PİYASALAR

Üretimin geleceğine döngüsel ekonomi yön verecek

Koronavirüs pandemisinin ardından üretim süreçleri ister istemez sekteye uğradı. Koronavirüs öncesinde geçerli olan kural ve metodolojiler, koronavirüs sonrasında döngüsel ekonomi şartlarına göre yeniden kurgulanacak. Daha sürdürülebilir bir gelecek için üretim ve ticaret süreçlerinin doğanın düzenine göre adapte edilmesi gerekiyor. Doğal kaynakların dengeli bir şekilde kullanılmasına yön verilmeli, üretim stratejileri küresel iklim değişikliği politikaları ve önemleri çerçevesinde kurgulanmalı, gereksiz tüketim çılgınlığının önüne geçilmeli ve doğaya çok daha duyarlı bir bakış açısıyla yaklaşılmalı

Bahar Selin Akgün / [email protected]

Doğaya ve çevreye saygının hiç olmadığı kadar önem kazandığı bir yüzyılın içindeyiz. Tüm dünya Koronavirüs pandemisiyle boğuşurken, herkesin aklındaki en önemli soru ise geleceğin bize neler getireceği… Hepimiz endişeliyiz. Bu endişe ise daha çok maddi olanakların, kariyerin ve gelecek vizyonunun sorgulandığı bir döneme atıfta bulunuyor. Oysa, bireysel korkularımızın dışında dünya toplumları olarak doğanın çığlığına da kulak vermeliyiz. İklim değişikliğiyle ilgili sorunların yaşamsal öneme sahip küresel bir risk olduğu kanıksanmalı. Bu sürecin, insanlığın sonunu getirebilecek kadar önemli bir problem olduğu ve gerekli önlemlerin ivedilikle alınması gerektiği apaçık ortada. 

ÜRETİM VE TEDARİK ZİNCİRİ SÜREÇLERİ YENİDEN YAPILANACAK

Koronavirüs’ün ardından üretim ve tedarik zinciri süreçlerinin çevre ve iklim değişikliği odaklı konuları odağına alarak yeniden yapılandırılacağı bir döneme girdik. Bu nedenle gelecek kuşaklara daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir dünya bırakmak isteyen ülkeler ve yönetimler; üretimden ticarete, tedarik zincirinden verimliliğe kadar ekonomiye yön veren her çarkı, çevreye ve doğaya saygı çerçevesinde kurgulayacak. Farklı bir ifadeyle döngüsel ekonominin yıldızı parlayacak. Yeni dönemde global ekonomilerin üretim standartlarını hangi çevreci kriterlere göre yapılandıracağını analiz etmek için World Economic Forum’un (WEF), ‘How Can Trade Rules Support Enviromental Action?’ (Ticaret Kuralları Çevreyle İlgili Girişimleri Nasıl Destekleyebilir?) araştırmasını mercek altına aldık. Global Future Council on International Trade and Investment’in (Uluslararası Ticaret ve Yatırımın Küresel Geleceği Konseyi) desteğiyle hazırlanan bu araştırma, global ekonomilere 5 önemli tavsiye veriyor. Türkiye’de üretim stratejilerini doğaya ve çevreye saygı kapsamında kurgulayan markaların gelecek planlarını da bu kapsamda analiz ettik. 

İnsan eylemleri nedeniyle 1 milyon bitki ve hayvan türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya… Gıda güvenliği azalırken geçim kaynakları da hızla zayıflıyor.  Bu süreç farklı bir gerçeklikle yüzleşmemiz gerektiğini ortaya koyuyor; üretmenin de tüketmenin de mutlaka bir sınırı olmalı… Doğaya ve çevreye saygılı üretim modelleri geliştirmenin öneminin hızla arttığı bir çağdayız. Bazı uzmanlar, ‘çevreyle dost’ ve döngüsel iş modellerinin, sürdürülebilir iş süreçlerine etkin şekilde uyarlanamayan ticari kurallar nedeniyle sekteye uğrayabildiğini ifade ediyor. Bu noktada üretim, ticaret ve yatırımların sürdürülebilir gelişme hedeflerine nasıl daha uygun hale getirileceği konusu, inovatif aksiyonların alınmasıyla daha da önem kazanıyor.