PİYASALAR

Akdoğan: Sağlık turizmine ev sahipliği yapıyoruz

MYC Partners Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Akdoğan Türkiye'de son yıllarda büyüme gösteren sağlık turizmi ile ilgili Platin'e konuştu

Türkiye’nin dünya turizm ve seyahat sektörü içindeki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Kesinlikle hakkettiği yerde değil. Bunu kesin bir dil ile söyleyebiliriz. Ege, Karadeniz, Akdeniz ile çevrilmiş durumdayız ve 2 kıtayı birleştiriyoruz. Türkiye coğrafi konumu sayesinde insanlık tarihi boyunca önemli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır.  Önemli ulaşım ağlarının da geçiş noktasını oluşturmasıyla seyahat tarihinde adından sıklıkla söz ettirmiştir. Medeniyetlerin kilit taşı rolündedir.  Yani hem eski medeniyetler hem de din medeniyetlerini içeren bir yerdir. Sadece tatil yeri değildir. Türkiye günümüzde sağlık turizminde çok öne çıkmaya başladı. Şu anda sağlık turizminde 7. sıralarda ama benim görüşüm ilk 3’te olmayı hakkediyor. Hatta liderliği hakkediyor. Bu konuda devletin de sağlık turizmini güçlendirecek hamleleri var. Özel girişiminde ciddi atılım hamleleri de gerekli görünüyor. Uzun yıllardan sonra sektörün içinden gelmiş Kültür ve Turizm Bakanlığı koltuğuna oturan, bu işi çok iyi bilen bir turizm bakanımız var. Kendisinin özellikle de üst segment turiste hitap edebilen bir şirket yapısı bulunmaktadır. Bu hamleler ile Türkiye ilk 3’te bulunmayı hedefler ve liderliğe doğru ilerler.

-Güçlü ve zayıf alanlarımızı özetler misiniz?

İçinde bulunduğumuz coğrafya, hakettiğimiz değeri elde etmemizde bir yandan avantaj bir yandan dezavantaj olarak karşımıza çıkıyor. Muazzam bir coğrafyada yer alırken bir yandan da komşu ülkelere baktığımız zaman şanssızlıkları da içeriyor. Bütün mesele komşu ülkelerin yarattığı olumsuzlukların Türkiye’ye etkilerini minimize etmek, buna karşılık Türkiye’nin kendi coğrafyasının verdiği imkanlardan da maksimum yaralanmasını sağlamaktır.

Türkiye tatil turizminin yanı sıra inanç turizmiyle de yüzyıllardır içinde barındırdığı tarihi geçmişine ziyaretçileri çekiyor. Bugün dinler medeniyetinin odaklandığı birkaç ülke vardır.

Bunların başında Türkiye gelir. Biraz İtalya vardır, biraz da Yunanistan. Ancak en büyük inanç eserlerine ev sahipliği yapan ülke Türkiye’dir. Duruşundaki hoşgörü sayesinde diğer dinlere ait tarihi yapılar günümüze kadar iyi bir şekilde ulaşmıştır. Bu saygı ve hoşgörü Türkiye’yi diğer ülkelerden avantajlı duruma getirmiştir. Örneğin; Göbeklitepe’de binlerce yıllık yaşam formu bulunmaktadır. İnsan elinden çıkmış olan bu yapılar tarih öncesi dönemlerde burayı inşa eden insanların özellikle dini tören ihtiyaçlarını karşılamak için yapılandırılmıştır.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından her yıl yayınlanan Seyahat ve Turizm Rekabet raporunda; Türkiye’nin en güçlü olduğu alanlardan 20 tanesi dünya kültür mirası listesine girmiştir. Bu listede zengin kültürel kaynaklar, çok sayıda düzenlenen fuarlar, sergiler ve güçlü yaratıcı endüstriler yer almaktadır.

-Türkiye turizminin güçlenmesi ve dünyadaki yerini kuvvetlendirmesi adına attığınız somut adımlar nelerdir?

Önemli bir gelir kaynağı olan turizm, insan ihtiyaçları, artan teknolojik faktörler sebebi ile sürekli bir değişim içindedir. Yakın zamana kadar turistlerin yaptıkları seyahatlerin ana maksadını; yeni yerler görmek, doğal güzellikleri gezmek, denize girmek v.b. gibi faktörler oluşturmaktadır.  Günümüze doğru gelindiğinde ise bu maksatların yerini hastalıkların tedavilerinin yapılmasının yanı sıra iklim, hava şartları ve teknolojilerinden  faydalanarak  iyileşmek oluşturmaktadır.  Bu suretle daha zinde ve sağlıklı bir yaşam sürme amacı elde edilmektedir.  Biz de bu nedenle estetik ve genel hastanelerimizde sağlık turizmine ev sahipliği yapıyoruz. Değişen tüketici tercihlerine yönelik yeni potansiyel alanlar yaratarak turizmin mevsimlik ve coğrafi dağılımını düzenlemek için sağlık turizmine önem veriyoruz. Amacımız; rehabilitasyona gerek duyanların ve diğer hastaların uygun iklim koşullarında, yüksek kaliteli tedaviler ile iyileştirilip, sağlıklarını koruyarak  daha iyi konuma getirmektir. Ülkemiz bu anlamda  tedavi amaçlı sağlık turizminde yüksek avantaja sahiptir.

-Türkiye’yi rakiplerinden ayıran ve öne çıkartan özellikleri neler?

Ülkemiz; tarihi zenginlikleri, doğal kaynakları, coğrafi konumu, dini ve kültürel değerleri, insan ve insani faktörleri ile küresel barış medeniyetinin olmazsa olmazlarını oluşturmaktadır.

-Türkiye’nin en çok hangi bölgelerine seyahat etmekten keyif alıyorsunuz? Neden?

Bütün Türkiye’yi dolaştım. Karadeniz’de doğayı yaşadım. Güneydoğu’da medeniyetlerin bambaşka kültürlerini gördüm. Ege’de tatil yaptım. Türkiye’nin her bir yeri hakkında dünyaya tanıtmamız gereken ne varsa hepsini yaşadım. Her biri ayrı bir keyifti. Örneğin; Orta Anadolu’da Kapadokya’yı yaşadım. Dünyada böyle bir yer yok.

-Konuyla ilgili söylemek veya eklemek istediğiniz farklı bir şey var mıdır?

Sağlık turizmine yönelik LUX*Bodrum Resort & Residences otelimizde, yeni yatırımımız olan Vitalica Wellness merkezimizi mayıs ayında hizmete açtık. Vitalica Wellness ile hem geleneksel hem de modern tıbbın en etkili uygulamalarını içeren ve ‘’kişiye özel’’ olarak belirlenen zengin programlarıyla beklentilerin ötesinde wellness ve sağlık hizmetleri sunmayı hedefliyoruz. Dünyada bir ilk olarak modern tıp ile geleneksel tıbbı bir araya getiriyoruz. Hint, Çin, Ortadoğu gibi güçlü yönleri alınmış koruyucu modelle geliştirilmiş bir programdan bahsediyorum. Wellness konseptinde detox, ozon tedavileri, damardan vitaminler gibi çeşitli uygulamalar yer alıyor. Wellness ile ilgili İstanbul’da 1 hastane 3 klinik açacağız. Sonra Almanya, Amerika başta olmak üzere yurtdışına açılmayı hedefliyoruz. Hastalarımızın yüzde 90’ı yurtdışından gelecek. Avrupa’da hiç bir kliniğin arkasında hastane gücü yoktur. Bu proje için çalışmalarımızı 2 yıl içinde tamamladık. Şu anda 3 profesör, 2 doçent 5 uzman doktor ile çalışıyoruz.