PİYASALAR

Hem size hem kariyerinize iyi gelecek: Bleisure

İş hayatı ve boş zaman arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor. Çalışanlar iş gezilerini uzatarak veya toplantılardan arta kalan zamanları, bulundukları yeni şehri keşfe çıkarak kendilerine küçük tatiller yaratmaya başlıyor. Boş zaman ve iş kelimelerinin iç içeliğinden ortaya çıkan 'bleisure’, çalışanların yoğun iş temposunda nefes almasını sağlıyor.

İlk kez 2009 yılında yazar Jacob Strand tarafından ortaya atılan trend, son yıllarda popülaritesini artırdı. Bir iş seyahati için Paris’e gittiğinizi düşünün… Eğer toplantı çıkışında, kendinize ekstra zaman yaratıp Champs-Élysées’deki küçük butiklerden alışveriş yapmaya giderseniz, turizmin son trendlerinden olan bleisure kavramına ayak uyduruyorsunuzdur. Hatta bir gece daha kalıp Louvre Müzesi’ni veya Versaille Sarayı’nı ziyaret ederseniz, sıkı bir bleisure gezgini oldunuz demektir. Kavram, henüz ülkemizde sık sık kullanılmasa da, iş hayatında birçok çalışan farkında olmadan bleisure gezgini oldu bile.

VERİMLİLİK VE MOTİVASYON ARTIYOR

Avis şirketinin yaptığı araştırmaya göre beyaz yakalıların yüzde 87’si iş ve tatili birleştirmenin iyi bir fikir olduğunu dile getirirken, çocuğu olan çalışanların yüzde 56’sı iş gezilerine ailelerini de dahil etmek istediklerini söylüyor. İş gezisine kişisel zaman eklemek; iş ve özel hayatı dengelemeye yardımcı oluyor. Milenial’lar, iş için ziyaret ettikleri ülkenin veya şehrin kültürünü yakından tanımak için bleisure seyahatlerine yönelirken; orta yaş ve üstü, iş seyahatlerine ailelerini de dahil etmek istiyor. Bleisure, ayrıca çalışanların gitmek istemediği iş gezilerini cazip hale getiriyor. Böylece çalışanların verimliliği ve motivasyonu artıyor. Concur Hipmunk verilerine göre iş seyahatlerinin yüzde 16’sı cumartesi gecelerini de kapsamaya başladı.