EKONOMİ
27.01.2021 11:41:00

Hüseyin Gelis: Tüm çalışmalarımız Ar-Ge odağımızla şekilleniyor

Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis ile Siemens’in dijitalleşme hamleleri ve yeni dönem yatırımlarını Platinonline.com için konuştuk. Gelis "Tüm çalışmalarımız, Ar-Ge odağımızla şekilleniyor. Ar-Ge ve İnovasyon Merkezlerimizde yaklaşık 700 mühendisimizle hem araştırma-geliştirme faaliyetlerini yürütüyor hem de Türkiye’nin inovasyon çalışmalarına katkıda bulunuyoruz. Siemens Türkiye olarak Ar-Ge’ye Türkiye ortalamasının yaklaşık iki katı yatırım yapıyoruz ve 2023’te Ar

Hüseyin Gelis:  Tüm çalışmalarımız Ar-Ge odağımızla şekilleniyor

Umut Çelik / umut.celik@platinonline.com

164 yıldır Türkiye’de değer katan ve en yenilikçi çözümleri sunan, bu yenilikçi anlayışını, mühendislik gücünü ve dijitalizasyondaki uzmanlığını daima yaşamın hizmetine aktaran, Siemens Türkiye, Platinonline.com’un dijitalleşme sohbetlerinin konuğu oldu. Ar-Ge deneyimleri ve yatırımları sayesinde müşterilerilerinin ve sektörün ihtiyaçlarına uygun iş birlikleri ile ülkenin dijitalleşme yolculuğuna hizmet ettiklerini söyleyen Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis , tüm çalışmalarının Ar-Ge odağıyla şekillendiğinin altını çizdi.

2020’de dijitalleşmeye yönelik neler yaptınız?

Siemens Türkiye’de dijitalizasyon, iş odaklarımızdan biri olmanın yanı sıra kültürümüzün de yapı taşlarından biri. Dolayısıyla inovasyon ve dijitalleşme tüm faaliyetlerimizin temelinde yer alıyor. Siemens Türkiye olarak dijitalleşmeyi hem kendi süreçlerimizde hem de ülkemizde yaygınlaştırmak için çalışıyoruz ve bu konuda öncü bir rol üstleniyoruz.

“DEĞİŞİME ÖNCÜLÜK EDEN ŞİRKET OLDUK”

2020, birçok açıdan ezberlerin bozulduğu bir yıl oldu. Pandemi, yeni bir normal ve yeni bir dünya yarattı. Yaşamın her alanında köklü değişimler yaşanırken dijitalleşme ivmesi bu değişimlerin getirdiği zorunluluklar nedeniyle müthiş bir yükselme gösterdi. Biz Siemens olarak değişimi ve yeniliği her zaman ilk önce benimseyen, hatta bu konularda öncülük eden bir şirket olduk. Dolayısıyla pandemi süreciyle gelen değişimi zorunlu ve acil bir durum olarak ele almak yerine, dönüşümü hızlandırmak için bir fırsat olarak değerlendirdik. Örneğin, teknolojik altyapımız ve inovasyon odağımız, dijital teknolojilerle sağlanan uzaktan çalışma düzenine 20 yıldan uzun bir süredir uygundu. Bu süreçte uzaktan çalışma sistemimizde çeşitli iyileştirmeler yapmaya başladık. Yeni çalışma düzenine sorunsuz bir şekilde geçiş yaptık ve iş sürekliliğimizi devam ettirdik.

  • Pandemi sürecinde uzun yıllara dayanan deneyim ve teknoloji bilgi birikimimizi Comfy uygulamasında bir araya getirdik. Comfy ile şirketler güvenli ve düzenlemelere uyumlu bir çalışma ortamı, çalışanların güncel gelişmelerden haberdar olması, çalışan deneyimini iyileştirme ve ihtiyaç doğrultusunda toplantı odalarını, masalarını rezerve edebilme gibi olanaklara sahip. Bu sayede geleceğin akıllı ofislerinin yolunu açacağına inanıyoruz.
  • Diğer taraftan içinde bulunduğumuz bu yeni dönemde de yapay zekâ, edge, bulut teknolojileri gibi yeni nesil teknolojiler giderek ön plana çıkıyor. Bu kapsamda Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından kurulan ve Türkiye’yi yeni sanayi devrimine taşıyacak MEXT’in dijitalizasyon partneri olduk. Dünyanın en büyük dijital dönüşüm ve yetkinlik gelişim merkezi olma özelliği taşıyan MEXT, Türkiye’nin dijitalizasyon yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olacak.
  • Endüstri dönüşümünde önemli rol oynayacak en yeni yatırımlarımızdan bir diğeri de Koç Üniversitesi-Siemens IOT EDGE Araştırma Laboratuvarı. Ekim 2020’de açılan bu araştırma laboratuvarında, dijital üretimde ileri veri analizi yapılmasına ve yeni uygulamalar geliştirilmesine imkân veren SINUMERIK Edge Platformu’nu araştırmacıların ve makine sektörünün kullanımına sunduk.
  • Dijitalleşmeye yönelik son örneklerimizden biri de PİRİ Projesi. Bu proje ile saha servisi alanındaki tüm süreçler dijital ortama taşınarak, birbiriyle entegre hale getirildi. Bu entegrasyon, öylece Bu platform, servis planlanmasından uygulamaya, raporlamadan müşteri memnuniyetine kadar uçtan uca kaliteli ve verimli bir iş süreci ve takibini mümkün kılıyor.

Ayrıca Türkiye’de partnerlerimizin daha hızlı dijitalleşmesine yönelik çözümler geliştirirken yakın dönemde paydaşlarımıza hem eğitim hem teknoloji konusunda destek vermeyi de planlıyoruz.

“COVID-19 İLK PANDEMİ DEĞİLDİ, SON PANDEMİ DE OLMAYACAK”

Sonuç olarak, etkileri hala devam eden Covid-19 ilk pandemi değildi, son pandemi de olmayacak. Bu salgın ile yola devam edebilmemiz için “yeni gerçek” üzerine yoğunlaşmamız, yeniye neden ve nasıl ihtiyacımız olduğunu anlamamız ve yeniye adapte olmamızın şart olduğunu gördük. “Yeni” bizim geleceğimiz. Değişim ne kadar zamanın yarattığı bir eserse, değişimin bu zamanla birlikte insanların gerçekleştirmesi gereken bir görev olduğuna inanıyorum. Bu nedenle geleceğe yönelik dijitalleşme hedeflerimiz de bu perspektifi taşıyor.

2021’de dijital yatırım planlarınızı bizimle paylaşır mısınız?

2021 yılına dair projeksiyonlar küreselleşme, dijitalizasyon, kentleşme, iklim değişikliği ve yeni çalışma modelleri gibi önde gelen trendlerin bugün olduğu gibi yeni zorluklar ve fırsatlar getirmeye devam edeceğini gösteriyor. Dünyanın, doğanın, toplumların sağlığı ve iyiliği için hep birlikte bilinçli hareket etme ve kaynakları sorumlu bir şekilde kullanma gerekliliğine yönelik farkındalık giderek artıyor. Dolayısıyla üretim ve iş süreçleri, sorumlu bir biçimde yeniden tasarlanmalı. Siemens Türkiye olarak bu ihtiyaçları karşılamayı sağlayacak çözümleri geliştirmek için Ar-Ge’ye ve inovasyona odaklanmaya devam edeceğiz.

“TÜM ÇALIŞMALARIMIZ, AR-GE ODAĞIMIZLA ŞEKİLLENİYOR”

Ar-Ge deneyimimiz ve yatırımlarımız sayesinde müşterilerimiz ve sektörün ihtiyaçlarına uygun iş birlikleri ile ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna hizmet ediyoruz. Tüm çalışmalarımız, Ar-Ge odağımızla şekilleniyor. Ar-Ge ve İnovasyon Merkezlerimizde yaklaşık 700 mühendisimizle hem araştırma-geliştirme faaliyetlerini yürütüyor hem de Türkiye’nin inovasyon çalışmalarına katkıda bulunuyoruz. Siemens Türkiye olarak Ar-Ge’ye Türkiye ortalamasının yaklaşık iki katı yatırım yapıyoruz ve 2023’te Ar-Ge çalışanlarımızın eğitimlerine 2,8 milyon TL kaynak ayırmayı hedefliyoruz. 2021 projelerimiz de bu odağımız doğrultusunda şekillenecek.

Pandemi dönemi ile birlikte yaşanan olumsuzlukların yanı sıra, karbon emisyonlarında ise bir azalma yaşandı. Bu düşüşü sürdürülebilir kılmanın ve karbon nötr olma yolunda emin adımlarla ilerlemenin önemini bir kez daha gördük. Bu konuda uzun zamandır yatırımlarımız devam ediyor. Bu çerçevede, her yıl olduğu gibi 2021 yılındaki odak alanlarımızdan bir diğeri de 2023 karbon nötr olma hedeflerimizi kapsıyor. Son beş yılda attığımız adımlarla yüzde 20 enerji tasarrufu elde ettik. Müşterilerimize sunduğumuz ürün ve hizmetler yoluyla da her yıl ortalama 360 milyon TL tasarruf elde edilmesini sağlıyoruz. Enerji verimliliği projelerimizle karbon emisyonu oranımızı yüzde 39 oranında azalttık. 2021 yılında bu oranı yüzde 63’e çıkarmayı hedefliyoruz.

Pandemi ile beraber dijitalleşmenin önem kazandığını görüyoruz. Siz bu konuda kendinizi nasıl konumlandırırsınız?

Dünyada dijital dönüşüm bir süredir devam ediyordu. Ancak pandemi süreciyle birlikte bu dönüşüm belki de birkaç yılda alacağı mesafeyi birkaç ayda kat etti. Birçok sektörde normalde yıllar alan dijital dönüşüm süreçleri haftalar içinde tamamlandı. Çünkü bu dönem çalışmaya, üretmeye ve iletişim kurmaya devam edebilmenin tek yolu dijital teknolojileri kullanmak oldu.

Dolayısıyla 2020 yılı boyunca dünyamız için çalışma, iş birliği, alışveriş, iletişim ve eğitimi online olarak sürdürmeyi sağlayan teknolojiler, her zamankinden daha önemli hale geldi. Bu, aslında insanların her yerden çalışıp öğrenebileceğini kanıtladı. Uygun iş kollarında çalışan kişilerin işlerini dijital teknolojiler sayesinde bulundukları her yerden sorunsuz hatta çoğu durumda daha verimli bir şekilde yapabildiğini gördük.

“HER YER OFİS” YAKLAŞIMIMIZLA YENİ ÇALIŞMA DÜZENİMİZE GEÇTİK

Kısıtlamalarla birlikte Siemens Türkiye olarak biz de işlerimizi büyük ölçüde dijital olanaklardan faydalanarak yürütmeye başladık. “Her Yer Ofis” yaklaşımımızla yeni çalışma düzenimize geçtik. Sadece sınırlı orandaki çalışanlarımız, kampüsümüze gerekli durumlarda geliyor. Bunun dışında çalışanlarımız istedikleri yerden çalışabiliyor. Bunun bize önemli bir avantaj ve esneklik sağladığını deneyimledik. Bununla uyumlu olarak kampüsümüzü de Kurumsal Kimlik Merkezi olarak konumlandırdık.  Bu konuda yaptığımız anketler çalışanlarımızın yüzde 85’inin bu durumdan çok mutlu olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan çalışan verimliliğinin de yüzde 30 oranında arttığını görüyoruz.   

Türkiye’de pandemi sonrası uzaktan çalışmaya devam edecek olan birçok şirketin varlığından söz ediliyor. Kısa sürede altyapılarını kuran bu şirketler yeni normalde de bu çalışma düzeninde devam eder mi?

Pandemiyle gelen dönüşümün etkilerinin ve yeni iş yapış şekillerinin, pandemi kontrol altına alındıktan sonra da devam edeceğini söyleyebiliriz. COVID-19 salgını ile iş dünyasının öncelikli gündem maddelerinden biri uzaktan çalışma oldu. Ancak uzaktan çalışırken her şeyden önce, uygun, güvenli ve güvenilir bir altyapınızın olması gerekir. Güvenlik deyince sadece fiziksel güvenlik değil, Siemens Türkiye olarak bizim de odak konularımızdan biri olan siber güvenlik de düşünülmeli. Bütün bunları sağladıktan sonra, sıra bunları yönetmeye geliyor.

Bugünün yeni çalışma şekilleri çerçevesinde ve müşteri ilişkilerinde yönetim, örneğin birbirimizle nasıl sürekli temasta olmamız gerektiği gibi konularda kendimizi eğitmemizi gerektiriyor. Uzaktan çalışma sisteminde en önemli konulardan biri bağlantıda olmak. Bağlantı kurduktan sonra hedefleri belirlemeniz, belirlenen süre içindeki çıktıları ölçümlemeniz, ama en önemlisi insanlara güvenmeniz, onlarla bağ kurmanız, onları dinlemeniz gerekiyor.

Dijitalleşmenin istihdama olumlu veya olumsuz etkileri nelerdir?

Son 1 yılda edindiğimiz deneyim, iş yerlerimizden, ofislerimizden uzakta olduğumuzda, mekândan bağımsız çalıştığımızda da sorumluluklarımızı aynı şekilde, hatta daha da iyi yerine getirebildiğimizi gösteriyor. Elbette uzaktan çalışma konusunda ekiplerin her zaman bağlantı halinde olması, yöneticilerin çalışanlarla şeffaf bir iletişim kurması ve gerekli yönlendirmeleri yapması gerekiyor. Uygun araçlar, güçlü bir iş birliği ve esneklik sağlandıktan sonra çalışanların işlerine daha iyi odaklanabilecekleri ve bunun işlerine çok daha olumlu yansıyacağı görüşündeyim.

“GELENEKSEL İŞ MODELLERİ YERİNİ DAHA YENİLİKÇİ VE YARATICI ALTERNATİFLERE BIRAKMAYA DEVAM EDİYOR”

Bununla birlikte yaşanan gelişmelerle geleneksel iş modelleri yerini daha yenilikçi ve yaratıcı alternatiflere bırakmaya devam ediyor. Ancak bu tür gelişmelerin genel olarak bir soru işareti yarattığı görülüyor. Teknolojinin, iş gücünde insanların yerini alacağına dair bir endişe var. Biz bu konudaki korkuların yersiz olduğunu düşünüyoruz. Dijitalleşme üretkenliği ve verimliliği artırırken insan emeğini çok daha kıymetli yerlerde kullanmayı gerektiriyor. Bu da hayat kalitesinin yükselmesi anlamına geliyor. Bunların yanı sıra rutin işlerin makine ve dijital sistemlere bırakılmasıyla birlikte yeni meslek alanlarının doğması, yatırımların teknoloji ve çalışan eğitimine aktarılması gibi gündem maddeleri de oluşuyor. 

Tüm dünyanın dijitalleşmeye hızlıca geçişi ile veri trafiği rekor seviyelere ulaştı. Veri güvenliği yeterince sağlanıyor mu?

Günümüz iş dünyasında en değerli varlık veriler. Birçok işletme verilerden güç alıyor. Dünyanın en başarılı şirketlerinin, veriyi en iyi kullanan şirketler olduğunu görüyoruz. Her ürün ve her hizmet, belirli bir veri birikimi sonucunda ortaya çıkıyor. Verilerin dijitalleşmesiyle birlikte de veri güvenliği ön plana çıkıyor. Verilerin gizliliğini, bütünlüğünü ve erişilebilirliğini korumak zorundayız. Ancak bu konuda karşımızda çok kritik bir zorluk bulunuyor: Siber saldırılar. Bu nedenle siber güvenlik stratejileri giderek daha fazla önem kazanıyor. Siber güvenlik, özellikle dijitalizasyon çağında en önemli güvenlik meselesi haline geliyor.  

Biz, dünyada ve Türkiye’de dijitalizasyonun öncüsü bir şirket olarak dijital teknolojilerin sunduğu yenilik ve olasılıkların yanı sıra taşıdığı her riski de değerlendiriyoruz. İnsanların ve kuruluşların, kullandıkları dijital teknolojilerin güvenli ve emniyetli olduğu konusunda şüphelerinin olmaması gerekir; aksi halde dijital dönüşümü benimsemeleri mümkün olmaz. Bu konuda teknolojiler geliştiriyoruz, ürünler sunuyoruz. İş alanlarımızda siber güvenlik için kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Ancak bu konudaki hassasiyetimiz sadece işimizle ve güvenlikle sınırlı değil. Çalışanlarımızın da bu konuda bilinçlendirilmesi için çok sayıda proje yürüttük. Diğer taraftan, Siemens olarak emniyetli bir dijital dünya için en önemli girişimlerimizden biri de 2018’de Münih’teki Uluslararası Güvenlik Konferansı’nda duyurulan Charter of Trust (Güven Tüzüğü) oldu. Siemens’in liderlik ettiği bu girişim, güvenli bir dijital dünyayı amaçlıyor., Güven Tüzüğü ile 20’ye yakın global şirket dijital dünyayı daha güvenli hale getirmek için güçlerini birleştiriyor.

EN ÇOK OKUNANLAR