze aracılığı ile binlerce insanla paylaşmak koleksiyonerlik anlayışımda en büyük motivasyonum. Zaten müzenin kuruluşunun ana sebebi de koleksiyondaki eserleri sınırlı sayıda kişinin görebileceği alanlardan çıkarıp tüm sanatseverlerle buluşturmaktı.

* Aslında sanatın birçok dalıyla ilgilendiğinizi biliyoruz. Bu süreç yani sanatla yakından ilgilenmek ruhunuzu nasıl besliyor?

Sanat aracılığı ile hayata farklı pencerelerden bakma fırsatı buluyorum, ondan ilham alıyorum ve kesinlikle ruh dünyam zenginleşiyor. Bu anlamda sadece plastik sanatlar değil, müzik ve sahne sanatlarına da oldukça ilgiliyim. Sanatın farklı dallarından aldığım ilham, Polimeks Holding'de yaptığım diğer işlere de yansıyor. Örneğin Polimeks'in 20'nci yılına özel bir projemiz gerçekleşmişti. The Royal Philharmonic Orchestra'nın Sezen Aksu'nun eserlerini yeniden yorumladığı bir konseri hayata geçirmiştik. Bu projeyi de gönülden yaptık ve dinleyiciye bambaşka kapılar açan bir iş ortaya çıktı.

* OMM fikir olarak nasıl doğdu? Nasıl bir refleksle bu fikire uyandınız? Yapıyı hayata geçirme süreci nasıl şekillendi ve fikrinizi ilk olarak kiminle paylaştınız?

Koleksiyonumdaki eser sayıları her yıl artıyordu ve ailecek tüm bu eserlerin kapalı bir yerde, kamu ile paylaşılmadan durmasını sorgulamaya başladığımız bir süreçteydik. Tam da bu fikirden bir sergileme mekânı kurma düşüncesi ortaya çıktı. Ben Eskişehirliyim ve bir proje yapacaksak neden kendi şehrimde olmasın diye düşündüm. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Yılmaz Büyükerşen'i ziyaret ettim ve kendisiyle bir sergi alanı yaratmaya yönelik niyetimi paylaştım. O da buna uygun olabilecek birkaç yer gösterdi ve bunlardan bir tanesi Odunpazarı semtinin içinde bir alandı. Aklıma ilk gelen, 1700'lerin başlarında oluşmuş bir semtin, o zamanki mimarisiyle bugünün modern mimari anlayışı arasındaki karşıtlığın insanların ilgisini çekebileceğiydi. Öte yandan Odunpazarı'ndaki evlerin ana malzemesi ahşap olduğundan, bu projeyi ahşap ile çalışan bir mimarla yapmamızın doğru olduğunu düşünerek doğal malzemelere öncelik veren Kengo Kuma'yı tercih ettik. Ortağı Yuki Ikeguchi ile birlikte Eskişehir'e geldiler ve ortamdan çok etkilendiler. Mimarla konuşmaya başladığımız sıralarda bu yapının bir müze olması gerektiği ve bunu yalnızca fiziksel koşullarıyla sağlaması değil, bir vakfı olması gerektiği düşünüldü; derken proje kendiliğinden yürüdü.

"FİKİR AŞAMASINDAYKEN BÖYLESİNE ÇOK KONUŞULACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM"

* Bu zamana kadar OMM birçok ödül aldı. Bu kadarını tahmin ediyor muydunuz ya da öngörüyor muydunuz? Hem ulusal hem de uluslararası arenada bu denli ses getireceğini hayal etmiş miydiniz?

Açıkçası müze fikri aklımda ilk oluştuğunda böylesine çok konuşulacağını düşünmemiştim; fakat müzenin kurulma aşamasında mimari tasarımı ve müze programı ortaya çıkmaya başladıkça ben de OMM'un hem Türkiye'de hem de dünyada çapında hak ettiği değeri göreceğini anlamıştım. Ortaya gerçek bir emek ve iyi bir şey koyduğunuzda karşılık bulmaması mümkün değil. OMM'un mimari tasarımını üstlenen Kengo Kuma and Associates, dünyaca ünlü bir mimarlık ofisi ve hayata geçirdikleri yapılar uluslararası çapta ses getiriyor. Bu doğrultuda OMM hem mimari tasarımı hem sergileriyle Anadolu'ya çağdaş bir soluk kazandırdı ve bu ilgi de ödüllerle taçlandırılıyor, bu durumdan çok mutluyuz.

* OMM-Odunpazarı Modern Müze, sanat dünyasının en prestijli yayınlarından biri olan ARTnews tarafından 'Son 100 Yılın En İyi 25 Müze Binası' arasında gösterildi. Bu haberi nasıl karşıladınız, tepkiniz ne oldu?

Müze fikrinin şekillenmesinin ardından yapılan bu ölçekteki bir yatırımın sadece ülkemizde değil, dünyada da ses getireceğine inanıyorduk ve bu hedefle yola çıktık. OMM'la hem Odunpazarı'nı hem Eskişehir'i hem de Türkiyemizi dünyaya tanıtmak istedik. Bu açıdan Bilbao'daki, yöreyi turizm alanında öne çıkan bir şehir yapan, Frank Gehry'nin tasarladığı Guggenheim Müzesi dikkatimi çeken bir müze oldu.

Birlikte çalıştığımız Kengo Kuma'nın dünyaca tanınan bir mimar olmasının projeye itici bir güç katacağını düşünerek müze binasının tasarımını Kengo Kuma and Associates ile yaptık.

Müzenin açıldığı günden bu yana en az sergi ve etkinlik programı kadar mimarisinin de yurt içi ve yurt dışından büyük bir ilgi görmesi, mimari alanda ödüller alması bu anlamda ne kadar doğru bir adım attığımızı gösteriyor. ARTnews yayınının bu listeyi yapmasının sebebi, müzelerin mimari tasarımlarının artık en az içinde sergilenen eserler kadar önemli olması.

TÜRKİYE'DEKİ SANAT ORTAMINA YENİ BAKIŞ AÇILARI KATTIĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUM

* Sizce Odunpazarı Modern Müze, önce Eskişehir sonra da Türkiye sanat ortamına içerik olarak nasıl bir katkı sağladı?

Tüm girişimlerin İstanbul'da hayat bulduğu ülkemizde, müzeyi Anadolu'da açma kararımızın hala çok isabetli olduğunu görüyorum. OMM, bulunduğu lokasyon sebebiyle Türkiye'nin pek çok yerinden rahatça ulaşılabilen bir müze. Ziyaretçilerimiz arasında sanat dünyasını çok yakından takip eden sanatseverler yer alırken bunun yanı sıra hayatında ilk kez bir müzeye adım atan genç ve yetişkinleri gördük. Sergi programının yanı sıra öğrenciler için ücretsiz eğitim programları düzenliyoruz. Bu noktada kapsayıcı ve birleştirici bir müze deneyimi sunuyoruz. Hem Eskişehir'in var olan zengin kültür sanat ortamına yeni bir soluk getirdiğimize hem de Türkiye'deki sanat ortamına yeni bakış açıları kattığımıza inanıyorum.

NE MUTLU Kİ, BÜYÜDÜĞÜM ŞEHRE BÖYLE BİR ARMAĞAN SUNABİLDİM

* OMM, ekonomik ve kalkınma bağlamında Eskişehir'e neler kazandırdı? OMM'u bu yönüyle nasıl değerlendirirsiniz?

Müzenin açılmasıyla birlikte bölgede bulunan esnafın ve sanat ya da zanaat üretimi yapan kişilerin gelişimini somut olarak gördük. Ayrıca müze mağazamız OMM Shop için çevremizdeki sanatçılarla ve tasarımcılarla iş birliğine giderek onların üretimlerini yeni kitlelerle buluşturmaya başladık. OMM'un bulunduğu şehre daha fazla turist çektiğini, sadece müzeyi görmek için başka kentlerden ve ülkelerden Eskişehir'e gelindiğini görüyoruz. Elbette bu turizm dalgası çok sayıda sektöre olumlu etki getiriyor ve yeni girişimlere cesaret veriyor.

* Eskişehirliler ile iletişimde misiniz? Onlardan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Elbette, sık sık gidiyorum. Gidemesem dahi her zaman irtibat halindeyiz. Eskişehirlilerden aldığım övgü dolu geri dönüşler beni çok gururlandırıyor. Ne mutlu ki, büyüdüğüm şehre böyle bir armağan sunabildim. Odunpazarı dedelerimizin mahallesi ve OMM'dan sitayişle bahsedildiğinde "Şehrimizin, ülkemizin adının dünyada duyulmasından daha büyük bir keyif olamaz" diyorum.

Müzenin açıldığı günden bu yana en az sergi ve etkinlik programı kadar mimarisinin de yurt içi ve yurt dışından büyük bir ilgi görmesi, mimari alanda ödüller alması, bu anlamda ne kadar doğru bir adım attığımızı gösteriyor
EN ÇOK OKUNANLAR