PİYASALAR

'Yeni’ sağlık sektörünün geleceği inşa ediliyor

Platin

İçinden geçtiğimiz zaman dilimi, küresel ekonomi tarihinde eşi görülmemiş bir iz bırakıyor. Ancak, salgının yarattığı dönüşümden en çok etkilenen alan, sağlık hizmetleri ekosistemi oluyor. Sektörün geleceğine dair farklı bakış açıları ve trendler tartışılırken; covıd-19, sistemin DNA’sını yeniden şekillendiriyor. İşte, dijitalleşmenin ekseninde dönüşen sağlık sektörü için 2020 ve gelecek trendleri

Modern tıbbın temel yapısı ortaya çıktığında bile, 1913 yılında ortalama yaşam süresi sadece 34 yaştı. O dönemde yaşayan bir hasta, sağlık hizmetlerinin teknoloji sayesinde geçirdiği sıçramalara ve sınırları nasıl aştığına kesinlikle hayran kalacaktır. Geçtiğimiz birkaç ay içinde hastanelerin günler içinde inşa edildiğine ve açıldığına; aşılar için yıllar, hatta on yıllar yerine aylar içinde test denemelerinin yapıldığına tanık olduk. Dünya sağlık sistemi belki uzun bir süredir bugünkü kadar sınanmamıştı. İnsan tarihinin geleceğe yolcuğunda son teknoloji ile donatılan endüstri, zorlu ama bir o kadar da eşi görülmemiş bir değişimin eşiğinde.

SAĞLIK HİZMETLERİNİ YENİDEN TANIMLAYACAK

Artan ve yaşlanan global nüfus, artan kronik hastalık prevalansı ve yükselen işgücü maliyeti ile uzun süredir teste tabi olan sektör, dünya sağlık sistemin sorgulanmasına neden olan Covid-19 salgını ile yeniden yazılıyor. Tarih boyunca pandemilerin bunu yapma alışkanlığı vardır. Birkaç yıl önce SARS, özellikle Asya’da olmak üzere maskelerin daha yaygın bir şekilde benimsenmesine neden oldu. Ancak bu, dünya çapında 50 milyondan fazla insanı öldüren 1918 grip salgınına kıyasla küçük bir etki yarattı. İspanyol Gribi; virüsün hastalığın yayılmasındaki rolü, aşı geliştirme, halk sağlığı ve hastane tasarımındaki ilerlemeyi sağladı. Önceki çağı belirleyen olaylar gibi, Covid-19 pandemisinin sosyal, ekonomik ve politik sonuçları da bildiğimiz şekliyle sağlık hizmetlerini yeniden tanımlayacak. Pandemi, sistemlerimizdeki boşlukları ortaya çıkardı. Önleyici sağlık hizmetlerinin önemini gösterdi. Uzaktan sağlık hizmetlerinin uzak bölgelere taşınmasına yardımcı olmak için doğduğundan beri, sağlığın sanallaştırılması 50 yılı aşkın süredir bizimle birlikte. Pratik olarak bir gecede, tele-tıp ve tele-sağlık hizmetleri; hekimler ve hastalar için iletişim ortamı olmaya başladı. Yapay zeka, nesnelerin interneti ve mobil sağlık; hızla genişleyen sağlık teknolojisi sektörüne katkıda bulunuyor ve her birinin 2025 yılına kadar hızlı bir büyümesi bekleniyor. Global ilaç sektörü, satışlarının ortalama yüzde 15’ini Ar-Ge çalışmalarına ayırıyor.

GİYİLEBİLİR TIBBİ CİHAZLAR; 2026 SONUNA KADAR KÜRESEL ÖLÇEKTE 29 MİLYAR DOLARI GEÇECEK

KPMG’nin yayınladığı Covid-19 Gündemi Raporu’nun verilerine göre; sağlık teknolojilerinin geleceğinde giyilebilir teknolojiler, yapay zeka, sensör teknolojileri, büyük veri analizi, robotik cerrahi, bulut sistemleri ve nesnelerin interneti olacak. 3 boyutlu yazıcılar, implant üretiminde daha yoğun kullanılacak. Teknoloji aynı zamanda, kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının ve hasta merkezli sağlık sistemlerinin kurulmasına yardımcı olacak. Tele-sağlık altyapısının, giyilebilir tıbbi cihazlarla güçlendirilmesi mümkün. Giyilebilir tıbbi cihazlar, Covid-19 öncesinden bu yana sağlık sektöründeki trendler arasında... Hatta söz konusu pazarın, 2026 yılının sonuna kadar küresel ölçekte 29 milyar doları geçeceği tahmin ediliyor. 

SANAL BAKIM İÇİN POTANSİYEL PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YAKLAŞIK 250 MİLYAR DOLARA ULAŞABİLİR

McKinsey’in yayınladığı, ‘Sağlık Hizmetlerinde Büyük İvme: Dikkate Alınması Gereken 6 Trend’ raporuna göre sağlık sistemleri, birinci basamak sağlık hizmetleri ve davranışsal sağlık uygulamaları, tele sağlık ziyaretlerinde 50 ila175 kattan fazla artış bildiriyor. Bunun yanı sıra sanal bakım için potansiyel pazar büyüklüğü yaklaşık 250 milyar dolara ulaşabilir. Dijital olarak etkinleştirilen sanal bakımın yaygınlaşması, kişiselleştirilmiş ve sezgisel sağlık hizmeti ekosistemlerinin yükselişine daha da katkıda bulunabilir. McKinsey and Company, Covid-19’un sağlık sektörü kazançlarını, temel beklentilere kıyasla 35 milyar ila 75 milyar dolar arasında azaltabileceğini tahmin ederken; sanal bakım, evde sağlık ve yazılım gibi alanların büyümeye devam edeceğini öngörüyor. Bu yüksek büyüme alanlarının önümüzdeki 5 yıl içinde yüzde 10’dan fazla artması beklenirken, diğer segmentlerin durgunlaşabileceği belirtiliyor. 

SANAL İŞ GÜCÜ GENİŞLİYOR

PwC’nin yayınladığı ‘Yeni Sağlık Ekonomisinin Hızlanması’ raporu verileri ise şu bulgulara dikkat çekiyor: Tele-sağlık patlaması devam ediyor; evde teşhis ve giyilebilir ürünler yayılıyor; yaşam bilimleri Ar-Ge ve klinik denemeleri uzaktan yapılıyor ve sanal iş gücü genişliyor. En üst düzeyde, bu yeni yapıların, tüketici talebi ve arz tarafındaki değişimlerden etkilenmesi bekleniyor. 2019'daki 7.7 milyarlık küresel nüfusun, 2030 yılına kadar 8.5 milyara ulaşması beklenirken, sağlık ihtiyaçlarını karşılamak kolay olmayacak. Deloitte’un yayınladığı ‘2020 Küresel Sağlık Hizmetleri Görünümü’ raporunda öne çıkan verilere göre; 2018’teki genel yaşam beklentisinin 73.7 yıldan 2023’e kadar 74.7 yıla çıkacağı düşünülüyor. 65 yaşın üzerindeki insan sayısı 686 milyondan fazla duruma gelecek. Bu da toplam nüfusun yüzde 11,8’i denk düşecek. Küresel geriatrik bakım pazarına (evde sağlık, uzaktan hasta izleme vb.) yapılan harcamalar, 2023 yılına kadar muhtemelen 1.4 trilyon doları aşacak. 

COVID-19, GELECEK İÇİN YENİ BİR STRATEJİK KİMLİK OLUŞTURMA ŞANSI VERECEK

Bir yandan yaşlanan ve artan nüfus ile başa çıkmak zorunda olan küresel sağlık endüstrisi diğer yandan salgın ile mücadele ederken; Covid-19’un belirlediği trendlerin ana unsuru teknoloji olacak. Sağlık hizmetleri hastane dışına taşınacak. Çevik operasyon modellerine geçiş yaşanacak. Sağlık sistemleri; mental, toplumsal ve davranışsal konuları da içine alacak şekilde bütüncül bir yapı kazanacak ve böylece sürdürülebilir bir model benimsenecek. Dijital sağlık pazarı giderek büyüyecek. Covid-19, sağlık hizmetleri ekosistemine, gelecek için yeni bir stratejik kimlik oluşturma şansı verecek. Yeni sistemin mimarları: Otomasyon, dijitalleşme ve insan gücü olacak.

“SANAL SAĞLIK HİZMETLERİNİN 250 MİLYAR DOLAR DEĞERİNDE BİR POTANSİYEL TAŞIDIĞI TESPİT EDİLDİ”

McKinsey & Company Türkiye Ülke Direktörü Can Kendi “Teknoloji, inovasyon ve dijitalleşme; sağlık endüstrisinde güçlü bir büyüme potansiyeli taşıyor. Araştırmalarımıza göre kişiye özel hizmetlerin, bu teknolojilerle geliştirilmesi sayesinde 2025 yılına dek yılda 350-410 milyar dolar hacminde bir değer yaratılabilir. Covid-19 salgını da bu teknolojilerin kullanımını hızlandırdı. Örneğin, değişen alışkanlıklar ve öncelikler doğrultusunda uzaktan hizmet sunulan tele-sağlık endüstrisinde 50-175 kat artış raporlandı. Sanal sağlık hizmetlerinin de 250 milyar dolar değerinde bir potansiyel taşıdığı tespit edildi.  Öte yandan; sağlık endüstrisi, teknoloji ile dönüşüm yaşarken, hastalara entegre bir hizmet sunabilmek için farklı iş ortaklıkları ve satın almalar gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda son 5 yılda 80 milyar dolar yatırım yapılan sektörde yeni ekosistemlerin kurulacağını öngörüyoruz. Böylece sağlık kurumları bu ağdan yararlanarak sezgisel, yenilikçi hizmetler sunabilecek. Kurumların bir yandan teknoloji ile köklü bir dönüşüm için gerekli yatırımları yapması bir yandan da bilançolarını güçlendirecek mali yapılar inşa etmeleri gerekli. Bunun için sağlık sistemlerinde üretkenlik ve verimlilik artırılmalı. Teknolojinin desteğiyle gerçekleştirilebilecek bu dönüşümün 2028 yılına dek endüstriye 280-550 milyar dolar kazandırabileceğini öngörüyoruz.” dedi