PİYASALAR

"Türkiye, bir turizm ülkesi ve bunu unutturmamak gerekiyor"

Platin

Kişiye veya gruplara farklı içerikli turlar düzenleyen ve başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin değerlerini kapsayan kitaplara imza atan, sosyal medyasında takipçilerinden kopmamak üzere özel içerikler hazırlayan Seyahat Yazarı Saffet Emre Tonguç, evde geçirdiğimiz pandemi sürecinde boş durmuyor. Önce zaman ayıramadığı çalışmalarına odaklanıyor, ardından da yasakların kalkması ile turizm sektöründe yaşanan Yeni Normal’in yansımalarını yakından deneyimlemek üzere yola çıkıyor. Bu yolculuğun sonunda ise 'Butik Oteller... Ege ve Akdeniz’den Seçtiklerim’ isimli kitap oluşuyor. Tonguç ile Platin Eylül sayısı için hem kitabını hem de turizm sektörünü konuştuk.

Dalida Özatay Erus / dalida.ozatay@platinonline.com

Yaşanan pandeminin ardından pek çok sektör etkilenirken turizm ise daha önce hiç deneyimlemediği bir süreçten geçti ve geçiyor. Oteller bu sezona nasıl hazırlandı?

Yeni normal, butik otelleri daha tercih edilir hale getirdi. Bu yüzden kitabı da sadece butik otel seçkisi ile yazdık ama büyük otellerin de kapasitelerini yarı yarıya indirerek önemli bir adım attığını söylemeliyim. Ayrıca büyük oteller avantajlı, çünkü yayıldıkları alan geniş ve dolayısıyla sosyal mesafeyi korumaya elverişli. Beni mutlu eden yeniliklerden biri de açık büfelerin sona ermesi oldu. Çünkü müthiş bir israf ve kirlilik vardı açık büfelerde... Yemek servisi ya sofraya yapılyor ya da eldivenli ve maskeli bir görevli istediğiniz yiyecekleri büfeden servis ediyor. Otel personelinin maske, siperlik, eldiven kullanması, tüm ortak alanların sosyal mesafeye göre düzenlenmesi, odaların ve ortak alanların normal temizliğe ek olarak dezenfektanlarla hijyenik hale getirilmesi, havluların dezenfekte edilip el değmeyen makinelerde poşetlenerek odalara bırakılması, günde 2 kez havlu değişimi, otele girişte ateş ölçümü ve hemşirelerin sürekli kontrolü gibi birçok yeni düzenleme var. 

• Kitabınıza gelelim ama önce haftalarca evde kaldığımız sürenin ardından yola çıkarken hangi duygularınız ağır bastı, neler hissettiniz?

‘Gezmek yaşamaktır’ diyen Hans Christian Andersen’den ilham alıyorum. Gezdiğimde, yaşadığımı hissediyorum. 20 kez gittim bir yerde yeni bir detay keşfetmeyi de ilk kez gideceğim bir yerin heyecanını içimde hissetmeyi de çok seviyorum. Tam da bunun için yıllar önce, hayatımı yolculukla geçirmek istediğime karar verip turist rehberliği yapmayı seçmiştim. Meslek beni, ben onu çok sevdim; 34 yıl olmuş! Ama pandemi sürecinde hepimizin ezberleri bozuldu, B planımızın olmadığı bir tabloyla yüzleştik. Benim gibi yaşamı seyahat üzerine kurulmuş kişiler, adeta sudan çıkarılıp köşeye konmuş balık gibiydik. Ama ah vah sistemi bende pek işlemez. Daha çok ‘evet bu oldu ve şimdi ne yapmalıyız?’ noktasından bakarım hayata. Pandemide de öyle oldu. Evden de olsa üretmeliyim dedim ve çalışarak geçti günler. Bana çok iyi geldi aslında. Çünkü zamansızlıktan ertelediğim Boğaz Hakkında Her Şey kitabımın güncellemelerini tamamladım ve daha birkaç hafta önce tamamen yenilenmiş 52. basımıyla tekrar okurlarla buluştu. Kanatlarımda İstanbul kitabımın Almanca versiyonunu tamamladık ve yıl sonuna doğru çıkaracağımız bir planlama yaptık. İstanbul bir marka ve o markayı parlatmak istedim. Bir metin hazırladım, İstanbul aşkımı anlatan ve her şey bitecek, geçecek umudu aşılayan… Seslendirdim. Sonra o metni farklı yerlerden dostlarım sayesinde tam 10 dile çevirdik. İngilizcesi’ni de seslendirdim, diğerlerini altyazılı olarak hazırladık. Kanatlarımda İstanbul kitabım için Halit Bilen’in çektiği birbirinden güzel İstanbul fotoğrafları eşliğinde mini klipler haline getirip sosyal medyada yayınladık. Bunları yaptığımda seyahat yasakları devam ediyordu. Sonra şehirlerarası yolculuk serbesti geldi ve bu kez Butik Oteller kitabı projesine başlayarak yollara düştük. Türkiye bir turizm ülkesi ve bunu unutturmamak gerekiyor.

• ‘Butik Oteller... Ege ve Akdeniz’den Seçtiklerim’ fikri nasıl gelişti? Kitabın gelişimini anlatır mısınız?

Aslında her şey pandemi süreci ve onun getirdiği yeni normal üzerine kafa yormamla başladı. Turizmdeki tüm ezberlerimiz bozuldu. Ama ayakta durmak zorunda çünkü Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri. Ben de 34 yılını bu sektöre harcamış bir emektar olarak, elini taşın altına ilk koyanlardan biri olmayı kendime görev edindim ve otellerin yeni normalini yerinde görmek-yazmak için yollara düştüm. Kafalar karışık, ortam tedirgin ve insanlar doğru tercih yapmak istiyor. Bunun için güncel, güvenilir ve rafine bir kaynağa duyulan ihtiyacı gördüm. Dolayısıyla hem ihtiyaç duyulan bu kaynağı hazırlamak hem de sektörün toparlanma sürecine katkı sunmak istediğim için bu kitap ortaya çıktı. Rekor denebilecek bir sürede tamamlandı; fikrin ortaya çıkıp şekillenmesi ile kitabın basılması arasındaki süre sadece 1.5 ay! Ama geceli-gündüzlü 1.5 aydan bahsediyorum. Daha uzun bir süreye yayamazdım çünkü hem insanlara seyahat rehberi olması hem de sektöre hareket getirmesi için temmuz bitmeden çıkması gerekiyordu. O yüzden ben ve kitabın editörü, aynı zamanda iletişim danışmanım Zeynep Şahin Tutuk ile kolları sıvadık. İşin mutfağında büyük emek verdik ve arka planda yaklaşık 10 kişinin desteği bizimle birlikteydi. Çanakkale’den başlayıp Antalya’ya uzanan yolda, kitapta yer alan ve hatta yer almayan onlarca oteli gördük. Covid-19 önlemlerini nasıl uyguladıklarına yerinde baktık. Hem otel yöneticileriyle görüştük hem farklı tarihlerde oteli deneyimleyenlerden fikir aldık. Sonrasında tasarım kısmı başladı. Burada Alfa Yayınevi’nin hakkını teslim etmem gerekir. Çok iyi ve hızlı bir tasarım ekibiyle çalışma şansım oldu. Kitap ilk haftadan 8 baskı yaptı. Bunda otellerin katkısı büyük çünkü yüzlerce sipariş verdiler ve misafirlerine hediye etmek istediler. Biz de bir jest yaparak o hediyeyi onlara özel hale getirdik. Kitabın okurlarla buluştuğu kapağa ek olarak 17 farklı kapak hazırlandı ve otellere özel baskılar yapıldı. Hâlâ da devam ediyoruz.

• Otel seçimlerinizi neye göre yaptınız? 

Yola çıkarken oluşturduğum listede yaklaşık 100 otel vardı. Eleyerek 50’ye indirdik. Amacım çokluğu değil, rafine listeyi yakalamaktı. İlk kitaba koyamadığım ama kalitesine inandığım başka adresler de var. Onlara da ilerleyen baskılarda yer vermeyi planlıyoruz. İlk durağımız Eceabat, son durağımız Antalya-Kaleiçi oldu. Büyük bir kısmını bir koldan ben; bir koldan ise Zeynep gezip gördük. Gidemediğimiz oteller için de deneyimlerine güvendiğim birçok yazar-gezgin arkadaşım destek oldu.

• Gelecek projelerinizi nasıl şekillendirmeyi planlıyorsunuz?

İstanbul gezilerine 2021’den önce başlama planım şimdilik yok. Ama yurt içi turlar yapacağım. 22 Eylül’de Cunda, 6 Ekim’de Eskişehir, 22 Ekim’de Çanakkale turlarım olacak. Turları sınırlı tutup kitaplara odaklanmayı planlıyorum. Butik Oteller kitabını genişletmek, Büyük Oteller kitabı yapmak ve bu yayınları Türkiye genelinden 100 otel seçkisine dönüştürmek ilk hedeflerim. Bu kitabın göreceği ilgi, bundan sonraki adımın da belirleyicisi olacak. Ayrıca Sonbaharda İstanbul Hakkında Her Şey ve Istanbul the Ultimate Guide kitaplarımın güncellenmiş baskılarının yanı sıra yıl sonuna doğru, pandemi öncesinde İngilizcesi yayınlanan Kanatlarımda İstanbul kitabımın Almancası da çıkacak. 

“ÖNERİM; ÖNCE 81 İLİMİZİ GEZİN!”

• Bu sürecin ardından turizm sektöründe hangi trendler ortaya çıkacak? 

Seyahatlerin kısıtlı olduğu bu dönemde önerim; önce 81 ili gezin, sonra yurt dışını görün. Ülkemizde tarih ve coğrafya eğitimi, ne yazık ki çok kitabi ve yetersiz. Bireysel ilginiz yoksa, bu ülkedeki muhteşem tarihi ve coğrafyayı keşfetmenin peşine düşmüyorsunuz. Çocukluktan itibaren ülke sevgisi ve onu tanıma isteği mutlaka aşılanmalı. Ben daha önce Ayrıcalıklı Rotalar TV programımda ve YouTube kanalım için çektiğimiz Antalya bölümünde şöyle bir kıyaslama yapmıştım, çok şaşırtıcı gelmişti insanlara. Peru’daki Machu Picchu’yu görmeye akın akın insan gider. Bizim ülkemizde bile Machu Picchu’ya çıkma hayaliyle yaşayan öyle çok insan var ki… Ama hem ülkemizden hem dünyadan Antalya’daki Termessos antik kentini bilen kaç kişi var diye sorsam? Ya da buraya gitmeyi idealize eden kaç kişi var? Dünyayı gezmek, farklı coğrafyaları ve kültürleri tanımak çok önemli. Sağladığı vizyon ve kültür tartışılmaz. Ama bunu bir yapboz kabul edersek, o yapbozun kalbine kendi ülkemizi koymak gerek. Sadece tarih değil, coğrafya açısından öyle özel bir ülkede yaşıyoruz ki… İstanbul bile başlı başına bir keşif yolculuğu. Seyahate çıkacaklar öncelikle kendilerini hangi tatil biçimi mutlu edecek, bunu belirlesinler. Mutlaka web sitelerini incelesinler, sosyal medya hesaplarınıa ve internetteki okur yorumlarına baksınlar ve Covid-19 bilgilendirmelerini incelesinler.