EKONOMİ
22.01.2021 10:41:00

Erol Bilecik: Zorluklar yerine fırsatlara odaklanarak dijital hedeflerimizi ve adımlarımızı büyüttük

Index Grup Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik ile Index Grup’un dijitalleşme hamleleri ve yeni dönem yatırımlarını Platinonline.com için konuştuk. Bilecik "Pandemi ile birlikte dünya genelinde payını arttıran e-ticaret, tüm sektörlere farklı iş modelleri ve işbirlikleri fırsatını getirdi. Index Grup olarak biz de hem kendi e-ticaret altyapılarımızı güçlendirmek, hem de büyük e-ticaret platformlarıyla yeni işbirlikleri oluşturmak üzere altyapı yenileme ve online entegrasyon kabiliyetlerimizi ge

Erol Bilecik: Zorluklar yerine fırsatlara odaklanarak dijital hedeflerimizi ve adımlarımızı büyüttük

Umut Çelik / umut.celik@platinonline.com

1989 tarihinde de Türkiye genelindeki bilgisayar firmalarına, ihtiyaç duydukları tüm ürünleri, iyi organize olmuş bir bilgisayar dağıtıcısı kimliği altında sağlamak amacı ile kurulan, bugün 200'den fazla dünya markasının dağıtımını gerçekleştiren, 8000'den fazla iş ortağına sahip ve hepsi farklı teknoloji ürünleri alanlarında faaliyet gösteren 8 şirketi bünyesinde barındıran İndeks Grup, Platinonline.com’un dijitalleşme sohbetlerinin konuğu oldu. Bu yıl bulut teknolojiler, akıllı ev, akıllı şehir kavramları, robot teknolojiler, giyilebilir teknolojiler, IOT ve ileri analitik teknolojilerin ana radarlarında yer aldıklarını söyleyen Index Grup Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, bu konulara öncelik ve ağırlık verecekleri mesajını verdi.

2020’de dijitalleşmeye yönelik neler yaptınız?

2020’ye damga vuran Covid-19 pandemisi ile birlikte iş hayatında oyunun kuralları sarsıcı bir şekilde değişti. Bu değişimin tetikleyicisi, baş döndürücü bir hızla hayatın her alanını etkileyen dijitalleşme oldu.

Index Grup olarak bizim için ise dijitalleşme, şüphesiz pandemi ile başlamadı. Dijital dönüşüm alanındaki önemli yatırımlarımızı 2020 öncesinde halihazırda tamamlamıştık. Özellikle son yıllarda e-mail pazarlama, dijital hukuk, dijital IK, varlık yönetimi, Türkiye genelindeki tüm bayi teşkilatımızla işlerimizin tamamının (7x24 zaman diliminde) dijital ortamda yapılması, depolama ve dağıtım yapılarının dijitalize edilmesi, CRM uygulamaları ve çalışanlarımızın günlük hayatını kolaylaştıran pek çok mobil aplikasyon kullanımı gibi projeleri pandemiden çok önce başarıyla hayata geçirmiştik. Pandemi başladığında bu avantajımızı kullanarak çok hızlı bir şekilde değişime ve yeni normale adapte olabildik.

“2020’DE DİJİTALLEŞMEYE ZAMANINDA YATIRIM YAPMANIN KARŞILIĞINI ALDIK”

Pandemi sürecinin hemen başında da çalışma düzenimiz için uzaktan erişim altyapısını hızlıca güçlendirdik. Dolayısıyla, 2020’de dijitalleşmeye zamanında yatırım yapmanın karşılığını aldığımızı söyleyebilirim.

2020 dünya ve ülkemiz için zor bir yıl oldu. Zorlukları aşmanın en iyi yolu, yeni girişimlerde bulunmaktır. Biz de tüm zorluklara rağmen pandeminin beraberinde getirdiği fırsatları değerlendirerek yeni girişimlerde bulunduk. Pandemi ile birlikte dünya genelinde payını arttıran e-ticaret, tüm sektörlere farklı iş modelleri ve işbirlikleri fırsatını getirdi. Index Grup olarak biz de hem kendi e-ticaret altyapılarımızı güçlendirmek, hem de büyük e-ticaret platformlarıyla yeni işbirlikleri oluşturmak üzere altyapı yenileme ve online entegrasyon kabiliyetlerimizi geliştirme yatırımlarımızı başlattık. Dolayısıyla 2020’de zorluklar yerine fırsatlara odaklanarak dijital hedeflerimizi ve adımlarımızı büyüttüğümüzü söyleyebilirim.

2021’de dijital yatırım planlarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Pandemi döneminde öğrendik ki önemli olan karşılaştığımız zorlukların büyüklüğü değil; gücümüzün büyüklüğüdür. Dijitalleşme için zamanında hazırlığını yapan firmaların, 2020’yi çok daha rahat ve güçlü bir şekilde geride bıraktığını biliyoruz. 2021’de ve bundan sonrasında da geleceği düşünerek bugünden yarın için hazırlıklarımızı yapmaya devam edeceğiz.

“2021'DE DAHA ÇEVİK OLMAK İÇİN KENDİMİZE KOYDUĞUMUZ HEDEFLER VAR”

2021'in ilk yarısında, 2020 yılında başlattığımız, yukarıda bahsetmiş olduğum konularda önemli atılımlarımız olacak. Çeviklik, uzun süredir tüm kurumların ulaşmak istediği temel hedeflerden biri. Dijital dönüşüm gibi çeviklik de tamamlanma tarihi olan bir proje değil; sürekli devam edecek bir yolculuktur. 2021'de daha çevik olmak için kendimize koyduğumuz hedefler var. Dijitalleşme ve artan e-ticaret ile birlikte veri yönetişiminin önemi de artmaya devam ediyor. 2021 yılı için bir diğer önemli hedefimiz, veriden daha fazla değer üretmektir.

Türkiye’nin lider bilişim teknolojileri dağıtım grubu olarak; ülkemizdeki teknoloji yatırımlarının nabzını tutar durumdayız. Bu yıl bulut teknolojiler, akıllı ev, akıllı şehir kavramları, robot teknolojiler, giyilebilir teknolojiler, IOT ve ileri analitik teknolojiler ana radarımızda yer alıyor. Bu konulara öncelik ve ağırlık vereceğiz.

Pandemi ile beraber dijitalleşmenin önem kazandığını görüyoruz. Siz bu konuda kendinizi nasıl konumlandırırsınız?

Pandemi, tüm dünyada teknoloji farkındalığını arttırırken, dijital dönüşüm sürecini de hızlandırdı. Dünya çapında dijital dönüşüm harcamaları, 2020 yılında yıllık bazda 10,4 artarak 1.3 trilyon dolar seviyesine geldi. Bu, pandeminin neden olduğu ekonomik durgunluğu da göz önüne alırsak, oldukça kuvvetli bir büyüme. Pandeminin getirdiği yeni koşullar, hem iş hayatının hem de normal yaşamın sürekliliği açısından teknoloji sektörünün kritik önemini ortaya çıkardı.

Uzaktan çalışma ve uzaktan eğitim, teknolojiyi hayatın merkezine taşıdı. Bugün artık dijital ekonomilerin çağı ve dijital ekonomiler gücünü teknolojiden alıyor. Dolayısıyla teknoloji üreten ve teknolojiye bağlı hizmetleri pazara sunan bütün paydaşların önümüzdeki dönemde daha da yükselişe geçeceğini söyleyebiliriz.

“TEKNOLOJİK ÜRÜNLER İSTEKTEN ÖTE İHTİYACA DÖNÜŞTÜ”

Pandemi süreciyle değişen yaşam tarzımız sebebiyle artık dizüstü bilgisayar, pc, tablet, akıllı telefon, yazıcı, monitör gibi ürünlerin istekten öte ihtiyaca dönüştüğünü görüyoruz. Buradan hareketle, Türkiye’de BT pazarının özellikle bu ürünler ekseninde, makroekonomik koşullar elverdiği müddetçe büyümeye 2021 yılında da devam edeceğini öngörüyoruz.

Biz de Index Grup olarak pazar büyümesinin üzerinde bir büyümeyi hedefleyerek 2021’de de operasyonlarımıza karlı ve verimli olarak devam etmeyi hedefliyoruz. Diğer taraftan; iş ortaklarımızın değişen lojistik ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunma önceliğimiz her zaman var. Halihazırda hem geleneksel satış kanallarımızdaki iş ortaklarımızın, hem de pandemi ile birlikte hızlanan online ticarete yönelik olarak, elektronik satış platformları üzerinden ticaret yapan iş ortaklarımızın lojistik ihtiyaçları ile ilgili verdiğimiz hizmetleri geliştirmeye ve çeşitlendirmeye devam edeceğiz.

Türkiye’de pandemi sonrası uzaktan çalışmaya devam edecek olan birçok şirketin varlığından söz ediliyor. Kısa sürede altyapılarını kuran bu şirketler yeni normalde de bu çalışma düzeninde devam eder mi?

Covid-19 pandemisi yaşamı radikal biçimde değiştirdiği gibi iş hayatını da dönüşümün eşiğine taşıdı. Gördüğümüz kadarıyla dijitalleşmeye yatırım yapan kurumlar bu dönemde uzaktan çalışma sistemine geçişte sorun yaşamadılar. Sektör bazında eğitim, bankacılık, sigortacılık ve finans bu anlamda aklımıza ilk gelenler.

“TEKNOLOJİ NE KADAR İLERLERSE İLERLESİN, İNSANIN İNSANA OLAN İHTİYACININ DAİMA VARLIĞINI KORUYACAK”

Pandemi ile bugün zorunlu olarak hayata geçirilen çalışma modellerindeki bu değişikliklerin bir kısmının geçici olacağını, bir kısmının ise gelecekte de etkilerini göstereceğini öngörmek mümkün. Pandemi sona erince de iş süreçlerinde herhangi bir aksama yaşamadan, uzaktan çalışmayı tercih edecek kurumlar muhakkak olacaktır. Ancak ben, teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanın insana olan ihtiyacının daima varlığını koruyacağına inanıyorum.

Bana göre yüz yüze etkileşim, çalışanların morali ve şirket kültürü için vazgeçilmezdir. Çevrimiçi iletişim araçlarının insanın bu en doğal ihtiyacını karşılayabileceğine pek ihtimal vermiyorum.

Bu nedenle, yüzde yüz uzaktan çalışma düzeninin sürdürülebilir olacağı görüşünde değilim. Tamamen ofisten veya tamamen evden çalışma sistemi yerine uzun vadede her ikisinin birlikte uygulandığı “hibrit” modellerin öne çıkabileceğini düşünüyorum. Bu sayede, uzaktan çalışmanın faydaları ile ofiste çalışmanın sosyal avantajları arasında bir denge yakalanabileceğine inanıyorum.

Dijitalleşmenin istihdama olumlu veya olumsuz etkileri nelerdir?

Pandemiyle birlikte dijitalleşmenin büyük bir ivme kazandığı bu süreçte, tüm dünyada ekonomiler küçülüyor. Bugün hemen her ülkede kurumlar maliyetlerin düşürülmesi için çaba harcıyorlar. Şirket maliyetlerinin en büyük kalemlerinden biri olarak çalışan maliyeti karşımıza çıkıyor. Bu durumda bazı sektörlerde ne yazık ki işten çıkarmalar yaşanıyor, yaşanmaya da devam edecek gibi görünüyor.

Pandemiden bağımsız olarak dijitalleşmenin istihdama etkilerine bakmamız, belki daha doğru bir yaklaşım olabilir. Teknolojinin istihdamı arttırmaktaki rolü genellikle daha göze çarpan yıkıcı etkileri nedeniyle görmezden gelinir. Oysa geçtiğimiz 150 yıl gösteriyor ki, makinalar insanların yerini aldığında; aslında büyüme hızlanıyor ve zamanla istihdam artıyor. Dolayısıyla şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Teknoloji daima ortadan kaldırdığı iş olanaklarına kıyasla daha fazla iş fırsatı yaratmıştır.

“İNSAN KAYNAĞIMIZIN YETENEK DÖNÜŞÜMÜNE YATIRIM YAPMAMIZ GEREKİYOR”

Pek çok araştırmaya göre otomasyon, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin birçok sektörde işleri dönüştürerek daha çok sayıda yeni iş yaratması bekleniyor. Türkiye’de 2030 yılında yaklaşık 33,3 milyonluk bir işgücü ihtiyacı olması öngörülüyor. Otomasyon ve dijitalleşmenin etkisiyle 2030 yılına kadar 7,6 milyon işin kaybolması potansiyeli bulunuyor. Dijitalleşmenin yaratacağı verimlilik ve ekonomik büyüme üzerindeki etkiler ve sosyal değişimler ile birlikte 2030 yılına kadar 8,9 milyon yeni iş oluşabileceği öngörülüyor.

Dijitalleşme ve teknolojinin, Türkiye dahil birçok ülkede yeni iş alanları yaratacağına inanıyorum. Bu fırsattan faydalanabilmek için geleceğin iş ortamında gereken yeni yetkinlikleri kazanmak üzere insan kaynağımızın yetenek dönüşümüne yatırım yapmamız gerekiyor.

Tüm dünyanın dijitalleşmeye hızlıca geçişi ile veri trafiği rekor seviyelere ulaştı. Veri güvenliği yeterince sağlanıyor mu?

2020 yılında pandemi nedeniyle dijitalleşme o kadar hızlandı ki doğal olarak verilerin korunması konusundaki endişeler de aynı hızla arttı. Siber güvenlik saldırılarındaki artışın başlıca nedenleri arasında; artan bulut tabanlı yazılım kullanımını, online ticareti ve uzaktan çalışma modelini sıralayabiliriz. En büyük artış, %83 oranıyla özellikle evden çalışanları hedef alan oltalama saldırılarında gerçekleşmiş durumda. Bu durum açıkça gösteriyor ki siber güvenlik yatırımlarımız her zamankinden daha fazla olmak zorunda.

PwC tarafından yapılan bir ankete göre tüketicilerin %84’ü, bir şirketin veri koruma sisteminin kırılgan ve zayıf olduğunu düşündüğünde hizmet almayı sonlandıracağını belirtiyor. Bu, başta teknoloji şirketleri olmak üzere veri güvenliğinin artık her kurumun ana önceliklerinden biri olması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Dolayısıyla veri güvenliği otomasyonunun, bundan sonra daha fazla ön plana çıkacağına inanıyorum.

Siber tehditleri insan müdahalesi olmadan programlı olarak algılama, araştırma ve ortadan kaldırma gücüne sahip güvenlik eylemlerinin makina tabanlı olarak yürütülmesinin, şirketlerin en çok başvuracağı çözümler arasında yer alacağına inanıyorum. Dijital hayatın korkulu rüyası olan siber suçların önüne geçmek, hem altyapı hem de insan kaynağı açısından büyük yatırımlar gerektirse de kurumlarımızın sistemlerini güçlendirmek, korumak ve iyi yönetmekle veri güvenliği alanında sağlıklı adımlar atılabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

EN ÇOK OKUNANLAR