PİYASALAR

SPK: KOBİ’lerin finansman kalitesini artırmak zorundayız

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, "Ülkemizde ihraç edilen Özel Sektör Borçlanma araçlarının çok büyük bir kısmının bankalar vb. finansal kuruluşlar tarafından ihraç edildiği, reel sektörün payının yüzde 10 seviyesinde kaldığı görülmektedir. Bu durum, pay arzlarının düştüğü dönemlerde reel sektörün sermaye piyasalarının tamamıyla dışında kaldığını göstermektedir." dedi

Taşkesenlioğlu, İstanbul'da gerçekleştirilen Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin (TSPB) 19. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmada, TSPB'nin, 2001 yılından itibaren, sermaye piyasalarında faaliyet gösteren bankaları, aracı kurumları, portföy yönetim şirketlerini ve yatırım ortaklıklarını, en üst düzeyde temsil ettiğini dile getirdi.

Küresel ekonominin son yıllarda dalgalı bir seyir izlediğini ve bir takım belirsizliklerin gündemin ilk sıralarında yer aldığını belirten Taşkesenlioğlu, "Geride bıraktığımız 5 yıla baktığımızda, Suriye iç savaşı, Ukrayna’da yaşananlar, Kuzey Kore-ABD gerginliği, Brexit meselesi ve son olarak ABD ve Çin arasında yaşanan ticaret savaşlarının finansal piyasaların birincil gündemi olduğu ve birçok ekonomik meselenin önüne geçtiği görülmektedir. Bu belirsizliklerin, küresel büyüme beklentilerini ve gerçekleşmelerini de doğrudan etkilediği görülmektedir." diye konuştu.

Taşkesenlioğlu, tüm bunlara rağmen sermaye piyasalarının tüm dünyada işlemeye devam ettiğine, küresel ve yerli ölçekte fırsatlar sunduğuna ve gelişimini sürdürdüğüne dikkati çekti.

"KOBİ’lerin finansman kalitesini artırmak zorundayız"

Sermaye piyasalarından öz kaynak finansmanı ve borçlanma araçları yoluyla olmak üzere iki temel yöntemle finansman sağlanabildiğini anlatan Taşkesenlioğlu, şunları kaydetti:

"Pay arzı yoluyla finansman sağlamayı tercih etmeyen şirketler için borçlanma araçları B planı olmaktadır. Ancak, ülkemizde ihraç edilen özel sektör borçlanma araçlarının çok büyük bir kısmının bankalar vb. finansal kuruluşlar tarafından ihraç edildiği, reel sektörünün payının yüzde 10 seviyesinde kaldığı görülmektedir. Bu durum, pay arzlarının düştüğü dönemlerde reel sektörün sermaye piyasalarının tamamıyla dışında kaldığını göstermektedir. Bundan dolayı SPK olarak reel sektör şirketlerinin de sermaye piyasalarından borçlanma kabiliyetlerinin geliştirilmesine ve bu araçların ikincil piyasada oluşan likiditesini artırmaya yönelik çalışmalara önem vermekteyiz."

Diğer taraftan, Türkiye’de katma değerin ve ihracatın yüzde 50’den fazlasını gerçekleştiren KOBİ’lerin sermaye piyasalarından yeterince yararlanamadığını dile getiren Taşkesenlioğlu, "Ekonomimiz şoklara karşı dirençli ve istikrarlı bir görünüme sahip olsun istiyorsak, KOBİ’lerin finansman kalitesini artırmak zorundayız. Bu durum, şirketlerin uzun soluklu planlar yapabilmesine imkan sağlayacaktır." dedi.

"Tam da bu noktada, kurulun girişimleri sayesinde başta KOBİ’ler olmak üzere girişimcilerin sermaye piyasalarının sunduğu alternatif finansman olanaklarından faydalanmaları amacıyla kitle fonlamasına ilişkin düzenlemelerde son aşamaya gelinmiştir." diyen Taşkesenlioğlu, kitle fonlaması düzenlemesinin yürürlüğe girmesiyle KOBİ’lerin ve erken aşama sermayeye ihtiyaç duyan girişimcilerin de sermaye piyasalarından faydalanmalarının daha kolay hale geleceğini bildirdi.

"Sermaye piyasaları, hızla zengin olunan ya da batılan bir mecra olarak lanse ediliyor"

Ali Fuat Taşkesenlioğlu, bazı konu başlıklarına özellikle dikkati çekmekle birlikte, sermaye piyasalarının geneli konusunda hedeflere ulaşabilmek için daha çok çalışılması gerektiğinin farkında olduklarını ve bu konunun merkezindeki sihirli kelimenin ise tasarruflar olduğunu kaydetti.

Bu konuyu ele alma aşamalarına değinen Taşkensenlioğlu, şunları söyledi:

"Bu konuyu iki soru ile iki ayrı aşamada ele almamız gerekmektedir. Birincisi, ülkemizdeki mevcut tasarrufları nasıl sermaye piyasalarına çekebiliriz? İkincisi ise mevcut tasarruf seviyesini nasıl artırabiliriz? Tasarruf sahiplerinin sermaye piyasalarını neden tercih etmediği konusunda yapılan çalışmalarda öncelikli olarak güven sorunu ile karşılaşmaktayız. Maalesef, başta pay piyasaları olmak üzere, genel anlamıyla sermaye piyasaları, hızla zengin olunan ya da batılan bir mecra olarak lanse edilmektedir. Ayrıca, tasarruf sahiplerinin bu konuda maruz kaldıkları raporların, yayınların ya da diğer tür çalışmaların genellikle kısa vadeye odaklandığı görülmektedir. Bu durum, insanların gözünde sermaye piyasalarının ciddiyetinin kaybolmasına ve güven erozyonuna neden olmaktadır."

"Tasarrufların artırılması ekonominin genel görünümü için büyük önem taşıyor"

Tasarrufları sermaye piyasalarına çekebilmek için, yatırımcılara uzun vadeli bir yatırım projeksiyonunun sunulabilmesi ve uzun vadeli planlar yapabilmelerine yardımcı olunması gerektiğini dile getiren Taşkesenlioğlu, bu konuda birlik üyelerine önemli görevler düştüğünün altını çizdi.

İkinci aşamanın ise mevcut tasarrufların artırılması olduğunu ifade eden Taşkesenlioğlu, "Tasarrufların artırılması, ülkemizin dış finansman ihtiyacını azaltacağından, sadece sermaye piyasaları değil ekonominin genel görünümü için de büyük önem arz etmektedir. Bu noktada, Bireysel Emeklilik Sistemi ve Otomatik Katılım Sistemi’ni oldukça önemsiyoruz. Türkiye’de tasarruf algısı konusundaki paradigmayı değiştireceğine inandığımız bu sistemin, özellikle makul getiriler sağlayarak vatandaşlarımızı memnun etmesi, yerleşik bir hal alması için hayati öneme sahiptir." diye konuştu.

Tasarrufların artırılması konusunun diğer bir yüzünün ise yabancı tasarrufların Türkiye’ye çekilmesi olduğuna dikkati çeken Taşkesenlioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu konuda siyasi ve makro ekonomik istikrarın önemli olduğunun bilincindeyiz. Ancak, İstanbul Finans Merkezi projesi kapsamında, başta İstanbul olmak üzere, tüm Türkiye’nin finansal kapasitesini ve küresel ölçekteki algısını şekillendirecek olan yetişmiş insan kaynağımız olacaktır. Bu anlamda, yatırım kuruluşları, insan kaynağımız için birer okul konumundalar. Birlik üyelerimizin çalışanlarına özel önem vermeleri ve kapasitelerini artırmalarına fırsat ve kaynak sağlamaları büyük önem arz etmektedir. Bu kültürü kalıcı hale getirebilirsek, hem Türkiye, hem sermaye piyasaları hem de Birlik üyeleri oldukça kazançlı çıkacaktır."