Ali Kamil Özmen
YAZARLAR
1.11.2021 12:30:00

Türkiye'deki limanlar ve ihtiyaçlar

Yatırım Ofisi, katma değeri yüksek ve istihdam yaratan nitelikli yatırımları destekleyerek, bu yatırımlara ilişkin tüm süreçleri yatırımcı adına takip ediyor ve hızlandırıyor.

Günümüz dünyasında ülkeler ekonomik büyümede süreklilik sağlamak ve küresel rekabette yer edinmek için uluslararası ticarette merkezi bir konum elde etmek durumunda kalıyor. Küresel ticarette denizyolu taşımacılığı payının yüzde 85 düzeylerinde olduğu göz önünde bulundurulursa, denizyolu bağlantılarını geliştirmenin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Denizyolu taşımacılığı, Türkiye'nin dış ticaretinde de çok önemli rol oynuyor. 2020 yılında ülkemizdeki denizyolu taşımacılığının ağırlık bazında ihracattaki payı yüzde 82, ithalattaki payı ise yüzde 95 olarak gerçekleşti. Konteyner taşımacılığının gelişme göstermesi ile birlikte denizyolu taşımacılığı kombine yük taşımacılığının gelişmesine de katkı sağlıyor. Konteynerin toplam elleçlenen yük miktarındaki payı, son yıllarda artış göstererek yüzde 25'lere kadar ulaştı. Son yıllarda gemi boyutlarında ve kapasitelerinde de artışlar yaşanıyor. Gemilerdeki bu kapasite artışları, liman süreçlerinde verimliliğin artırılmasını zorunlu kılıyor ve bazı yeni yatırımları gerektiriyor. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de konteyner yüklerindeki artış, limanlardaki kapasite genişletme ihtiyaçlarını gündeme getirdi. Bununla birlikte limanların etkin kullanılması ve üreticilerin taşıma maliyetlerinin azaltılabilmesi için limanlar ile sanayi alanları arasında demiryolu bağlantılarının sağlanmasına ihtiyaç duyuluyor. Kapasite artırımları ve altyapı iyileştirmelerine paralel olarak verimliliğin artırılması ve buna katkıda bulunacak dijital dönüşümün sağlanması da limanlardaki temel ihtiyaçlardan biri haline geldi.

HEM YEREL HEM DE ULUSLARARASI FIRSATLAR SUNULUYOR

Ulaşım ve lojistik sektörlerinin genel özellikleri ve coğrafi avantajları ile birlikte Türkiye, lojistik hizmet sağlayıcıları için hem yerel hem de uluslararası düzeyde önemli fırsatlar sunuyor. Düşük maliyetlerle gerçekleştirilen kaliteli yük taşımacılığı, ülkemizin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Bu doğrultuda ulaştırma ve iletişim sektörü, kamu yatırımları içerisinde en yüksek payı alan sektör olmaya devam ediyor. Son 20 yılda ülke olarak ulaştırma sektörüne yaptığımız yatırımlar, 145 milyar doları buldu. Ülkemizde ulaştırma, depolama ve haberleşme (UDH) sektörünün ekonomik hacmi Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'mızın yüzde 8,6'sına ulaştı. Türkiye son 20 yıllık dönemde diğer ulaştırma alt sektörlerinde olduğu gibi denizyolu taşımacılığındaki altyapısını da geliştirdi ve denizyolu ticaretindeki payını artırdı. Ülkemiz limanlarında elleçlenen konteyner miktarı, son 20 yıllık dönemde yıllık ortalama yüzde 13 oranında artış gösterdi. Son 20 yılda ulaştırmanın her bir alt sektöründe güçlendirmiş olduğumuz altyapı, ulusal ölçekte taşımacılık ağımızı geliştirirken uluslararası taşımacılıkta da önemli bir lojistik merkez haline gelmemizi sağladı.

Diğer yandan, dünya ekonomisinin yeni bir sürece girdiği Covid-19 salgını sonrası dönemde Türkiye'nin lojistik sektöründeki hizmet potansiyelini en iyi şekilde hayata geçirebilmek için lojistik avantajlarını ön plana çıkartmanın, çok modlu ve modlar arası taşımaların geliştirilmesini teşvik etmenin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte ulaştırma hizmetleri içerisinde demiryolu ve denizyolu taşıma paylarının artırılması; gümrük süreçlerinin sadeleştirilmesi ve dijitalleştirilmesi de ülkemizin uluslararası alandaki rekabet gücünün artırılması için atılması gereken önemli adımlardandır. Çünkü sektördeki büyük şirketlerin dijitalleşme süreçlerine olan yatırımları, lojistik süreçlerini hızlandırırken doğal olarak gümrük ve muayene işlemleri gibi idari süreçlerin de hızlanmasını zorluyor. Kamudaki dijitalleşme sürecine de hız kazandırıyor. Bu doğrultuda mevzuat sisteminin önemli ihracat pazarı ülkelerle uyumlulaştırılması, belge çeşitliğinin sadeleştirilmesi, gümrükleme sürecinin merkezileştirilmesi, dijitalleştirilmesi ve hızlandırılması gibi politikalar üzerinde çalışmalarımızı özenle sürdürmemiz gerekiyor. Özellikle yatırımcıların en çok kurumumuza başvuruda bulunduğu bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi ve dijital ortama taşınması önümüzdeki dönemde sektörün geleceğini belirleyecek temel akımlardan birkaçı olacak. Bununla birlikte son dönemde, dünyada yaşanan ekonomik ve toplumsal gelişmelerin küresel ölçekte sürdürülebilirlik, kapsayıcılık ve çevreye duyarlılık gibi yaklaşımları ön plana çıkardığını hep beraber görmekteyiz. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşlar da hükümetleri ulusal politikalar geliştirirken; iklim değişikliğinin zararlı etkilerini ve çevresel faktörleri daha çok göz önünde bulundurmalarını zorlayan tedbirler alıyor. Dolayısıyla yatırımlar hayata geçirilirken çevresel etkilerin en aza indirilmesi ve sürdürülebilirliğin sağlanmasına yönelik olarak uluslararası önlemler çerçevesinde hareket etmek; yeşil ulaştırma ve yeşil lojistik yatırım ve uygulamalarının desteklenmesini sağlamak da politika süreçlerindeki önceliklerimiz arasında olmalı...

Yatırım ofisi, katma değeri yüksek ve istihdam yaratan nitelikli yatırımları destekleyerek bu yatırımlara ilişkin tüm süreçleri yatırımcı adına takip ediyor ve hızlandırıyor.

ÇOK SAYIDA PROJEDE YATIRIMCILARIMIZA DOĞRUDAN DESTEK SAĞLADIK

Salgın dönemi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de güçlü bir ulaştırma ve lojistik altyapısına sahip olmanın önemini bir kez daha gösterdi. Coğrafi avantajları ile birlikte Türkiye, lojistik hizmet sağlayıcıları için lojistik hizmetlerinin hem Türkiye sınırları içerisinde hem de uluslararası ölçekte büyütülebilmesi açısından önemli fırsatlar sunuyor. Yatırım Ofisi olarak gerek saha gezileri gerek yurtdışı danışmanlarımız aracılığıyla yeni dönemle birlikte ülkemizin bu avantajlarını ve potansiyel fırsatları tanıtmak ve daha fazla doğrudan yatırım çekmek için azami gayret göstermekteyiz. Diğer sektörlerde olduğu gibi ulaştırma ve lojistik sektöründe de çok sayıda projede yatırımcılarımıza doğrudan destek sağladık. Bu çerçevede, teşvikler konusunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı başta olmak üzere kamu kurumlarıyla görüşmelerin koordine edilmesi, ilgili idarelerden çeşitli izin ve ruhsatların temin edilmesi, ÇED süreçlerinin hızlandırılması gibi çok sayıda faaliyet yürütüyoruz. Bu kapsamda denizcilik sektöründe gerçekleştirilen yatırımlarda da; gerek yeni liman yatırımları olsun gerekse ek konteyner terminallerinin ve depolama alanlarının inşası gibi liman genişletme yatırımları olsun, Ofisimiz önemli roller üstleniyor. Pek çok firma yük istasyonları, lojistik merkez ve yeni terminal yatırımları için ofisimize müracaat ediyor. Bu müracaatların en hızlı ve ülke politikalarımızla uyumlu olacak şekilde neticelendirilmesi için ilgili kamu idareleri ile iş birliği içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.