Platin
PİYASALAR

Vakıf kültürü katılım bankacılığına da yansıdı

Platin

Kurulduğu günden itibaren dijitalleşmeyi odak noktası olarak kabul eden ve stratejilerini 'teknoloji ile büyüme’ vizyonu doğrultusunda oluşturan Vakıf Katılım, Ar-Ge merkezi unvanına sahip ilk kamu finans kurumu olması sayesinde önümüzdeki dönemde özellikle dijital inovasyon çalışmalarına ivme kazandırmayı planlıyor. Banka ayrıca kıymetli maden alım satımına imkan sunan mobil uygulamasıyla da son dönemde kullanıcılarının yoğun ilgisiyle karşılaşıyor

Mustafa Gündoğdu / [email protected]

Vakıfların paylaşım kültürünü ve kamunun gücünü birleştirerek katılım finans sektörüne yeni bir soluk getirdiklerini ifade eden Vakıf Katılım Genel Müdürü İkram Göktaş; kamu finans kurumu olarak kuruluş felsefeleri gereği pandemi sürecinde ihtiyaç sahiplerinin yanında olduklarını dile getiriyor. Son dönemde özellikle dijital ve mobil bankacılığa yaptıkları yatırımlarla toplumun her kesiminden kullanıcıyı bünyesine çeken Vakıf Katılım, özellikle mobil üzerinden kıymetli maden alım satımında en çok tercih edilen bankalardan biri olmasıyla da dikkatleri üzerine çekiyor. Dijital kanalları üzerinden sunacağı ürün ve hizmetlerini artırmaya hazırlanan banka; biyometrik doğrulama, mobil cüzdan, yapay zeka ve nesnelerin interneti gibi teknolojileri de katma değerli servisler halinde müşterilerine sunmayı hedefliyor.

KAYNAKLAR, EKONOMİNİN ÇARKLARINI DÖNDÜRDÜ

2020 yılı ilk yarısında aktif büyüklüğünü bir önceki yıla göre yüzde 44,1 artışla 43.7 milyar TL’ye, toplanan fonlarda ise yüzde 41,4 artışla 32.4 milyar TL’ye ulaştıran Vakıf Katılım, gerek güçlü fonlama kaynakları gerekse özkaynakları ile reel sektöre desteğini artırarak nakdi ve gayri nakdi toplamda 34.5 milyar TL fon kullandırdı. Bankanın ilk yarıda net kârı ise 283 milyon TL oldu.

Pandemi sürecinde de kaynaklarını ticaretin dönmesi ve ekonomi çarklarının işlemesi konusunda kullandıklarını hatırlatan Göktaş, bu süreçte ‘Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi’ çerçevesinde 4.5 milyar TL destek sağladıklarını ifade ediyor. “Sadece KOBİ’lere sağladığımız destek 3.3 milyar TL oldu. Diğer taraftan ev sahibi olma hayali kuran insanımızın hayallerini gerçek kılmak, zorluklar yaşayan inşaat sektörüne de destek olmak adına bir yıl ödemesiz uzun vadeli finans desteği sunduk. Diğer taraftan değerli taş ve kira sertifikası alanlarında Türkiye’nin lider finans kurumuyuz” diyen Göktaş, bu kapsamda son üç yılda yaklaşık 22 milyar TL’lik kira sertifikası ihracı gerçekleştirdiklerini söylüyor. 

MOBİL TRAFİĞİ ARTTI

Dijital kanallar özelinde 2020 ikinci çeyrek verileri ışığında 183 bin para çekme işleminin yüzde 74’ünün ATM’lerden yapıldığını, 577 bin ödeme işleminin de yüzde 69’unun dijital kanallar aracılığıyla gerçekleştiğine dikkat çeken Göktaş, bu işlemlerin de yüzde 44’ü için mobil hatların tercih edildiğini belirtiyor.

“Bununla birlikte Vakıf Katılım, 2019 yılında Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Taşlar (KMTP) piyasasında en fazla işlem yapan finans kurumu oldu. Türkiye’de bu alanda oyun kurucu pozisyonuna geldik ve bu alandaki liderliğimizi çok önemsiyoruz. Pandemi sürecinde de kıymetli taşlar alanındaki hizmetimiz yoğun olarak devam etti. İlk 6 ayda kıymetli maden alanında 530 bin işlem yapılırken yüzde 96’sı yine dijital kanallar üzerinden gerçekleşti. Bu işlemlerin de yüzde 89’u mobil hatlar üzerinden yapıldı” diyen Göktaş, bu verilerin Covid-19 salgını döneminde müşterilerinin dijital hizmetleri etkin bir şekilde kullandığını net bir şekilde ortaya koyduğunu dile getiriyor.

KATILIMIN HEDEF KİTLESİ GENİŞLEDİ

2018 yılında başlayan, 2019 yılında etkilerini sürdürmeye devam eden global bazlı ekonomik kriz ve son yaşadığımız pandemi süreci, katılım finans sistemine duyulan ihtiyacı gözler önüne serdi. Kur ataklarının ön plana çıktığı son süreçte sektör tarafından, ülke ekonomisine önemli katkılarda bulunuldu. Göktaş bu noktada, yaşananlar ışığında değerlendirme yapıldığında, sosyal adalet ve ekonomik büyümeyi desteklemeyi temel felsefeleri arasında kabul eden katılım finans modelinin, önümüzdeki dönemde dünya piyasaları için en iyi alternatiflerden biri olacağı gerçeğini bir kez daha karşımıza çıkardığını söylüyor. Zira birçok gelişmiş ülkede bankalar ve finans kurumları sıkıntılı dönemler yaşarken, katılım finans kurumları sermayelerini ve şube ağlarını artırarak; istikrarlı büyümesini devam ettirdi.

“Katılım finans kurumları bunun yanı sıra uyguladıkları finansman teknikleri ile de ülkemizde önemli bir sorun olan kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasında dikkate değer bir görev üstlendi. Ayrıca, sanayici ve tüccarın ihtiyaç duyduğu malın alım satımına aracılık yapmak suretiyle kayıtlı ekonominin genişlemesine katkıda bulundu” diyen Göktaş, bu doğrultuda katılım finans modelinin sadece muhafazakâr kesim tarafından değil, toplumun tüm kesimleri tarafından büyük ölçüde rasyonel gerekçelerle tercih edildiğini belirtiyor.

KAMUNUN GÜCÜ DE KATILIMDA

İnsan kaynağı ve ürün çeşitlemesi anlamında gerekli adımları atarak İslami finans merkezi olma yolunda hızlıca ilerlediklerini söyleyen Göktaş, bu konuda Türkiye, Hükümet ve katılım finans kurumları tarafından ciddi adımların atıldığını savunuyor. “Bunlar arasında BDDK nezdinde daire oluşturulması, üst koordinasyon kurulunun kurulmuş olması ve Katılım Bankası Üst Danışma Kurulu’nun kurulması adımlarını öncelikle zikredebiliriz. Bunların hepsi İslami finans merkezinin müessesi hale gelmesi açısından önemli adımlar. Buna üniversitelerde açılan lisans, yüksek lisans ve doktora seviyelerindeki bölümleri de eklediğimiz zaman, önemli adımların büyük kısmının altyapıda atılmış olduğu görülüyor” diyen Göktaş, son yıllarda Vakıf Katılım ile birlikte kamu katılım bankalarının kurulmasının da siyasi otoritenin sektöre verdiği önemi gösterdiğini kaydediyor. Göktaş; İstanbul’un en kısa sürede önce İslami, sonra global finans merkezi haline geleceğine yürekten inandıklarını söyleyerek sözlerine son veriyor.