Platin
PİYASALAR

Yeni bir dünya yaratma çabasındayız

Platin

Uluslararası Kalkınma Ve Çevre Derneği (Idea Universal) Yönetim Kurulu Başkanı Hayri Dağlı, gelecek ile ilgili öngörülerini Platin'e açıkladı

Covid-19 sonrasında dünyanın nasıl bir yere dönüşeceğine dair pek çok tahmin var. Bazılarımız; salgın sonrası dünyanın, siyasi ve ekonomik düzende derin sarsıntılar geçirecek kasvetli bir yer olacağını düşünüyor. Bazılarımız ise insanlığın bu krizi; yaşama, tüketme ve toplumlarımızı yönetme alışkanlıklarımız gibi ‘eski normalden’ çıkarılan derslerle, daha iyi bir dünya inşa etmek için bir fırsat olarak kullanabileceğine yönelik güçlü bir inanç ve umut besliyor. Nelson Mandela’nın ünlü sözünü hatırlarsınız. “Ben hiç kaybetmem. Ya kazanırım ya da öğrenirim.” Kanaatimce, dünyanın da durumu bundan farklı değil. İkinci Dünya Savaşı yanlıştı, yaşadık ve ders çıkarmaya çalıştık. Birleşmiş Milletler gibi küresel kurumlar kurduk. Küreselleşmeyi savunduk. Daha iyi dünya dedik, temiz su-yeterli gıda dedik, adil gelir dağılımı-hak hukuk dedik. Önemli kazanımlar da elde ettik. Birçok salgın hastalığı tarihe gömdük. Elbette ki çok büyük hatalar da yaptık. Çünkü hâlâ kirli su ve açlık, dünyadaki tüm savaşlardan daha fazla can almaya devam ediyor. Mars’a gitmeyi tartışırken her 8 saniyede, 1 çocuğu aşırı yoksulluktan dolayı kaybediyoruz. İklim krizi her geçen gün büyüyor. Savaşları durduramıyoruz. Savaşta tüm varlıklarını kaybederek göç etmek zorunda kalan bireylere, insanca bir gelecek sunamıyoruz.

EVRENSEL KURUMLARI NASIL DAHA İYİ BİR NOKTAYA GETİREBİLİRİZ?

Bugün insanlık olarak geldiğimiz kavşakta yine yeni bir dünya yaratma çabasındayız. Yeni dünyayı kurma süreci, birçok küresel organizasyonun varlık nedenini sorguladığımız bir iklimi beraberinde getirdi. Bunların başında Dünya Sağlık Örgütü, G20, BM ve Avrupa Birliği geliyor. Bu yıl 75’inci yılını kutlayan Birleşmiş Milletler, zaman zaman yetersiz kalsa da insanlık tarihi boyunca önemli başarılara imza attı. Yeni dünya savaşlarının çıkmasını engelledi. Salgın hastalıkların kontrolünde önemli rol oynadı. Bu noktada tartışmanın ekseninde, kurumlarımızı nasıl daha iyi noktaya getirebiliriz sorusu olmalı. Bugün yüksek koordinasyon kabiliyetine sahip, bağımsız, verimli, şeffaf ve hesap verebilir kuruluşlara ihtiyacımız var. Çünkü yaşadığımız süreç bize; bırakın yoksul ülkeleri, dünyanın en zengin ülkelerinin dahi pandemi ile mücadeleyi tek başına yapamayacağını gösterdi.

KAPSAMLI BİR REFORM SÜRECİNE GİRİLMELİ

Covid-19 ve son yıllarda baş döndürücü bir hızla değişen dünyamız bize gösterdi ki başta Birleşmiş Milletler organları olmak üzere küresel barışa ve sürdürülebilir kalkınmaya büyük katkılarda bulunan tüm uluslar üstü kuruluşlar kapsamlı bir reform sürecine girmeli. Hesap verebilirlik ve şeffaflık konularında hızlı bir şekilde sistematik değişimler yapılmalı. Özellikle aşırı yoksulluk, açlık ve susuzluk alanında tek seferlik yardımlar yerine inovasyona, sürdürülebilirliğe ve doğa dostu çözümlere yatırım yapılmalı. Savaşlar ve çatışmaları ortaya çıkaran nedenlerin köklerine inerek barışı, diyaloğu ve kültürlerarası iletişimi güçlendirecek destek sistemleri hayata geçirilmeli. Salgınlar ve antibiyotik direncine karşı daha hazırlıklı olunmalı ve acil eylem planları zamanında devreye sokulmalı. İklim krizinin yönetilmesinde daha etkin ve koordineli adımlar atılmalı. Biyoçeşitliliğin korunması noktasında radikal eylemler hayata geçirilmeli. Değişimi ilk önce bizim istememiz gerekiyor. Karar alma süreçlerine olumlu etki yapacak savunuculuk faaliyetleri yürütmemiz şart. Daha güzel bir dünya için daha fazla gönüllü olmalı, daha fazla paylaşmalıyız.