ENERJİ
14 Ekim 2022 14:01

“Yeni bir küresel enerji ekonomisi ortaya çıkıyor”

Küresel enerji talebi artmaya devam ediyor. Petrolün kullanımının enerji dönüşümü çerçevesinde 2050 yılına dek kademeli olarak azalacağını vurgulayan Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, önümüzdeki dönemde yaşanacak dönüşümü Platin için yorumluyor.

“Yeni bir küresel enerji ekonomisi ortaya çıkıyor”

* Önümüzdeki 10 yıl içerisinde hangi enerji kaynaklarına yatırım yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz? Bu noktada, Türkiye'de ve dünyada ne gibi adımlar atılıyor?

Bildiğiniz gibi enerji dönüşümü ile yeni bir küresel enerji ekonomisi ortaya çıkıyor. Yeni enerji ekonomisi daha elektrik odaklı, daha verimli, birbiri ile akıllı iletişim içerisinde ve karbon yoğunluğu daha düşük. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımların hem ülkemizde hem de dünyada artacağına inanıyorum. Birçok ülkede bugün güneş veya rüzgar elektrik üretimi için en ucuz kaynağı temsil ediyor. Söz konusu yatırımlar için teşvik mekanizmaları oldukça belirleyici oluyor. Ülkemiz yenilenebilir enerji yatırımları alanında büyük adımlar attı. Temmuz ayında yayınlanan TEİAŞ kurulu güç raporuna göre Türkiye'nin toplam kurulu gücü 101,8 GW seviyesine yükselirken, yenilenebilir enerji kurulu gücü 55,2 GW'a yükseldi. Rapora göre yenilenebilir santraller toplam kurulu gücün yaklaşık yüzde 54,2'sini oluşturuyor.

* Enerjide talep giderek artıyor. Temiz enerjiye yatırım önümüzdeki dönemde hangi başlıklar altında ilerleyecek?

Uluslararası Enerji Ajansı tahminlerine göre küresel enerji talebi artmaya devam ediyor. Bu kapsamda özellikle yatırım maliyetleri nispeten daha düşük olan güneş ve rüzgar santralleri yoğunlukla tercih ediliyor. Örneğin, son bir yılda dünyada yenilenebilir enerji yatırımlarının yaklaşık yarısını güneş enerjisi oluşturdu. Rüzgar enerjisinde yatırım deniz üstü santrallere doğru kayıyor. 2020 karasal rüzgar santralleri için rekor bir yılken, 2021 yılında yaklaşık 40 milyar dolar tutarında harcama ile 20 GW'dan fazla açık deniz rüzgar santrali devreye alındı. Bununla birlikte yeşil hidrojen gibi farklı temiz enerji kaynaklarının uygun maliyetli üretimi için Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Bu doğrultuda önümüzdeki dönemde yatırımların çok daha çeşitleneceğini söyleyebiliriz.

(Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem)

"BU YILIN İLK ÇEYREĞİNDE, 2 MİLYON ELEKTRİKLİ ARAÇ SATIŞI GERÇEKLEŞTİ"

* Elektrikli araç kullanımı enerji talebini nasıl etkiler? Türkiye, bu dönüşümden nasıl etkilenecek?

Uluslararası Enerji Ajansı'nın verilerine göre, elektrikli araç pazarı 2021 yılında bir önceki yıla göre satış adedini ikiye katlayarak 6.6 milyon gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Bu yılın ilk çeyreğinde ise 2 milyon elektrikli araç satışı gerçekleşti. Bu bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 75 artış anlamına geliyor. Hava kirliliği ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasında önemli bir role sahip olan elektrikli araçlar, net sıfır karbon hedefine ulaşmak için oluşturduğumuz yol haritamızda önemli bir rol oynuyor. Bu alanda büyümenin devam edeceğini öngörüyoruz. Elektrikli araç sayısındaki artış ile birlikte elektrik talebinin de artması bekleniyor. Örneğin, 2030 yılında elektrikli araçların Avrupa'da her 4 araçtan 1'ini oluşturduğu bir senaryoda, elektrik ihtiyacının yüzde 5 artacağı öngörülüyor. Dolayısıyla elektrikli araç yatırımlarına paralel olarak elektrifikasyon ve temiz enerji kaynaklarına yatırımları da hız kazanıyor. Türkiye'de elektrikli araçların toplam araç satışlarındaki payı henüz çok yüksek değil. Ancak, TOGG ile birlikte bu yönelimin değişeceğini, diğer üreticilerin de artan arzı ile elektrikli araçların payının artacağını düşünüyorum. Burada önemli olan sürdürülebilir mobilitede geleceği temsil eden bu alandaki altyapı yatırımların bugünden yapılması.

* Shell'in enerji dönüşümü konusundaki ana yaklaşımı ve temiz enerji yatırımları bugün ne boyutta? Gelecek projeksiyonu için hedefleri neler?

Küresel gücümüzün getirdiği sorumlulukla iklim değişikliği ile mücadelede ön saflarda yer alıyoruz. En geç 2050'de net sıfır emisyonla faaliyet gösteren bir enerji şirketi olma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz operasyonlarımızdan kaynaklanan emisyonları, kendi ürettiğimiz enerjinin tüketilmesinden kaynaklı emisyonları ve daha da önemlisi, başkalarının ürettiği ve satın aldığı petrol ve gaz kaynaklarının tüketilmesinden kaynaklanan emisyonları kapsıyor. İlave olarak, özellikle karbondan arındırılması zor sektörlerde teknolojiyi kullanarak salınan karbonu yakalamayı, depolamayı veya dengeleyerek bu emisyonları kontrol altına almayı da hedefliyoruz. Bu doğrultuda havacılık, denizcilik, karayolu taşımacılığı ve sanayi gibi karbondan arındırılması zor sektörler de dahil olmak üzere farklı sektörlerden aynı hedefle süreçlerini dönüştüren müşterilerimizle iş birliği içerisinde çalışıyoruz.

% 86 - Ülkemizde son 4 yılda yapılan elektrik üretim yatırımlarının yüzde 86'sını yenilenebilir kaynaklar oluşturdu
%5 - 2030 yılında elektrikli araçların Avrupa'da her 4 araçtan 1'ini oluşturduğu bir senaryoda, elektrik ihtiyacının yüzde 5 artacağı öngörülüyor

"MAVİ VE YEŞİL HİDROJEN, GÜNÜMÜZDE KULLANILAN GRİ HİDROJENİN YERİNİ ALABİLİR"

* Yeşil hidrojen bu alanda nasıl bir yer tutuyor?

Hidrojenin enerji dönüşümünde, sera gazı emisyonlarını azaltırken yüksek enerji yoğunluğu ile daha fazla enerji sağlamada kritik bir role sahip olacağını net sıfır emisyona ulaşma hedefimizi gerçekleştirmemize yardımcı olacağını düşünüyorum. Bugün dünyada hidrojen arzının büyük çoğunluğu, başta doğal gaz olmak üzere fosil yakıtlardan üretilen gri hidrojendir. Bununla birlikte, bu proseste karbon yakalama ve depolamayı kullanıp karbon emisyonlarını bertaraf edilmesi ile üretilen mavi hidrojen ve yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen yeşil hidrojen, hidrojenin enerji dönüşümünde önemli bir rol oynamasını sağlayabilir. Yakın gelecekte, mavi ve yeşil hidrojen, günümüzde kullanılan gri hidrojenin yerini alabilir ve ayrıca ağır sanayide olduğu kadar elektrik ve ulaşım için yakıt olarak da kullanılabilir. Bu kaynakların çevreci ve aynı zamanda uygun maliyetli üretimi için önemli Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları yürütülüyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın verilerine göre bugün için yenilenebilir enerji kaynaklarından yeşil hidrojen üretmenin maliyeti yüksek olsa da 2030 yılına dek bu maliyetin yüzde 30 oranında azalacağı öngörülüyor.

* Petrolün payının enerji sektöründe 2050 yılına kadar nasıl bir yer tutacağını düşünüyorsunuz?

Petrolün kullanımı, 2050 yılına dek kademeli olarak azalacak. Örneğin, net sıfır karbon hedefleri doğrultusunda, 2035'te fosil yakıt kaynaklı enerji kullanımının 2020 seviyesine göre yüzde 50 azalacağı öngörülüyor. Bu oranlar elbette bizlerin yeni enerji kaynaklarına adaptasyonu ile doğru orantılı olarak değişecek.

* Türkiye yenilenebilir enerji alanında hangi başlıklara odaklanırsa sektördeki varlığını güçlendirebilir?

Ülkemizde son 4 yılda yapılan elektrik üretim yatırımlarının yüzde 86'sını yenilenebilir kaynaklar oluşturdu. Türkiye'ye uluslararası çapta bir başarı sağlayan bu yatırımların rüzgar, hidroelektrik ve güneş enerjisi başta olmak üzere çok çeşitli kaynaklardan elde edilecek şekilde planlanması da ayrıca bir rekabet avantajı yarattı. Büyük bir enerji dönüşümünün yaşandığı bu süreçte, Türkiye'nin güçlü potansiyelini değerlendirmek üzere inşa ettiği başarılı stratejiyi devam ettirmesi ve sağlayacağı teşviklerle yatırımlara hız vermesi kritik önem taşıyor.

EN ÇOK OKUNANLAR