PİYASALAR

Yeni dönemin verimlilik kodları

Değişim kapıda... Koronavirüs pandemisi, halihazırda dijital bir dünya yolunda ilerlerken hem bu dönüşüme hazırlıklı olanları hem de hazırlıksız yakalananları yeni bir yarışın içine soktu. Yeni normal’ sürecinde verimlilik kavramının tanımı da bileşenleri de değişiyor. Yarışın kazananı olabilmek ise hem üretim hem de insan odaklı verimlilik kriterlerini doğru ölçümleyebilmekten geçiyor

Bahar Selin Akgün / [email protected]

Üretim, verimlilik, tedarik zinciri ve İK stratejilerini dijital süreçlerle kurgulamak ve kontrol etmek; Koronavirüs sonrası gündeme gelen ‘yeni normal’ kavramının 4 temel bileşeni… Her süreci dijital bir kimlik ve DNA ile yönetmeye çalışırken, verimlilik proseslerinin nasıl ölçümleneceğini de hesaba katmalıyız. Bu planlamayı yaparken üretim ve hizmet süreçlerindeki verimliliğin yanı sıra ‘insan’ odaklı verimlilik kriterlerinin de gözden geçirilmesi son derece önemli. 

YENİ NORMAL KAPSAMINDA VERİMLİLİK NASIL İNŞA EDİLECEK?

‘Yeni normal’ sürecine adapte olmaya çalıştığımız şu günlerde; üretim sürecinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle ülkelerin, kurumların, ekonomilerin, STK’ların ve bireylerin radarındaki en kritik kavramlardan biri olan verimliliği mercek altına aldık. McKinsey & Company’nin ‘Beyond Coronavirus: The Path To The Next Normal’ (Koronavirüs Sonrası Dönem: Yeni Normal Düzene Geçiş) analizi nasıl daha verimli bir süreç inşa edilebileceğine dair önemli ipuçları sunuyor. Bu kapsamda verimlilik odaklı projeleriyle öne çıkan Vodafone Türkiye, Lila Group ve Hayat Kimya’nın üst düzey yöneticilerine yeni dönem yol haritalarını da sorduk.

Kevin Sneader ve Shubham Singhal'ın birlikte kaleme aldıkları ‘Koronavirüs sonrası dönem: Yeni normal düzene geçiş’ analizi, geleneksel ölçüm birimlerini ve varsayımları tamamen geçersiz kılan bu krizi nasıl aşabileceğimize yönelik farklı veriler sunuyor. İkiliye göre bugün yaşanan kriz ortamından; ‘Yeni Normal’e geçiş sürecinde verimliliği odağına alarak ilerlemek isteyen kurum ve markaların 5 aşamaya yatırım yapmaları gerekiyor: sorunu çöz, değişime ayak uydur, normale dön, yeniden hayal et ve reform yarat...

1-SORUNU ÇÖZ

Global olarak her ülkenin Koronavirüs kriziyle mücadele ettiği bir dönemden geçiyoruz. Halk sağlığı için geniş çaplı çalışmalar yürütülüyor. Sağlık sistemleri adeta bir savaş veriyor. Yatak kapasiteleri, malzeme hacimleri ve eğitimli çalışan sayısı artırılmaya çalışılıyor. İşlerin devamlılığı, çalışan sağlığı ve güvenliği için çalışmalar yoğun bir şekilde sürüyor. Evden çalışma sistemine geçiş de bu sürecin önemli bir parçası. Farklı sektörlerde hizmet veren kurumlar üretim süreçlerini yavaşlatan ya da sekteye uğratan süreçleri çözümlemeye uğraşırken ihtiyaç duyulan kritik ürünlere yönelik talepleri de karşılamaya çalışıyor. 

Harekete geçememe ve paralize olma durumu söz konusu

Eğitim kurumları, okullar kapatıldığı ve fiziksel ders sınıfları işlevini yitirdiği için online eğitime geçti. Bu harekete geçememe ve paralize olma durumu, farklı bir ifadeyle sokağa çıkma yasağı, izolasyon, karantina ya da fabrikaların kapanması gibi negatif etkenler, ister istemez tüm süreçleri ve alınması gereken kararları geciktiriyor. Artık tüm iş süreçlerinde doğru seçimlerin yapılması gerekiyor. Bunun en önemli kuralı da karşılaşılan sorunları en işlevsel biçimde çözebilmek...

2-DEĞİŞİME AYAK UYDUR

Pandemi hem ekonomik hem de finansal sistemlerde hızla ilerleyen bir metastaza dönüşmüş durumda. Halk sağlığını korumak için alınan önlemler, ekonomik hareketliliği azaltırken, vatandaşların ve kurumların mali refahını riske edebiliyor. Hızla artan likidite ve borç ödeme gücündeki zorluklar, hükümetlerin ve merkez bankalarının finansal sistemlerin işlerliğini sağlama çabalarına rağmen pek çok endüstriyi derinden sarsıyor. Bu sürecin GSYİH ve istihdam üzerindeki etkilerinin tamamen belirsiz olması, iş dünyasındaki güveni iyice zayıflatıyor. Böylece bir sağlık krizi, mali bir krize dönüşüyor. 

Toplumsal uyum ve bütünlük sağlanmalı

Avrupa ve Amerika’da, çeyrek dönemde ekonomik hareketliliğin azalması ile1929’daki Büyük Buhran’da yaşanan gelir kaybından çok daha büyük bir gelir kaybı yaşanması bekleniyor. Zorluklarla başa çıkabilmek için değişime ayak uydurabilmek şart. Likidite ve borç ödeme gücü gibi kısa vadeli konularda nakit yönetimi büyük bir önem taşıyor. Hükümetler, iş dünyası ve STK’lar, toplumsal uyum ve bütünlüğün sağlanması adına önemli kararlar alacak.

3-NORMALE DÖN

Durdurulan işlerin yeniden başlatılması ve operasyonel sağlığın kazanılması, şu an Çin’de kurumların deneyimlediği üzere, oldukça zorlu bir süreç. Koronavirüs, pek çok coğrafyada küresel tedarik zincirlerinde yıkıcı etkiler yaratıyor. Bu da farklı endüstrilerde faaliyet gösteren kurumların, tedarik zincirlerini yeniden aktive etmeleri gerekeceği anlamına geliyor. Şirketler, tüm iş süreçlerini yeniden değerlendirmeli. İşe yeniden başlama süreci belirli bir hız ve ölçekte gerçekleştirilmeli. Aksiyon planları daha efektif bir üretim süreci için kurgulanmalı. Virüse karşı aşı ya da önleyici tedavinin olmaması durumunda Covid-19’un yeniden yaygınlaşma ihtimali ise ciddi bir tehlike arz ediyor. Hükümetler böyle bir durumda, yeni bir ikilemle karşı karşıya kalacak. Hem bireylerin yaşamlarını riske etmemek hem de ekonomik bir gerileme yaratmamak oldukça zorlu bir süreci beraberinde getirecek.

4-YENİDEN HAYAL ET

Pandeminin ardından yaşanan psikolojik şok dalgası, bireylerin çalışan ve tüketici olarak beklentilerini de değiştirdi. Bu dönüşümün; teknolojiyi kullanma şeklimize, iş yapış biçimlerimize, özel ve iş hayatlarımıza nasıl yansıyacağını da hep beraber gözlemleyeceğiz. Öngörüleri en doğru şekilde değerlendiren ve gerekli dersleri alan kurumlar, değişen tüketici trendlerine çok daha çabuk yanıt verebilecek. Böylece hızlı bir büyüme ve gelişme fırsatı da yakalayacaklar. Bugün online dünyada temassız ticaretin tüketici davranışlarını tamamen değiştirecek şekilde geliştirilebileceği ortada... 

Fırsatlar iyi değerlendirilmeli

Verimlilik arayışı değişime ayak uydurmayı zorunlu kılıyor. Kriz sadece kırılganlıkları değil, şirketlerin performanslarını artırmalarını sağlayacak fırsatları da beraberinde getirecek. Büyük çaplı iş durdurma çalışmaları; nelerin ihtiyaç, nelerin ‘olsa iyi olur’ olduğunu ortaya çıkaracak. Bu da liderlerin sabit ve değişken giderleri yeniden değerlendirmesine neden olacak. Küresel üretimin durdurulması deneyimi, verimliliğin kaybedilmeden operasyonların ne kadar esnetilmesi gerektiğine dair kararlar hakkında öğretici bir döneme işaret ediyor. İş gücünün çalışamadığı bu dönemde, üretkenliği tetikleyecek teknoloji adaptasyon çalışmaları hızlandırılacak. 

5-REFORM YARAT

Yaşanan bu şok, Koronavirüs’ün yerel bir sorun yerine küresel bir krize dönüşmesine neden olan etkenlerin kısıtlanması ya da ortadan kaldırılmasına yönelik bir eğilim yaratabilir. Çoğu ülkede sağlık sistemleri 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana çok az değişti. Ancak bundan sonra hızla artan vakaların karşılanması gibi zorluklar için yüz yüze ve sanal hasta bakımının başarıyla yönetilmesine odaklanılmalı. Halk sağlığı yaklaşımlarında, birbiriyle bağlantılı ve oldukça mobil bir dünyada yanıt verilmesi gereken hız ve küresel iş birliği yeniden değerlendirilmeli. 

Kritik sağlık altyapıları, temel sağlık ürünlerindeki stratejik stok yönetimi ve kritik medikal ekipmanların üretimi konularında politikalar geliştirilmeli. 

Yeni bir anlayış inşa edilecek

Eğitim kurumları sınıf içi ve uzaktan eğitim modellerini geliştirerek sistemlerini modernize etmeli. Salgın sonrası dönem ise evden çalışma gibi pek çok alanda sosyal inovasyon ve deneylerden öğrenme fırsatları yaratacak. Bu sayede hangi yeniliklerin ekonomik ve sosyal refaha katkı sağlayacağı, hangilerinin ise toplumun gelişimini engelleyeceğine dair bir anlayış geliştirilecek.

VERİMLİLİK, 3 KAPSAMDA DEĞERLENDİRİLİYOR

Hayat Kimya Operasyonlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı İbrahim Güler, "İçinde bulunduğumuz durumu doğru okuyarak, hızlı adaptasyon sağlayabildik. Verimlilik operasyonlarımızda da bu dönemi en az hasarla atlatabilecek stratejilere yatırım yapıyoruz. Bu kapsamda 3 önemli başlık çerçevesinde ilerliyoruz" dedi.

01I Üretim operasyonlarında kullanılan otomasyon sistemleri

Endüstri 4.0’a yaptığımız bu yatırımlar sayesinde, sektörümüzde uçtan uca üretim yapabiliyoruz. Örneğin, bir temizlik kağıdı ürünümüz, aynı kampüste hammadde girdisi olarak girip, bitmiş ve ambalajlanmış ürün olarak çıkıp otomatik depoda sevk edilmeye hazır hale geliyor. 

02I Bilişim sistemleri altyapısına yapılan yatırımlar

Çalışanlarımızın uzaktan ortak sistemlere erişimini, hız kesmeden sağlayacak bilişim altyapı sistemlerinden üretimde tedarik edilen girdilerden bitmiş ürüne kadar tüm süreci en ince detayıyla takip etmemizi sağlayan son teknoloji sistemleri devreye alıyoruz. 

03I Çalışana verilen değer

Home office çalışan arkadaşlarımız olduğu gibi, fabrika operasyonlarımızda görev yapan arkadaşlarımız da var. Alınan yüksek önemler çerçevesinde dönüşümlü bir çalışma sistemi kurguladık.”

TARIMDA ÜST SEVİYE VERİMLİLİK HEDEFLENİYOR

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin “Toplum olarak birlikte hareket etmemiz, her zamankinden daha fazla dayanışma içinde olmamız gereken bir dönemdeyiz. Vodafone olarak önceliğimiz; insanların sağlığı, iletişimin kesintisiz şekilde devamı ve iş sürekliliğinin sağlanması. Tarım sektörü herzaman olduğu gibi bu süreçte de en önemli sektörlerimizden biri… Tarımsal IoT çözümlerinin verimli kullanılması halinde üretimde ve kalitede en az %25 artış olabileceği gibi, girdi maliyetlerinde de %50‘ye kadar tasarruf sağlanabiliyor. Yani hem çiftçi hem Türkiye kazanıyor. Vodafone’un IoT teknolojisiyle sunduğumuz Dijital Tarım İstasyonu, verimlilik ve tasarruf aksiyonlarıyla istikrarlı ve sürdürülebilir tarımı destekleyen yenilikçi bir ürün. Toprağın nemini ve kalitesini, ayrıca hava durumunu anlık takip ediyor.  Haşere, doğal afet gibi konularda erken uyarı veriyor. Dijital Tarım İstasyonu, çiftçileri ilaçlama zamanları konusunda da uyardığı için gerekli olmayan zamanlarda ilaçlama yapılmıyor. Böylece kimyasal kullanımı azalıyor, daha sağlıklı ürünler yetiştiriliyor. Dijital tarım çözümü yalnızca gerekli zamanlarda sulama uyarısı yaptığı için su ve elektriğin boşa harcanmasının da önüne geçiliyor.” dedi.

AÇIK VE ŞEFFAF İLETİŞİM STRATEJİSİYLE GELEN BAŞARI

Lila Grup CEO'su Alp Öğücü “Salgın döneminde tüketicilerin alışverişleri daha çok hijyen ürünleri, temizlik malzemeleri, kuru gıda ve kişisel bakım ürünlerine yoğunlaşıyor. Dünyada 5 kıtada 80’nin üzerinde ülkeye hijyen sağlayan temel ihtiyaç maddesi üreten bir şirket olarak pek çok iş alanının aksine üzerimize daha çok görev düşüyor. Lila Group olarak mart ayı başında devreye aldığımız yeni tesisimizin de katkısıyla Türkiye’nin hijyenik temizlik kağıdı ihtiyacının 1/3’ünü tek başımıza karşılayabiliriz. Üretimden, ortak alan kullanımlarına ve lojistiğe kadar tüm safhalar için ayrı ayrı, en üst seviyede önlemler aldık. Önlemlerimizi artırmaya da devam ediyoruz. Genel merkezimizdeki çalışma arkadaşlarımız ile satış ekiplerimizi evden çalışma sistemine geçirdik. Evden çalışma sürecinde çalışanlarımızın zorlanmaması ve sürece kolay uyum sağlayabilmeleri için de düzenli içerik paylaşımları yapıyoruz. Tüm çalışanlarımızla açık ve şeffaf bir şekilde iletişimimizi sürdürüyor ve bu durumun kurumsal verimliliğimizi artırdığına inanıyoruz.” diyor

POST-PANDEMİ STRATEJİLERİ 

Dijitalleşme ve Endüstri 4.0 Derneği Başkanı Ali Rıza Ersoy’a Koronavirüs sonrası dönemde kurumların üretimsel, operasyonel ve kurumsal verimliliklerini artırabilmek adına hangi stratejilere odaklanmaları gerektiğini sorduk ve şu yanıtı aldık:  “2000 yılında, yani 20 yıl önce Siemens Türkiye’de, ilk ‘sanal ofis’ uygulamasını başlattığımızda, Koronavirüs’ün ne olduğunu bilmiyorduk. Ama dünyanın nereye doğru gittiğini hissedebiliyorduk. Ofise gel-git ile harcayacağımız zamanı müşterilerimizin yanında geçirmeliydik. Endüstri 4.0 tsunamisini, farklı bir ifadeyle endüstrilerin dijitalleşmesini ülkemizde, nerede ise dünya ile eşzamanlı, konuşmaya ve uygulamaya başladık. Ancak içinde bulunduğumuz zorlu ekonomik durum, dijitalleşme yatırımlarını engelliyordu. McKinsey Türkiye, dijitalleşmenin ülkemizdeki yetenek dönüşümüne olası etkilerini araştırırken; otomasyon, yapay zeka ve dijital teknolojiler ile ortaya çıkan verimlilik artışının, yetenek değişimine olan gerekliliğine işaret ediyordu. 2020 yılında bir salgın gerçekleşti: Covid-19 Pandemisi. Deloitte Türkiye, pandeminin ülkemizdeki, değişik sektörlerdeki etkilerini incelemeye aldı. Araştırmanın sonuçlarına göre ‘pozitif etkileşim değişimi’ ve ‘yüksek toparlanma hızı’, uzaktan eğitim, uzaktan çalışma, e-ticaret, internet TV ve sosyal medyada karşımıza çıkacak. Eğer yönetim kurullarımızda bugüne kadar konuşmadıysak, yeni konularımız belli: Sürdürülebilirlik adına üretimde ve her operasyonda ‘dijitalleşerek’, esnek ve çevik bir yapıya evrilmek...”