PİYASALAR

"Toplumların davranış şekli, virüslerin yayılmasında belirleyicidir"

Platin

Dünya sağlık sektörü ve ülkelerin sağlık sistemleri, olası salgınlara karşı hazırlıklı olmanın önemini Covid-19 ile bir kez daha görmüş oldu. Virüsün yayılmasını engellemenin en önemli adımı ise toplumları bu konuda en doğru şekilde yönlendirebilmek

Dalida Özatay Erus / dalida.ozatay@platinonline.com

Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği’nin (KLİMUD) Yönetim Kurulu Başkanı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Tıbbi Viroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. M. Selda Erensoy ile Covid-19’un ardından virüslerin bireyleri etkileme seyri, bölgesel farklılıklar ve alınması gereken önlemler hakkında konuştuk. 

• Dünyayı sarsan Koronavirüs, ilk kez 1960’lı yıllarda hayatımıza girdi. Virüslerin ortaya çıkışı ve bireyleri etkileme seyri konusundaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Koronavirüs, birçok hayvanda ve insanda enfeksiyon yapan zarflı, genomları RNA olan virüslerdir. Doğadaki ana konakları ise yarasalar. Yarasalar, virüsü taşır ama hasta olmazlar. Bireylerde kış ve ilkbahar aylarında soğuk algınlığı veya nezle olarak bilinen üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan dört Koronavirüs tipi, 1960’lı yıllardan beri biliniyor. Hayvanlar arasında dolaşan ‘Koronavirüs’ler, genetik ve buna bağlı olarak antijenik değişim gösterebilir ve insanlarda enfeksiyon oluşturma özelliği kazanabilir. Meydana gelen bu değişimler, virüse insandan insana bulaşma yeteneği kazandırırsa, bulaş hızına ve oluşan virüsün hastalık yapma özelliklerine bağlı olarak salgınlar görülebilir.  Virüs enfeksiyonları, enfekte ettikleri canlının bağışıklık sistemi ile virüs arasında bir savaş olarak öne çıkıyor. Virüsler çoğalmak için canlı hücrelere yani konaklara gereksinim duyar. Virüs hücrelere ne kadar rahat tutunabilir, içine girerek enfeksiyonu başlatabilirse ve tutunabildiği hücreler ne kadar çoksa, o kadar kolay yayılabilir. İnsandan insana bulaşma yeteneğini artıran virüsler, solunum damlacıkları gibi kolay bulaşma fırsatını buldukça yayılır. Bulaşma yolları kesilerek, hızı düşürüldüğünde dolaşan virüs azalır. Burada toplumun davranış şekli de belirleyicidir. 

• Küresel anlamda yayılan SARS, MERS gibi salgınların ardından son olarak yeni tip Koronavirüs yani Covid-19 pandemisi ile karşı karşıyayız. Bu salgınlar zaman içinde nasıl evrildi?

Ağır akut solunum yolu hastalığı SARS’a neden olan bir salgın, 2002 sonunda Çin’de başladı ve 30 ülkeye yayıldı. 8 binin üzerinde kişi enfekte oldu ve hastaların yüzde 10’u kaybedildi. SARS etkeni olan Koronavirüs’ün maskeli misk kedisinde mutasyon (değişim) geçirdiği ve ilk olguların hayvan-insan teması ile bulaştığı, ardından virüsün insandan insana bulaşarak yayıldığı gösterildi. SARS Koronavirüsü, 2003 ortalarında kayboldu. Daha sonra 2012 yılı ortalarında Suudi Arabistan’da ara konağı tek hörgüçlü develer olan yeni bir Koronavirüs enfeksiyonu ‘Middle East Respiratory Syndrome’ (MERS) tanımlandı. MERS Koronavirüsü de insandan insana bulaşma özelliği kazandı. 27 ülkeye yayıldı, yaklaşık iki bin 500 kişi enfekte oldu. İnsanlarda ağır solunum yolu enfeksiyonu ve sıklıkla pnömoniye (zatürre) neden oldu. Vakaların da yaklaşık yüzde 34'ü ölümle sonuçlandı. MERS Koronavirüs enfeksiyonu azalmakla birlikte, halen Cidde ve çevresinde görülüyor. SARS Koronavirüsü’ne genetik olarak çok yakın yeni tip bir Koronavirüs (SARS-CoV-2) salgını ile 2019’un sonunda karşılaştık. 2020’de dünyayı ciddi bir şekilde etkileyen Covid-19 pandemisinin içinde yaşamaya başladık. SARS olgularında, ağır hastalık ve ölüm oranı daha fazlaydı. Covid-19’da ise olgu sayısı çok daha fazla olduğu için toplam ağır hasta ve ölüm sayısı daha yüksek seyrediyor. SARS-CoV-2, enfekte kişide klinik bulgular olmadan veya hafifken burunda ve ağızda bol miktarda taşınması ve saçılması nedeniyle fark etmeden bulaştırıcı olabiliyor. 

“NÜFUS DAĞILIMLARI DA BÖLGESEL FARKLILIKLARA NEDEN OLUYOR” 

• Virüslerin; insandan insana, coğrafyadan coğrafyaya gösterdiği değişimi nasıl tanımlıyorsunuz? 

Virüs enfeksiyonlarının seyri, virüslerin aktivitelerini sürdürebilmek için uygun fırsatları bulması ile ilişkili. Örneğin, sigara içenlerde reseptörlerin sentezi daha fazla ise enfeksiyon da daha çok olur. Bu enfeksiyonda oksijenlenme bozulduğu için solunum ve kalp damar hastalarında hastalık daha ağır seyrediyor. Bağışıklık sistemini zayıflatan durumlar da virüsle mücadeleyi zayıflatıyor. Bu hastalıkta immün yanıt; enflamasyon (yangı) ve ileri dönemlerde ortaya çıkan sitokin fırtınası, hastalık mekanizmasında önemli rol oynadığı için konağa ait faktörler hastalığın seyrini etkiliyor. Çocuklarda hastalığın hafif geçirilmesinin, bu reaksiyonların daha hafif olmasına bağlı olduğu düşünülüyor. Toplumların nüfus dağılımları da bölgesel farklılıklara neden oluyor. Toplumun davranış özellikleri, bulaşmaya karşı önlemlerin alınma oranını ve etkinliğini yansıtıyor. 

“TOPLUMSAL AŞI PROGRAMLARINDAN TAVİZ VERİLMEMELİ”

• Virüslerin oluşumunu veya yayılmasını engelleyecek önlemler alınabilir mi? 

Enfeksiyonlarla mücadelede bulaşma yollarının bilinmesi, korunma önlemlerinin açıklanması ve önlemlere uyulması son derece önemli. Aşılama sayesinde virüsler de dahil olmak üzere birçok enfeksiyonun önüne geçildi. Aşılama ile çiçek hastalığı gibi yine çok ciddi pandemilere neden olan korkunç bir hastalık yok edildi. Toplumsal aşı programlarının taviz verilmeden uygulanması gerekiyor. Yeni virüs aşıları geliştiriliyor. Bu tip pandemilerde en çok da buna ihtiyaç duyuluyor.

• Bu salgından sonra dünya sağlık sektörü ve ülkeler, sizce nasıl bir aksiyon alacak? Bireysel yaşamda neler değişecek?

Covid-19 pandemisi olağanüstü bir durum yarattı ve insanlığa çok şey fark ettirdi. Dünya sağlık sektörünün ve ülkelerin sağlık sistemlerinin koruyucu sağlık hizmetlerini öncelemeleri, salgınlara hazırlıklı olmaları, aşı, ilaç, laboratuvar tanı ve hastalık mekanizmalarını inceleyen temel bilim araştırmalarına yatırım yapmaları gerektiğini gördük. Bireysel olarak ise başkalarını düşünerek yaşam tarzımızı düzenlediğimizde kendimizi ve yakınlarımızı koruyabileceğimizi fark ettik.