DERGİ
16 Mayıs 2022 14:45

SANAT 'KONAK'TAN TAŞTI: KALYON KÜLTÜR

KÜLTÜREL ÜRETİMİ BELİRLİ BİR MEKÂNA BAĞLI KALMADAN, İŞ BİRLİKLERİ GELİŞTİREREK VE FARKLI COĞRAFYALARDAN BESLENEREK YÖN VERME AMACIYLA YOLA ÇIKAN KALYON KÜLTÜR, TARİHİ VE MİMARİ ÖNEME SAHİP TAŞ KONAK'TA SANATSEVERLERİ AĞIRLIYOR. KALYON KÜLTÜR'ÜN KÜRATÖRLERİ CEREN VE IRMAK ARKMAN'IN GELECEK HEDEFİ İSE YENİ ETKİNLİKLERİ MEKÂNIN, ŞEHRİN HATTA ÜLKENİN DIŞINA TAŞIYABİLMEK

SANAT 'KONAK'TAN TAŞTI: KALYON KÜLTÜR

Nişantaşı'nda bulunan Taş Konak'ı ziyaret ettiniz mi hiç? Ya da önünden geçip giderken şöyle bir başınızı kaldırıp, baktınız mı? II. Abdülhamit tarafından yaptırılan bu yapı, 1889'un son aylarında konağa ismini verecek olan Mehmet Raif Paşa'ya tahsis ediliyor. Daha sonra ise kızı Şair İhsan Raif Hanım (1877, Beyrut-1926, Paris) farklı dönemlerde bu konakta yaşıyor. Hece ölçüsünü kullanan ilk kadın şairimiz olan İhsan Raif Hanım'ın güfte ve bestesi kendisine ait olan 19 eserinin yanı sıra; başkaları tarafından bestelenen şiirleri de bulunuyor. Henüz 13 yaşındayken kaleme alarak, üzerinde beste çalışması da yaptığı 'Kimseye Etmem Şikâyet' adlı şiirinin, Kemanî Sarkis Efendi'nin yorumuyla nihavent makamında bestelenerek, Türk Sanat Müziği'nin en önemli klasikleri arasında yer aldığını neredeyse bilmeyenimiz yoktur... Bu konağın, İhsan Raif Hanım'ın sanatında önemli bir dönüm noktası olduğunu söylesek mübalağa etmiş olmayız. Zira kendisi de yapıyı; şiirin, musikinin ve sanatın beslendiği bir mekân olarak tanımlıyor...

Fotoğraf: Kalyon Kültür Küratörleri Ceren ve Irmak Arkman

Fotoğraf: İspanyol sanatçı Pascual Sisto'nun En Plein Air isimli eseri

GENÇ VE DİNAMİK

Derken belli bir süre sonra konak el değiştiriyor ve yeni ev sahibi Mardin Ailesi oluyor. Caz dünyasındaki önemli isimlerden ünlü müzik yapımcısı Arif Mardin de bu evde doğuyor... Bir dönem kaymakamlık binası olarak da kullanılan, yıllara meydan okuyan ve içinde insanın kendini büyülenmiş gibi hissettiği bu yapı, şu sıralar çok farklı bir heyecana tanıklık ediyor. Kendini çok disiplinli programlar geliştiren, genç bir kültür kurumu olarak tanımlayan Kalyon Kültür, tarihi ve mimari öneme sahip Taş Konak'ta, kültürel üretimi belirli bir mekâna bağlı kalmadan, iş birlikleri geliştirerek, farklı coğrafyalarda desteklemek ve gerçekleştirmek amacıyla yola çıktı.

ULUSLARARASI İLGİDEN ÇOK MUTLU OLAN KALYON KÜLTÜR KÜRATÖRLERİ CEREN VE IRMAK ARKMAN, ÖZELLİKLE KANADA VE İNGİLTERE'DEN ÇOK GÜZEL YORUMLAR VE GERİ DÖNÜŞLER ALMANIN MEMNUNİYETİNİ YAŞIYOR

GEÇMİŞLE KURDUĞU BAĞDAN BESLENİYOR

Kurum, 2020'den bu yana günümüz kültür ve sanat üretiminin geçmişle kurduğu bağlarla beslenen, genç bir toplumsal buluşma alanı olarak yaşamına devam ediyor. Mekân, düzenli sergi programına paralel olarak sürdürdüğü ve geniş bir yelpazeye yayılan seminer ve atölyelerden oluşan etkinlik programıyla, binanın kültür-sanat sohbetlerine ev sahipliği yapmış tarihini tekrar canlandırmayı ve devam ettirmeyi hedefliyor. Kalyon Kültür Küratörleri Ceren ve Irmak Arkman ile hem tarihe yolculuk ettik hem de keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

* Kalyon Kültür sanata nasıl bir katkı sağlamayı hedefliyor?

CEREN ARKMAN: Sergiler tarafında dijital sanata ağırlık vermeyi planlıyoruz. Dijital sanat hâlâ nispeten az bilinen bir alan. Sadece bu konuya odaklanan sanat mekânları ise sınırlı. Son dönemde giderek popülerleştiğini görüyoruz. Dijital sanat; çok daha geniş ve ciddi bir tarihe sahip bir alan. İzleyicilere bu zenginliği aktarabilecek bir program sunmayı hedefliyoruz. Dijital sanat, geniş kitlelerin ilgisini hızla çekmeye başladığı bir dönemden geçiyor. Bu açıdan Kalyon Kültür'ün çoğulcu ve çok disiplinli yaklaşımıyla birebir örtüşüyor.

Fotoğraf: Kanadalı sanatçı Sabrina Ratté; Donna J. Haraway, Ursula K. Le Guin ve Greg Egan'dan ilham alan Floralia isimli eserinde izleyiciyi kurgusal bir geleceğe sürüklüyor

Fotoğraf: Platin Dergisi Editörü Arzu Kurum, Japonyalı sanatçı Ryoichi Kurokawa'nın Ittrans isimli eserin bulundugu salonda

Uluslararası 9 sanatçıyı bir araya getiren Flora sergisi, insanların sanat çerçevesinde doğayı nasıl yorumladığına odaklanırken, bitki tasvirleri özelinde dijital sanatçıların doğaya getirdiği yenilikçi ve değişik yorumlara eğiliyor

Fotoğraf: Mustafa Hulisi, eserlerinde Kıbrıs'ın flora ve faunasını sıklıkla kullanıyor

SINIRLARI AŞACAK

Etkinlikler tarafında öncelikle mekânın tarihinde öne çıkan edebiyat, müzik ve mimari gibi konulara odaklanacağız. Ama bunlarla sınırlı kalmayıp geniş kitlelere ulaşabilecek zengin bir programlamayla ilerleyeceğiz. Bu etkinliklerle düzenli olarak mekânımızı ziyaret eden bir izleyici kitlesi oluşturacağız. Sanat, edebiyat, müzik ve tasarım alanlarında zengin bir diyalog alanı olarak ilerlemek istiyoruz. Kültür-sanat alanında önemli aktörlerle ortaklıklar kurarak ilerleyeceğiz. Uzun vadede etkinliklerimizi mekânın, şehrin hatta ülkenin dışına taşıyabilmeyi planlıyoruz.

* Mekânın açılışından itibaren nasıl bir ilgi ile karşılaştınız?

IRMAK ARKMAN: Kalyon Kültür açıldıktan hemen sonra pandemi dönemine girildi. Kapanma ve kısıtlama dönemleri yaşandı. Bu da katılımcı sayılarının istenen düzeye ulaşmasına engel oldu. Fakat geçtiğimiz ekim ayından bu yana yeni bir ekiple, düzenli etkinliklere daha çok önem veren bir programla ve dijital sanata odaklanan sergilerle giderek artan sayıda izleyiciye ulaşmaktayız. Günlük ziyaretçi sayımız ise 100-200 kişi aralığında.

Fotoğraf: Sanatseverler gezinti sonrası kahvelerini yudumlarken çalışmalarını sürdürebiliyor

YILDA 50 BİN ZİYARETÇİ HEDEFİ

* Bugüne kadar kaç sergiye ev sahipliği yaptınız?

C.A: Şu an devam etmekte olan ve dokuz uluslararası sanatçının işlerine yer veren karma dijital sanat sergimiz 'Flora', mekânda gerçekleştirilen beşinci sergimiz. Yılda dört sergiyle 50 binin üzerinde izleyiciye ulaşmayı hedefliyoruz. İzleyiciler sanal turlarımıza http://www.kalyonkultur.org sitemizden ulaşabilirler.

"ULUSLARARASI SANATÇILARA ODAKLANDIK"

* Uluslararası sanatçılara da açık mısınız?

C.A.: Son iki sergimizde tamamen uluslararası sanatçılara odaklandık. Bir önceki sergimiz 'Lia: Hayatı Kodlamak', 1995 senesinden beri dijital sanat işleri üreten ve sanat tarihinde önemli bir yere sahip olan Avusturyalı kadın sanatçı Lia'nın dünyadaki ilk solo sergisiydi. Şu an devam eden sergimizde ise yine dijital sanat alanının önemli isimlerinden dokuz uluslararası sanatçı ile birlikte çalıştık.

GENİŞ YELPAZEDE ETKİNLİK ÇEŞİDİ

* Bu kapsamda önümüzdeki döneme ilişkin hedef ve beklentileriniz neler?

C.A.: Sergi tarafında ağırlıklı olarak dijital sanata odaklanan bir programla devam etmeyi ve izleyicileri bu alanın dünyaca ünlü isimleriyle bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Etkinlik tarafında ise başta edebiyat, caz müzik ve mimari konuları olmak üzere geniş bir yelpazede etkinliklerle izleyici kitlemizi genişletmeyi amaçlıyoruz.

Şu anki sergimiz doğa temalı bir sergi ve doğa temalı üç sergilik bir serinin ilk adımı. Bu sergilere paralel olarak etkinlik takvimimize doğa, geri dönüşüm, sürdürülebilirlik gibi konuları da eklemeye başladık ve devam edeceğiz.

Fotoğraf: Taş Konak'ın arka kapısı şirin bir kafeye açılıyor

GEÇMİŞİN İZLERİNİ TAŞIYAN TAŞ KONAK, ŞU SIRALAR DİJİTAL SANATIN EN ÖNEMLİ TEMALARI OLAN DOĞA VE SANAT İLİŞKİSİNE TANIKLIK EDİYOR

MEKÂN DIŞINA ÇIKACAK

* Üzerinde çalıştığınız yeni projeler var mı?

I.A.: 2023 sonuna kadar sergi takvimimiz belirlenmiş durumda. Etkinliklerimizi çeşitlendirmek ve daha geniş kitlelere ulaşmak için de sürekli yeni projeler geliştiriyoruz. Mekân dışında da projeler geliştirmek hedeflerimiz arasında bulunuyor. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor. Kendi projelerimizin yanı sıra başka kültür sanat kurumlarıyla ortaklıklara da çok önem veriyoruz. Geçtiğimiz sene 212 Fotoğraf Festivali'yle ortak çalıştık ve Contemporary İstanbul'da yer aldık. Bu ortaklıkları bu sene de devam ettirmeyi ve yeni proje ve ortaklıklarla İstanbul kültür sanat ortamındaki yerimizi kuvvetlendirmeyi amaçlıyoruz.

İKLİM KRİZİNE DİKKAT

Kalyon Kültür, dijital sanatın en önemli temalarından biri olan doğa ve sanat ilişkisine odaklanan Flora başlıklı karma sergiye 19 Ocak-16 Nisan 2022 tarihleri arasında ev sahipliği yaptı. Ceren ve Irmak Arkman küratörlüğünde, dijital sanat alanının öncü isimleri Anna Ridler, Clement Valla, François Quévillon, Mat Collishaw, Mustafa Hulusi, Pascual Sisto, Quayola, Ryoichi Kurokawa, ve Sabrina Ratté'nin işleri Flora sergisinde sanatseverlerle buluştu. Flora serinin ilk ayağını oluşturuyor. Serinin bir sonraki etkinliği, 17. İstanbul Bienali'ne paralel olarak eylül ayında gerçekleşecek. Günümüzün en önemli problemlerinden biri olan iklim krizine dikkat çeken ve insanların doğa üzerindeki etkilerine odaklanan 'İnsan Eli Değmiş' (Touched by Mankind) isimli sergi olacak.

EN ÇOK OKUNANLAR