PİYASALAR
Esra Özkan

Dijital sanata farklı bakış 'post-dönem'

Beyin arayüz tasarımları, biyo sanat, veri sanatı, kapsayıcı deneyimler alanında yapılan çalışmalar hem politik hem de sanat bağlamında yeni açılımlar getiriyor.

Dijital sanatlar özelinde yapılan üretimler; kavramın, estetiğin ve tekniğin teknoloji üzerinden deneyim konusuna olan farklı açılımları, reaktif/interaktif olarak izleyici ile buluşturuyor. 

Estetiğin, formun, kavramın veya anlamın teknoloji ile müşterekleşerek herkesin kullanımına açık olması ise bu alanın yapı taşlarını oluşturuyor. Aynı zamanda teknolojinin hızla büyümesinin getirdiği sorunlardan biri olarak karşımıza çıkan teknolojinin etiği ve tekillik gibi konuları da kapsayarak bugünün gerçekliğinde, sanat bağlamında yeni tartışmalar ortaya çıkıyor. Bir hazır–yapıtın sanat eseri olabilmesi tartışmaları Marcel Duchamp ile birlikte 20’nci yüzyıldan bugüne evrilerek gelmesi ve artık bir hazır-yapıtın sanat eseri olmasından ziyade, bilgisayar gibi bir mekanik malzemenin estetik kaygılar güderek eser üretmesi hatta bir yapay zekanın kendi özgünlüğünde eser üretmesi gibi çalışmalar, insanın özne olarak ‘ben’ üzerine olan düşüncelerini de değiştiriyor. Her ne kadar dijital bir çağ içinde olduğumuzu ve dijitalle dönüştüğümüzü düşünsek de aslında dönüşüm, Endüstri 4.0 ile birlikte sonlanmış ve post-dijitalin (dijital sonrası) zemini atılmaya başlanmıştı.Alexander Galloway dijital sonrası dönemde nesnelerin dijitalleşmesinin sadece benlik ve dünya arasında bir bağlantı yarattığını değil, aynı zamanda davranışlarımızın ve düşünme tarzlarımızı da değiştirdiğini altını çiziyor. İnternet davranışlarımızın değişmesini, bilgiyi kopyalama, yayma gibi konulara reflekslerimizin gelişmesini sağlamıştır. Hatta Web 3.0 ile birlikte yapay zekanın özneyi koşullandırması ve ona sunduğu deneyimi farklılaştırması özne ve nesne arasındaki bağı, insan ve makine olarak değiştirmektedir. 

BİZ İNSANLAR, NEYİ HAYAL EDİYORUZ?

Beyin arayüz tasarımları, biyo sanat, veri sanatı, kapsayıcı deneyimler alanında yapılan çalışmalar hem politik hem de sanat bağlamında yeni açılımlar getirmekte; deepfake, GPT3 gibi gelişmelerin hızlanması ise hem post-dijital hem de post-gerçeklik kavramlarının ve bilginin nasıl değiştiğini ele alıyor. Örneğin; Contemporary Istanbul Plugin’de yer alan h.o (hdoto) ekibinin projesi ‘What a Ghost Dreams of (Hayaletin Hayal Ettiği)’ yerleştirmesi, yapay zekanın hayallerini gözlemleyerek, 21’inci yüzyılda, biz insanlar neyi hayal ediyoruz? sorusunu yöneltiyor. Projede iki sinir ağı, bir jeneratör ve ayırıcının birbiriyle rekabet etmesine izin verilerek öğretilen, üretken Çekişmeli Ağlar (Generative Adversarial Network - GAN) adlı bir yapay zeka algoritması kullanılıyor. Referans model, Philip Wang tarafından başlatılan, thispersondoesnotexist.com adlı, dünyada hiç var olmayan yüzler oluşturan açık kaynak bir girişimdir. Bu girişim, yapay zeka herhangi bir ön bilgi olmadan dünyamız hakkında bilgi ediniyor ve asla var olmayan verileri üretiyor olmasını sorguluyor. H.o’nun sorduğu soruyu en geniş çerçevede ele alırsak; peki 21’inci yüzyılda biz insanlar neyi hayal ediyoruz?

DİĞER YAZILARI