Platin
PİYASALAR
Mehmet Fazıl Kanyılmaz

E-Spor eşi bulunmaz bir fırsat

Bu kadar hızlı gelişen bir ekosistemi anlamaya çalışmak ciddi mali yükümlülükler getirebilecekken, ancak doğru partner ile çalışmak, markanızı uygun maliyetlerle doğru noktaya pozisyonlayabilir.

E-spor, son yıllarda herkesin bahsettiği ama doğru soruların cevabını pek az kişinin bildiği bir alan olarak göz önüne çıkmaya devam ediyor. Markalar için geleneksel kanallar kullanarak ulaşılması en zor kitlenin e-spor taraftarları olduğu bir gerçek. Genç, dijital dünyaya doğmuş, reklamları engelleyen ve en yeni teknolojilerden çok hızlı sıkılan bu kitleye ulaşabilmek için e-spor paha biçilmez bir mecra. Sadece kısa dönemde satış artırmak veya markayı göz önüne çıkarmak için değil, aynı zamanda geleceğin yetişkinlerine markanızı inşa etmek için de eşi bulunmaz bir fırsat. Birkaç sene önce konuyla alakalı en  çok sorulan soru; “e-spor nedir?” iken, geçtiğimiz sene dünya çapında her 5 geleneksel spor taraftarından 1’inin e-sporu takip ettiğini, 2014’te sadece 20 adet olan sponsorluk anlaşmasının, 2019’a geldiğimizde bin 173 anlaşmaya çıktığını gözlemliyoruz. E-spora karşı oluşan bu ilgi, karşılıksız değil. Geleneksel sporlarda global endüstri standardı olan 3:1 (sponsorluk değeri: maliyet) sponsorluk oranının, e-sporda  nispeten düşük sponsorluk bütçeleri ve geniş kitleler sebebiyle şaşırtıcı bir şekilde 50:1 oranlarına kadar çıkabildiğini ve 10:1 endüstri standardına sabitlendiğini görüyoruz*. 

DOĞRU İLETİŞİM KURAN KAZANIR

Faaliyet alanınız ve markanız ister ‘endemic’ ister ‘non-endemic’ (e-spor ekosisteminin içinde veya dışında) olsun, doğru adımları attığınızda e-spor sizi değerli bir noktaya taşımayı vaat ediyor, Bir stadyum dolusu e-spor taraftarının coşkuyla “DHL! DHL!” diye haykırdığını, müsabakaları takip eden herkes görebilir. Başka bir deyişle, favori takımını desteklemeye gelmiş 16-25 yaş grubunda gençlerin konuyla hiç alakası olmayan bir kargo firmasının tezahüratını yapması diğer sponsorluk mecralarında çok mümkün değil, ama e-spor bunun gerçekleşmesine olanak sağlıyor. Faaliyet alanı olarak e-spor ekosisteminin dışında olduğu halde e-spor kitlesiyle doğru iletişim kurabilen her markanın kazanan tarafta olduğu reddedilemez bir gerçek. 

ÜLKENİN GELECEĞİ ADINA FIRSATLAR BARINDIRIYOR

Fakat sunduğu bütün ayrıcalıklara rağmen e-spor, diğer mecralarla kıyaslandığında daha fazla derinlesine bilgi ve mecra aşinalığı gerektiriyor. Bu hızlı büyüyen ekosistem her geçen gün daha kompleks hale gelmeye devam ediyor. İşte tam bu noktada “e-sporu pazarlama stratejimin bir parçası yapmalı mıyım?” sorusunun cevabını, bütün dinamikleri ile değerlendirmek ve makro perspektifle bakabilmek, soruyu doğru cevaplayabilmek için en önemli unsurlar. Elbette bu yolu tercih edecek markalar için en önemli dayanak doğru data ve danışmalık olmalıdır. Bu kadar hızlı gelişen bir ekosistemi anlamaya çalışmak ciddi mali yükümlülükler getirebilecekken, ancak doğru partner ile çalışmak, markanızı uygun maliyetlerle doğru noktaya pozisyonlayabilir. Bugün Türk dizi sektöründe gözlemlediğimiz başarı, bize kültür endüstrilerindeki dominasyonun nasıl bir yatırım geri dönüşü getirdiği hakkında da fikirler veriyor. Devletler, markalar ve aileler; e-spor ila alakalı birçok kaygıyı paylaşırken, aslında bu kaygıların hepsinin bir cevabının ve çözümünün olduğunu görüyoruz. Eğer e-spor sadece kısa süreli geri dönüşler için bir yatırım aracı olarak görülmez, doğru reçetelerle regüle edilir ve desteklenirse, sadece yatırım yapan markalar için değil, ülkemizin geleceği için de fırsatlar barındırmaktadır.

*Nielsen Esports Playbook 2019

DİĞER YAZILARI