PİYASALAR

Koronavirüs sonrasında zaman mekan kavramı

Koronavirüs’ün tetiklediği travmatik dönemin önemli yan etkilerinden biri de mekan’ kavramının ve tanımının, özellikle de ekonomik dengenin yeniden değerlendirilmesi olacak.

Kaç haftadır ofisteki masanızdan uzaktasınız? Dört, beş, hatta yedi-sekiz haftadır ofisinin kapısından içeri girmemiş binlerce insan var. Mercer firmasının PERYÖN ile ortaklaşa yaptığı bir anket çalışmasına katılanların %95’e yakını, işverenlerinin merkez ofiste uzaktan çalışma sistemine geçtiğini belirtmişler. Saha çalışanları (%36) ve şube çalışanları (%23) için bu oranlar daha düşük olsa da, asıl çarpıcı yanıt gelecek ile ilgili verilmiş. Koronavirüs koşullarının iyileşmesinin ardından, uzaktan ve/veya esnek çalışma modelinin kalıcı olacağına inananların oranı %59. Yani neredeyse ankete katılan PERYÖN üyelerinin üçte ikisi, Koronavirüs sonrasındaki ‘yeni dünyada’ firmalarında uzaktan veya esnek çalışmanın süreceğini öngörüyor. Financial Times’ın bir haberine* göre Barclays bankasının CEO’su Jeff Staley, “Artık 7 bin kişinin içinde çalışacağı plazalara ihtiyaç duymayacağız” diyor. Aynı haberde gıda devi Mondelez CEO’su Dirk Van de Put ile UBS bankasının CEO’su Sergio Ermotti’nin de “Şehir merkezindeki pahalı ofislerden çıkacaklarını” söyledikleri açıklamalar yer almış. PwC’ye göre ise daha Koronavirüs öncesinde Avrupa şirketlerinde görev yapan CFO’ların dörtte birinden fazlası yüksek gayrimenkul maliyetlerini aşağı çekmenin planlarını yapıyormuş. ABD’de Koronavirüs başlangıcından bu yana, ofis yeri arayışlarının yarıdan fazlası da ‘şimdilik’ durdurulmuş. 

PANDEMİ, YENİ SORGULAMALARI DA BERABERİNDE GETİRDİ

Reklam dünyasının efsane yöneticilerinden Martin Sorrel, Financial Times’a verdiği demeçte, ofislere verdikleri “10 milyonlarca sterlinlik kirayı çalışanlara harcamanın daha anlamlı bir yatırım olacağını” dile getiriyor. Peki, biz bugüne kadar niye sorgulamadık bu durumu da, plazalarda dev ofislerde oturmaya, kahvelerimizi yudumlamaya devam ettik? Geldiğimiz noktada, bizi farklı düşünmeye ve davranmaya mecbur eden Koronavirüs’e mi teşekkür etmeliyiz? Koronavirüs krizinin, ‘mekan’ kavramını kökünden yerinden oynatacağı kesin gözüküyor. Konu sadece şehir merkezlerindeki plaza katları ve oralarda yer alan ofisler değil. Örneğin; son iki ay içinde banka şubelerinin ne kadar az kullanıldığını bir gözünüzün önüne getirin. Acaba bankacılık sisteminin onbinlerce şubeye ihtiyacı olacak mı? Eğer bu ihtiyaç ortadan kalkacaksa yüzlerce, belki de binlerce banka şubesi mekanı da boş kalabilir uzak olmayan bir gelecekte. Ya da çocuklarımızın her gün gittiği okulları, eğitim kampüslerini gözünüzün önüne getirin. Uzaktan erişimli eğitim süreçleri acaba dev kampüslerin yeniden değerlendirilmesini de gündeme getirecek mi? Sosyal mesafelendirme mecburiyeti, restoran ve kafelerin eskisinden daha az sayıda insana eş zamanlı hizmet vermesini de beraberinde getirecek. Az sayıda müşteri, eğer benzer oranlarda fiyat artışları ile karşılanamazsa, birçok yeme-içme mekanı, yüksek kiralar nedeniyle mevcudiyetini sorgulatacak. 

NEREYE DÖNECEĞİZ?

Alternatif kanallar ve elektronik perakendenin gelişmesi, özellikle şehir merkezi dışında depolara yönelik talebi artıracak. Fabrikalarda sosyal mesafe kavramı nedeniyle tüm ergonomik hesaplar ve üretim mekanlarının tasarımını yeniden irdelemek gerekecek. Şirketlerin şehir dışına yönelmesi de benzer bir talebi tetikleyecek. Koronavirüs sürecinin yaşattıkları özellikle sürdürülebilir tarımın önemini de öne çıkardı. Şehir dışında, tarımsal alanlara talep artışını da gözlemleyebiliriz. Koronavirüs’ün tetiklediği travmatik dönemin önemli yan etkilerinden biri de ‘mekan’ kavramının ve tanımının, özellikle de ekonomik dengenin yeniden değerlendirilmesi olacak. Geri dönüşün zamanını tartışıyoruz da, nereye ‘döneceğimizi’ nedense pek konuşmuyoruz.  

*Financial Times; 1 Mayıs 2020