PİYASALAR

Filantropi ekosisteminde taşlar nasıl yerine oturur?

Türkiye’de filantropi odaklı çalışmalar, kültürel kimliğin önemli bir parçası olan hayırseverlikten, daha stratejik ve sorunun kökenine inen çalışmalarla ayrışıyor. Başarının sırrı ise doğru iletişime, sürdürülebilir desteğe, şeffaflığa ve iş birliğine yatırım yapmak. Bu yol haritasını benimseyen vakıf, kurum, özel sektör, kamu sektörü ve bireyler yakın gelecekte çok daha efektif ve toplumun geneline dokunan filantropi projeleri geliştirecek

Filantropi kelimesinin kökeni Yunanca’dan geliyor ve insan türüne duyulan sevgi anlamını taşıyor. Filantropi kavramının 21’inci yüzyıl tanımı ise ‘birinin; zamanını, uzmanlığını veya varlığını sosyal fayda yaratmak için gönüllü olarak vermesi’, farklı bir ifadeyle ise stratejik bağışçılık... Filantropinin mitolojideki karşılığı da son derece ilginç. Mitolojiye göre Prometheus, insan türünü balçıktan yaratır. Bu insanlar, hiçbir bilgisi ve yeteneği olmadan; mağaralarda, karanlıkta ve korku içinde yaşarlar. Bu durum Zeus’un pek hoşuna gitmez ve tüm insanları ortadan kaldırmak üzere bir hazırlığa başlar. Fakat insanları seven Prometheus, onları Zeus’un gazabından kurtarmak için kendi sonunu getireceğini bile bile Zeus’tan çaldığı ateşi ve iyimserliği insanlara verir. Ateş; bilgi, sanat, bilim-teknoloji ve pratik becerileri kapsar. İyimserlik ise insanları, şartlarını iyileştirebilmeleri için ateşi kullanmaya iter. Böylece mağara içinde saklananlar, insanlıklarına kavuşur. Yani, filantropi mitolojik dünyada insan potansiyelini gerçekleştirme ve bu gelişimi önemseme anlamında kullanılıyor.

25 YILDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAZANDI

Bugüne kadar filantropi alanında yapılan tüm analizler, stratejik bağışçılığın sürdürülebilir bir çizgiye son 25 yılda ulaştığını gösteriyor. Amerika ve Avrupa’da filantropi odaklı çalışmalarıyla öne çıkan filantropistler, etkin bir yönetim stratejisi kurgulayabilmek adına vakıflar, sivil toplum kuruluşları ve devletle iş birliği yapıyor. Türkiye’deki duruma bakıldığında ise filantropinin bireysel-kurumsal sosyal sorumluluk ve sosyal girişim projeleriyle iç içe geçen bir formata sahip olduğu gözlemleniyor. Farklı bir ifadeyle filantropi odaklı çalışmalar tek başına değil, farklı unsurların iç içe geçtiği bir ekosistemde vücut buluyor. Bir kurumun ülke genelinde eğitim, sağlık alanında imza attığı sosyal sorumluluk projeleri de bir sosyal girişimcinin toplumsal fayda yaratmak için hayata geçirdiği proje de filantropi odaklı değerlendiriliyor. 

SES GETİREN FİLANTROPİ ARAŞTIRMALARI

Bu noktadan yola çıkarak filantropi alanında bugüne kadar yapılan en kapsamlı ve en güncel araştırmaları analiz ettik. Harvard Üniversitesi, John F. Kennedy School of Government'ın Nisan 2018’de, UBS  ve 20 farklı ülkedeki araştırma grubunun desteğiyle hazırladığı ‘Global Filantropi /Global Vakıf Sektörüne İlişkin Görüşler’ raporu, filantropiye küresel bir bakış açısı kazandırıyor. The Center for Effective Philanthropy (CEP) ise Eylül 2019’da gerçekleştirdiği ‘Kritik Bağışçılar: Önemli Bireysel Bağışçılar, Kâr Amacı Gütmeyen Organizasyonları En İyi Ne Şekilde Destekleyebilir?’ araştırması ve Mayıs 2019’da sonuçlandırdığı ‘Önemli Bağış Kuruluşlarını Kuranlardan Alacağımız Önemli Dersler’ analiziyle filantropide öne çıkan yeni kavramları masaya yatırıyor. Son olarak Wealth-X’in Aralık 2019’da imza attığı ‘Yeni Normal: Serveti Çok Yüksek olan Bireylerce Yapılan Bağışlarda 2019 Trendi’ adlı çalışması ise yeni neslin filantropiye bakış açısını yansıtıyor. Sürdürülebilir bir gelecek için filantropi kavramına yatırım yaparak ilerleyen kurum ve kuruluşlar, uzun vadede değişimin en önemli mimarları olacak.