Platin
PİYASALAR

E-Spor olimpiyatlara göz kırpıyor

Platin

Olimpiyat oyunları; spor karşılaşmalarının yanı sıra büyük bir ekonomi yaratıyor. Bilet satışları, sponsorluklar, organizasyonlar... Ancak, özellikle son yıllarda olimpiyatlar gençlerin ilgisini kaybetmeye başladı. Uluslararası Olimpiyat Komitesi kolları sıvadı: kaykay, sörf ve tırmanma gibi yeni dallar sundu. Peki, neden bir adım daha ileri gidilmiyor? Milli takımların video oyunlarında yarışması gerçeğe dönüşmüyor?

İrem Sertbaş / [email protected]

Olimpiyat oyunları toplamda yaklaşık 15 milyar dolarlık bir ekonomi oluşturuyor. Rusya’nın yalnızca 2014 Sochi Kış Olimpiyat Oyunları için harcadığı toplam bütçenin 50 milyar doların üzerinde olduğunu da hatırlatmak gerek. Öte yandan, e-spor hızla büyüyor. Ekosistem, şu anda küreselde 1 milyar dolardan fazla değere sahip. Her sene çok hızlı şekilde büyümeye devam eden bu endüstriyi takip eden kitle, 2015’te 235 milyon kişiydi. Bu sayının 2022’de 644 milyona çıkacağı öngörülüyor. E-spor izleyicilerinin yaşı 14-39 arasında yoğunlaşıyor. İzleyicilerin yaş ortalaması ise yalnızca 32... KPMG’nin yayınladığı rapora göre, olimpiyatları takip edenlerin yaş ortalaması 50… Bu rakam, bize olimpiyatların giderek yaşlandığını gösteriyor. Peki, e-spor bu mega etkinliğe genç bir soluk getirebilir mi?

‘UZUN YOLCULUĞUN İLK ADIMI’

2021 yılına kadar yüzde 21,7 büyümesi beklenen e-sporun piyasa değeri 1.5 milyar dolara koşuyor. Şu anda yaklaşık 32 milyon e-spor sporcusu bulunuyor. Olimpiyatların e-spora açılması halinde rakamların katlanarak büyümesi kaçınılmaz. Yeni nesillerin e-spora duyduğu ilginin boyutunun aşikar, olduğunu; sporun da belli boyutlarda dönüşmesi, değişmesi ve kendini yenilemesi gerektiğini vurgulayan İstanbul Bilgi Üniversitesi Spor Yöneticiliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Cem Tınaz, “Bir sporun olimpiyat oyunları programına dahil edilmesi için ilk adım olarak Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından tanınmasını gerektiriyor. IOC Başkanı Thomas Bach iki yıl önce gerçekleşen e-spor forumunda, bu girişimlerin olimpik tanınma sürecindeki ‘uzun yolculuğun ilk adımı’ olduğunu ifade etti. Bach, e-sporun büyük bir endüstri olduğunu biliyor. Ama oynanan oyunun savaş ve adam öldürme gibi içeriklerden oluşmasını istemiyor” diyor. 

İZLEYİCİ KİTLESİNDE DARALMA YAŞANDI

‘Yeni olan her şey korkutur’ görüşü, özellikle IOC’yu dikkatli adamlar atmaya itiyor. Unutmamalıyız ki, İngiltere Kralı II.Edward, 1314'te futbolu yasakladı. Çünkü, erkeklerin bunun yerine okçuluk öğrenmesi gerektiğini düşünüyordu. Kısaca, olimpiyatlar ve temel geleneksel spor dalları da yıllar evvel birtakım süreçlerden geçerek kendini dünyaya kabul ettirdi. Ancak, bugüne geldiğimizde olimpiyatların izleyici kitlesinde daralma yaşandı. Komite, gençleri çekebilmek için tırmanış, sörf, kaykay, karate ve beyzbol olmak üzere 5 yeni spor dalını listesine ekledi. Bu karar yaşlı birinin gençleri tatmin edebileceğini düşündüğü bir çıkar yol olarak karşımızda duruyor. 

“OLİMPİYATLAR, ASTARI YÜZÜNDEN PAHALIYA GELİYOR”

Düzenleyen ülkeye kâr ettirebilen ilk olimpiyat oyunlarının 1984'te Los Angeles’ta gerçekleştiğini söyleyen Dijital Oyunlar ve E-Spor Kitap Serisi Yazarı Orhan Efe Özenç, sözlerine şöyle devam ediyor: “Burada fark yaratan husus ise, ABD’nin pazarlama stratejileri üzerinden McDonald’s, Coca- Cola ve benzeri pek çok tüketim markasının, kendi dünyaya açılma politikalarıyla uyuşan bu tanıtım fırsatını es geçmeyerek yüksek meblağlı yatırımlar, sponsorluklar ve reklamlar ile olimpiyatlara destek vermesiydi. Gelgelelim, özellikle 2004 Atina ile başlayan düşüş sürecinde, olimpiyatlar düzenleyen her ülkeye maddi külfet ve hatta yıkım getirdi. Çin gibi bir ülke bile nihayetinde 2008 Pekin Olimpiyatları’ndan zarar etti. Dünyanın yeni ekonomik düzeni içerisinde aynı pazarlama stratejileri işe yaramıyor ve olimpiyatların astarı yüzünden pahalıya geliyor. Seyircilerin olimpik sporları seyretmeye eskisi kadar meraklı olmaması da cabası. Dolayısıyla, ‘spordan para kazanmak isteyen’ herkes için dijital yayıncılığın, dijital oyunların ve e-sporun getirdiği ekonomik yapı çok büyük cazibe içeriyor.”

E-SPORDA, MASRAFLAR GELİRLERE NAZARAN MİNİMAL DÜZEYDE

Normalde ihtiyaç duyulmayan ve daha sonra da kullanılmayacağı kesin görülen tesis ve statların sadece olimpiyatlar uğruna inşası, ülkelerin veya markaların kendi tanıtımlarını yapma gayesinin bile altından kalkamayacağı maddi gereklilikler doğurdu. Öte yandan, e-sporda ise masraflar gelirlere nazaran minimal düzeyde… Ancak, geleneksel spor modelinde, birçok sporun tepesinde kar amacı gütmeyen uluslararası bir federasyon bulunuyor ve kararlar bu federasyonlar tarafından veriliyor. E-sporda işin sahibi kâr amacı güden ticari oyun firmaları. Bu model, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ni zorluyor. 2019’un ilk çeyreğinde e-sporun olimpik bir dal olarak olimpiyat oyunlarına alınıp alınmaması ciddi tartışmalar yarattığını vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Dudu Banu Çakar, şu yorumda bulunuyor: “Ülkeler açısından olimpiyat organizasyonlarının kendisi ciddi bir gelir kapısıyken, komisyon üyesi ülke temsilcileri, ‘E-spor olimpik olamaz. Çünkü, ticari güdülerle faaliyet gösteren oyun sektörü, sporun amatör değerlerine uymuyor’ diyerek konuyu kapatmaya çalıştı. Oysa, 2020 sürprizlerle geldi ve Dünya Sağlık Örgütü, gençlere ‘evde kal’ mesajı verirken e-spor oyunları oynamalarını önerdi. Bu şartlar altında artık e-sporun olimpiyat branşı olarak kabul edilip edilmemesi tartışmaları yerine; dengeli rekabet, eşit koşullar, bilişim teknolojileri standartları ve koruyucu sağlık tedbirlerinin neler olacağı konuşulmalı.” 

E-sporun şirketlere ait olduğu gerçeği neyi değiştiriyor? Zaten, Olimpiyatlar yayıncılık ve sponsorluktan milyarlarca dolar kazanmayı hedefliyor. E-sporun, olimpiyatlara dahil olduğu formül iki taraf için de karlı bir anlaşma gibi gözüküyor. Olimpiyatlar, ‘bükemediği bileği öpecek mi?’ bize bunu zaman gösterecek.