"/>
PİYASALAR

Micro Focus Türkiye’de müşterileriyle büyüyor

Son yılların en büyük şirket birleşmelerinden birini yaşayan Micro Focus Türkiye’deki bir yılını tamamlayarak pek çok sektörde ve şirkette başarılı projeler gerçekleştirdi. İş hacmi ve insan kaynağı olarak büyüyen Micro Focus, yeni yılda da yeni teknolojileri müşterilerine sunarak onlarla birlikte büyümeye devam edecek

Hewlett Packard Enterprise (HPE) yazılım iş birimi ile birleşme sürecini tamamlayan Micro Focus, bir yılı aşkın süredir Türkiye’deki faaliyetlerini yoğun olarak sürdürüyor. Şirket geçtiğimiz bir yılı değerlendirip 2019 yılı hedeflerini, projelerini ve teknoloji eğilimlerini ortaya koyduğu bir toplantı düzenledi. Toplantıda birlikte başarılı projelere imza attıkları şirketlerin teknoloji liderlerini (CIO) de ağırlayarak ortak bir sinerji oluşturdu. Dünyanın en büyük ilk 10 yazılım şirketi arasında yer alan şirketin Türkiye ve Yunanistan Genel Müdürü Deniz Kırca toplantıda, biri 30 diğeri de 40 yıldır sektörde var olan iki şirketin bilgi birikimini, yetkinliğini ve zengin çözüm yelpazesini Türk kullanıcısının hizmetine sunmaktan duydukları memnuniyeti aktardı. Kurumsal şirketlere analitik ölçekli yazılım çözümleri sunduklarını belirten Kırca, sözlerine şu şekilde devam etti: “Her bir müşterinin ihtiyacı farklı ve biz bunu bilerek her bir ihtiyaç özelinde en uygun çözüm ve hizmeti sunuyoruz. Yetkin kadromuz ile müşterilerimizin her türlü BT sürecini etkili ve verimli bir şekilde yönetebilmesi için birinci sınıf kalitede hizmet sağlıyoruz.”

“1 YILDA YEPYENİ BİR  ŞİRKET KURDUK”

Bir yılı aşkın sürede yepyeni bir şirket kurduklarını, gerek insan kaynağı gerekse iş hacmi olarak hedefledikleri büyümeyi gerçekleştirdiklerini dile getiren Kırca, iki şirketin birleşmesinin sağladığı tüm pozitif katkıları Türkiye’ye taşımaya odaklandıklarını belirtti. “Şirketlerimizin 7/24 yaşayan BT sistemlerinin arkasında Micro Focus olarak var olmamız ve bunun önemli bir parçası haline gelmemiz bize yeni projeler için büyük bir güç ve ilham veriyor” diyen Kırca, 2019 yılının yapay zeka, hibrit bulut ve ileri analitik yılı olacağını da sözlerine ekledi. “Dijitalleşmenin yükseldiği bir çağda yaşıyoruz ve yeni gelen nüfus bu duruma adapte olarak yetişiyor. Bu alanda bir adım daha önde olmak için artık yeterli değil, bundan daha da önemli olan şey aslında ilk farkındalığı sağlayan ve pazara liderlik edebilecek bir konumda yer alabilmek. Bizler de Micro Focus olarak hep bir adım daha önde olmaya ve kaliteli hizmet sağlamaya devam ediyoruz” diyen Kırca, dijitalleşme ve bu alandaki yetkinliklerine bir kez daha dikkat çekti. 

MIcro Focus, global Müşteri Deneyimi Direktörü  Peter SIanchuk “Müşterilerin sesi olduğuma inanıyorum”

Toplantının konuk konuşmacısı Micro Focus, Global Müşteri Deneyimi Direktörü Peter Sianchuk idi. Barcelona’da yaşayan Sianchuk, 25 yıldır Micro Focus’ta, dünya genelinde tüm Micro Focus ekipleri ve müşterileri ile birlikte çalışıyor. Yönetim anlayışının müşteri odaklı olduğunu söyleyen Peter Sianchuk, kendisini şöyle tanımladı: “Müşterilerin hizmeti satın almaları ve kullanmaya başladıktan sonra nasıl bir sonuca ulaştıklarıyla ilgileniyorum. 25 yıldır bu anlayışımı hiç değiştirmedim. Şu anda bulunduğum görevde tüm dünyanın müşteri destek hizmetlerinden sorumluyum. Biz Micro Focus olarak sıradan değil, özel bir hizmet sunuyoruz. Burada olmak çok güzel bir duygu. Zamanımın yüzde 60 ila 70’ini toplantılarda müşteri ziyareti yaparak geçiriyorum. Görüşmelerimi yüz yüze yapmayı tercih ediyorum çünkü bu şekilde onların bakış açılarını daha iyi anlayabiliyorum. Müşterilerin sesi olduğuma inanıyorum.”

“ASIL GÜCÜN YOLU İLETİŞİMDEN GEÇİYOR”

Peter Sianchuk, gerçekleştirilen satın alımın üzerinden geçen 1 yıllık süreyi de şu şekilde değerlendirdi: “Çok enteresan bir yıl olduğunu söyleyebilirim. Biri 30, diğeri 40 yıllık bir geçmişe sahip bu iki firmanın birleşmesi çok önemliydi. İki şirketin arasındaki altyapıyı bir arada tutmak için zorlu bir süreçten geçtik. Elimizdeki en büyük kozumuz BT sistemlerinin çok iyi koordine olması ve entegre edebilmemiz oldu. İşin sonunda kombine ettiğimiz iki organizasyonun faydalarını görmeye başladık. Çok daha güçlü bir yapıya sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Aradan geçen 12 ayda ben bazı şeylere çok iyimser yaklaştım. Sürekli gezdim ve müşterilerimizi ziyaret ettim. Tamamen müşterilere odaklandım çünkü bu süreçle ilgili öğrenmek istedikleri konular vardı, böyle bir birleşme sonrasında neler olacağını merak ediyorlardı. Buradaki asıl gücün iletişimden geldiğini düşünüyorum. Onlarla her zaman planlarımızı ve stratejilerimizi paylaştım. Şirketlerde satın almalar ve birleşmelerin her zaman olabileceği cümlesi kulağa her zaman çok kolay geliyor ama arka planda aslında işler o şekilde gerçekleşmiyor. Mutlaka bir zorluk yaşıyorsunuz. Bizim kendi teknolojilerimizi kullanıyor olmamız bu süreçte müşterilerde olumlu bir etki yarattı. 1 yılın sonunda motive olmuş insanları görmek oldukça mutluluk verici. Bundan sonraki süreç için de oldukça heyecanlıyım.”

“KENDİMLE GURUR DUYUYORUM”

Satın alımın gerçekleşmesinde kendisini gururlandıracak birtakım şeylerin olduğunu söyleyen 

bu müşterilerden çok güzel geri dönüşler alıyorum. Örneğin birkaç hafta önce New York’taydım. Birkaç müşteriyi ziyaret etmek için gitmiştim. Bu satın alma süreci ile ilgili müşterilerin de elbette ki öğrenmek istedikleri vardı. Nasıl bir sürecin olacağı, portföyün nasıl şekilleneceği gibi konuları merak ediyorlardı. Fakat şimdiki ziyaretimde Micro Focus'un bu süreci layığı ile tamamladığını söylediler ve içleri oldukça rahattı. Yatırımlara devam ettiler ve kendilerini geliştirmeyi sürdürdüler. Ziyaret ettiğim firmaların arasında birkaç telko da vardı. Tamamen birleşmiş bir marka gördüklerinin önemle altını çizdiler. Bu süreçte kendi beklentileri yönünde bir ilerleme kaydettiğimizi belirttiler. Biz müşterilerin beklentilerini çok iyi biliyoruz ve onların istekleri doğrultusunda ilerliyoruz.”

“KRİTİK İŞLERİN ARKASINDA AKILLI VE KESİNTİSİZ BT HİZMETİ SUNUYORUZ”

Toplantıda daha sonra Micro Focus Türkiye & Yunanistan Kıdemli Satış Müdürü Bora İncir söz aldı. Son 15-20 yıllık sürede teknolojinin inanılmaz değişim hızı, teknoloji liderlerinin (CIO) de hızlı dönüşümüne yol açtı. Şirketlerin BT bölümlerini yöneten CIO’ların 2000’li yılların başında nispeten daha bağımsız bir yönetim ortamına sahip olduğunu, ancak 2008 ve sonrasındaki küresel krizin doğurduğu ekonomik darboğazdan etkilenerek işlerinin zorlaştığını kaydeden Bora İncir, sonrasında da dijital dönüşüm ile birlikte CIO’ların yepyeni bir ivme kazandıklarına işaret etti. “CIO’lar 2000’lerde şirket gelirlerinin yüzde 4’üne sahipti ve bu bütçeleri kendileri kontrol ediyorlardı. Sistemler çok karmaşık ve kapalıydı; ayrıca iş birimlerinden hızlı proje yetiştirme baskısı da yoktu. 2008 küresel krizinde şirketler BT bütçelerini düşürdü. Yanı sıra bulut, siber güvenlik, mobil çalışma vb. yeni teknolojiler hayatımıza girmeye başladı. Düşen bütçeler, yeni teknolojilere yatırım yapma zorunluluğu, iş birimlerinin proje talepleri karşısında CIO’lar şirketin destek birimleri haline geldiler. Dijital dönüşüm bu noktada CIO’ların rollerinin yeniden belirlenmesine ve daha kritik seviyede, üst düzeyde konumlanmasına neden oldu” diyen Bora İncir’e göre, bugün CIO’lar sadece iş birimlerine destek olan yapıda değil kendisi de işe katkıda bulunan, iş geliştiren, inovasyon yapan düzeye geldi. Bugün CIO’ların elinde 7/24 kesintisiz çalıştırılması gereken; bir tarafta ana bilgisayarlar, sunucular, network yapısı, bir tarafta Windows uygulamaları, bir diğer tarafta açık kaynak, bir başka yerde bulut, mobil, IoT, büyük veri, güvenlik gibi çeşitli yapılardan oluşan, yönetimi zor, hibrit bir sistem bulunuyor. Sürekli yeni teknolojilerin sahne aldığı bu karmaşık rekabet ortamında Micro Focus’un da devreye girerek CIO’ların ve BT birimlerinin hayatını kolaylaştırmak hedefinde olduğunun önemini vurgulayan İncir, sundukları çözümleri şöyle aktarıyor: "Kurumsal DevOps, Hibrit BT Yönetimi, Güvenlik & Risk Yönetimi ve Öngörüsel Analitik (predictive analytics) olmak üzere çözümlerimizi 4 gruba ayırdık.

AKILLI BT OPERASYONLARI YAYGINLAŞIYOR

Karmaşık süreçlerin yönetilmesi ve inovatif işler oraya çıkarılması noktasında Micro Focus dünya markalarıyla çok yakın çalışıyor. Örneğin öncü otomotiv markalarından birinin bir arabasında yaklaşık 100 milyon satır kod bulunuyor ve tüm bu kodlar Micro Focus’un test otomasyon araçlarıyla kontrol ediliyor. Bir diğer ilginç örnek, Rabobank. Micro Focus BT operasyon yönetim araçlarını kullanarak işleriyle ilgili yazılımlar geliştiriyorlar ve kendisine benzer şirketlere göre 200 kat daha hızlı pazara ürün sunabiliyorlar. Ya da bir felaket anında banka, 168 kat daha hızlı şekilde eski haline gelebiliyor. 

BT operasyonlarının kullanıldığı ilgi çekici bir örnek de öncü telekom operatörlerinden biri. Şirket Avrupa genelinde aylık 4.8 milyon çağrı alıyordu ve bu sayı yönetilmesi zor bir ortam oluşturuyordu. Micro Focus çözümlerinin kullanımıyla birlikte bu sayı 280 bine düştü. Bu da şirkete yüzde 300 gelir sağladı. Önümüzdeki dönemde yapay zeka ve makine öğrenmesi kullanımının da artmasıyla birlikte BT operasyonlarının daha da akıllı hale gelmesi söz konusu. AIOps uygulamalarının şu an şirketlerdeki kullanım oranı yüzde 5 civarında. 2022 yılına kadar bu oranın yüzde 50’nin üzerine çıkacağı tahmin ediliyor. Micro Focus da bu noktada geleceği şimdiden kucaklayarak şirketlerin teknoloji yetkinliklerini artırmaya devam ediyor. 

2019 TEKNOLOJİ GÜNDEMİ: HER YERDE, HER NOKTADA OTOMASYON

Hızlı, çevik ve rekabetçi iş ortamında maliyetleri düşürmek ve maksimum teknoloji projesine imza atmak isteyen şirketler için önümüzdeki dönemde yapay zeka, makine öğrenmesi, ileri analitik gibi konulara yatırım kaçınılmaz görünüyor. Böylece şirketler üretimden dağıtıma ve tedarike, ürün geliştirmeden satış ve pazarlamaya kadar her alanda tam otomasyona adım atmış olacak.  

Micro Focus Türkiye’nin düzenlediği toplantıda farklı sektörlerden CIO’ların katılımıyla 2018 yılı değerlendirilerek 2019 yılının yeni teknoloji uygulamalarının neler olacağı ve bunların iş modellerine nasıl yansıyacağı konuşuldu. Enerjiden, bilişime, üretimden lojistiğe kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin CIO’ları gündemi değerlendirdi:

EWE Sistem ve Altyapılar Müdürü Şadi Aydın “Mobil iş gücü yönetimi ve otomasyona odaklandık”

“EWE Turkey Holding, 2007 yılından bu yana ağırlıklı olarak enerji alanında faaliyet gösteren bir şirketler grubu. Bursagaz, Kayserigaz, EWE Enerji, Enervis ve Millenicom olmak üzere beş iştirak şirketimizle birlikte müşterilerimize doğal gaz dağıtım, enerji ticareti ve satışı, enerji hizmetleri ve telekomünikasyon iş kollarında katma değeri güçlü hizmetler sunuyoruz. EWE Turkey Holding’de iki yıl önce tüm BT operasyonları tek bir çatı altında toplandı. BT yönetiminde kendimize Planla&Geliştir&Uygula (Plan&Build&Run) metodunu esas aldık. Planlamayı şirketlerimizdeki iş birimleriyle; geliştirmeyi ise çoğunlukla bir başka iştirak şirketimizle dış kaynak kullanarak yapıyoruz. 
2018 yılında EWE olarak yatırımlarımıza devam ettik. BT’nin belli başlı hizmetlerini müşterilerimize kesintisiz sunmayı hedefliyoruz ve bunu da müşterinin mahkum olduğu hizmetler değil de seçerek aldığı hizmetlere dönüştürebilmek için uğraş veriyoruz. Bunu sağlamanın yolu, bir yandan sistemleri kesintisiz işletmeye devam ederken diğer yandan yenilikçi uygulamalarla müşterilere hız, çeviklik ve maliyet avantajı kazandırmaktan geçiyor. Biz de bu süreçte mümkün olduğu kadar hızlı hizmet verebileceğimiz sistemleri devreye almaya önem veriyoruz. 

Elbette işin temelinde sağlam ve güvenilir (robust, reliable) sistemleriniz olmalı. Ancak müşteriye dokunan taraflarda mutlaka yeni teknolojilere ve uygulamalara yatırım yapıp müşteriler adına rekabet avantajı oluşturmak gerekiyor. 

Tüm bunları yapabilmemiz için en önemli parametremiz ise veri. Kayseri ve Bursa’nın altında grid dediğimiz gaz şebekemiz ve borularımız bulunuyor. Şebekeleri SCADA sistemlerimiz ile otomatik izleyip kontrol ediyoruz. Bu esnada şebekemizde bulunan sensörlerin ürettiği büyük bir veri trafiği oluşuyor. Bu veriyi işleyerek üst yönetime ve iş birimlerine anlık sonuçlar ulaştırabiliyoruz. 2018’de veriyi görselleştirme ve özet bir şekilde üst yönetime ya da ilgili yöneticilere sunma üzerine (dashboard’lar) odaklandık. Bir diğer önem verdiğimiz proje de mobil uygulamalar. 2018 yılında başladığımız bu projeye bu yıl da devam edeceğiz. Sahada, en basitinin sayaç okuma olduğu 20’yi aşkın sürecimiz var. Bunların arasında, herhangi bir soruna 15 dakika gibi bir sürede müdahale edilmesi yasa ile zorunlu olan karmaşık süreçlerimiz de mevcut.
Adına mobil iş gücü yönetimi dediğimiz bu sistemin verimli çalışabilmesi için haritalama kritik önem taşıyor. Sahadaki 20’den fazla sürecimizi coğrafi bilgi sisteminden besleyerek tabletlere taşıyoruz. Bu projede yapmak istediğimiz, sahada gezen personelin veriyi en iyi verimli şekilde kullanmasını sağlayarak herhangi bir süreçten beslenen bütün verileri, önüne bir iş emri gibi otomatik olarak çıkartabilmek. Böylelikle operasyonel mükemmellik hedefimize bir adım daha yaklaşmış olmayı hedefliyoruz.”

SabancıDx Veri Merkezi Direktörü Bektaş Özkan “Önümüzdeki 3 yılda rutin ve operasyonel işlerimizi robotlara devredeceğiz!”

“40 yılı aşkın bir süredir Bimsa ismiyle bilişim sektöründe birçok yenilikçi hizmet ve çözümler sunduk. 11 Aralık 2018 tarihi itibari ile SabancıDx adını alan ve Sabancı Topluluğu’nun benimsediği ‘Yeni Neslin Sabancı’sı yaklaşımında önemli bir rol üstlenecek olan şirketimiz Türkiye’de dijitalleşmenin geleceğini yazarak dünyaya açılma vizyonu ile yola çıktı. SabancıDx olarak bugüne kadar yaptığımız işleri daha iyi yapmaya devam ederken yeni teknolojileri de kullanarak katma değeri yüksek çözüm ve ürünler oluşturma hedefindeyiz. Oluşturacağımız bu çözüm ve ürünleri hem Türkiye hem de dünyadaki şirketlere sunmayı istiyoruz. Gelecek 3 yıl içinde ağırlıklı olarak analitik, yapay zeka, makine öğrenmesi ve nesnelerin interneti teknolojilerine odaklı çalışmalar yürüteceğiz. 

SabancıDx olarak Micro Focus ürünlerini stratejik dış kaynak kullanım hizmetlerinin uçtan uca yönetilmesi için kullanıyoruz. Hizmet portföyümüzde bulunan büyük kurumsal şirketlere sunduğumuz sistemlerin izlenmesinden, son kullanıcı desteğine, tüm çağrıların açılmasından kapanmasına kadar geçen servis yaşam döngüsü her müşteri ihtiyacına özel olarak uyarlanmış yazılım altyapısında çalışıyor. Müşterilerimizin talepleri genellikle çok acildir ve kusursuz süreç gerektirir. Gelen talepleri takip etmemiz ve hızlı, kaliteli yanıt vermemiz; uygulamaya alıp sonrasında da bunları anlık ve düzenli raporlamamız son derece önemlidir. Bu noktada bu takibi ve raporlamaya baz teşkil eden veriler yıl boyunca her ay Micro Focus ürünleri tarafından sağlanıyor. Müşteri ihtiyaç ve beklentileri sürekli artarken insan kaynağını da optimum düzeyde tutma zorunluluğumuz çerçevesinde kullandığımız araçların yeteneklerini çok iyi ortaya çıkarmamız gerekiyor. Bu kapsamda bizim önceliğimiz otomasyon, elle yaptığımız her işi otomasyona taşımak istiyoruz. Hem Micro Focus otomasyon çözümlerini hem de SabancıDx‘in çözüm ortağı olduğu ve veri merkezimizde çalışan 10 adet Blueprism robotu kullanıyoruz. 3 yıl içerisinde ekip olarak yürüttüğümüz tüm operasyonel işleri tamamen otomasyona almayı hedefliyoruz. Amacımız, operasyonel işleri robotlara devrederek insan kaynağımızın yetkinliklerini geliştirip daha katma değerli işlere odaklanmak.”

Ziraat Teknoloji Grup Yöneticisi Gökhan Özdemir “Buluta ve sürekli entegrasyona yatırım yapmaya devam edeceğiz”

“Ziraat Teknoloji olarak Ziraat Finans Grubu’nun teknoloji hizmetlerini sağlıyoruz. Yaklaşık 3 yıldır Ziraat Bankası’nda hem altyapı hem yazılım tarafında tamamen dijitale odaklı bir dönüşüm var. Tier 3 sertifikalı bir veri merkezi kurarak 2018 yılı başında buradan hizmet vermeye başladık. Uygulama geliştirme tarafında da 10 yılı aşkın süredir kullandığımız bankacılık uygulamamızı yeniledik. Bizi gelecek 10 yıla taşıyacak teknolojik özelliklere sahip yeni bankacılık uygulamamızı devreye aldık. Bu noktada iki hedefimiz vardı. Biri bulut hizmetlerine hazır bir yapı oluşturmak (cloud ready) diğeri de sürekli entegrasyon (continuous integration) felsefesini uygulayabilmek.

‘Cloud ready’ tasarım aşamasında çalıştığımız bir iş. Tasarımı yapıyorsunuz ondan sonra ‘cloud ready’ uygulamalar yazmaya başlıyorsunuz. ‘Continuous integration’ tarafında sürekli bir çaba;  implementasyonda süreklilik ve aslında bir kültür dönüşümüne ihtiyaç var. Çünkü geleneksel yazılım geliştirmeyi bırakıp yerine gördüğünüz herşeyi otomatikleştirmek ve otomatik testler yaptırmak söz konusu. Bugün bu kültür dönüşümünü yapabildiğimizi görüyoruz; yeni bankacılık uygulamamız tam ‘continuous integration’ yapıda çalışıyor. Otomatik testler, entegrasyon testleri vs hepsi yapılıyor. Bankacılık hizmetlerinin bir an bile kesintiye tahammülü yok. O nedenle bu dönüşüm stresliydi, deyim yerindeyse araba giderken arabanın motorunu değiştirmek gibiydi diyebiliriz. Şu ana kadar baktığımızda da çağrı sayılarında yüzde 60’a yakın azalma oldu.
Ziraat Bankası’nın işlem sayısı rakiplerine göre çok daha fazla. ‘Continuous integration’ o anlamda bize çok yararlı oldu. Aylar süren entegrasyon testleri artık saatler mertebesine inmiş durumda. Bu noktada yapılması gereken en önemli iş geri bildirim döngüsünü (feedback loop) ayarlamak. Yani yazılımcı bir yazılım geliştirdiğinde ürünleştirirken ya da dağıtırken ona hata olup olmadığına ilişkin dakika hatta saniyeler bazında bildirim vermeniz gerekiyor. Dolayısıyla ‘continuous integration’ bizde biten bir süreç değil sürekli geliştirilen ve iyileştirilen bir yapı.

Ziraat Finans Grubu’nun tüm iştiraklerinin BT sorumluluğu Ziraat Teknoloji’de ve yurt dışında da 18 ülkede banka ve şubelerimiz bulunuyor. 2019 yılındaki hedefimiz, bunları da ‘cloud ready’ ve ‘continuous integration’ felsefesi yapısına geçirmek.”
 
Kredi Kayıt Bürosu – KKB BT Altyapı ve  Operasyon Müdürü  Kerim Özgür Yalçın “Finans sektörünün ihtiyaçlarını yeni teknoloji hizmetleriyle karşılıyoruz”

“Kredi Kayıt Bürosu olarak 9 bankanın ortaklığıyla kurulan bir şirketiz. Müşterilerimiz olan 200’e yakın üyemize hem yatırım hem işletim maliyetlerini düşürmeye yönelik ürünler sunmayı hedefliyoruz. Tüm banka ve finans kuruluşlarına sunduğumuz 70’e yakın ürünümüz bulunuyor. KKB olarak amacımız finans sektörü gibi ekonominin lokomotifi niteliğindeki büyük sektörlere hizmet vermek ve teknolojik gelişimi desteklerken, sektörün işletim ve sürdürülebilir hizmetlerinin maliyetlerini düşürmek üzere merkezi, paylaşılabilir altyapı ve uygulamaları kurgulamak. 

Bu doğrultuda, 2 yıldır hizmet veren KKB Anadolu Veri Merkezimizi LEED Platinum ve Tier 4 standartlarında kurduk. KKB Anadolu Veri Merkezi; altyapı maliyetlerinin paylaşıldığı, operasyonel uygulamaların merkezileştirildiği ve milli bulut altyapısı sunan bir veri merkezi olarak tasarlandı. Paylaşımlı bir platform olması nedeniyle geniş veri depolama alanlarına hızlı ve güvenli erişim sağlama imkanı sunarak, operasyonel maliyetlere de pozitif etki ediyor ve tek merkezden yönetim kolaylığı sağlıyor. 
Günümüzde hibrit bulut modeline yöneliş var. Biz de regülasyonların izin verdiği oranda dünyada bulutun sağladığı yararları ülkemiz için sağlamak istiyoruz. Yakın zamanda veri merkezimize bir bulut altyapısı kurup SaaS, PaaS, IaaS vb. hizmetleri vermeyi planlıyoruz. Burada aynı zamanda yapay zeka, blok zinciri vs. gibi finans sektörüne değer katacak altyapı ve uygulamaları geliştirip sunmayı hedefliyoruz. 

İş sürekliliği ve verinin güvenliği bizim için oldukça hassas bir konu. 4 yıl önce kurduğumuz olağanüstü durum merkezinden hizmet veriyoruz ve önümüzdeki dönemde aktif-aktif mimari ile çalışabilecek uygulamalar geliştirerek mümkün mertebe ürünlerimizi çoklu veri merkezi yapısıyla (multi datacenter) sunmayı hedefliyoruz. Çoklu veri merkezi kullanım modelinde uygulamalarımızı dağıtık yapıda çalıştırabilir hale gelmiş olsak da henüz veriyi aynı mantıkta dağıtamıyoruz. Çoklu Veri Merkezi kurguları yaygınlaşana kadar olağanüstü durum ortamlarından hizmet vermek durumunda olacağız. Bu nedenle herhangi bir sorun durumunda ana veri merkezinden olağanüstü durum veri merkezine geçişi en hızlı şekilde yapmak mecburiyetinde kalacağız. Hızlı geçiş için gerekli otomasyon çalışmalarımızı tamamlayıp bu şekilde çalışabilir duruma geldik. Bundan sonraki dönemde otomasyon tarafında da süreçlerimizi iyileştirmeye devam edeceğiz.”

Eczacıbaşı Holding Altyapı ve Teknoloji Hizmetleri Direktörü Gürkan Papila: Dönüşüm Yolculuğu

"Eczacıbaşı Topluluğu olarak dijital dönüşüme 2017 yılında ‘Şu anda neredeyiz, nereye gitmemiz gerek, nasıl gideceğiz?’ sorularına yanıt arayarak başladık. Bu arayış bizi iş stratejilerimizle uyumlu dijital stratejimizi belirlemek için yola çıkardı. 2018 yılında iyi bir yol haritası hazırlayarak harekete geçtik. Eczacıbaşı Topluluğu bünyesinde yapı ürünleri, tüketim ürünleri, doğal kaynaklar, sağlık, kaynak malzemeleri ve elektronik kart üretimine kadar uzanan 40’tan fazla şirket var. Dijital dönüşümle ilgili gördüğümüz en önemli konu, her sektörün ihtiyacının birbirinden çok farklı olduğu yönünde. O nedenle bir tane dijital dönüşüm haritası yapmak yerine her şirketin dönüşüm dinamiklerini belirlemek yoluna gidildi. 

Önce İnsan

En önemli kaynağımız olan çalışanlarımıza yatırım yapmak gerektiğinden yola çıkarak dönüşüme uygun yeni roller, yeni uzmanlık alanları oluşturduk ve oluşturmaya devam ediyoruz. Örneğin veri analitiği gibi kritik bir konu için iş birimleriyle beraber çalışan veri yetkilisi, analisti ve mühendisi gibi uzmanlık alanlarını oluşturmaya başladık. Yanı sıra şirketler içerisinde çalışan kişilerin de çevik hareket edebilmeleriyle ilgili 'Agile' eğitimler alınmasını organize ettik. Dönüşüm projelerimizde öncelik sıralarına 'İş Sağlığı ve Güvenliği' konularını da alarak hareket ediyoruz.

Veri ile şekillenen yeni dünya 

Doğru veriyi üretmek, bunu doğru şekilde işlemek ve iş sonuçlarına etkili bir şekilde kullanmak çok değerli. Verinin öncelikli kullanım alanlarını şöyle sıralayabilirim;
•Müşterimizi daha iyi tanımak ve anlamak
•Üretim optimizasyonu 
•Tedarik zinciri optimizasyonu
Halihazırda en çok veri toplanan ilk alanlardan bir tanesi olan bilgi teknolojilerinde de özellikle siber güvenlik ve operasyonel kararlarda verinin kullanımı çok büyük bir katma değer yaratıyor.

Robotik otomasyon

Üretim tesislerimizde robotlar halihazırda kullanılıyor. Depolama, lojistik ve paketleme gibi süreçleri insansız forkliftler veya robotik otomasyonlar ile gerçekleştirdiğimiz tesislerimiz mevcut. Bu tip otomasyonları sadece topluluk içerisindeki şirketlere değil aynı zamanda topluluk dışı otomotiv sektörü gibi farklı alanlarda uçtan uca robotik otomasyon hizmetleri veren Askaynak gibi şirketlerimiz var.

Micro Focus ile iş birliği…

Micro Focus ile birlikte çalıştığımız öne çıkan iki alanımız mevcut; servis yönetimi ve siber güvenlik. Yardım masamız 'Atlas' ile dünyadaki tüm çalışanlarımızdan gelen çağrılara hizmet verilirken, değişiklik yönetimi gibi süreçlerimizi de aynı ürün ailesi içerisinde yaşatıyoruz. Siber güvenlikle ilgili loglama ve bundan anlamlı veri üretilmesi, doğru yerde doğru müdahalenin yapılabilmesi için Micro Focus çözümlerini kullanıyoruz."

Eczacıbaşı Bilişim Altyapı ve Teknoloji Hizmetleri Müdürü Murat Gölcü “Otomasyon ve yeni teknoloji yetkinliklerimizi artıracağız”

“Eczacıbaşı Bilişim olarak, Eczacıbaşı Topluluğu’nun farklı sektörlerde bulunan tüm şirketlerine teknoloji hizmetleri sağlıyoruz. Aynı zamanda topluluk dışındaki şirketlere de hizmet veriyoruz. Müşteri yelpazemiz genelde, üretim alanında hizmet veren şirketler. Üretim sektöründeki teknoloji gelişimi finans ve telekom kadar hızlı değil ancak bir ihtiyaç. Üretim deyince örneğin sadece robotların çalıştığı iş alanları var ve bu noktada insanların hatalarına izin vermeyen entegrasyonlar söz konusu. Bu noktalarda da kesintisiz teknoloji hizmet ihtiyacına hızlı yanıt vermek durumundayız. Eczacıbaşı Topluluğu’nun altında faaliyet gösteren bir şirket olarak yapay zeka, büyük veri, makine öğrenmesi gibi yeni teknoloji alanlarındaki yetkinliklerimizi geliştirmeye çok ciddi odaklanmış durumdayız. Bir yandan da operasyondan sorumlu olduğumuz için kesintisiz ve sürdürülebilir hizmet vermek durumundayız. Bunun için de otomasyonu kullanma kararı aldık. Micro Focus ürünleriyle otomasyonu sağlayalım ve kendi operasyonumuz için zaman kazanalım; bu sırada da yetkinlik geliştirelim gibi uzun vadeli strateji uyguluyoruz. Hatta halen yapageldiğimiz iş alanlarından bir tanesini 2019 yılı Haziran ayının sonuna kadar tam otomasyona geçirme üzerinde çalışıyoruz.  

Yapay zeka, büyük veri, makine öğrenmesi alanları önceden uğraştığımız teknolojilere, işlere göre çok ciddi bilgi birikimi gerektiren alanlar. Bir bulut ortamını hayata geçirmek için bulut ortamı sağlayan bir yazılımı alıp veri merkezinize yerleştirip oradan bulut hizmeti vermeye başlayabilirsiniz. Ama şirketlerin yapay zeka dönüşümünü gerçekleştirecek bir teknoloji kurup onun üzerinde bu dönüşümü yapmak pek mümkün değil. Bizim uğraştığımız teknoloji tarafı da dahil olmak üzere çok ciddi bir teknoloji bilgi birikimine ihtiyaç var.
2019 yılında ekonominin seyri de bizi etkileyen bir başka unsur olacak. İşin içinde verimlilik olduğu için biz her koşulda otomasyona ve yeni teknoloji yetkinliklerimizi artırmaya devam edeceğiz.”