PİYASALAR
Gonca Karakaş

Dünya Covid-19'dan sonra eskisi gibi devam edemez

Krizi yönetecek bir ekibiniz, operasyonel planlarınız, iletişim tarafını yönetecek kadronuz ve farklı planlarınız olmalı. Profesyonellik bu gibi beklenmedik kriz ortamlarında atik davranmayı ve çok çabuk adapte olmayı gerektiriyor.

Yaklaşık 1 ay önce Platin Dergisi ile ‘kurumsal iletişimde risk yönetimi’ konusunu ele alan bir makale yazılacağını planlamıştık. Yazıda, bu alandaki trendleri aktaracak, risk yönetimiyle krizi fırsata çeviren markalardan söz edecektim. Bugün, o günlerde düşündüğümüzden çok başka bir dünya söz konusu. Dünya bir ay öncesine göre tamamen tanınmaz hale geldi, bir dehşet ve gözyaşı vadisine dönüştü. Tedarik zincirleri kırıldı, borsalar çakıldı, finans sistemleri ve ekonomiler çöktü. Seyahat ve sokağa çıkma yasakları, olağanüstü haller, acil durum ilanları, evlerine hapsolan insanlara rağmen, süratle yayılmaya ve can almaya devam eden koronavirüs, konu edineceğimiz her türlü krizden ve kriz iletişiminden çok daha fazlası demek hepimiz için. 

TARİHTEKİ EN BÜYÜK MEYDAN OKUMALARDAN BİRİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ

Gözle görülemeyecek kadar küçük bir RNA molekülü, son derece kibirli insan uygarlığına diz çöktürdü. Küresel iklim değişimi, sosyal adaletsizlikler, ekonomideki krizler ve sıcak çatışmalarla bunalmış insanlık şimdi ani bir şekilde tarihteki en büyük meydan okumalardan biriyle karşı karşıya… Pandemiyle mücadelede en etkin yöntemin sosyal izolasyon olması nedeniyle kendimi hapsettiğim evimden bu satırları yazarken, bir yandan da birazdan ekibimle dijital platformlar üzerinden yapacağımız sanal toplantıya hazırlanıyorum.

BU KRİZİ ATLATTIĞIMIZDA GELENEKSEL ÇALIŞMA YÖNTEMLERİNİN DE HIZLA DEĞİŞTİĞİNE TANIK OLACAĞIZ

TÜHİD başkanıyım ama diğer taraftan yönetmem gereken bir ajansım ve şu anda koronavirüsün yarattığı krize karşı destek vermemiz gereken müşterilerimiz var. Ekip arkadaşlarımın sağlığı ve güvenliği her şeyden önemliydi ve Türkiye’de de işin rengi ciddileştiğinde altyapı çalışmalarını hızla tamamlayarak ‘home office’ çalışma düzenine geçtik. Neyse ki böyle kriz durumlarında dijital teknolojilerin işimizin sürdürülebilirliğini sağlamak adına mükemmel bir çözüm getirdiğini yaşayarak gördük. Bu krizi atlattığımızda zaten bir değişim geçirmekte olan dünya ekonomik sisteminin ve geleneksel çalışma yöntemlerinin de hızla değiştiğine tanık olacağız. 

BU KRİZ DÖNEMİNDE GERÇEK FAYDALAR YARATARAK TÜM İÇ VE DIŞ PAYDAŞLARIMIZLA ARAMIZDAKİ BAĞLARI GÜÇLENDİRMELİYİZ

Koronavirüs pandemisi, bütün gündemlerimizi ve önceliklerimizi yerle bir etti ve her şeyin önüne geçti. Yaşadığımız bu çok sıra dışı deneyimin içinde krize, kriz yönetimine, kriz iletişimine, insani zaaflara, kahramanlıklara, soylu ve sefil davranışlara, hayal kırıklıklarına ve zaferlere kadar muazzam yoğunluk kazanmış hayatın ta kendisi var. Dolayısıyla bundan başka bir konudan bahsetmek anlamsız geliyor. Krizi fırsata çevirmek deyince, son günlerde insanların düştüğü zor durumlarından faydalanmayı düşünebilenlerle karşılaştık. Temizlik ürünleri, maskelere ve gıda ürünlerine yönelik talep aşırı artınca karaborsacıların türediğini gördük. Krizi fırsata çevirmekten anladığımız elbette zor günler yaşanırken, toplumu destekleyecek samimi, özverili jestler yapmak, toplum geneli için yeni fırsatlar hayal edip uygulamaktır. Gerçek faydalar yaratarak tüm iç ve dış paydaşlarımızla aramızdaki bağları güçlendirmektir. 

KRİZLER NASIL FIRSATA ÇEVRİLİR?

Tıpkı Inditex Grubu’nun İtalya’daki fabrika ve lojistik ekiplerini hasta ve tıbbi çalışanların en çok ihtiyaç duyduğu maske üretimi için seferber etmesi, birçok kurumun 3D printerlarını oksiyen maskeleri için ventilatör basmaya başlamaları gibi… Tüm Avrupa’da evlerine hapsolan insanlara moral vermek için Berlin Filarmoni Orkestrası’nın web üzerinden konserlerini ücretsiz olarak açmasıdır krizi fırsata çevirmek. Ya da Cambridge Üniversitesi Yayınevi’nin tüm ders kitaplarını mayıs sonuna dek ücretsiz erişime açmasıdır… Çok değerli sanatçımız Gülsin Onay’ın Twitter’dan canlı konser vermesi de harika bir örnekti. İçinde koronavirüslü yolcularıyla Karayipler’de mahsur kalan ve hiçbir ülkenin limanına girmesine izin vermediği 1000’den fazla insan taşıyan İngiliz bandıralı cruise gemisi MS Braemar’a yalnızca Küba’nın kucak açmasıdır krizi fırsata çevirmek. Küba bu insanları aldı ve tedavi etmeye başladı. Küba diplomatik kaynaklarının, “Pandemi herkesin ortak çabasıyla sona erecek. Yolcuları kabul etmemizin sebebi insani kaygılar” açıklamasına paha biçilemez. Küba bununla da yetinmedi ve ülkenin ilaç üreticisi BioCubaFarma daha önceki SARS ve MERS salgınlarında etkisini gösteren Interferon Alpha 2B dahil olmak üzere koronavirüsle savaşacak 22 ilacın üretimi konusunda garanti verdi.

KRİZ YÖNETİMİNİN OPERASYONEL VE İLETİŞİM BOYUTU DA VAR

Avrupa Birliği ülkeleri salgın hastalıktan çaresiz kalan İtalya’nın yardım çağrılarını cevapsız bırakırken, Çin hükümetinin bir uçak dolusu doktor ve hemşireyi, ardından da başka bir uçakla tonlarca tıbbi malzeme göndermesidir krizi fırsata çevirmek. İtalyanların virüsün kaynağı Çinli sağlık uzmanlarını gözyaşları ve alkışlarla karşılamasına da paha biçilemez.

İşte Küba ve krizin kaynağı olmasına rağmen Çin’in marka değeri kesinlikle bu krizden yükselerek çıkacak. ‘Kriz fırsattır’ sözünün kaynağının Çin olması tesadüf olmasa gerek. Her krizin yönetilmesi gerekir şüphesiz. Kriz yönetiminin operasyonel ve iletişim boyutu da var. Krizi yönetecek bir ekibiniz, operasyonel planlarınız, iletişim tarafını yönetecek kadronuz ve farklı planlarınız olmalı. Profesyonellik bu gibi beklenmedik kriz ortamlarında atik davranmayı ve çok çabuk adapte olmayı gerektiriyor. 

İŞ DÜNYASI LİDERLERİ KIRILGAN TOPLULUKLARI, EKOLOJİK DENGEYİ VE HAYATI SAMİMİYETLE DESTEKLEMELİ

Fakat bu yaşadığımız günler, biz iletişimcilerin yıllardır ekonomi dünyasının liderlerine tavsiye ettiğimiz önermelerin, hemen yarınımızı şekillendirecek gerçekler olduğunu gösteriyor. İş dünyası liderlerinin kırılgan toplulukları, ekolojik dengeyi ve genel anlamda hayatı samimiyetle daha fazla desteklemeleri gerekiyor. Samimiyeti özellikle vurguluyorum. Pozitif algı yaratmak için değil, tüm paydaşlar adına gerçek değer yaratmak için. Çünkü Covid-19’dan sonra değişim çok hızlanacak ve dünya sadece ticari varoluşlarına odaklanmış olan kurumlar için çok zor bir yer olacak.

 

DİĞER YAZILARI