Eşit işe eşit ücret!

Şirketlerin daha şeffaf hareket ederek her seviyedeki erkek ve kadın çalışanlarının önce ücret seviyelerini daha sonra da cinsiyete dayalı önyargıların yarattığı ücret farklılıklarını açıklaması, aynaya bakmalarını ve olası iyileştirme imkanlarını da gözden geçirmelerini sağlayacak.

İngiltere’de erkek ve kadınlar arasında ‘eşit işe, eşit ücret’ sloganını güçlüce ilk olarak dile getiren 1888 yılında Clementina Black isimli sendikacı kadın olmuş. Ardından yıllar sonra İngiltere’deki Ford fabrikasında 1968 yılında, eşit ücret değil ama eşit haklar için kadınların başlattığı grev, işçilerin beklentilerini yerine tamamen getiremese de, 1970 yılında İngiltere’de hükümetin ‘Eşit Ücret Kanunu’nu (Equal Pay Act) çıkartmasını tetiklemiş. Sonrasında Avrupa Birliği mevzuatı ile de güçlenen kanuni altyapının da desteği ile kadın çalışanlar farklı sektörlerde, farklı yollardan haklarını arama yoluna gitmişler. Bu çabaların en son halkası ise 2016 yılında perakendeci ASDA aleyhine açılan dava. Dünya devi Walmart’ın sahip olduğu ASDA’nın bu davayı kaybetmesi yüz milyonlarca sterlin tutarında tazminat ödemesine sebep olacak. Nisan ayı başından itibaren İngiltere’de 250 kişi ve üzerinde istihdam sağlayan tüm şirketler (özel sektör, kamu kurumları, sivil toplum örgütleri), kadın-erkek çalışanları arasındaki ücret farkını raporlamaya başladılar. Açıklanan ilk sonuçları yorumlamak pek de kolay değil. Daha doğrusu nereden bakarsanız, oraya göre yorumlamak mümkün. Yaklaşık 10 bin kurumun yaptığı ilk raporlama sonuçları, bu organizasyonlar bazında erkeklerin aynı işte çalışan kadınlara göre yüzde 9,7 daha fazla ücret aldığını gösteriyor. İngiltere İstatistik Kurumu bilgilerine göre ise erkeklerin kadınlara göre yüzde 18,7 daha fazla ücret aldığı biliniyordu. İki farklı rapor ve rakam arasındaki yaklaşık yüzde 10’luk farkın açıklamasını yapanlar, İstatistik Kurumu’nun verilerinin her boyuttaki şirketi içerdiğini (tam zamanlı/yarı zamanlı çalışanları da içerdiğini) belirtiyor. Başka bir deyişle İngiltere verilerine bakıldığında, şirket çalışan sayısı arttıkça, erkek-kadın çalışanlar arasındaki ücret farkının azaldığı gözlemleniyor. Diğer taraftan 4 Nisan 2018’de tamamlanan raporlama dönemine rağmen, bin 500’ün üzerindeki kurumun gerekli bilgileri paylaşmadığının da altını çizeyim. Bu kapsamda, son olarak da yüzde 10 civarındaki ücret farkının, aynı kapsamda olmayan ancak benzer içerikdeki, daha dar kapsamlı araştırmaların sonuçları ile örtüştüğünü de belirteyim. Yani durumda iyileşme olmasa da, kötüleşme de yok!

İLGİNÇ SONUÇLARLA KARŞILAŞIYORUZ

Son yapılan raporlamaların içeriğine baktığımızda oldukça ilginç sonuçlara da ulaşıyoruz. Örneğin, raporlama yapan şirketlerin yüzde 78’inde erkekler, aynı işi yapan kadın çalışanlara göre daha fazla ücret alıyorlar. Yüzde 14’ünde kadınların ücreti erkeklerden daha yüksek ve yüzde 8’inde ise kadın ve erkeklerin ücretleri birbirine eşit olarak raporlanmış. Sektörler bazında yapılan değerlendirmelerde ise inşaat sektöründe erkekler ile kadınlar arasındaki ücret farkının yüzde 25’e ulaştığı gözükürken, bankacılık ve finans sektöründe fark yüzde 22, eğitim sektöründe ise yüzde 20 civarında. Ağırlama (otel) ve gıda hizmetleri sektörü ise yüzde 1’lik farkla en düşük ücret farkının raporlandığı sektör olarak göze çarpıyor. Ancak başka bir açıdan değerlendirildiğinde, kadınların erkeklerden daha yüksek ücretlendirildiği şirketler olsa da hiçbir sektörün genelinde kadınlar, erkeklerden daha yüksek ücret almıyorlar. Yapılan raporlamanın temelinde aynı işi yapan erkek ve kadın çalışanların saatlik ücretlerinin karşılaştırılması yer alıyor. Bu bağlamda, raporlama zorunluluğunun getirildiği İngiltere’de, iktidardaki Muhafazakar Parti çalışanları arasında erkeklerin lehine yüzde 12,7 bir fark bulunurken, ana muhalefetteki İşçi Partisi’nde ise fark yüzde 4’e kadar düşmüş durumda... İlk çıkan sonuçların ardından yapılan bir başka ilginç tespit ise çalışanların ücret dahil çalışma haklarını koruma ve artırma misyonu ile hareket eden işçi sendikalarında dahi, yüzde 30’a yaklaşan erkekler lehine ücret farkının ortaya çıkması. Ölçemediğiniz bir şeyi iyileştiremezsiniz. Dolayısıyla İngiltere örneğinin Türkiye’ye de ilham vermesini diliyorum.