KÜLTÜR&SANAT
10 Aralık 2021 15:36

“AKM, Türkiye sanatının dünyaya açılan kapısı olacak”

Sadece İstanbul'un değil, Türkiye'nin de sanat belleğinde iz bırakan Atatürk Kültür Merkezi, önceki mimarisine selam gönderen yeni yüzüyle ve büyük bir heyecanla sanatseverlere kapılarını açtı. Platin okurları için Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz ile hem AKM binasını gezdik ve hem de binanın yapılış hikâyesini dinledik

“AKM, Türkiye sanatının dünyaya açılan kapısı olacak”

Tanzimat döneminden bu yana süre gelen Türk modernleşmesinin sembol yapılarından biri olan Atatürk Kültür Merkezi'nin yeniden yapılış hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?

1969'da bu alanda İstanbul Kültür Sarayı isimli bir bina yapılıyor. Fakat çok talihsiz bir bina ve yapılışının üzerinden 1.5 yıl geçmişken yangın meydana geliyor. 1970 yılının Kasım ayında Arthur Miller'in bir oyunu oynanırken çok büyük bir yangın çıkıyor. Harap olan bina yeniden yapılıyor ve Atatürk Kültür Merkezi adıyla hayatımıza tekrar giriyor. İçinde bulunduğumuz bina, bu anlamda aynı arazi üzerinde yapılan üçüncü bina olma özelliğini taşıyor. İkinci defa inşa edilen bina modernist mimarinin bir eseri. Hayati Tabanlıoğlu tarafından yapılıyor, kendisi aslında o dönemki adıyla Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nda çalışan yetenekli bir devlet memuru, mimar.

"HEPİMİZİN BU BİNA İLE İLGİLİ BİR ANISI MUTLAKA VARDIR"

AKM binası çok uzun yıllar aslına uygun biçimde, birçok kültür-sanat faaliyetine ev sahipliği yaptı. Hepimizin bu bina ile ilgili bir anısı mutlaka vardır. Ya bir oyun izlemişizdir ya bir konsere gelmişizdir ya da buluşma mekânı olarak seçmişizdir. 2007'de İstanbul'un 2010 Kültür Başkenti ilan edilmesinin ardından bu iş için bir ajans kuruldu, ben de o ajansta görevliydim. Binayı yenilemek, elden geçirmek için çalışmalar başlattık. Amacımız, 2010 Kültür Başkenti etkinlikleri sırasında AKM'yi kültür-sanat faaliyetleri için hazır hale getirmekti.

Mimar Murat Tabanlıoğlu, o günlerden beri projenin içerisinde yer alıyor değil mi?

Evet, Hayati Tabanlıoğlu'nun oğlu mimar Murat Tabanlıoğlu ile birlikte çalıştık o dönemde de. Fakat renovasyon ve restorasyon projemiz maalesef bir sendikanın dava açması sonucu durduruldu. Açıkçası bizim için çok üzücü ve şaşırtıcı bir durumdu. Biz iyi bir şey yapmak isterken böyle bir durumla karşılaşınca vatandaşlarımız ve sanatçılarımız adına üzüldük. Bina o dönemde renove edilemedi. Bunun bedelini de hep birlikte 2010 kültür başkenti etkinliklerinin AKM'siz yapılmasıyla ödedik. 2012'de bakanlığımız yine Murat Tabanlıoğlu ile eski binayı yenilemek üzerine bir proje daha geliştirdi. Proje ihalesi de yapıldı fakat dış kabuğu soyulup sütunlara kadar ulaştıktan sonra binanın depreme karşı güvenliğinin olmadığı ve çok temel sorunları olduğu ortaya çıktı.

"AKM ARTIK AKŞAMDAN AKŞAMA KAPILARINI AÇAN DEĞİL, GÜN BOYU YAŞAYAN BİR YER"

İstanbullular olarak depreme karşı güvenliği olmayan bir binada yıllarca oyunlar izlemişiz ve bu büyük riskle yaşamışız.

Evet, dediğiniz gibi riskin çok büyük olduğunu üniversitelerin ilgili uzmanları da raporlarıyla ortaya koydular. Allah korusun, bir etkinlik sırasında deprem olsa içeriyi koruyabilecek mukavemette değildi binamız. Binanın birçok yerinden karot alındı, üniversitelerle ortak çalışmalar yapıldı, inceletildi ve binanın sağlam olmadığı görüldü. Bu kez binanın yıkılarak yeni teknolojiyle, deprem yönetmeliğine de uygun bir şekilde yapılmasına karar verildi. Yeni AKM binası, eski tasarıma gönderme yapan ama tamamen yeni teknoloji merkeze alınarak ve dünyanın en iyi sanat merkezleri incelenerek yapıldı.

Böylece hem mimari devamlılık sağlandı hem de modernite yakalanmış oldu.

Kesinlikle, bu bilinçli bir tercih olarak ortaya kondu. Vatandaşlarımızın en çok beğendiği dış cephe, ikonik merdivenlerimiz gibi yapılar korundu. Sadece yeni teknoloji ile yeniden yapıldı. Ama tabii ki mekân çok geliştirildi. Hatırlarsınız AKM'nin arkasında İETT garajları ve otopark vardı. Bütün o alanlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından satın alınarak AKM 95 bin 600 metrekarelik bir sanat kompleksi haline getirildi ve en önemlisi çok güzel fonskiyonlar eklendi. AKM artık akşamdan akşama kapılarını açan değil, gün boyu yaşayan bir yer. Sizinle gezerken bu fonksiyonların birçoğunu gördük aslında.

Projenin başından sonun kadar devletin en üst kademesindem şantiyede çalışanlara kadar bir kararlılık seziliyor. Bu konuyu nasıl değerlendirirsiniz?

2018'de sayın Cumhubaşkanımız, bu yeni projeyi kamuoyuna tanıttı. 2019 Şubat ayında temel atıldı ve pandemi koşullarında dahi hiç durmadan çalışıldı. Sayın Cumhurbaşkanımız defalarca şantiyeyi ziyaret etti. Sayın bakanımız her hafta buraya gelerek projeyle birebir ilgilendi. İki buçuk yıl gibi kısa bir sürede bu kadar büyük bir kompleksin hayatımıza katılması sağlandı. Sanatseverler AKM'ye kavuştular.

"AKM, ULUSLARARASI SANAT ETKİNLİKLERİNİN GELMEK İSTEDİĞİ BİR YER OLACAK"

Bundan sonraki süreçte uluslararası projeleri AKM çatısı altında görecek miyiz? Bakanlığımızın bu konuda çalışmaları var mı?

AKM artık eskisi gibi yönetilemez. Bu çok katmanlı, fonksiyonlu yapı adeta kentin yaşayan bir parçası haline geldi. AKM'nin içerisinde çocuk atölyeleri, müzik stüdyosu, kitap kafeleri, kütüphanesi, çok amaçlı sergi salonu, sineması olan büyük bir kompleks. Dünyada buna benzer sanat merkezlerinin nasıl yönetildiğini çok araştırdık, ciddi bir şekilde inceledik. İnşaat devam ederken bir yandan da ekip olarak buranın nasıl yönetileceğini, vizyonunun ne olması gerektiğini dünyadaki benzer örnekleri inceleyerek İstanbul'daki kültür sanat camiasıyla da istişare ederek yeni bir yapılanma kurduk. Burada sadece devlet memurları çalışmıyor, dışarıdan konusunun uzmanı isimleri de ekibe katıldı. AKM için oluşturduğumuz yaklaşık 100 kişilik bir ekibimiz var. Elbette uluslararası bağlantılar da kurulmaya başlandı. 17 günlük bir açılış festivalinin içindeyiz. Bu süre içinde hem devletimizin en seçkin sanatçıları çeşitli sanat dallarındaki performaslarını sergilediler hem de Londro Flarmoni, Chris Botti, Hindi Zahra uluslararası isimler sahnemize çıktılar. Uluslararası vizyonumuzu öne çıkararak geleneğimizden de taviz vermeden bir yönetim anlayışı belirlemeyi düşünüyoruz. AKM, Türkiye sanatının dünyaya açılan kapısı olurken uluslararası sanat etkinliklerinin de gelmek istediği bir yer olacak.

AKM'yi çocuklar ve gençler için bir cazibe merkezi haline getirmeye yönelik projeleriniz olduğunu biliyoruz. Bunları detaylandırmanızı istesek neler söylersiniz?

AKM'de ilk defa çocuklara özel ve geniş bir yer ayırdık. Çocuk Sanat Atölyesi'nde derslerimiz başladı. İlk 10 gün çeşitli workshoplar gerçekleştirdik. Sanatın çeşitli dallarının eğitimlerini veriyor, klasik ve Türk müziği eğitimleri gerçekleştiriyoruz. Karagöz-Hacivat oynatıcılığı atölyelerimiz ve bale-dans eğitimlerimiz de bir yandan devam edecek. Sanatın çok farklı alanlarını tanıtma ve sevdirme iddiasındayız. 4-6 yaş arası konservatuar öncesi çocuklarımızı hedefliyoruz, oldukça yüksek bir talep de görüyoruz. 1 Aralık'tan itibaren her pazar sabahı çocuk tiyatroları da gerçekleştireceğiz. Ailelerimiz çocuklarını güvenle teslim edip kitap kafelerimizde, kütüphanemizde oturabilecekler ya da bir sergi gezerek kaliteli zaman geçirebilecekler.

"TÜRKİYE'NİN KÜLTÜR ALTYAPISINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÇALIŞMALARIMIZI YURDUN DÖRT BİR YANINDA SÜRDÜRÜYORUZ"

Ankara Resim Heykel Müzesi, Atlas Sineması ve son olarak AKM. Bakanlığımızın gelecek dönem için yürüttüğü bu gibi projeler bulunuyor mu?

Türkiye'nin kültür altyapısını güçlendirmek için çalışmalarımızı yurdun dört bir yanında sürdürüyoruz. İki büyük projemizi de bu anlamda yürütüyoruz. Bunların ilk sayın Cumhurbaşkanımızın da çok önemsediği Rami Kütüphanesi... Türkiye'nin ikinci büyük kütüphanesi olacak bu projeyi, 2022 sonunda açacacağız. Çok büyük bir kültür kompleksini daha halkımızla buluşturacağız. Bir diğer proje ise geçtiğimiz ay tanıtımını yaptığımız eski Tekel fabrikalarını merkeze alan, içerisinde hem kültürel miraslarımıza ilişkin müzelerin oalcağı hem de çağdaş sanatlara ait gezip görülebilecek mekânlarımızın olacağı bir kültür merkezi. Bahçesinde konserler verilecek büyük bir kompleksi de oraya kazandıracağız. Daha önce bu bölge endüstriyel miras alanıydı, restorasyonu tamalandıktan sonra İzmir için muhteşem bir kültür adası haline gelecek.

İKONİK KIRMIZI KÜRE KADIN EMEĞI ÜRÜNÜ

AKM'ye her gelenin önünde mutlaka fotoğraf çektirdiği, sosyal medya paylaşımlarının vazgeçilmez fonu AKM'nin ikonik kırmızı küresi nasıl ortaya çıktı ve üretim süreci nasıl şekillendi?

Bütün İstanbulluların ve sanatseverlerin çok sevdiği sizin de belirttiğiniz gibi özellikle özçekim yapanların akınına uğrayan kırmızı küremiz aslında tam anlamıyla bir kadın emeği ürünü. Küremizin üzerinde 15 bin adet seramik bulunuyor. Bu seramikler için Kale Seramik özel bir atölye kurdu, buraya da Atölye Kale ismini verdi. O atölyede 18 kadınımız üç buçuk ay gibi kısa bir süre içerisinde bu 15 bin parçayı el emekleriyle üretti. Bu nedenle kırmızı küremiz tam bir kadın emeği hikâyesi.

TEKNİK DETAYLARIYLA ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ

· Yeşil çatı sisteminin kullanıldığı ve gün ışığından azami ölçüde faydalanacak şekilde tasarlanan AKM trafolar, jenaratörler ve UPS sistemleri ile de kesintisiz bir enerji akışına sahip.

· Bina enerji yönetim sistemi ile enerji tüketimi en düşük noktada tutularak en yüksek performans elde edildi. Aynı zamanda enerji izleme yazılımları sayesinde enerji tüketim değerleri anlık olarak kontrol edilerek enerji verimliliği en üst düzeyde tutuluyor.

· AKM'de kullanılan tüm aydınlatma sistemleri KNX entegrasyonu ile kontrol edilebiliyor ve izlenebiliyor.

· Yerleşkelerin her yerinde iklimlendirme sistemleri mekanik otomasyon sistemleri ile kontrol ediliyor.

· Yüksek teknolojili 475 adet kamera ile kesintisiz olarak izleniyor.

· AKM bina içi kapılar kartlı geçiş sistemleri ile kontrol ediliyor; kişiye özel kartlar ve yetkiler ile tüm AKM'de kontrollü geçişler sağlanıyor.

· Acil anons ve seslendirme sistemleri sayesinde de bina geneli güvenlik ve uyarı sistemleri 7/24 aktif olarak çalışıyor.

· AKM, 4061 adet yangın algılama ve kontrol sistemi ile koruma altına alındı. Olası bir yangın durumunda yayılma hızına göre farklı senaryolarda tüm bina sistemleri entegrasyonu harekete geçecek.

· Opera ve tiyatro salonları aydınlatma sistemleri seyircilerin rahatlıkları düşünülerek dizayn edildi. Tek bir merkezden, mobil cihazlardan ve tabletlerden sistemler uzaktan kontrol edilebiliyor.

EN ÇOK OKUNANLAR