Kalabalığın ve dinginliğin şehri Tokyo'dan notlar

Japonya’ya ilk kez seyahat ediyorsanız, şimdiye kadar gördüklerinizi unutun ve beklentilerinizi en üst seviyeye çıkartın. Zira bu ada ülkesi bambaşka... Ben de Japonya'ya ikinci gidişimde yine heyecanlıyım. Zira bu kez dünyanın en kalabalık şehri Tokyo’dayım. İşte notlarım;

Dalida Özatay Erus/ dalida.ozatay@platinonline.com

 

Kalabalık bir şehre geldiğimin bilinci ile her türlü kargaşaya hazırım. Ne de olsa ben de 15 milyonu geçen bir şehirde yaşıyorum. Haneda Havalimanı'ndan metro ile otele gidene kadar henüz bir kalabalıkla karşılaşmadım. Otelin bulunduğu bölgede ise sokakta neredeyse sadece biz vardık. Evet, 1954 yılından bu yana dünyanın en kalabalık birinci şehri olan Tokyo’nun nüfusu bugün 36 milyonu geçiyor. Ancak sonraki günlerde de gözlemlediğim; ciddi kalabalıklarla iş çıkışı saatlerinde ve de özellikle metro istasyonlarında karşılaşıyorsunuz. Ülkenin ulaşımında çok önemli bir yere sahip olan raylı sistem, halk tarafından yoğunlukla kullanılıyor. Şehir içi ve şehir dışı hatlarının birleştiği istasyonlarda bile bir düzen içinde ilerliyorsunuz. Kimsenin yolunu kesmeye, önüne geçmeye veya çarpmaya gerek kalmıyor. Zira burada Japon kültürünün temelini oluşturan hoşgörü ve nezaket devreye giriyor. Bu çerçevede kimse karşı tarafı rahatsız edecek ne bir davranışta bulunuyor ne de bir görüntü veriyor. Trenlerde kitap okuyan kadar elindeki telefonla ilgilenen de çok. Ama telefonun herhangi bir sesini duymak imkansız. Bu konuda hassas olan Japonlar, ikazlara da uyarak telefonlarını sessizde kullanıyor. Tokyo; kalabalık metro istasyonları, caddeleri ve gökdelenlerinin verdiği hareketliliğin aksine, o dünyadan apayrı duran dinginliğiyle de dikkat çekiyor. Karşınıza çıkan bir park ya da sessiz ara sokaklar bu dinginliğin adresini oluşturuyor. 

 

UZUN ÇALIŞMA SAATLERİ

Dünyanın üçüncü ekonomisine sahip olan Japonya, otomotivden sanayiye, elektronikten tasarıma dünyanın en önemli markalarının da yaratıcısı... Ancak büyük şehirlerdeki iş hayatı ise oldukça zorlu. Öyle ki, çalışma saatlerinin fazlalığı insanları mutsuz eden boyutta ve zaman zaman intihar vakaları da yaşanıyor. Günün sonunda metroda veya sokakta bir kenarda beyaz gömlek, siyah takım elbiseli, elinde çantasıyla birini uyurken görürseniz şaşırmayın. Çünkü yorgun düşen çalışanların, mesai saatleri dahilinde bile ofiste uyuma hakları var… Japon hükümeti ve iş dünyası ise çalışma saatlerinin bir nebze de olsa rahatlatılması için fikirler geliştiriyor. Mesela ‘Premium Friday’ ile cuma günleri saat 15:00’ten sonra çalışanlara izin verilmesi planlanıyor. Ancak firmalardan yüzde 2,5’i ise bu uygulamaya sıcak bakmıyor. Buna karşın Japonya’da işsizlik oranı yüzde 2,8 oranında. Asgari ücret ise minimum 823 JPY/saat (26 TL). Başkent Tokyo ile kırsal bölge arasında ise asgari ücret miktarı değişim gösteriyor. 

 

 

100 YENLİK ALIŞVERİŞ, DAISO

Tokyo, tam bir alışveriş cenneti dersem abartmamış olurum. Dünya markalarını bir yana koyarsak yerel markaların cazibesine kapılmamak mümkün değil. Daiso, Uniqlo ve Don Quijote gibi zincir mağazalar, FamilyMart ve Lawson gibi marketler yerli halk kadar turistlerin de uğrak noktası.  

Japon alışveriş dünyasının ‘harikalar diyarı’ olarak tanımlanan Daiso, banyodan mutfağa, kişisel bakımdan çocuk ve kırtasiyeye kadar 70 bin farklı ürün sergiliyor. Daiso’nun en büyük özelliği ise çoğu ürünlerini 100 Yen'e yani 1 Dolar’a satıyor olması. Hirotake Yano tarafından kurulan mağaza zincirinin ilki 1991’de açılıyor. Daiso şirketinin kuruluşu ise 1977’ye dayanıyor. Bugün ülke genelinde üç bin 150’den fazla mağazası olan Daiso’nun kurucusu Yano’nun mal varlığı ise Bloomberg Milyarder Endeksi'nde 1.9 milyar dolar olarak açıklanıyor. Burada kontrolü kaybetmemek elde değil. Kendinizi Daiso’dan mutfak gereçleri alırken bulursanız şaşırmayın. Zira uygun fiyata çok kaliteli ve farklı ürünleri dünyanın bu tarafından mutfağınıza taşıma isteği duyacaksınız.

Dünyanın üçüncü büyük tekstil ve hazır giyim markası Uniqlo, yüksek kaliteli ürünleri makul fiyatla satmayı motto ediniyor. Son dönemde ‘airism’ isimli kumaşla üretilen koleksiyonları çok ilgi görüyor. Bu kumaşın özelliği ise terletmiyor ve ütü gerektirmiyor olması. Uniqlo’nun Tokyo’daki beş katlı mağazasına girerken saatinizi de kapıda bırakmanız gerekiyor. İlk mağazasını 1984’te banliyölerde açan marka, 1998’den sonra kent merkezlerine geliyor. Her sezon farklı tasarımcıların hazırladığı t-shirt koleksiyonları ise mağazada sanat eseri gibi sergileniyor. 

Mağazalarda deneme kabinlerine girerken ayakkabınızı çıkartıyorsunuz. Kabindeki işiniz bittikten hemen sonra mağazadaki görevli ıslak mendille yeri siliyor. Böylece giyinme kabinleri her kullanışta temiz kalıyor. Ayrıca kadınlara verilen yüz mendilleri ile deneme sırasında giysinin makyajla kirlenmesi önleniyor. 

Market alışverişinin önemli bir adresi ise Lawson. Gıdanın yanı sıra günlük kişisel bakım ihtiyaçlarının da karşılanabileceği bu markete turistler çok uğruyor. Alışverişin yanı sıra marketteki ATM’lerde döviz bozdurulabiliyor. Markette bulunduğunuz süre zarfında ücretsiz wi-fi ile internete bağlanabiliyorsunuz. Hatta otoban ve otobüs biletlerinin yanı sıra etkinlik biletlerini de buradan satın almak mümkün.

 

 

LÜKSÜN SEMTİ GINZA VE GINZA SIX

Tokyo’nun en lüks semti Ginza, dünyaca ünlü moda evlerinin geniş metrekareli mağazalarına, tasarım markalarına, şık cafe ve restoranlarına ev sahipliği yapıyor. Geçtiğimiz nisan ayında açılan Ginza Six ise alışverişe tam anlamıyla farklı bir boyut katıyor. Yerli ve yabancı 241 mağazanın bulunduğu AVM’de Yamada Heinado ve 1860 yılından bu yana Kyoto’da çay üretimi yapan Tsujiri gibi Japonya’nın kült markaları da yer alıyor. Hatta bazı markalar Ginza Six’e özel üretim de yapıyor. Kompleksin iç tasarımı da dikkat çekici. İç taraftaki 12 metrelik botanik duvar, botanik sanatçısı Patrick Blanc imzasını taşıyor. Ginza Six’te kişisel stil konusunda servis veren gardırop tasarımı, Premium lounge ve ‘omotenashi konsiyerj' yani turistlere yönelik konukseverlik hizmetleri de veriliyor.

 

LOGO VE MASKOTLAR ÜLKESİ 

Japonya’da marka ve kurumların logoları o kadar güzel ki, alıp duvarınıza asma isteği uyandırıyor. Japon minimalliğinin yansıdığı bu logolar bir restoran, market hatta inşaat firmasına ait olabilir. Logoların yanı sıra maskotları da olan markaların sayıları da bir o kadar fazla. 

Mesela kargo şirketi Yamato’nun, ağzında yavrusunu taşıyan kedili logosu son derece yaratıcı. Bu yaklaşım otobüslerden çöp kamyonlarına ve hatta sokaktaki mazgallara kadar yansıyor. Bunlara mutlaka dikkat edin… Mazgalların desenleri, bulundukları şehir veya semtlere göre değişiyor. Tokyo’da sakura desenli mazgallarla karşılaşırken Kyoto’dan yarım saat uzaklıktaki tapınakları ve kutsal geyikleri ile tanınan Nara’da ise geyik desenli mazgallarla karşılaşmanız mümkün…

 

JAPON OTOMOBİLLERİ

Halk, yerli üretim otomobil kullanıyor. Honda, Suzuki, Toyota, Lexus, Nissan, Mazda, Mitsubishi ve Daihatsu gibi markaların sadece Japonya’da görebileceğiniz modelleri bulunuyor. Otomobillerin neredeyse tamamı hibrit. Diğer yandan bir otomobil, kaç model olursa olsun temizliği ise şaşırtıcı derecede…

 

İKİNCİ EL KİTAP ZİNCİRİ

Japonya’nın ikinci el kitap mağaza zinciri Book Off, gidilmesi gereken noktalardan biri. Japonca ağırlıklı kitap, dergi, CD ve DVD olsa da yabancı kitaplar bölümünde İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca kitaplar da bulunuyor. Hatta koleksiyon kitaplara rastlamak da mümkün. Fiyatlar ise oldukça uygun. Zincirin ilk halkası 1991’de Kanagawa’da açılan Book Off, bugün ülke genelinde 800’ün üzerinde mağazaya sahip. Book Off’un ilk denizaşırı mağazası Hawaii’de daha sonra da New York, Los Angeles, California, Paris ve Kanada’da açılmış.

 

SAYGIDAN ÖDÜN VERİLMİYOR

Saygı, Japon kültürünün en temel davranışı. Yer ve insan ayırımı yapmadan, herkes birbirine son derece saygılı. İki yıl önce gittiğim Kyoto’da trenlerde görevlilerin bir kompartımandan diğerine geçerken dönüp yolcuları selamladığına şaşkınlıkla şahit olurken, Tokyo’da da ne kadar kalabalık ve karışık olsa da saygıdan ödün verilmediğini gözlemliyorum. 

10 günlük seyahatimizin sonuna geldiğimizde Tokyo’da sabahtan başlayan yağmur hız kesmeden akşama kadar devam ediyor. Sicim gibi yağan yağmurun altında Türk Hava Yolları’nın uçağına biniyoruz. Az sonra kalkış için uçak hareket etmeye başladığında üç yer hizmetlisi uçağımızın ardından el sallamaya başlıyor. Bu sahneyi gözlerim dolarak izliyorum. Ardında ise saygıyla eğilerek bizi ülkemize yolculuyorlar… 

 

 

DÜNYA MİRASI LİSTESİNDE 19 ESER

Yerli ve yabancı turizmde de gelişen Japonya’nın Çin, Hong Kong ve Kore başta olmak üzere ABD ve Avrupa’dan da ziyaretçileri var… Yetkililer ülkeyi geçtiğimiz mayıs ayında 11.4 milyon kişinin ziyaret ettiğini açıkladı. Yılın başından bu yana 30 milyona yakın turist ağırlayan Japonya, bu rakamı olimpiyatlara ev sahipliği yapacağı 2020 yılına kadar 40 milyona çıkarmayı hedefliyor. Japonya’yı bu kadar ilgi çekici kılan ise doğal zenginlikleri kadar kültürel mirası… Öyle ki, dünya mirası listesinde yer alan 19 doğal ve kültürel varlık bu ülkede bulunuyor.