DERGİ
03 Şubat 2022 16:25
Platin Dergisi

Temel hedef, katma değeri yüksek ürün ihraç etmek

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile Türkiye madenciliğinin geldiği noktayı ve gelecek hedeflerini konuştuk

Temel hedef, katma değeri yüksek ürün ihraç etmek

Madencilik sektörü ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38,9 artarak 2021 yılında 5milyar 930 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu artışın kalıcı hale gelmesi için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

2021'de madencilik sektörümüzün ekonomimize katkısında artış yaşandı. Özellikle ihracat bazlı büyük bir sıçrama oldu. 2021 itibariyle madenciliğin, gayrisafi yurt içi hasılamız içindeki payı yüzde 1,2'ye ulaştı. Madencilik sektörü geçen yıl bütçeye 59 milyar liralık bir katkı sağladı. Bu da 2020'ye göre yüzde 23'lük bir artışa tekabül ediyor. 2021'de yakaladığımız bu artış, Cumhuriyet tarihinin rekorudur. Özellikle pandemi sürecinde, sektöre verdiğimiz desteğin sonuçlarını görebilmek bizleri memnun etti. 2022'de de bu değeri daha da yukarılara çıkarmayı hedefliyoruz. Her yeni rekor bize yeni bir sorumluluk daha yüklüyor. O da çıtayı bir sonraki yıl daha da yükseğe koyma zorunluluğu. Biz madencilik sektörümüzün birikimine, teknolojisine, insan kaynağına güveniyor ve bu konuda sektörümüzün de iddialı olduğunu biliyoruz. Sahip olduğumuz rezervleri ekonomiye kazandırmak için sektörümüzle yakın temas içinde olmaya devam edeceğiz. Bakanlık olarak madencilerimizin güvenli bir ortamda yatırımlarını yapmaları için her türlü imkanı ve kolaylığı sağlamakta kararlıyız. Yatırımlar için gerekli imkân ve kolaylık sağlandıktan sonra da üretim ve ihracat değerlerimiz artmaya devam edecektir. Bakanlık olarak enerji kaynaklarını ve tabii kaynakları verimli ve çevreye duyarlı şekilde değerlendiriyoruz. Ülke refahına en yüksek katkıyı sağlama misyonu ve enerjide ve tabii kaynaklarda güvenli bir gelecek vizyonu ile kaynaklarımızı hızlı, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde ekonomiye kazandırıyoruz. Gerek istihdam gerekse sosyal katkı sağlayarak öncelikli olarak kendine yeten, çoğunlukla tüvenan cevherden ziyade Ar-Ge faaliyetleri ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak katma değerli ara-uç ürün üreterek ihracat gerçekleştiren ve dışa bağımlılığı azaltan bir ülke olma hedefi doğrultusunda çalışmaktayız. Maden ihracatındaki yükselişin kalıcı hale gelmesi için ön görülebilir politikalarla ihracatçıların planlamalarını kolaylaştırıcı aksiyonlar alınması önemlidir. Ayrıca global anlamda mevcut lojistik altyapıların geliştirilmesi, daha hızlı, verimli ve düşük maliyetli alternatif lojistik hatların oluşturulması önem arz ediyor. Ülkemizin yeraltı kaynaklarını çıkardıktan sonra ham cevher olarak satmak yerine, katma değeri yüksek olan ara ve uç ürünlere dönüştürülmesi amacıyla çalışmalara devam edeceğiz. Hammadde anlamında 1 birim olan değeri, ara üründe 8-10, uç üründe 25-30 birime kadar artırılması mümkündür. Böylece ihracattaki artış trendimizi yeni rekorlara ulaştıracağız. Maden çeşitliliğimiz, marka oluşturma çabalarına yönelik yapılan çalışmalar, jeopolitik konum ve teknolojik gelişmeler bazındaki fırsatları sektör olarak değerlendirdiğimizde, 2022'de başarımızın artarak devam edeceğine inanıyoruz

Ülke refahına en yüksek katkıyı sağlama misyonu ile enerji ve tabii kaynaklarda güvenli bir gelecek vizyonuyla kaynaklarımızı hızlı, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde ekonomiye kazandırıyoruz
Sanayiyi besleyen ana akım iş kollarından biri madencilik

* 2021 yılı itibariyle maden ihracatı, genel ihracatın %2,6'sını karşılamış oldu. Madencilik sektörünün 2021 yılı Aralık ayındaki ihracatı ise geçen yılın aynı dönemine göre %11,2 oranında artarak 532 milyon 300 bin dolar olarak açıklandı. Bu rakamlara bakarak 2023 ve 2030 vizyonu çizmek gerekirse neler söylemek istersiniz?

Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında, sahip olduğumuz maden kaynaklarımızı ekonomiye kazandırmak en temel hedefimizdir. Üretim ve ihracat odaklı bir büyüme modeline geçtiğimiz şu günlerde sanayiyi besleyen ana akım iş kollarından biri olan madenciliğin önemi daha da artacak. 2021'de yakaladığımız bu değerleri önümüzdeki yıllarda daha da yukarı taşımayı amaçlıyoruz. Bildiğiniz gibi pandemi ile beraber kendi kendine yeten ülkelerin önemi ortaya çıkmıştır. Tarım ile beraber madencilik sektörü, ülkelerin kendi kendine yetebilmesini sağlayan iki önemli sektördür. Kısa vadede mevcut maden ihracat momentumunu korumak önemlidir. 2023'te bu değerin kademeli olarak büyümesi ve 2030'a giderken bu kademeli artışın sürdürülmesi ülkemiz cari açığının azaltılması çalışmalarına çok önemli bir katkı sağlayacaktır. 2023 ve 2030 vizyonu çizmek gerekirse, teknoloji ve Ar-Ge odaklı ilerleme politikalarımız çerçevesinde sadece hammadde satan ülke değil aynı zamanda katma değeri yüksek ürünler üreten ve diğer ülkelere bilgi ve birikim sağlayan ülke olmak temel hedefimizdir. Yatırımları teşvik etmek için bugüne kadar gerekli projeleri ve yasal düzenlemeleri hayata geçirdik. Böylesine potansiyeli yüksek bir alanın tam anlamıyla ekonomiye kazandırılması için kamu ve özel sektör sinerjisini her zaman en üst seviyede tutmaya gayret gösteriyoruz. Pandemiye rağmen üretimimiz çok iyi seviyelerde seyrediyor. Madencilik alanında yaptığımız çalışmaların semeresini kat kat alıyor ve bir sonraki sene artan bir ivmeyle daha fazla mesafe katediyoruz. Tüm bu yapılan işlere ve ülkemizin madencilik potansiyeline baktığımızda önümüzdeki yıllarda daha güzel işler başaracağımıza inanıyorum

* Madencilik sektörünün Türkiye istihdamına olan katkılarına da değinmenizi isteyebilir miyiz?

Madencilik sektörü son 5 yıldır ortalama doğrudan 130 bin kişiye istihdam sağlıyordu. Bu sayı, 2021 yılının Ekim ayı itibariyle yaklaşık 153 bin kişiye ulaştı. İlerleyen yıllarda yeni projelerin hayata geçmesiyle bu sayı daha da artacak. Madencilik gibi emek yoğun bir sektörün ülkemiz istihdamına olan katkısı devam edecek. Madencilik sektörünün akademik çalışmalarda da ortaya konduğu üzere çarpan etkisi 12'dir. Bu nedenle madencilik sektörü, istihdam anlamında doğrudan yaklaşık 153 bin kişiye, dolaylı yoldan da 12 çarpan etkisiyle çok daha büyük bir kitleye fayda sağlamaktadır. Madencilik sektöründeki kadın istihdamının da son 10 yılda yüzde yüzün üzerinde bir artış gösterdiğini belirtmek gerekir. Son olarak, Balıkesir İvrindi'de açılışını gerçekleştirdiğimiz Nurettin Çarmıklı Madencilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nden mezun olacak gençlerin de doğrudan sektörde istihdam edileceğini ifade etmek isterim.

* Faaliyetleri sona eren mermer sahasının 'rehabilitasyon' çalışmaları kapsamında bakanlık olarak birçok çalışma yürüttüğünüzü biliyoruz. Bu konudaki projeler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak madencilik faaliyetlerinin verimliliği ve özellikle doğal taş madenciliğinin sürdürülebilirliği üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Doğal taş madenlerimizin gelecek nesillere aktarılması, madencilerimizin maden sahalarını etkin ve verimli bir şekilde kullanmasına ön ayak olmak için 'Mermer Artıklarının Değerlendirilmesi Projesi'ni başlatmış durumdayız. Bu proje sayesinde, doğal taş faaliyetleri sonucunda oluşan artıkların değerlendirilmesiyle artıklar hem ekonomiye kazandırılmış olacak hem de çevre ve görüntü kirliliğinin önüne geçilmesi sağlanmış olacak. 'Bugünün Artığı, Yarının Kaynağı' sloganıyla başlattığımız 'Mermer Artıklarının Değerlendirilmesi ve Ocaklarının Rehabilitasyonu' projesi kapsamında, sektörle ilgili kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerden temsilcilerin katılımı ile MAPEG'te toplantılar gerçekleştirildi. Ayrıca, bu kapsamda çalıştaylar da düzenlendi. Yürütülen bu proje sonucunda, ülkemizde özellikle kamu kurum ve kuruluşları tarafından ham madde üretim izni alınmak suretiyle gerçekleştirilen projelerde, mermer atıklarının kullanılmasının sağlanması amaçlanıyor. Bu amaçla, 28/02/2019 tarihli ve 30700 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun ile değişik 3213 sayılı Maden Kanunu'nda yapılan değişiklik ile de kamu kurum ve kuruluşları tarafından ham madde üretim izni talep edilen alanların 20 kilometre yakınında MAPEG tarafından tespit edilen pasa, artık ve atık olması hâlinde, öncelikle bunların projelerde kullanılması hükmü getirildi. Bu sayede, mermer artıklarının çevresel etkilerinin önüne geçilecek ve aynı zamanda yeni/gereksiz taş ocaklarının açılması, dolayısıyla çevre tahribatı da engellenmiş olacak. Diğer taraftan mermer sahalarının rehabilitasyonu kapsamında bu bölgelere ağaç dikimi gerçekleştiriyoruz. Mesela 2021'in Aralık ayında Burdur'da bir mermer sahasına ağaç dikimi gerçekleştirdik. Aslında sadece mermer değil bütün maden sahalarının rehabilitasyonu bizim için oldukça önemlidir. Enerji ve tabii kaynaklar politikalarımızı planlarken ve yürütürken her zaman 3E olarak vurguladığımız enerji, ekonomi ve ekoloji dengesini gözetiyoruz. "Madenler de bizim çevre de" düşüncesiyle hareket ediyoruz. Ne ağaçlardan ne de madenlerimizden vazgeçeceğiz. Madenciliğin doğaya verdiği geçici tahribatın, madencilik faaliyetlerinin tamamlanması sonrasında onarılması kapsamında, bilhassa son yıllarda çok önemli rehabilitasyon çalışmaları gerçekleştirdik. Türkiye Kömür İşletmeleri kurumumuz son 30 yılda toplam 10 milyon 754 bin 837 ağaç dikti. Özellikle Ege Bölgesi'ndeki sahalara dikilen 7 bin 700 zeytin ağacından yılda ortalama 5 bin ila 6 bin 500 litre zeytinyağı elde ediliyor. Yine bu sahalara dikilen lavantalar ile başlatılan 'Lavanta Yetiştiriciliği Projesi' ile de büyük oranda ithal ettiğimiz tıbbi-aromatik lavanta süs bitkisini üreterek ekonomiye önemli bir katkı sunulacak.

"ÜRETİLECEK LİTYUM KARBONAT, YERLİ ELEKTRİKLİ OTOMOBİLİMİZİN PİL YAPIMINDA KULLANILACAK"

Ülkemizin tek çinko metal külçe üretim tesisinin temelini, 2020 yılı Ocak ayında Siirt'te attık ve Kasım 2021'de bu tesisin açılışını gerçekleştirdik. Bu tesisler ile madenciliğin marka değerini de yükseltiyoruz. Madencilikte marka değeri arttıkça ihracat rakamları da artacaktır. Diğer taraftan, bor ürünlerinin sıvı atıklarında bulunan lityum karbonat üretimine yönelik 10 ton/yıl kapasiteli pilot tesisin açılışını 2020 yılı Aralık ayında gerçekleştirdik. Eskişehir Kırka'da yılda 600 ton ve Bandırma'da 100 ton olmak üzere yılda toplam 700 ton lityum karbonat üretecek iki tesisin de yapım ihalesi 2022 yılı içerisinde gerçekleştirilecek. Üretilecek lityum karbonat, özellikle yerli elektrikli otomobilimizin pil yapımı başta olmak üzere sanayinin farklı alanlarında da kullanılabilecek. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde lityum karbonatın lityum iyon batarya üretiminde kullanılması amacıyla ETİ MADEN, ASPİLSAN ve ASELSAN ile 2021 yılı Ağustos ayı içerisinde iş birliği protokolü imzalandı. Yine, ülkemizde bor karbür üretim tesisinin kurulumuna yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Mevcut çalışmalar sonucunda, 25.10.2019 tarihinde Balıkesir'in Bandırma ilçesinde bor karbür tesisinin temeli atıldı. Ekipman imalatları ve sahada inşaat işleri İş Programına uyumlu olarak devam ediyor. Tesisi 2022 yılının ilk yarısında tamamlayarak devreye almayı planlıyoruz. Dolayısıyla, borda teknoloji, ar-ge ve inovasyon odaklı bu çalışmalar neticesinde; bor karbür, ferrobor, yerli lityum başta olmak üzere borun değerini katlayacak uç ürün üretme hedefimize yaklaşmış durumdayız

EN ÇOK OKUNANLAR