PİYASALAR
Elif Kaptanoğlu
[email protected]

Dünü, bugünü ve yarınıyla kadın

Nesilleri ve toplumları meydana getiren; doğuran, büyüten, yetiştiren ve topluma kazandıran kadınlar, geçmişten günümüze her daim baş tacı olmuşlardır. Hane içinde oldukları kadar hem ticarette hem de siyasi çevrede etkin rol oynamışlar; savaş meydanlarında eşlerini yalnız bırakmayarak düşman üzerine birlikte yürümüşlerdir. Türk kadınının kahramanlığı ve cesareti dilden dile yayılmış, ünü ülke sınırlarını aşmıştır. Öyle ki eski Türklerde kadın, kitabelerde ve destanlarda önemli bir yere sahip olmuş, kutsal kimlik taşımış ve ilahi bir varlık olarak düşünülmüştür. Tarihe baktığımızda, Türk kadınının devletin her kademesinde yer aldığını görüyoruz. Göktürklerden bu yana devam eden ‘Hatun’un görevi, Türklerin İslamiyet’i kabulü ve sonrasında kurulan Karahanlı ve Selçuklu Devletleri’nde de devam etmiştir. Bu dönemde siyasi nüfuza sahip Hakan eşlerinin yanı sıra bizzat devlet yöneten kadınlar da vardır. Örneğin, Tuğrul Bey’in hatunu Altun Can Hatun ile Melikşah’ın annesi Terken Hatun siyasi alanda, II. Kılıçarslan’ın kızı Gevher Nesibe ise sosyal yaşamda söz sahibi olmuştur.

OSMANLI'DA KADIN YÖNETİCİLERE YÖNETİCİLİK HAKKI, II. ABDÜLHAMİD HAN DÖNEMİNDE SAĞLANDI

Hem Kağan hem de halk tarafından büyük saygı gören kadınların kendilerine ait ordu ve otakları (sarayları) vardı. Törenlerde ve şölenlerde Hakan’ın soluna oturur, siyasi ve idari konulardaki görüşlerini beyan ederlerdi. Devlet meclislerine katılan kadınlar, devlet adına önemli belgeleri imzalardı. Büyük Hun İmparatorluğu ile Çin arasındaki ilk barış antlaşmasını Mete Han'ın Hatununun imzaladığını biliyoruz. Kanuni Sultan Süleyman ve 3. Selim dönemlerinde, kadınların çalışma hayatına katılmalarına ait fetvalar ve fermanlar yer almaktadır. Osmanlı toplumunda kadının sosyal ve hukuksal statüsü, Tanzimat öncesi ve sonrası olarak değerlendirilmiştir. Kadınlara yöneticilik yapma hakkı ilk olarak II. Abdülhamid Han devrinde sağlanmıştır. Osmanlı Devleti öncesi ve ilk zamanları kullanılan ‘Türk Kadını’ tabiri, Fatih Sultan Mehmet döneminden başlayarak farklı etnik kökenlerden gelen kadınların da aynı toplumun bireyleri olmaları dolayısıyla ‘Osmanlı Kadını’ tabirini almıştır. 

GLOBAL BAŞARILARA İMZA ATILIYOR

Ülkemizde de kadınların çalışma hayatına katılması, sanayileşmeyle paralel olarak artış göstermiş; dokuma sektöründeki gelişmeler kadın iş gücü sayısını hızla artırmıştır. Sanayi Devrimi, kadının ücretli olarak çalışmaya başlamasının miladı olarak kabul edilmektedir. Tarih boyunca temsil ettikleri değerler ve birikim sayesinde kadınların ekonomik hayata katılımı günden güne artıyor. Kadın girişimcilerin kurdukları işletmeler, ekonomik hayata yön veriyor. İşe alım süreçlerinde gelen taleplerde, ekonomik hayata katılımında ve C-level pozisyonlarında kadınların istihdamı dikkat çekici düzeyde. Ülkemizde birçok global şirketin yöneticisi konumunda olan iş kadınlarımız, Türkiye’de olduğu kadar dünya çapında da ses getiren projelere imza atıyor. Kadınların iş gücüne katılması sürdürülebilir kalkınmanın, sosyal gelişmişliğin ve toplumsal refahın önemli unsurudur. 2023’te dünyanın 10  büyük ekonomisi arasında yer almayı hedefleyen ülkemizde, nüfusun geniş bölümünün çalışma hayatına katılması hedefleniyor. Kadının iş hayatındaki yadsınamaz rolünün tam anlamıyla kavranması ve refah seviyesini artıran bir konuma ulaşması son derece elzemdir. Elbette, bu ideallere ve hedeflere ulaşmada bizim katkımız olmazsa olmazdır ve bu, başarının yegane unsuru olacaktır. Kadınlar olarak, tarih boyunca üstlendiğimiz sorumlulukların karşılığını her daim tam anlamıyla yerine getirdik ve getirmeye devam edeceğiz.

;
Yazının devamı için tıklayınız...
Elif Kaptanoğlu
[email protected]

E-ticaretin insan kaynağı ihtiyacına etkisi

E-ticaretin hayatımıza girmesiyle, mağaza mağaza dolaşmak yerine oturduğumuz yerden birkaç tıkla dünyanın herhangi bir noktasından istediğimiz ürünü/hizmeti birkaç saniyede temin edebiliyoruz. Günümüzde bu yeniliğe ayak uydurabilen şirketler, ürünlerini dünya pazarına çok daha düşük maliyetlerle sunabiliyorlar. Bugün aklımıza gelebilecek her meslek dalında, online eğitim programları başta olmak üzere birçok ürünü kısa sürede temin edebiliyor olmamızın bize kazandırdığı bilgi birikimi, mesleki yetkinliklerimizi de geliştiriyor. Ayrıca e-ticaret uygulamalarının sağladığı zaman tasarrufu, bireylere çalışmalarına odaklanma ve çok daha kısa sürede tamamlama imkanı sunuyor.  

NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞI ARAYIŞI

Hem geleneksel pazarlama faaliyetlerindeki maliyetleri düşürmek hem de teknolojik imkanlardan yararlanarak çağın gerisinde kalmak istemeyen şirketler ise bir bir e-ticarete yönleniyor. Bu şirketler, kendi e-ticaret uygulamalarını hayata geçirmek ve/veya global e-ticaret uygulamalarında kendi ürünlerine yer vermek ve bu sistemlerle entegre çalışan yazılımlar oluşturmak için nitelikli insan kaynağı arayışına giriyor. Eskiden şehrin en merkezi noktalarında bir iş yeri/satış ofisi açmak ve pazarlama yönü kuvvetli çalışanlar istihdam etmek üreticiler için yeterliydi. Ancak bugüne geldiğimizde; arzın çok yoğun olduğu dönemde ürünleri farklılaştıracak, e-ticaret uygulamalarını sürekli güncel ve işleyebilir halde tutacak nitelikli mühendislere, yazılımcılara ve uygulama geliştiricilere ihtiyaç duyuyoruz. 

YENİ YETKİNLİKLER ÖNE ÇIKIYOR

Türkiye’de birçok perakende devi, dijital dönüşüm yaşıyor ve perakendenin dijitalleşmesi, sektörü de büyüterek ülkemizde e-ticaret kültürünün yerleşmesine büyük katkı sağlıyor. Ancak Türkiye’de e-ticaret sektörünün yüzde 3,5 seviyesinde olan perakendedeki payı, hâlâ dünya ortalamasının altında. Sektörde hayata geçirilen her yenilik, inovasyon ve başarı hikayesi, e-ticaret pazarını da beraberinde büyütüyor. E-ticaretin sürekli değişen ve evrilen yapısı, yeni yetkinlikleri doğuruyor; bu da şirketlerin aradıkları insan kaynağına ulaşmasını zorlaştırıyor. E-ticaret uygulamaları, gerek şirketlerin gerekse tüketicilerin davranış ve alışkanlıklarını değiştirdiği gibi bu yeni sistemin, insan kaynakları alanında değişim yaptığı da açık bir gerçek.

FARKLI MESLEKLER

Sektörün gelişmesi, beraberinde e-ticaret alanında uzmanlaşmış farklı meslekleri de ortaya çıkarıyor; dijital proje yöneticileri, dijital reklam uzmanları, kategori yöneticileri, içerik yöneticileri, büyük veri yöneticileri, UX yöneticileri gibi… Ayrıca arama motoru reklamcılığı, kullanıcı deneyimi uzmanı, kullanıcı arayüzü tasarımcısı, mobil ürün tasarımcısı gibi meslekler de e-ticaret sektörünün, en aranılan iş dallarının başında geliyor.  E-ticaret bilişim teknolojilerinden dijitale, medyadan üretime kadar pek çok sektöre katkı sağlıyor ve bu, istihdam oranında olumlu etki sağlıyor. E-ticaret gibi yeni ve geniş bir alanda, sektördeki insan kaynağı ihtiyacını doldurmak için İK’lara büyük görev düşüyor. Sosyal ağları etkin kullanabilen, tasarım ve yazılım altyapısına sahip, kendini yetiştiren ve geliştiren genç yeteneklerin keşfi, Türkiye’deki e-ticaret sektör büyüklüğünün dünya ortalamasına ulaşmasını ve herkes için kârlılığı beraberinde getirecektir.

;
Yazının devamı için tıklayınız...

BUGÜN YAZANLAR