PİYASALAR

Pekcan: Net ihracatımızın büyümeye katkısı devam edecek

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, "Hükümet olarak 2019 yılını dengelenme yılı olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de net ihracatımızın büyümeye katkısının devam edeceğini öngörüyoruz" dedi.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Türkiye Milli Komitesi tarafından organize edilen "Ticaret Savaşları, Brexit ve Çok Taraflı Ticaret Sisteminin Geleceği" başlıklı toplantıya katıldı.

Pekcan, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çok taraflı her girişimi desteklediğini ifade ederek, ICC ile yürütülecek tüm çalışmalara destek vereceklerini söyledi.

Türkiye'nin belli hedefleri olan dinamik bir ülke olduğuna işaret eden Pekcan, şunları kaydetti:

"Hedefimiz, bir an önce Türkiye'yi yüksek gelirli, müreffeh, kalkınmış ülkeler statüsüne taşımak. Bu konuda kararlıyız, adımlarımızı da bu doğrultuda atıyoruz. Hükümet olarak 2019 yılını dengelenme yılı olarak görüyoruz. Küresel ve bölgesel bazdaki konjonktürel faktörler, bizim ana hedefimizi değiştirmeyecek. Potansiyelimiz olan sürdürülebilir büyümeyi sağlamakta kararlıyız. İlk 9 ay itibarıyla ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 71'lerden yüzde 86'lara ulaşmış durumda. Önümüzdeki dönemde de net ihracatımızın büyümeye katkısının devam edeceğini öngörüyoruz."

"KÜRESEL TİCARETİ OLUMSUZ ETKİLEYEN PEK ÇOK KORUMACI ÖNLEMLE KARŞI KARŞIYAYIZ"

Ruhsar Pekcan, küresel ekonominin gündemine taşınan ticaret savaşlarının söylem olmaktan çıkıp "yaralayan bir eylem" haline dönüştüğünü söyledi. 

ABD, Çin ve Avrupa Birliği'nin (AB) aldığı korumacı önlemlerin, küresel ekonomiyi kıskaca aldığını belirten Pekcan, "Esasen baktığımızda, 'ticaret savaşları' olgusunun çağımızın ekonomik koşulları ve gerçeklikleri ile çeliştiğini görüyoruz. Küresel ekonomi, beraberinde küresel tedarik zincirlerini oluşturdu. Ülkelerin, firmaların ekonomileri birbiri ile bağlantılı" diye konuştu. 

Bilgi iletişim teknolojilerindeki yeniliklerin, e-ticaretin pek çok alanda konvansiyonel ticaretin yerini almasının konuşulduğunu ifade eden Pekcan, iletişimin bu denli ileri olduğu çağda "ticaret savaşları" olgusunun, üzerinde tartışılması gereken bir olgu olduğunu vurguladı.

Pekcan, "Bugün yaşadığımız ticaret savaşlarının, daha çok ülkelerin konjonktürel politika tercihlerinin bir sonucu olduğunu görüyoruz ama öngörebildiğimiz gelecekte de bu realite ile, küresel ticareti olumsuz etkileyen pek çok korumacı önlemle karşı karşıyayız. Türkiye olarak bugüne kadar kendi uluslararası rekabet gücümüze güvendik, güvenmeye devam edeceğiz. Adil rekabet şartlarında, çok taraflı ticaret sisteminin korunması ve geliştirilmesinden yana olduk ve bu görüşümüzü devam ettireceğiz" ifadelerini kullandı. 

"TÜRKİYE DE HER ÜLKE GİBİ ÇİN REALİTESİ İLE KARŞI KARŞIYA"

Pekcan, Türkiye'nin, Gümrük Birliği içerisinde AB ülkeleri ile rekabet içinde iş birliğini sürdürdüğüne işaret ederek, bu iş birliğinin daha da gelişmesinden yana olduklarını söyledi.

Türkiye'nin de her ülke gibi Çin realitesi ile karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Pekcan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Özellikle tekstil ve hazır giyim alanında tüm dünyada Çin'le beraber rekabet halindeyiz. Uluslararası rekabetin, kurallara ve adil şartlara dayalı bir düzende işletilmesinden yanayız. Türkiye ile ABD arasında geniş bir yelpazede mal ticareti söz konusu. Ancak Türkiye'nin Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi'nden (GSP) çıkarılması, Section 232 önlemleri, anti-damping veya telafi edici vergi gibi çeşitli önlemler, elbette ikili ticaretimizi etkilemekte. Biz her platformda bu olumsuzlukların giderilmesi ve ticaretin önündeki engellerin kaldırılması konusunda görüşlerimizi bildirdik ve bildirmeye devam edeceğiz."

Pekcan, ABD'nin şu an kendi politikası gereği korumacılık önlem ve söylemlerini sürdürdüğünü, bunun tüm dünyayı da etkilediğini kaydetti.

"İNGILTERE'DE, AB'DE DAHİL ŞU AN 31 EKİM'DE NE OLACAĞINI HALA HİÇBİRİMİZ BİLMİYORUZ"

Ruhsar Pekcan, AB-Türkiye ilişkilerine bakıldığında, diyalogların ve görüşlerin sürdüğünü, ticari hukuktan gelen haklar olmasına rağmen diyalogla sürdürülmesinden yana olduklarını söyledi. Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin her iki tarafın da yararına olacağını ifade eden Pekcan, bu yönde görüş bildirdiklerini aktardı.

Katılımcılarla özel sektörden beklentilerini paylaşan Pekcan, Brexit konusuna değinirken, şunları kaydetti: 

"İngiltere'de, AB'de dahil şu an 31 Ekim'de ne olacağını hala hiçbirimiz bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var; İngiltere, bizim en çok ticaret yaptığımız ülkelerden biri, en çok ihracat yaptığımız ikinci ülke. Hard Brexit olması halinde AB'den sonra en çok etkilenen ülke Türkiye. Bununla ilgili proaktif çalışmaya gayret ediyoruz. 'Türkiye en az nasıl etkilenir' konusunda çalışmalarımızı da sürdürüyoruz." 

Türkiye'nin yüksek gelirli ülkeler statüsüne yükselmek, refah seviyesini artırmak gibi hedefleri bulunduğunu ifade eden Pekcan, Türkiye'nin genç ve eğitimli nüfusu, sahip olduğu teknolojik altyapı, sanayi deneyimi, kaliteli üretimi ve yetişmiş insan gücü ile yüksek büyüme potansiyeline sahip dinamik bir ülke olduğunu vurguladı.

Pekcan, "Gönül ister ki korumacılık önlemleri yeni bir atalete sürüklenmesin, daha da derinleşmeden vazgeçilsin. Bu tür eğilimler, çağımızın ekonomik gerçekleri ile örtüşmüyor" dedi.

"TİCARET SAVAŞLARININ KAZANANI OLAMAZ"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı ve Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Türkiye Milli Komitesi Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, "Ticaret savaşlarının kazananı olamaz. Kaybedeni de hepimiz oluruz. Bu nedenle özel sektör, korumacılığa ve ticaret engellerine karşı sesini yükseltmeli ve ikna çabalarını güçlendirmeli" dedi.

Hisarcıklıoğlu, ICC Türkiye Milli Komitesi tarafından organize edilen "Ticaret Savaşları, Brexit ve Çok Taraflı Ticaret Sisteminin Geleceği" başlıklı toplantıda yaptığı konuşmada, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın Türkiye'nin ticaretinin gelişmesi, bu zorlu süreçte Türkiye'nin zarar görmemesi için çok yoğun bir ticari diplomasi süreci yürüttüğünü söyledi.

Brexit konusunda değerlendirmelerde bulunan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

"Nasıl çözülecek, hangi süreç içinde çözülecek ya da ayrılık gerçekleştikten sonra ne olacak, tam olarak bilmiyoruz. Süreç tam bir karmaşaya dönmüş durumda. Bu sürecin üçüncü başbakanı olan Boris Johnson meseleyi çözebilecek mi, yoksa İngiltere yeni bir seçime veya referanduma mı gidecek konusu belirsiz. İş dünyası olarak bizler, belirsizlik arttıkça daha da büyük risklerin içine sürükleniyoruz."

Toplantı kapsamında ticaret savaşları konusunun da ele alınacağını bildiren Hisarcıklıoğlu, ABD ile Çin arasında bir ticari düello olarak başlayan sürecin, giderek Avrupa Birliği'ni (AB), NAFTA'yı, Japonya ve Kore'yi içine çeken bir girdaba dönüşmeye başladığını ifade etti.

"SERBEST TİCARET ZENGİNLİK, KORUMACILIK SEFALET DEMEKTİR"

Rifat Hisarcıklıoğlu, korumacı ekonomik politikaların tüm ülkeleri yakından ilgilendirdiğini ve küresel büyümeyi ciddi şekilde tehdit etiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu kapsamda özel sektörün görüşü nettir. Serbest ticaret zenginlik, korumacılık sefalet demektir. Uzun vadede kimsenin korumacılıktan kazanması mümkün değildir. Bunun da temelinde 3 faktör var. Birincisi, tarihsel olarak şunu çok iyi biliyoruz ki bu tür ticaret savaşlarının fiili bir çatışmaya, hatta savaşa dönüşme riski çok yüksektir. İkincisi, bu tür korumacı politikalar, zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olmasını sağlayacaktır. Küresel eşitsizlikler arttıkça da sosyal patlamaların artması riski artmaktadır. Üçüncü olarak, malların ticaretini engellediğinizde insanların göç hareketlerini hızlandırırsınız. Artan göç hareketleri de daha büyük bir entegrasyon sorunu olarak önünüze gelir. Kısacası, ticaret savaşlarının kazananı olamaz. Kaybedeni de hepimiz oluruz. Bu nedenle özel sektör, korumacılığa ve ticaret engellerine karşı sesini yükseltmeli ve ikna çabalarını güçlendirmelidir."

Bu kapsamda ICC'ye önemli rol düştüğünü ifade eden Hisarcıklıoğlu, ICC'nin dünyada ticaretin ve yatırımların artması için çalışan, Birleşmiş Milletler ve Dünya Ticaret Örgütü nezdinde küresel iş dünyasını temsil eden en büyük iş dünyası kuruluşu olduğunu vurguladı.

Hisarcıklıoğlu, "ICC, bugün 100'den fazla ülkede, 45 milyondan fazla şirketi ve 1 milyardan fazla çalışanı temsil etmektedir. Böylelikle ICC'nin uluslararası ticaret alanında yol gösterici etkisi gün geçtikçe artmaktadır" diye konuştu.

ICC Genel Sekreteri John Denton da toplantıda, Brexit ve ticaret savaşlarına ilişkin görüşlerini dile getirdi.