PİYASALAR
Eray Yüksek

2035'e yolculuk

Bugünden 2035’e kadar yaşayacaklarımız, büyük ilerlemelerin kaydedildiği Avrupa Rönesansı ile başlayan gelişmelerden çok daha fazla olacak. Bu saptama; akademisyenler, düşünürler, siyasetçiler, iş insanları, sivil toplum kuruluşları ve tabii ki fütüristler tarafından sık sık her ortamda dile getiriliyor. Öğrenciler, çalışanlar, anne babalar, yaşlılar, emekliler, işsizler, bu değişimin kendileri için bir fırsat mı yoksa tehdit mi olduğunu katıldığımız her toplantıda önümüze getiriyorlar… Öncelikle iyi haberle başlayalım; dünyada kalma süremiz, yani yaşamımız uzuyor. 60 yaş altında olan grubun, kalıtsal hastalık, kaza veya kötü ortamlarda (duman, zehirli gaz, radyoaktivite gibi) bulunmuyorlarsa, 95 yaş üstü görmesi, yeni gelen neslin ise 105 yaş sınırlarını zorlaması istatistiksel olarak oldukça olası. Bu da sadece çocuk ölümlerinin azalması ile değil; ilaç, sağlık, beslenme, kişisel bakım endüstrilerinin gelişimiyle destekleniyor. Ancak çok önemli bir alandaki gelişmeler, bu zamanda zıplamayı 2035‘lerde en üst noktaya taşıyacak-‘insan genomuna müdahale’… 1990’larda başlayan, DNA ve dizilimlerinin anlaşılmasına ve değiştirilebilmesine yarayan bu proje, terminal hastalıklara son vermekten organ yenilemelerine kadar birçok biyolojik gelişmeyi tüm insanlığın ulaşabileceği maliyetlerde sunmayı vaat ediyor.

DÖNÜŞÜM ZAMANI…

Diğer iyi haberimiz ise her aşamada kendini katlayarak büyüyen teknolojik kapasiteler ve bu sayede artan refahımız. Önce çok büyük kapasitelerde veri (yazı, ses, görüntü, video-big data) yaratıldı ve sunulmaya devam ediyor. Büyük verinin işlenmesi, anlam kazandırılması için gerekli süper bilgisayarlar devreye giriyor. Son olarak IBM, sınır tanımayan quantum bilgisayarını bulutta kullanıma açtı. Ağlarda ise hiper bağlılık hızla yayılıyor. (Cisco’ya göre 2030’da, 6 milyar insan sürekli bağlı olacak. ) Büyük veri, yüksek işlem gücü ve hiper bağlantılar ise her alanda karşımıza yapay zeka fırsatlarını çıkartıyor.  Ülkelerarası yeni bir aya seyahat yarışı, yapay zeka liderliği olarak belirlendi ve Çin, 2025te birinci sıraya geçmeyi hedefliyor. İnanılmaz hızla gelişen teknolojiler, 3 boyutlu yazıcılar, dronelar, artırılmış veya sanal gerçeklik, hologramlar, akıllı dijital asistanlar, robotlar, botlar, nano teknoloji ürünleri, kendi kendine öğrenen makineler, nesnelerin interneti, sürücüsüz araçlar, algoritmalar, mobil cihazlar, biyolojik implantlar, beyin bilgisayar arayüzleri, biyo sentetik uzuvlar, blok zincir uygulamaları, dijital paralar, yeni pil ve güneş enerjisi teknolojileri büyük dönüşümleri başlattılar.

2020’DE AĞLARIN YÜZDE 80’İ MOBİLDE OLACAK

Kitaplar, müzik, gazeteler, filmler ve televizyon derken; para, bankacılık, sigorta, sağlık, ilaç, ulaşım ve şehirler de hızlı bir şekilde dijitalleşiyor. Lojistik, imalat, enerji, tarım ve gıda endüstrileri dönüşüm planlarını yapıp kendini dijital dünyaya atma yolunda... Spotify, Uber, Lyft, Gett, Airbnb ve benzeri yeni oyuncular her geçen gün oyun sahnesine çıkıyor. Yine Cisco’ya göre 2020’de ağların yüzde 80’i mobilde olacak. Mobilleşme ile teknoloji artık elimizde, yanağımızda, kulağımızda. Çok yakında artırılmış ve sanal gerçeklik ile gözlerimize daha yakın olacak. Beyin bilgisayar arayüzleri ile kafamızın içine yerleşmesi ise 2035 sonraları için öngörülüyor. 

ROBOTLAR BÜYÜK FIRSATLAR YARATACAK

Apple Music, Amazon Kindle, Apple Pay, Ali Baba benzerleri plak kartellerini, yayıncıları, bankacıları, perakende satış zincirlerindeki aracıları yok etmeye başladılar. Aracısızlaştırmanın bir sonraki hedefi ise sağlık, sigorta, turizm endüstrileri… Nesnelerin interneti,  her konferansın ‘akıllı’’ ön ekini almasına neden oluyor. Akıllı şehirler, akıllı alışveriş, akıllı enerji, akıllı trafik, akıllı gıda, akıllı turizm, akıllı tarım… Robotlaşma ise her yerde ve fiyatları hızla düşecek. Yetenekleri üstel bir hızda artıyor. Endüstri robotu kullanmayı planlamayan ve Endüstri 4.0 yeteneklerini üretim bantlarına taşımayı düşünmeyen imalatçı kalmadı. Her dili anlayan, resimleri tanıyan, insana benzer yetenekleri ile rutin işleri üstlenecek robotlar büyük fırsatlar yaratacak. Önümüzdeki 16 yıla, yakın gelecek ile başlayarak bakarsak büyük bir olasılıkla gerçekleşecek aşağıdaki senaryolara karşı kendimizi, sosyal çevremizi, işlerimizi, dünyamızı hazırlamamız gerekiyor.

2020

4 milyar insan sürekli bağlı ve çevrimiçi. Bu insanların Apple Siri’si, Microsoft’un Cortonia’sı gibi akıllı dijital asistanları olacak ve efendileri hakkında her şeyi bilecekler. Akıllı bulutlar, büyük veriler, mobil yazılımlar ücretsiz veya çok ucuz olacak. Robot hizmetkarları az sayıda da olsa evlerde görmeye başlayacağız. Yaşlı bakımı, ev ödevi yardımcısı gibi görevleri üstlenecekler. Reklamcılar, markalar, siyasi partiler, kampanyalarını ağda çok daha verimli yürütecekler. Polis, itfaiye ve trafik, hizmetlerini çok daha kolay ve sorunsuz sunacak.

2025

Tüm rutin işler akıllı dijital asistanlar tarafından üstlenilmiş. Hasta botları ile doktor botları doğrudan haberleşiyor ve acil/akut/cerrahi tedaviler dışında doktora gitmeye gerek kalınmamış. Bilgi girişleri ses ile yapılıyor. Dijital kopyalarımız bizi dinliyor, izliyor, simüle ediyor ve dış dünyada bizi ondan iyi tanıyan yok. Microsoft’un HoloLens’i, Samsung’un sanal gözlüğü çok gelişmiş ve artık üstümüze, bedenimize entegre olmuş. Felçli, yaşlı insanlar dış iskeletler yardımı ile yürüyebiliyor. Diyabet, tansiyon, kolesterol hastaları ilaca gerek duymuyor. Bu hastalıklar başlamadan engelleniyor. Bazı kanser türlerine neden olan genleri saptadık ve hastalığı kontrol edebiliyoruz. Artık anonim değiliz, izleniyor, gözleniyor, kaydediliyor, denetleniyor ve raporlanıyoruz. Nesnelerin interneti ile arabalar, evler, şehirler, tüketilen ürünler, aygıtlar, makinalar birbirleriyle bağlantılı ve sürekli bilgi alışverişinde. Dijital para ve aracısız paylaşım ekonomisi hızla yayılıyor.

2030  

Her şey makineleşiyor ve makineler konuşmaları, görüntüleri, hatta duyguları nasıl anlayacağını öğrendi. 6 milyar insan bağlı. Bağlantıyı koparmanın cezası, ulaşım, navigasyon, mobilize kısıtlamaları veya sağlık, sigorta hizmetlerinde yüksek prim ödemeleri şeklinde. Sağlık, obezite ve aşırı tüketimin denetimi zorunlu. Nakit para kullanımı kalmadı. Sadece insana ait işler çok az, çok değerli ve pahalı. Gelir işten ayrılıyor, performansa ve sonuçlara göre para kazanılabiliyor. Daha az çalışmak yeni normal. Her şey ucuzluyor. Üretim verimliliğinden elde edilen gelirlerin bir kısmının vatandaşlık maaşı olarak dağıtılması çoğu ülkede hak oluyor. Uzun yaşam ve az çalışmanın sağladığı zamanın kullanımı sayesinde yaratıcılık, sanat ve entelektüel seviyeler patlamış.

2035

Sürücüsüz araçlar yollarımızda. Kanser, kalp, AIDS ve şeker kaynaklı ölümler tarihe karışıyor. 100 yaş üstü yaşamak oldukça olası. İşlerin çoğunu bizim yerimize robotlar ve yazılımlar yapıyor. Vatandaşlık maaşı hak olduğundan geçim sıkıntısı kalmıyor. Ancak çok da zengin olma şansımız, yüzde 1’in  dışında olası değil… Daha sonrası makine-insan yarışına tanıklık ederken insanlık; yaratıcılık, hayal etme ve sevgi özelliklerini öne çıkardığı sürece gelecek çok parlak… Bu yazıya ilham veren fütürist ve hümanist Gerd Leonhard’a konuşmaları ve ‘Teknolojiye Karşı İnsanlık’ kitabı için teşekkür ederim.

;
Yazının devamı için tıklayınız...

BUGÜN YAZANLAR