PİYASALAR

Venezuela neden çöktü?

Güney Amerika kıtasının yalnız ülkesi Venezuela ekonomik olarak belki de tarihinin en karanlık günlerini geçiriyor… Enflasyonun yüzde 30 bini bulmasıyla ülkede ‘Hipergöç’ dalgası da tetiklendi… Hiperenflasyondan kaçanlar soluğu Kolombiya, Brezilya, Şili ve Arjantin’de alıyor. Ekonomi düzelmek bir yana, her geçen gün geri dönülmez bir eşiğe geliyor… 1960 yılında Petrol İhracatçısı Ülkeler Organizasyonu’na (OPEC), ‘dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülke’ unvanı ile dahil olan Venezuela’nın ekonomik olarak sonunu kim getirdi? Petrol zengini bir ülke nasıl yönetilmeliydi?

İrem Sertbaş / [email protected]

30 milyonu aşkın nüfusa ev sahipliği yapan Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkesi…  İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela tarafından 1960 yılında Petrol İhracatçısı Ülkeler Organizasyonu (OPEC) kurulduğu esnada Venezuela, bu beşlinin içinde günlük 2.8 milyon varil petrol üretimi ile lider konumdaydı. Uzun yıllardır Hollanda Hastalığı’nın pençesinde kıvranan ülkenin ekonomisi, ABD yaptırımları ile iyice zora girdi. Dolar karşısında eriyip giden Venezuela Bolivyarı, nakit sıkıntısını da beraberinde getirdi. Prof. Dr. Emre Alkin, Venezuela’nın modern zamanların en büyük krizini yaşadığının altını çizerek şöyle diyor: “Kriz aslında dış faktörlerle başladı. Ardından maalesef işler daha sıkıntılı vaziyete döndü. 2012 yılında petrol ihraç eden ülkeler takriben 1.2 trilyon dolar petrol geliri elde ediyordu. Amerika Birleşik Devletleri’nin bir kararı sonucu, Amerika artık dışarıdan petrol tedarik etmemeye başladı ve 2020 yılına kadar petrol ihtiyacının sadece yüzde 11’ini yurt dışından almak için yola çıktı. Petrol üretimi, Suudi Arabistan’ın üzerine çıktı. Dolayısıyla petrol gelirleri yüzde 60 düştü. Bu da bizi şunu gösteriyor: Venezuela gibi ülkelerde, petrol haricinde ne sanayide ne ticarette ne de milli gelire katkı yapan sektörlerde hayat belirtisi yokmuş.” Venezuela’nın tek kozu olan petrol sanayinin yüzde 95’ini oluşturan bir ürün haline geldiği noktada, yıllardır bütün giderlerini petrol üzerinden karşılayan ülkenin de sonu, büyük bir kriz oluyor. Venezuela’nın kendi hatalarına ABD’nin ambargocu politikaları eklenince ortaya çıkan ekonomik çöküş, Başkan Maduro’yu yeni para birimi icat etmeye kadar itti. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, hiperenflasyonla mücadele kapsamında eski para birimi ‘Güçlü Bolivar’ yerine, beş sıfır atılmış ve ülkenin ulusal kripto para birimi Petro destekli ‘Egemen Bolivarı’ yeni para birimi olarak dolaşıma soktu. Ancak bu çabalar Venezuela’nın içinde olduğu krizin önünü kesmeye yetmeyecek. Bu haberi yazarken 1 dolar, yaklaşık 248.470.62 Venezuela Bolivarı ediyordu. 

CHAVEZ DÖNEMİNDEN MADURO’YA VENEZUELA

1998 yılında devlet başkanı seçilen Hugo Chavez, 2013 yılına kadar görevde kaldı. Batı ülkeleri tarafından sık sık diktatör olmakla suçlanan Chavez döneminden önce ABD’nin en sadık müttefiklerinden olan ve ABD tarafından ‘model ülke’ olarak gösterilen Venezuela’da işlerin yolunda gitmemesi, Chavez’in radikal sol düşünceyi benimseyerek Amerika’nın gösterdiği yoldan çıkması ile başladı.  Daha sonra uygulanan yanlış ekonomik politikalarla düzen iyice sarsıldı. Peki, Chavez diktatör müydü? Sorunun cevabı kesin olmasa da, eski devlet başkanı kendi dönemi boyunca sosyal adalet, sosyal refah, yoksullukla mücadele ve eğitimin yaygınlaştırılması amaçlı programlar benimsendi.  Refah artırma stratejisi doğrultusunda ‘Bolivarcı Misyon’ adı verilen sosyal programlardan yaklaşık 20 milyon Venezuela vatandaşı yararlandı. Yoksulluk programını devlet politikalarının merkezine oturtan Chavez, iktidarı boyunca milyonlarca Venezuela’nın desteğini ve sevgisini kazandı. Chavez’in 5 Mart 2013’te ölümünün ardından devlet başkanlığı koltuğuna oturan Maduro, kendini neler beklediğini herhalde tahmin edemezdi… Ekonominin adeta serbest düşüşte olduğu Venezuela’da 2014 yılından başlayarak 2.3 milyon kişi ülkeyi terk etti. Son dönemde fiyatlar ortalama her 26 günde bir ikiye katlanıyor, halk gıda ve hijyen malzemesi gibi günlük ihtiyaçları almakta zorlanıyor. Nakit sıkıntısının yoğun olarak yaşandığı ülkede nakit ve altın rezervleri gerilemeye devam ediyor… Prof. Dr. Emre Alkin’e göre, Venezuela’daki kriz, Amerika’nın benimsediği dışardan petrol ithal etmeme politikası ile başladı. Ama ekonomik kaos biraz da mevcut iktidarın bütün sorunun 

dışardan kaynaklandığına vatandaşı ikna etmesiyle derinleşti. Obama döneminden beri ABD’ye sert çıkan Venezuela’da krizi çözmek için sert istikrar programlarının uygulanması gerektiğine dikkat çeken Alkin, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu tip ülkelerde genellikle beyin göçü oluyor. Sanattan spora, bilimden teknolojiye kadar Venezuela’nın başarılı insanları şu anda kendi ülkelerinin dışında çalışıyor. Hal böyleyken, Venezuela’yı düzeltecek beyin ekibinin, şu anda Venezuela’da bulunmadığını da görebiliyorum. IMF’nin de Venezuela’ya yardımcı olacağını düşünmüyorum. Venezuela’nın sert bir acil program uygulamaktan başka çaresi yok.”

PETROL ZENGİNİ BİR ÜLKE NASIL YÖNETİLMELİ?

300 milyar varil ile dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervine sahip Venezuela, sanayisini canlı tutamadığı için bir ekonomik kaosun ortasında kaldı. Petrol zengini bir ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda Norveç’i örnek gösteren İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdürü Şant Manukyan şöyle söylüyor: “Norveç petrol gelirinin bir gün son bulacağı gerçeği ile hareket ederek gelecek nesillerin de bu zenginlikten faydalanması için kurduğu varlık fonu aracılığı ile çeşitli sektörlere yatırım yapar. Literature, Hollanda Hastalığı olarak geçen doğal kaynak zenginliğinin ülkeleri bir nevi ‘geri bırakması’ durumu, Venezuela için de geçerli bir durum. Ekonomi ve gelirlerin çeşitlendirilmemesi sonucunda petrol fiyatlarında ani bir dönüş, tüm ekonomiyi çökertme potansiyeline sahip oluyor. Ancak unutmamak gerek ki, Venezuela vakasında aynı zamanda jeopolitik dinamikler de büyük rol oynuyor.” Venezuela’nın çevre ülkelere de ekonomik krizi ve istikrarsızlığı sıçratma tehlikesi var.  Artık bu krizlerin önemli bir kısmının yurt dışındaki gelişmelerden kaynaklı olduğunu biliyoruz, ama Venezuela’nın da diğer petrol ihraç eden ülkelerin de gelirlerini pek çeşitlemediği ortaya çıkıyor. Venezuela’nın ve yapısal olarak benzer Latin Amerika ülkelerinin, bir B planına ihtiyacı olduğu, bu noktada da sanayinin çeşitlendirilmesi gerektiği açıkça ortada. Dış etkileri bir kenara bırakırsak Venezuela krizden çıkmak için beyin göçünün de önüne geçmeli ve yetişmiş insan kaynağını kaybetmemek için elinden geleni yapmalı. Venezuela’nın tekrar ayağa kalkmasının iki yolu olduğunu belirten Şant Manukyan, “Piyasa dostu önlemler güveni hızla geri getirebilir. Bir diğer alternatif de, özellikle hiperenflasyonun önüne geçilebilmesi için ekonominin dolarizasyonu. ABD ile yaşanan sorunlar nedeni ile dolar değil, Euro veya altın kullanılarak bu adım atılabilir” diyor.

VENEZUELA ALTINLARINI TÜRKİYE’YE GETİRİYOR

Amerika’ya güvenini yitiren Venezuela’nın aldığı son önlemlerden biri de altınlarını rafinaj işlemleri için Türkiye’ye göndermek oldu. Daha önce bu uygulamayı İsviçre’de yaptıran Venezuela, uygulanan uluslararası yaptırımlar nedeniyle bu kararı aldığını duyurdu. Şant Manukyan, bu konu hakkında şu yorumda bulunuyor: “Venezuelalı yetkililerin bu konudaki beyanı, altınlara ABD tarafından el koyulmasını engellemek amacı ile bir önlem olarak transfer edildiğiydi. ABD veya İngiltere gibi merkezlerde, son zamanlarda özellikle Rus varlıklarına yönelik ambargolar neticesinde varlıkların dondurulması veya el koyulması gibi önlemler söz konusu olduğundan anlaşılabilir bir uygulama. ABD menşeli uluslararası şirketlerin de açtığı davarlar böyle bir sonuç doğurabilir.”