PİYASALAR
Mehmet Odabaşı

Altın ve kardeşlerinden dünya parası çıkar mı?

Kolayca işlenebilecek yumuşaklıkta, parlak, sarı renkli bir maden dediğimizde aklımıza hemen altın gelir. Altın kelimesinin Latince karşılığı olan ve Au sembolünün türetildiği Aurum kelimesi aslında ışıldayan, parlayan demektir. İşte bu ışıldayan ve parlayan sarı metal, yaratılışından gelen özellikleri sayesinde asitlere karşı dayanıklı, tepkimeye girmediği için havadan ve sudan etkilenmeyen, paslanmayan, kararmayan, bozulmayan ve yumuşak olduğu için kolayca biçimlendirilebilen bir madendir. Tüm bu özellikleri sebebiyle tarih boyunca değerli görülmüş ve para olarak kullanılmıştır. Öyle görünüyor ki altının bu itibarı dünya son nefesini verene kadar devam edecektir. Çünkü altın hangi halde bulunursa bulunsun hep aynı değerini koruyan bir madendir. Bu yüzden tarih boyunca para olarak kullanılmış veya tedavülde olmasa bile tedavüldeki paralardan daha değerli bir para konumunda olmuştur.

Altın dışında bilim adamları para olarak kullanılabilecek yedi element bulunduğunu belirtmektedir. Bu elementler platinyum, paladyum, rodyum, iridyum, osmiyum, rutenyum ve gümüştür. Tabiatta zor bulunan bu metallerden altın ve gümüş dışındakilerin erime sıcaklıkları ortalama bin 700 derecedir ve para formuna dönüştürülmesi meşakkatli olduğundan bu metaller içerisinde değerli para olarak tercih edilen metaller altın ve gümüş olmuştur.

ALTIN İSLAMDA DA KABUL GÖRMÜŞTÜR

İslam hukukçularının kanaati de insanlık tarihi boyunca oluşan bu tecrübeyle paralellik arz eder. Klasik fıkhî yaklaşım açısından altın ve gümüş, bütün türleriyle para olarak görülür. Bu geleneksel yaklaşıma göre altın ve gümüş yaratılıştan paradır; yani para özelliği hiç kaybolmayan birer madendir. İslam hukukçularının bu anlayışı, altın ve gümüşü mal ve hizmetlerin değerini objektif bir biçimde ölçme özelliği hiç değişmeyen bir mübadele aracı olarak kabul ettiklerini gösterir.

Mal ve hizmetlerin değerini gösteren ölçü (mizan) ise objektif olmalı, taraflar arasında adaleti sağlamalı, vicdanlarda haksızlık meydana geldiği duygusunu oluşturacak bir şüphe bırakmamalı, tüm yeryüzünde kabul görmeli, bozgunculuğa sebep olacak hilelerden korunmalı ve insanlara ait servetleri değersiz göstermeye yönelik bir araç haline getirilmemelidir.

ÖLÇÜDE HİLE YAPILMAMALI

Para da malların değerini gösteren bir mübadele aracı ve ölçü birimidir. Değer ölçüsü olması bakımından paranın uzunluk, ağırlık ve hacim ölçüleri için kullanılan birimlerden farkı olmamalıdır. Nasıl ki uzunluk, ağırlık ve hacim ölçülerinde hile yaparak bunları bozmak, mizanı eksiltmek veya artırmak anlamına geldiği için İslam dininde haram ise paranın gerçek ölçüsünü herhangi bir mal ve hizmet ticareti ya da ortaklık ilişkisi bulunmadan karşılıksız ve sanal bir fazlalık üreterek bozmak da yasaktır. Ayrıca maldan bağımsız bir şekilde salt ölçü birimini satmak nasıl akla ve mantığa aykırı ise para mübadelesinin de maldan bağımsız olarak karşılıksız ve sanal bir fazlalıkla gerçekleştirilmesi o kadar mantıksız ve akla aykırıdır. Bize göre faiz işte tam da bu yüzden haram kılınmıştır. Yani paranın mizanını bozduğu ve maldan bağımsız olarak salt ölçü birimini ticaret konusu yapmak anlamına geldiği için faiz yasaklanmıştır. Bu iddiamız zâtî (kendinden) değeri bulunan para açısından ortaya çıkabilecek faize yöneliktir. Halbuki günümüz para sisteminde paranın kendisinin zâtî değeri bulunmadığı için daha en baştan mizanı doğru değildir. Dolayısıyla varsayılan paraya para muamelesi yapmak zorunluluktan başka bir nedenle açıklanamaz.

PARANIN FARKI

Paranın sadece ölçü birimi olmak bakımından diğer ölçü birimlerinden farkının bulunmadığı söylenebilir. Ancak bu ölçü biriminin gerçek bir tasarruf aracı, hakiki bir servet ve sermaye olabilmesi için arkasında bir varlık bulunması gerekir. Dolayısıyla paranın bir ölçü birimi olması yanında en temel özelliği aslî bir değer taşıyor olmasıdır. İşte İslam hukukçuları altın ve gümüşe yaratılıştan para hükmünü verirken bunu dikkate almışlardır. Halbuki günümüzdeki para sistemi, arkasında herhangi bir gayrimenkul bulunmayan tapuya benziyor.
Paranın mizanını koruyabilmek ve bu mizanı faiz yoluyla bozmamak sadece varsayılan bir değerle değil aslî değeri de olan varlıklarla sağlanabilir. 

‘ALTI EŞYA HADİSİ’

Bu para sistemini oluştururken Hz. Peygamber’in (SAV) ‘altı eşya hadisi’ diye bilinen hadisinden yararlanılabilir. Altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuzun sayıldığı bu hadis bize çok önemli ipuçları vermektedir. Bu varlıklara ben ‘Altın ve Kardeşleri’ diyeceğim. Kanaatimizce bu varlıklara benzeyen ve ortak yönleri bulunan başka varlıklar da tespit edilip fıkıh, iktisat, ekonomi, hukuk ve para uzmanlarının ortak çalışmaları sonucunda tüm dünyada ortak bir para sistemi kurmak mümkün olabilir. Hayal ettiğim ‘Dünya Parası’ sistemini oluşturma adına şu hususlara dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum:

1. Tüm dünyada geçerliliği olan, bozulmadan muhafaza edilebilen ve kolayca tedarik ve tedavül edilebilen varlıklar tespit edilmeli; söz konusu varlıkların birbirleriyle mübadelesinde faiz meydana gelmemesi için altı eşya hadisinde sayılan kurallara riayet edilmelidir.
2. Tespit edilen varlıklar arasında standart bir değerleme oranı geliştirilmelidir. Örneğin 1 gram altın = 10 gram gümüş. Ancak bu varlıkların azalması veya çoğalmasına göre aradaki değerleme oranının bozulmasına müsaade edilmemeli, gerekirse bu dengeyi bozan varlık sistem dışına çıkarılmalıdır.
3. Gerçek varlıkları temsil eden sertifikalar veya kayıtlar oluşturulmalıdır. Geçmişte bir takım madenleri para formuna sokmak dolayısıyla karşılaşılan güçlükler, günümüzdeki teknoloji sayesinde ortadan kalkmış durumdadır. Çünkü bu varlıkları, bizzat kendisini para formuna dönüştürmeden menkul hale getirmek mümkündür.
4. Dünyanın her yerinde bu sertifika ve kayıtlarla istenen mal ve hizmet veya sertifikanın temsil ettiği varlıklar alınabilmelidir.
5. Sertifikalar ve hesaplar dünyanın her yerinde uluslararası geçerliliği olan yasal bir koruma altında alınmalıdır.
6. Sertifikanın temsil ettiği varlıklar teslim alınmak istendiğinde bu varlıkları muhafaza eden lisanslı kuruluşlara gerekli masraflar ödenerek teslimat yapılabilmelidir.

GENEL GEÇERLİ OLMALI

Paranın doğrudan doğruya bir ihtiyacı karşılamadığı, ihtiyacı karşılayacak mal ve hizmetlerin elde edilmesine aracılık ettiği herkes tarafından kabul edilen bir kuraldır. Ancak bu aracılığın ötesinde paranın aslî değeri olan bir varlığa dönüştürülüp yerine göre bazı ihtiyaçları da karşılayan bir özellik arz eder hale getirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. 
Bu bakımdan paranın pek çok işlevi yanında en temel işlevi olan ortak bir ölçü birimi olma işlevinden tam anlamıyla söz edebilmek için, paranın zâtî değerinin olması ve bunun tüm dünyada geçerliliği olan bir sistemle koruma altına alınması gerekir. Kanaatimizce, dünya parası olma kabiliyetini haiz bir para sistemi geliştirilmeden gerek yerel gerekse uluslararası ticarette haksızlıkların önüne geçmek mümkün olmayacaktır.

;
Yazının devamı için tıklayınız...

BUGÜN YAZANLAR