PİYASALAR
Zehra Öney

Teknoloji, kadın ve dijitalleşme üçlemesi

2020, hepimizin hayatında birçok sebeple iz bıraktı. Kimimiz çok güzel fırsatlar yakaladık, kendimizi keşfettik; kimimiz ise çok büyük acılar yaşadık. Ama tüm bu süreç; insanın uyum gücünün önemini ve doğaya duymamız gereken saygıyı hatırlattı ve bizleri daha sürdürülebilir iş modelleri, yaşam biçimleri yaratmaya sürükledi. 2020, tüm dünya olarak bizi dijitalleşmek zorunda bırakarak 21’inci yüzyıla girdiğimizi belki de en yakından tecrübe ettiren yıl oldu. Dijitalleşme, dönüştürücü ve yıkıcı teknolojilerin kullanımı ile bir iş modelini veya hayatımızda gerçekleştirdiğimiz herhangi bir aksiyonu faydası ve verimi yüksek, katma değer yaratan bir şekilde değiştirmek ya da dönüştürmektir. Dijitalleşme; uzaktan çalışma modellerinin yaygınlaşması, daha kısa sürede daha çok iş halledebilme açısından ve değişimlere kolay ayak uydurmamızı sağlamasıyla hayatlarımızı kolaylaştırıyor. Teknoloji gelişiminde, özellikle yapay zeka ve makine öğrenimi gelişiminde insanın, uzman insan kaynağının öneminin detaylarına girmeden teknolojide neden kadın temsiliyetine ihtiyaç duyduğumuza değinmek istiyorum. Dünya nüfusunun %50’sini, iş gücünün %46’sını oluşturan ve satın-alma kararlarının ise %80’ini veren kadınların sadece teknoloji değil, herhangi bir sektörde sayıca az oluşları çok büyük bir çeşitsizliğe, tekdüzeliğe ve perspektif kaybına yol açacaktır. 

TÜRKİYE’DE 24 BİN KADIN TEKNOLOJİ ALANINDA ÇALIŞIYOR

Tüm dünyada iş gücünün %46’sını oluşturan kadınlarımızın teknoloji istihdamında temsiliyetleri %25 oranında. Türkiye özelinde rakamlara bakacak olursak; OECD ve AB ülkelerinden toplam 41 ülkenin verileri ile hazırlanmış 2018 Honeypot raporuna göre Türkiye’de 30.52 milyon istihdam içerisinde teknoloji alanında 245 bin kişi olduğunu ve bunun ise sadece 24 bininin kadın olduğunu görüyoruz. Aynı rapora göre Türkiye STEM alanında mezun kadın oranı açısından %37.11 ile ilk sırada yer alsa da istihdam açısından listede geriye düşüyor. Avrupa Komisyonu’nun 2018 yılında yaptığı araştırmalara göre ise her 1000 kadından sadece 24’ü teknoloji alanında okuyor ve bu 24 kişinin ise sadece 6’sı bu sektörde istihdam ediliyor. Aynı araştırmaya göre, kadınların teknoloji alanında istihdam edilmesinin, Avrupa ekonomisine 16 milyar dolarlık ek katkısı olacağı öngörülüyor. İstihdamdaki kadın sayısının artışının OECD ülkeleri için ise yılda 6 trilyon dolar gelir sağlayacağı öngörülüyor. 

97 MİLYON YENİ ROL HAYATIMIZA GİRECEK

Dijitalleşme ve teknoloji bağlamında ‘insan’ın önemine değinmek gerekirse; robot devrimi dediğimiz otomasyon ile 2025 yılına kadar 85 milyon rol kaybolurken; 97 milyon yeni rol gelecek ve bu roller için de dijital becerilerin, analitik düşüncenin, yaratıcılığın ve çevikliğin önemi çok büyük olacak. Çok yakında dijital zekaya sahip hayvanların, hologramlarla gerçekleşen toplantıların, giyilebilir teknolojilerin, yaşlanma engelleyicilerin, laboratuvarda büyüyen organların ve daha birçok aklımıza bile gelmeyen değişimlerin hayatımızda yer alacağı bir gelecekte; teknoloji okuryazarlığımızın, teknolojiyi kullanma ve yaratma gücümüzün; özellikle sektörde çeşitlilik yaratmak adına kadınlar olarak teknolojinin mutfağında var olan gücümüzü artırmamız gerekiyor. 

EN DEĞERLİ MADEN: KİŞİSEL VERİLER

Gelecekte en değerli maden olacak olan ve her geçen gün giderek daha fazla paylaştığımız tüm kişisel verilerimizin makineler tarafından doğru şekilde toplanması ve analiz edilmesi de çok büyük önem taşıyor. Bu yüzden de makine öğrenimi, yapay zeka ve bulut bilişim teknolojilerine çok büyük yatırımlar yapılmaya başlandı. Bu doğrultuda makine öğrenmesinde uzman insanın önemini anlatan Hollanda’da Delft Teknoloji Üniversitesi’nde yapılmış bir deneyden bahsetmek isterim. Katılımcılara 15 tane ortak hiperparametreye erişim verilerek alt kümelerde görüntü sınıflandırma görevi veriliyor. 10 sınıf, 13 bin eğitim, 500 doğrulama ve 500 test görüntüsünden oluşan veri kümesi katılımcılara sunulmuş. Katılımcılar bilgilerini giriyor, parametreler katılımcılara sunuluyor, bir eğitim bitince katılımcı diğerine geçiyor. 120 dakika sona erene dek bu işlem kendini bu şekilde tekrar ediyor. Deneyin sonunda insan beceri ve deneyiminin sonuçların doğruluğunu etkilediği kanıtlanıyor. Deneyimsiz katılımcılar rastgele arama stratejisi izlerken deneyimlilerin optimizasyon becerilerinin çok daha güçlü olduğu tespit ediliyor. 

KUANTUM TEKNOLOJİSİNİN HIZLANDIRICI ETKİSİ

Makine öğrenmesi ve yapay zeka gelişimi kapsamında da biraz kuantum teknolojisinden ve kuantum teknolojisinin insan hayatı üzerindeki kolaylaştırıcı, teknoloji üzerindeki hızlandırıcı etkisinden bahsetmek istiyorum. Hayatımızın en küçük parçasını oluşturan atomların küçük dünyasında mikro yasalar olan kuantum kuramının yapay zeka ve makine öğrenimi konusunda hayati bir önemi bulunuyor. Kuantum teknolojisi sayesinde büyük veri, makineler tarafından çok daha hızlı ve sistematik bir şekilde analiz edilebiliyor ve bu hız yapay zekanın kullanıldığı her platformda büyük bir verimlilik sağlıyor. Özellikle pandemi sebebiyle dijitalleşen ve temassız hale gelen ekonomide, sosyal yaşantımızda büyük veri ve analitiği, yapay zekanın geliştirdiği çözümler sadece yazılım endüstrisi tarafında değil; sağlık, kamu, eğitim, eğlence, finans, otomotiv, bankacılık, tarım ve daha birçok sektörde fayda sağlıyor. Artık, kuantum teknolojisi kullanan telemedicine uygulamaları sayesinde bilgisayarlar insan beynini bile okuyabiliyor. Ağustos 2020’de Kuantum Yapay Zeka ekibindeki bir grup araştırmacı kuantum bilgisayarı ile en büyük kimyasal simülasyonu çalıştırmayı başardı. Kimyagerler için bilgisayar ortamında canlandırarak, deneme yanılma yapmadan çalışabilmeleri çok faydalı olacak, bilim dünyasında büyük bir katma değer yaratacak.

METAL YAKALILARLA ÇALIŞACAK UZMANLAR YETİŞMELİ

Tüm gelişmiş ülkeler, bu teknolojiye son 2 yıldır milyar dolarlık yatırımlar yapmaya başladılar bile. İş dünyasında ‘metal yakalılar’ olarak isimlendirdiğimiz robotların, beyaz yakalıların bile işlerini elinden almaya başladığı bu dönemde bu hıza yaklaşmak ve metal yakalılarla birlikte çalışabilecek uzman insanı yetiştirmemiz gerekiyor. IMF tarafından açıklanan verilere göre otomasyon sebebiyle dünya genelinde 40 milyon ile 160 milyon arasında kadının, 2030 yılına kadar daha kalifiye rollere geçmesi gerekiyor. Bu anlamda kadınlarımızın teknolojiye daha fazla yakınlaşması ve yeteneklerini yenilemesi ve geliştirmesi şart. Yapay zeka, makine öğrenmesi ve diğer tüm gelişmeler hayatımıza tehdit değil, birer kolaylaştırma aracı olarak giriyor. Odağında insan olan teknolojik gelişmelerin hiçbiri insanlık için tehdit değildir. Bütün bu sebeplerden dolayı insanı ama özellikle kadınları teknolojiye yaklaştırmak için kurduğumuz ve kurucu başkanlığını yaptığım Teknolojide Kadın Derneği de bu amaca hizmet ediyor.

 

;
Yazının devamı için tıklayınız...

BUGÜN YAZANLAR