PİYASALAR

Kardeş ülke Azerbaycan, dünya sahnesinde güçleniyor

Platin

Güney Kafkasya’nın en büyük yüzölçümüne sahip ülkesi olan ve zengin kültürel mirası ile dünya sahnesinde parlayan Azerbaycan, 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması ile bağımsızlığını kazandı. Azerbaycan, bağımsızlığını takip eden 25 yılda yoksulluk oranını önemli ölçüde düşürmeyi başardı. Petrol ve gaz üretiminden elde ettiği gelirleri, ülkenin altyapısını geliştirmeye ayırdı. Türkiye ve Azerbaycan arasında uzun yıllara dayanan dostluk ilişkisi, enerjide iş birliği ile önemli bir sinerji ortaya çıkardı. Şimdi bu sinerjiyi başka alanlara taşımanın tam zamanı

İrem Sertbaş / irem.sertbas@platinonline.com

Azerbaycan, coğrafi konumu itibariyle yüzyıllar boyunca ilgi duyulan topraklarda varlığını sürdürüyor. Coğrafi, stratejik ve ticari olarak önem taşıyan yollar üzerinde konumlanan ülke, 1918’de de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’ni kurarak Orta Doğu’da ilk cumhuriyet olmayı başarsa da kısa süre sonra Sovyetler Birliği’ne katıldı. Türkiye, 30 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti’ni 9 Kasım 1991’de tanıyan ilk devlet oldu. İki ülke arasındaki ilişkiler, hem global seviyede hem de bölgesel düzeyde tarih boyunca çok boyutlu ve stratejik düzeyde devam etti. 

ÜLKENİN 3’TE 2’Sİ PETROL VE DOĞALGAZ BAKIMDAN ZENGİN

66 rayon (vilayet) ve bir özerk cumhuriyetten (Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti) oluşan idari yapılanması ile Azerbaycan’da, petrol endüstrisi büyük önem taşıyor. Ülkenin 3’te 2’si petrol ve doğalgaz bakımdan zengin… Öte yandan, ülkenin bağımsızlığını kazandığı günden bu yana ekonomi, yaygın şekilde özelleştirilmesine rağmen, Azerbaycan’daki enerji sektörü ağırlıklı olarak devlete ait olmaya devam ediyor. 

“KARABAĞ BÖLGESİNE ÇOK BÜYÜK ALTYAPI VE ÜSTYAPI YATIRIMLARININ YAPILMASI ÖNGÖRÜLÜYOR”

Azerbaycan, büyük petrol ve gaz rezervleriyle önemli bir ekonomik dönüşüm geçiriyor. Ancak, maden çıkarma sanayilerine olan bağımlılık, Azerbaycan’ı petrol fiyatlarındaki oynaklığın olumsuz etkilerine maruz bırakıyor. Ülkenin petrol dışı ekonomisini çeşitlendirmek için reformlar devam ediyor. Türk firmalarının ise Azerbaycan’da petrol sektörünün yanı sıra kimya, altyapı ve inşaat gibi petrol dışı sektörlerde de büyük yatırımları bulunuyor.  Azerbaycan’ın petrol dışı ekonomisinde en büyük yatırımcının Türkiye olduğuna dikkat çeken DEİK Türkiye-Azerbaycan İş Konseyi Başkanı Selçuk Akat, sözlerine şöyle devam ediyor: “2020 yılı Ekim ayı itibariyle iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi yaklaşık 4 milyar dolara ulaştı. Dış ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkarma konusunda büyük bir irade var. Dağlık Karabağ bölgesinin işgal altından kurtarılması ile birlikte, kazanılan toprakların bir an önce kalkındırılması ve Azerbaycan’ın diğer şehirleri ile aynı ekonomik gelişmişlik düzeyini yakalaması için Türkiye’nin Azerbaycan’a yönelik çalışmalarının da artacağını öngörüyorum. Azerbaycan iş dünyası ve kurumları ile beraber Türkiye’nin de yoğun bir çalışması olacak. Ülke topraklarının yüzde 20’sine tekabül eden Karabağ bölgesine çok büyük altyapı ve üstyapı yatırımlarının yapılması öngörülüyor.” Kısaca hatırlamak gerekirse, 27 Eylül 2020'de başlayan çatışmaların ardından Azerbaycan ve Ermenistan, 10 Kasım 2020'de anlaşmaya varmış ve bazı bölgelerin denetimi yeniden Azerbaycan’a geçmişti. Dağlık Karabağ’ın nihai statüsü, tarafların anlaşmazlığı barışçıl yollarla çözmesine yardımcı olmak için çalışan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu’nun uluslararası arabuluculuğunun konusu olmaya devam ediyor. Türkiye, AGİT Minsk Grubu’nun bir üyesi olarak bu alanda girişimlerini sürdürüyor.

“TÜRKİYE’NİN ‘DENİZ İPEK YOLU’NA YÖNELİK YATIRIMLARA HIZ VERMESİ ÖNEMLİ BİR KAZANIM OLACAK”

Azerbaycan, son dönemde her ne kadar Dağlık Karabağ ile gündeme gelse de, ‘İpek Demir Yolu Projesi’ ile ülke stratejik önemini artırmaya devam ediyor. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı sadece Azerbaycan için değil,  aynı zamanda Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan’la ticari ve sosyo-kültürel entegrasyon noktasında önemli bir misyon üstleniyor. Çin’den Avrupa’ya uzanan İpek Yolu Projesi'ni yalnızca ticari olarak görmenin doğru olmayacağını vurgulayan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, şu yorumda bulunuyor: “Ticarette önemli yeri olan Çin’den demiryolu ile Azerbaycan’a ve Türkiye’ye ucuz ve hızlı ulaşım imkanı sağlanmasının önemi ortada. Bu konu, Avrupa ülkeleri için de çok önemli. Avrupa Birliği ithalatında ilk sırada Çin yer alıyor, ihracatında ise ikinci sırada bulunuyor. AB-Çin ticaret hacmi ortalama olarak günde 1 milyar Euro’ya denk geliyor. Çin-Avrupa arasındaki ilk transit yük treninin Avrupa’ya geçişi 6 Kasım 2019’da Marmaray üzerinden gerçekleşti ve Çin’den Batı Avrupa’ya 18 günde ulaştı. ‘Demir İpek Yolu’ projesine ilaveten Türkiye’nin ‘Deniz İpek Yolu’na yönelik yatırımlara hız vermesi de önemli bir kazanım olacak. Doğu Akdeniz’de Ortadoğu ve Orta Asya coğrafyasına çıkış kapısı olabilecek transit yük odaklı bir limanın inşası sadece ticari anlamda değil, aynı zamanda jeopolitik anlamda da önemli kazanımlar sağlayacak.”

YENİ BİR DEVRİN BAŞLANGICI OLACAK

14 Nisan 2020 tarihli Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, Azerbaycan’ın GSYİH’sı 2019’da yüzde 2,3 arttı. 2020’de Covid-19 salgını nedeniyle ‑yüzde 2,2’ye düşmesi ve 2021’de yüzde 0,7’ye yükselmesi bekleniyor. Bu dönemde Azerbaycan ekonomisinde, salgının olumsuz etkilerinin hissedilmesine rağmen, salgının bitmesi ile ekonomik büyümenin pozitif yönde ivmeleneceği görüşü hakim. Tarihi İpek Yolu’nun canlanması ile giderek güç kazanacak olan Doğu ticareti, küresel anlamda ekonomik kaymanın da bir göstergesi… Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ilişkiler, 'Bir Millet iki Devlet' düşüncesi ile şekillenmeye devam edecek. Öte yandan, Nahcivan koridorunun açılması iki ülkenin ekonomik iş birliğini güçlendirecek. Tarihi İpek Yolu’nun canlanması ülkemiz için ekonomik canlılık yaratacak, ekonomi ve turizm alanlarındaki ilişkiler bakımından da yeni bir devrin başlangıcı olacak.

“ORTA ASYA İLE TİCARETİN KAPISI OLACAK”

MÜSİAD Azerbaycan Başkanı Abdurrahman Uzun “Türkiye ve Azerbaycan Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı ile Çin’i ve Orta Asya’yı Avrupa’ya birleştirerek İpek Yolu projesinin eksik parçasını tamamlıyor. Proje, Türkiye ve Azerbaycan’ın Çin ve Orta Asya ülkeleri ile ticaretini önemli oranda etkileyecek ve transit ülke konumları nedeniyle de ciddi bir gelir kaynağı olacak. Proje; Çin, Moğolistan, Kazakistan, Türkmenistan, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın da içinde olduğu 60 ülkeyi kapsıyor. Kapasiteyi artırmak için Gürcistan Türkiye sınırına yapılan konteyner aktarma sistemi ile günlük yaklaşık 3 bin 500 ton kapasite artışı sağlandı. Bugüne kadar 600 bin tonun üzerinde yük taşındı. Azerbaycan, Bakü-Kars-Tiflis demiryolu hattı ile önemli bir konuma kavuşacak ve Orta Asya ile ticaretin kapısı olacak. ELAT Serbest Ticaret bölgesi ve Bakü Deniz Limanı vasıtası ile hazırlıkları tamamlanıyor. Ayrıca, Karabağ bölgesine yapılacak yatırımların tüm sektörler için bir canlanma meydana getireceğini bekliyoruz. Özellikle Karabağ-Nahcivan arası açılacak koridor ile Türkiye ile direkt ulaşım imkanı sağlanacak.” dedi